14.3.17

cennet

charles bukowski

insanlar önemsiz. bir sineğe bile işemem onlar için.

geri zekalılar cennetinde yaşıyoruz; bu şekilde yaşayıp birbirlerine bu şekilde davranmalarının nedeni bu. onların bileceği iş, beni ilgilendirmez. ama ne var ki onlarla yaşamak zorundayım.


ilginç insanların sayısı neden bu kadar az? milyonlarca insanın içinde neden sadece birkaç kişi? bu kasvet verici ve cansız türle yaşamaktan başka çare yok mu? tek bildikleri şiddet sanki. uzmanlık alanları. şiddet söz konusu olduğunda çiçek gibi açıyorlar. olasılıklarımızı kokutan bok çiçekleri gibi. sorun onlarla etkileşim içinde olmanın kaçınılmazlığında. evime elektrik istiyorsam, bilgisayarım bozulmuşsa, arabama yeni lastik lazımsa, diş çektirmem ya da ameliyat olmam gerekiyorsa onlara muhtacım. beni dehşete düşürseler de anlık ihtiyaçlarım için muhtacım götlere. dehşete düşürmek de hafif kalır bu arada.

ama önemli konulardaki başarısızlıkları ile bilincimi ağırlaştırıyorlar. örneğin her gün hipodroma giderken müzik arayışı, iyi müzik arayışı ile tuşa basıp duruyorum. bütün frekanslarda kötü, tekdüze, ruhsuz, ezgisiz, huzursuz bir müzik çalıyor. üstelik bu bestelerin bazıları milyonlarca satıyor ve bestecileri kendilerini gerçek sanatçı addediyorlar. genç beyinlere akan iğrenç bir salya bu müzik. tapıyorlar bu müziğe. tanrım. onlara bok ver, yalayıp yutarlar. ayırt edemiyorlar mı? duyamıyorlar mı? sulandırılmışlığı, bayağılığı hissedemiyorlar mı?

koca bir alandan mahrum edilmişiz, aldatılmışız. hayatları boyunca iyi müzik dinlememiş ne kadar çok insan var bir düşünün. yüzlerinin çürümesine, düşünmeden öldürmelerine, yüreksizliklerine şaşmamak gerek.

iyi de, elden ne gelir? hiç.