saint-john perse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saint-john perse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.05.2021

türkü

saint-john perse

tunç yapraklar altında bir ay doğuyordu. bir adam ellerimize acı yemişler koydu. yabancı. geçen. ve işte o bayıldığım gürültüsü öbür illerin.. "esenlerim seni, kızım benim, yılın ağaçlarının en ulusu altında."

aslan burcuna giriyor çünkü güneş ve yabancı parmağını ölülerin ağzına koydu. yabancı. gülen. ve bize bir ottan söz ediyor. ah! iller ne rüzgarlı! ne ferah yollarımız! ne seviyorum bu borazan sesini ve ne bilge tüy kanadın skandalında! "ruhum, büyük kız, bize benzemeyen tavırlarınız vardı sizin."

tunç yapraklar altında bir ay doğdu. bir adam ellerimize acı yemişler koydu. yabancı. geçen. ve işte tunç ağaçta büyük bir gürültü. kara sakız ve güller, bağışı şarkının. gök gürültüsü ve flavta sesi odalarda. ah ne ferah yollarımız, ah! ne çok şey oluyor bir yılda ve yabancı yeryüzünün bütün yollarında kendi halince!

"esenlerim seni, kızım benim, yılın en güzel giysisi içinde."

11.03.2016

şiir ve bilim

melih cevdet anday

nobel ödülü sahibi fransız ozanı saint-john perse, washington'da bulunduğu sırada, bir gün einstein, princeton'dan telefon etmiş ona, görüşmek istediğini söylemiş ve karşılaştıklarında şunu sormuş:

"bir ozan nasıl çalışır? bir şiirin düşüncesi nasıl gelir ona? bu tasarı nasıl dönüşür şiire?"

saint-john perse "büyük ölçüde sezgi ve bilinç dışı ile" yanıtını verince de çok sevinmiş. "bilim adamı için de tıpkı öyle" demiş, "bir buluşun, bulgunun oluşumu mantıksal da değildir, anlıksal da. bir anlık bir aydınlanma, bir esinlenme, nerdeyse bir esrimedir bu. elbet bunun arkasından us çözümler sezgiyi, deneyleme ise doğrular. başlangıçta imgelem vardır."

7.04.2011

şiirler

saint-john perse

bitkisel coşkular, ey ışıklar, ey kayralar!

çiçek demetleri bahçenin anlıyor, seziyordu aile sinliğini. ve bir kız kardeş ölmüştü çok ufak: silinmiyordu gözlerimden, maun ağacından tabutu, güzel kokan, aynaları arasında üç odanın. neye yarıyordu öldürmek bir çakıl taşıyla sinek kuşunu.

sevinç! ey göğün yüceliklerinden süzülen sevinç! ak pak yelkenler ışıldıyor ve taranıyor çayır otlarıyla toprağın ince yeşillikleriyle süslü görülmez kilise avluları uzun bir gününde çağımızın.

yargıda bulunuyordu kara büyücü: "oyma kayık benzeri dünya, dönen durmadan dönen, bilmiyor gülmek mi yoksa ağlamak mı istediği yelin."

ve gözlerim dengeli bir dünya çizmeyegörsün, tanıyordu kaygan direği, çanaklığı yapraklar altındaki ve ökse otlarıyla serenleri, sarmaşık halatlarını, orda çok uzun çiçekler sona eriyordu papağan ötüşleriyle.

ey yoksulluk! üfle lambanı. kuş çığlık atıyor.