ahmet ada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet ada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.08.2021

şiir

ahmet ada: ben şiirden; dili, dini, ırkı, ulusu, rengi ne olursa olsun insanı, insanın varoluş bilgisini, hayatın kaynağını, hayatın anlamını araştırmasını beklerim. şiir çünkü, imgenin olanaklarıyla insanı araştırmaya, anlamlandırmaya yatkındır. şiir çünkü kendine ait bir dizgedir. şiir çünkü umar, umutsuz kalmışa umut olabilir. hayatın derin anlamını şiir yoluyla keşfetmek, insanlık değerlerine şiirin kanalıyla ulaşmak var olduğumuzu hissetmek demektir.

roman jakobson: bir sözcük, adlandırılan nesnenin salt bir temsili ya da bir coşku patlaması olarak değil de, bir sözcük olarak duyulduğu, sözcüklerle bunların düzenleyimlerinin, anlamlarının, dış ve iç yapılarının, dışarıdan gerçeği göstermek yerine kendi başlarına birer ağırlık ve değer kazandıkları durumlarda vardır şiirsellik.

melih cevdet anday: şiir, bilinmeyen bir dünyanın söylemidir; ozan bu bilinmeyen dünyayı yaratırken sözcüklerin arasında yeni bağıntılar kurar, başka bir deyişle imgeler yaratır; bu imgelerin karşılıkları yoktur. şiirin bir nesnesi yoktur; ama içeriği vardır; bu içerik, şiir yazıldıktan sonra ortaya çıkar, o da belki ve onu çoğun, okur yakıştırır, bulur.

hasan bülent kahraman: şiir, doğanın ya da bir başka nesnel gerçekliğin temsili değildir. şiir kendi içinde bir gerçekliktir. şiir bir öykü anlatabilir. şiir bir imlemede bulunabilir. bir düşüncenin uzantısı olabilir. fakat bunların hiçbirisi şiirin bir bağımlılık ya da karşılıklılık kısıtlaması içinde bulunduğunu göstermez. şiir bir kurguya dönüştürülerek, bir dil sorunsalı diye görülerek yepyeni bir aşamaya taşınmıştır.

2.08.2020

evlilik

hans habe: evlilik, acının yumuşak örgüsüdür.

elia kazan: bir kişinin bir başka kişiden ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlaması, elde etmesi olanaksızdır. kimsede apaçık kabul etmeye yürek bulunmayan şey budur.

thomas hardy: insanlar, doğal güçlere karşı koyamayacaklarını bile bile, birçoğu da bir aylık mutluluğu bir ömür boyu rahatsız olmak pahasına elde ettiklerini belki bildikleri halde, gene de evleniyorlar.

ahmet ada: cemal süreya, evliliğin aşkı yok ettiği kanısındaydı: "aşk, meşru bir şey olamaz. o da şiir gibi, meşrulaşınca ölür. aşk da şiir de uzlaşıcı olunca ölür."

mo yan: nezaket olmadan da karı koca olunmaz, düşman olunmadan da. iyi günde, kötü günde. horoza varırsan horozun, köpeğe varırsan köpeğin peşinden gidersin.

louis aragon: her insanda, kendi çehresinden bile daha derin, daha kalıcı bir iş, yani küçücük alışkanlıklar, "mani" dediğimiz küçüklükler yaşar. aslında evlilik dediğimiz şey, bu küçüklüklere, bu alışkanlıklara duyulan nefretin izdüşümüdür; bozulmadan sürüp giden sevgiler de, aynı alışkanlıklara bakarken gösterdiğimiz anlayış ve yumuşaklığın eseridir.

christine arnothy: evlilik, ancak her şey karşılıklı ve açıkça söylendiği zaman iyi işleyen bir kurumdur. evlilikte aşk, hiçbir zaman temel bir mesele olmamıştır.

neval el-saadavi: cennette nikahlı eşler için yer yoktur. aksi takdirde dünyadaki yaşantımız ile cennetteki arasında ne fark olurdu?

saul bellow: sen kendine benzeyen bir kadın arayıp duruyorsun. öyle bir canlı yok. ama kızlar sana "arayışın sona erdi. işte buradayım. o benim." diyeceklerdir. sonra sıra sözleşmeyi imzalamaya gelir. kimse sözünü tutmaz elbette ve cehennem acıları başlar.

4.09.2013

modern şiir üzerine yazılar

ahmet ada

ön yargılı olmadığınız sürece her öznel değerlendirme nesnelliği de içerir.

roman jakobson: bir sözcük, adlandırılan nesnenin salt bir temsili ya da bir coşku patlaması olarak değil de, bir sözcük olarak duyulduğu, sözcüklerle bunların düzenleyimlerinin, anlamlarının, dış ve iç yapılarının, dışarıdan gerçeği göstermek yerine kendi başlarına birer ağırlık ve değer kazandıkları durumlarda vardır şiirsellik.

cemal süreya, evliliğin aşkı yok ettiği kanısındaydı: "aşk, meşru bir şey olamaz. o da şiir gibi, meşrulaşınca ölür. aşk da şiir de uzlaşıcı olunca ölür. genel olarak sanat öyledir."

melih cevdet anday: şiir, bilinmeyen bir dünyanın söylemidir; ozan bu bilinmeyen dünyayı yaratırken sözcüklerin arasında yeni bağıntılar kurar, başka bir deyişle imgeler yaratır; bu imgelerin karşılıkları yoktur. şiirin bir nesnesi yoktur; ama içeriği vardır; bu içerik, şiir yazıldıktan sonra ortaya çıkar, o da belki ve onu çoğun, okur yakıştırır, bulur.

hasan bülent kahraman: şiir, doğanın ya da bir başka nesnel gerçekliğin temsili değildir. şiir kendi içinde bir gerçekliktir. şiir bir öykü anlatabilir. şiir bir imlemede bulunabilir. bir düşüncenin uzantısı olabilir. fakat bunların hiçbirisi şiirin bir bağımlılık ya da karşılıklılık kısıtlaması içinde bulunduğunu göstermez. şiir bir kurguya dönüştürülerek, bir dil sorunsalı diye görülerek yepyeni bir aşamaya taşınmıştır.

ben şiirden; dili, dini, ırkı, ulusu, rengi ne olursa olsun insanı, insanın varoluş bilgisini, hayatın kaynağını, hayatın anlamını araştırmasını beklerim. şiir çünkü, imgenin olanaklarıyla insanı araştırmaya, anlamlandırmaya yatkındır. şiir çünkü kendine ait bir dizgedir. şiir çünkü umar, umutsuz kalmışa umut olabilir. hayatın derin anlamını şiir yoluyla keşfetmek, insanlık değerlerine şiirin kanalıyla ulaşmak var olduğumuzu hissetmek demektir.

insan evren içinde yalnızdır. bazen kalabalıklar içinde de yalnızdır. yabancılaşma olgusu yalnızlığı koyulaştırır. entelektüel birikimi, donanımı olan insan daha da yalnızdır. dünyaya fırlatılmış oluşu, varoluşu sıkıntılıdır. kısaca, bunun doğruluğu yanlışlığı tartışılmaz. biz nesnel gerçeklikleri yaşarız. resmi, şiiri, yontuyu, romanı çoğu sanatçı büyük yalnızlıklar içinde yaratmıştır. kısaca, verimli topraktır büyük yalnızlık.

9.07.2012

yüreği kuşhane

ahmet ada

kuşlarla çevrili bir akşamüstü. kapı önüne gün bakışlı kadınlar oturmuş, konuşuyorlar sessizce. sevda sözcükleri açık bırakılmış pencereden geçiyor. birkaçı göğe asılı çamaşırları topluyor. biri var, bekliyor beni. yağmur yürüyüşlü biri. kapı eşiklerinde yüreği serçe. odası yaz kokuyor. ona bir sepet üzüm götürsem, sevinir mi dersin? bir kuşhaneye döner mi yüreği? dönüp bakıyorum geriye: yüzü bir hüzün güzelliği.