thales etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
thales etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.10.2020

thales

diogenes laertios

bazıları onun evlendiğini ve kybistos adında bir oğlu olduğunu söylerler; bazılarına göre ise, hiç evlenmemiş ve kız kardeşinin oğlunu evlat edinmiştir. neden çocuk sahibi olmadığını soranlara, "çocukları çok sevdiğim için" diye yanıt veriyormuş. annesi onu evlenmeye zorladığında, "daha zamanı değil" demiş. sonra yaşı ilerleyip annesi gene sıkıştırınca, "artık zamanı değil" demiş. 

ona göre her şeyin başlangıcı sudur, evrenin canı vardır ve cinlerle (daimon) doludur. yıl içindeki mevsimleri de o bulmuş ve yılı üç yüz altmış beş güne bölmüştür.

üç nedenden ötürü talihe minnet borçluymuş: "birincisi, hayvan değil insan olduğum için; ikincisi, kadın değil erkek olduğum için; üçüncüsü de barbar değil yunan olduğum için."

"varlıkların en eskisi tanrıdır; çünkü oluşmamıştır.
en güzel şey evrendir; çünkü tanrının eseridir. 
en büyük şey yerdir; çünkü her şeyi içine alır.
en hızlı şey akıldır; çünkü her yerde dolaşır.
en güçlü şey zorunluluktur; çünkü her şeyi alt eder.
en bilge şey zamandır; çünkü her şeyi ortaya çıkarır."

gölgemizin bizimle aynı uzunlukta olduğu zamanı gözleyerek, piramitlerin yüksekliğini gölgelerine bakarak ölçmüştür.

"akıllı düşünceyi gösteren çok konuşmak değildir, bir tek bilgeliği ara, bir tek onuru seç; böylece geveze insanların kesilmek bilmeyen seslerini kısacaksın."

yıldızları incelemek için yaşlı bir kadın tarafından evden çıkarıldığında, bir çukura düşmüş, yaşlı kadın da onun iniltilerine şöyle karşılık vermiş: "sen thales, ayağının altındakini görmezken, gökyüzünü anlayacağını mı sanıyorsun?"

kendisine neyin zor olduğunu sorana "kendini tanımak"; neyin kolay olduğunu sorana: "başkasına akıl vermek"; neyin en tatlı olduğunu sorana: "kavuşmak"; tanrının ne olduğunu sorana: "başı sonu olmayan şey"; gördüğü en acayip şeyin ne olduğunu sorana: "yaşlı bir tiran"; insanın talihsizliğe en kolay nasıl katlanacağını sorana: "düşmanlarını daha kötü durumda gördüğü takdirde"; en iyi ve en doğru nasıl yaşayacağımızı sorana: "başkalarında kınadığımız şeyi kendimiz yapmadığımız takdirde"; "kim mutludur?" - "bedence sağlıklı, ruhça becerikli, yaratılışça eğitimli olan" dedi. 

dostları yakındayken de uzaktayken de unutmamak gerektiğini söyler. "insan göze güzel görünmemeli, davranışlarıyla güzel olmalı."

bilge thales yaşlılığında bir jimnastik yarışması izlerken, sıcağın ve susuzluğun etkisiyle düşüp öldü. mezar taşında şunlar yazılıdır:

"bilgeler bilgesi thales'in mezarı bu. kendisi küçük; ama şanı göklere çıkıyor."

4.08.2019

vivere beate

saint simon: tutku hissedilmeden büyük şeyler yapılamaz.

charles renouvier: içinde aklın buyurduğu bir dünya, haksızlığının onu her taraftan sardığı zincirlerden kurtulmuş olan iyiliğin tek başına hüküm sürdüğü bir dünya olacaktır.

emile durkheim: gerçek çoğu zaman acı vericidir.

pierre janet: bir kitap, hemen hemen her zaman bir dönemin duygularının ve fikirlerinin bilincine varılmasından başka bir şey değildir.

henri delacroix: kalpte zihinden geçmeyen hiçbir şey yoktur.

thales: insanın gölgesinin insana eşit olduğu anda, piramidin gölgesi piramide eşittir.

charles blondel: insan sadece çift yönlü değildir, aynı zamanda üç yönlüdür; sadece fizyolojik ve ruhsal gerçek değildir, aynı zamanda sosyal gerçektir.

levy-bruhl: ilkeller deneye karşı duyarsızdırlar.

sigmund freud: düş, uykuyu rahatsız edebilecek şeye karşı onu koruyan bir gardiyandır. çocuk düşü, arkasında bir özlem, bir üzüntü, tatmin olmamış bir istek bırakan günün bir olayına tepkidir. düş, bu isteğin açık, doğrudan gerçekleşmesidir.

henri bergson: düş, içinde yoğunlaşma çabasının eksik olduğu tam bir zihinsel yaşamdır.

jacques maritain: birçok yönden insanların yapısı köleliktir.

henri frederic amiel: kendinin, bahanelerinin, içgüdülerinin, doğasının kurbanı olunmadığı ölçüde özgür olunur. o halde boyun eğmişiz ama özgürleşebiliriz; bağlıyız ama kendimizi çözebiliriz. ruh kafestedir ama kafesinin çevresinde uçabilir.

spinoza: olumsallık yoktur ve özgürlük yalnızca bir yanılsamadır.

descartes: vivere beate, yüce mutluluk içinde yaşamak, tamamen hoşnut ve tatmin olmuş bir zihne sahip olmaktan başka bir şey değildir.

1.11.2016

şiir

ilhan berk

en yaşlı sudur, der ya thales, en yaşlı şiirdir.

şiirde vurucu olan ilk anda imgenin görsel olanıdır; ama asıl vurucu imge, duyuran, sezdiren imgedir.

resim gibi şiir de bir yapı sanatıdır.

bütün iyi şiirler gösterişsiz, alçak gönüllü yapılara benzerler. bilgiçlik taslamazlar, büyüklüklerini gizlerler sanki. nice yollar tepip gelmişlerdir, alçak gönüllülüğü bunun için elden bırakmazlar.

şiir her zaman iktidardadır.

gecedir şiir.
kapalı odalarda görür işini.
kara kitaplar okur.

şiirin geleceği şimdinin sonsuzluğundadır.

kur'an, onca şiir yüküne karşın, korku kitabıdır sanki. cehennem ikide bir önümüze sürülür. bağışlamaya da pek yer verilmez. ya tenin kayganlığı? o hiç bilinmek istenmez.

şiir morg odalarından çıkmaz.

her şiirde "dünyanın yaşamından bir an'ı" görürüz.

ertelemez şiir.

"insan bir resmi tıpkı bir cinayet işler gibi işlemeli." der ya degas; bu, şiir için de böyledir.

dize her şeydir.

dünya sözcüklerden başka bir şey değildir.

şiir insanların, kabaran suların, çiçeklerin, soluk evlerin, bırakılmış tarlaların, yorgun buğdayın, çalışkan suların, kederli nehirlerin, kuru duvarın, sevdanın, firavun arabalarının, yahya'nın deve tüyünden esvabının, bağlar üzerinde dolaşan muştucunun, ham ipeğin kucağında doğar. ağzı da dölyatağındadır. orda çöreklenir.

şiir, varlığını sözcüklerin unutulmasıyla kazanır.

bir şiirin tarihi dilin tarihidir.

şiir çocukluğumuzdur.

12.07.2016

nasihat

alciatus


hiçbir şeyde aşırıya kaçma, dedi pittacus
solon buyurur, yaşamın sonuna bak, diye
ah ne doğru söylemiş bias, yaşamda nice kötülük var, derken
suç ortağı olma, demiştir thales, ökse macununa yapışınca
bir kızkuşu ya da bir arıkuşu çeker arkadaşını da tuzağa

31.01.2012

uzun lafın kısası

carlos fuentes: bütün devrimler bireysel bilinçte başlar. bütün öteki şeyler oradan kaynaklanır.

aristoteles: felsefede, politikada, edebiyatta ya da sanatlarda olağanüstü olan tüm insanlar melankoliktirler.

thomas hardy: kadınları yola getirmek için esaretten, sağır bir işkence ustasından iyi ilaç yoktur.

herman melville: her tür ölüm saçan aletin icadında gösterdiğimiz şeytani beceri, savaşırken gösterdiğimiz kin duygusu ve bunların peşinden gelen sefalet ve yıkım bile, kendi başlarına medeni beyaz adamı yeryüzündeki en yırtıcı hayvan yapmaya yeter.

leyla erbil: insan anasının karanlık karnından bile mücadele ile kurtulur.

jorge amado: tutukevleri ve polisler bütün düzenlerde aynıdır ve hiç ayrımsız, hepsi aynı derecede rezildir. üniformalar sadece müzelik bir nesne oldukları zaman dünya gerçekten uygarlaşmış olacaktır.

montaigne: bir aileyi idare etmek bir devleti idare etmekten hiç de daha kolay değildir.

franz kafka: bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. işte varılması gereken yer o noktadır.

thomas carlyle: bilgin arttığı oranda, inanç yok olur.

thomas jefferson: suçlu bir insanın yasalara uyulmadan cezalandırılması, o suçlunun kaçmasından bile daha tehlikelidir.

doris lessing: yaşamın temelinde adaletsizlik ve acımasızlık vardır.

thales: akıllı düşünceyi gösteren çok konuşmak değildir, bir tek bilgeliği ara, bir tek onuru seç; böylece geveze insanların kesilmek bilmeyen seslerini kısacaksın.

19.08.2009

thales

eduardo galeano

günümüzden iki bin altı yüz yıl önce, thales adındaki dalgın bir bilge milet şehrinde geceleri dolaşır ve yıldızları gözlemlerken kendisini sıklıkla bir kuyunun içinde bulurdu.

meraklı insan thales hiçbir şeyin ölmediğini, bu dünyada cansız hiçbir şeyin olmadığını ve eninde sonunda her şeyin kökeninin ve sonunun su olduğunu anladı. tanrılar değil, su.

depremler oluyordu çünkü deniz hareketlenip karaların altını üstüne getiriyordu; yoksa depremlerin nedeni poseidon'un sinir krizleri değildi.

göz, ilahi lütuf sayesinde görmüyordu; kıyıdaki ağaçların görüntüsünün bir ırmağın üzerinde yansıması gibi, göz de, gerçeklik üzerine yansıdığı için görüyordu. ve tutulmalar ay güneşin önünü kapattığı için gerçekleşiyordu, olimpos'un öfkesinden korkan güneş saklandığı için değil.

mısır'da düşünmeyi öğrenmiş olan thales, tutulmaların ne zaman olacağını hiç hatasız önceden bildirdi. açık denizden gelen gemilerin mesafesini hiç hatasız ölçtü ve düşen gölgesinden yola çıkarak keops piramidinin yüksekliğini tam olarak ölçmeyi başardı.

en ünlüsünün yanı sıra daha başka dört tane teorem ona aittir. elektriği onun bulduğunu söyleyenler bile vardır.

ancak onun en büyük kahramanlığı belki de başka bir şeydir: avuntulara ihtiyaç duymadan, dinin koruma kalkanını sırtına geçirmeden onun yaşadığı gibi yaşamak.

17.11.2008

thales

denis guedj

"matematik aklın bir kurnazlığıdır."

küpeşteye dayanmış duran thales, o güne kadar bütün hayatının geçtiği ionia ülkesinin uzaklaşmasını seyrediyordu. miletos uzaklarda kayboldu. mısır'a gidiyordu. yalnızca büyük sıcaklarda esen imbat rüzgarlarının ittiği gemi, yolculuğu bir çırpıda tamamladı. mısır kıyılarına ulaştı, mariotis gölüne girdi. thales buradan, nil nehrini geçeceği bir sandala bindi.

ırmak kıyısında sıralanan kentlerdeki sayısız molayla kesilen birkaç günlük yolculuktan sonra onu fark etti: keops piramidi, kıyıdan pek uzak olmayan geniş bir düzlüğün ortasında dikilmişti. thales hayatında böylesine etkileyici bir şey görmemişti; öteki iki piramit kefren ve mikerinos da yükseliyordu düzlükte; keops'un yanında küçük kalıyordu ama gene de.. anıtın boyutları hayal etmiş olduğunun çok ötesindeydi.

thales sandaldan indi. yaklaştıkça yavaşladı adımları; anıt, adeta yalnızca ağırlığıyla yavaşlatmıştı adımlarını. yenik düştü ve oturdu. yaşı belli olmayan bir fellah yanı başına çömeldi.

bilinçli bir biçimde ölçüsüz hale getirilen bu anıt meydan okuyordu ona. 2000 yıl önce insanların elinden çıkmış olan yapı, onlara, anlamayacakları kadar uzak kalmıştı. firavunun amaçları ne olursa olsun bir şey çok kesindi: piramidin yüksekliğini ölçmek imkansızdı. dünyada insanların tanıdığı en göze çarpan ve ölçülemeyen tek yapıydı bu! thales bu görüşü kabul etmek istemedi.

fellah bütün gece hiç durmadan konuştu. thales'e neler anlattığını hiç kimse hiçbir zaman bilemedi.

güneş ufku aydınlattığında thales kalktı. batıya doğru uzayan kendi gölgesine baktı; bir nesne, ne kadar küçük olursa olsun, her zaman onu büyüten bir ışık bulunur, diye düşündü. uzun süre, hareketsiz, gözleri, bedeninin toprağa çizdiği koyu lekede ayakta kaldı. güneş gökyüzünde yükseldikçe, gölgenin küçüldüğünü gördü.

thales düşünceye daldı: "benim gölgemle kurduğum ilişki piramidin kendi gölgesiyle kurduğu ilişkiyle aynıdır." buradan da şu sonucu çıkardı: "gölgem boyuma eşit olduğu anda, piramidin gölgesi de boyuna eşit olacaktır!" işte önemli bir düşünce. geriye bu düşüncenin uygulanması kalıyordu.

thales tek başına yapamazdı bu işlemi. iki kişi gerekiyordu bu iş için. fellah ona yardımcı olmayı kabul etti.

ertesi gün, fellah, şafak vakti anıta doğru gitti ve piramidin devasa gölgesine oturdu. thales kuma, yarı çapı kendi boyuna eşit bir çember çizdi, ortasına oturdu, sonra kalkarak dimdik durdu. daha sonra gözlerini gölgesinin ucuna dikti.

gölge çembere dokununca, yani gölgenin uzunluğu, boyuna eşit olunca, kararlaştırdıkları çığlığı attı. fellah da aynı anda piramidin gölgesinin ucunun dokunduğu yere bir kazık dikti. thales kazığa doğru koştu.

hep birlikte, hiç konuşmadan, iyice gerilmiş bir ip yardımıyla kazığı piramidin tabanından ayıran mesafeyi ölçtüler. gölgenin uzunluğunu hesapladıklarında, piramidin uzunluğunu bulmuş oldular.

ayaklarının altındaki kumlar savruldu; güney rüzgarı esmeye başladı, ionialı ve mısırlı bir sandalın yanaşmış olduğu kıyıya doğru yürüdüler. piramidin tepesi yorgun gözlerinde yitip gitti. thales sandala atladı. fellah kıyıda gülümsüyordu, sandal uzaklaştı.

thales gururluydu. fellahın yardımıyla bir kurnazlık keşfetmişti. düşey çizgiye erişemiyor muyum? yatay çizgiyle elde edeceğim onu. yüksekliği ölçemiyorum; çünkü gökyüzünde kayboluyor, öyle mi? güneşin ezdiği gölgesini ölçeceğim onun. büyüğü küçükle ölçmek. erişilmezi erişilebilir olanla ölçmek. uzak olanı, yakınla ölçmek.