peter medawar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peter medawar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.04.2018

gen bencildir

richard dawkins

etrafımızda gördüğümüz ve açıklamak istediğimiz şeyler -kayalar, galaksiler, okyanus dalgaları- hepsi de, şöyle ya da böyle, kararlı atom desenleridir.

edinilmiş özellikler kalıtsal değildir. yaşamınız boyunca ne kadar bilgi ve akıl edinirseniz edinin, bir damlası bile çocuklarınıza genetik yollarla geçmez.

her yeni kuşak sıfırdan başlar. bir beden, genlerin kendilerini değiştirmeden saklama aracıdır.

eşeyli üreme, eşleme değildir. bir topluluğun başka topluluklarla karışması gibi bir birey de cinsel eşi ile kaynaşarak döllerini yapar. çocuklarınız sizin yarınızdır; torunlarınız ise dörtte biriniz. birkaç kuşak sonrası için umabileceğiniz en iyi şey, birkaç tanesi sizin soyadınızı taşıyan ama hepsi de sizden minik bir parça -birkaç gen- içeren çok sayıda döl olacaktır.

genlerse jeolojik zamanın yerleşik sakinleridir. genler ölümsüzdür. gen, bencilliğin temel birimidir.

doğada koruyucu devlet yoktur. aşırılığa kaçan her gen anında cezalandırılır. bu geni taşıyan çocuklar açlıktan ölür.

darwinci kuramın çağdaş çeşitlemelerinin şaşırtıcı sonuçlarından biri, hayatta kalma olasılığı üzerindeki küçücük, ancak can alıcı etkilerin evrimde geniş değişimlere neden olabilmeleridir. bunun nedeni, böylesi etkilerin kendilerini hissettirmek için çok uzun zamana sahip olmalarıdır.

w.f. bodmer'in kısaca belirttiği gibi, eşey, "farklı bireylerde tek tek ortaya çıkan mutasyonların tek bir bireyde birikmesini kolaylaştırır."

memelilerde bebeği bedeninde taşıyan annedir. bebek doğduğunda emmesi için süt yapan annedir. bebeğin büyütülmesi ve korunmasında yükün çoğu annenin sırtındadır. dişi eşey sömürülmektedir ve bu sömürünün evrimsel başlangıç çizgisi, yumurtaların spermlerden daha büyük olmasıdır.

eğer yüzlerce milyon sene boyunca her hafta toto kuponu doldurursanız, birçok kez büyük ödül kazanabilirsiniz.

jacques monod: evrim kuramının bir başka garip yönü de herkesin onu anladığını zannetmesidir.

peter medawar'ın ileri sürdüğü bir başka kuram da, evrimi gen seçilimi açısından düşünmek için iyi bir örnek oluşturuyor. medawar, öncelikle geleneksel tartışmaları bir kenara atıyor: "yaşlı bireyler türün diğer bireyleri için özverili bir davranışta bulunarak ölürler; çünkü üreyemeyecek denli bitkin düştüklerinde dünyayı amaçsız bir kalabalık haline getirirler."

insansı duyguları bir amipten daha fazla olmayan bir insan dölütü, yetişkin bir şempanzeye gösterilenden çok daha ileri bir saygı ve koruma altındadır. yine de, şempanzenin duyguları vardır, düşünür ve -son deneysel kanıtlara göre- bir çeşit insan dilini öğrenebilir. dölüt ise kendi türümüze aittir ve bu nedenle anında özel hak ve ayrıcalıklarla donatılır.

doğum kontrolü uygulanmasının nedeni grubun kaynaklarının aşırı kullanımından kaçınmak değildir. her birey, sahip olabileceği, hayatta kalabilecek çocuk sayısını en üst düzeye çıkartmak için doğum kontrolü uygular. bu genelde doğum kontrolü ile ilişkilendirdiğimiz amacın tam tersi bir amaçtır.

anlaşmalardaki sorun -hatta uzun dönemde herkesin avantajına olanlarda bile- kötüye kullanıma açık olmalarıdır.

dini kurallara uyulması konusunda en etkili olan doktrin, cehennem ateşi korkutmacasıdır. çoğu çocuk ve hatta bazı yetişkinler, ruhani kurallara uymazlarsa ölümden sonra korkunç azaplar içinde yanacaklarına inanırlar. bu, orta çağ boyunca ve hatta günümüzde bile büyük psikolojik acılara neden olmuş, alışılmışın ötesinde sevimsiz bir ikna tekniği. ancak çok da etkili.

gen makineleri olarak yapılmış ve mem (kültürel gen) makineleri ile yetiştirilmiş olsak da bizim yaratıcılarımıza karşı çıkacak gücümüz var. biz, dünya üzerinde yalnızca biz, bencil eşleyicilerin tiranlığına karşı isyan edebiliriz.

10.09.2017

bir insanı bilim adamı yapan şey

v.s. ramachandran

bilim adamlığını meslek olarak seçmeniz için sizde olması gereken en önemli nitelik nedir? insanlar bu soruya çoğu kez "araştırma merakı" diye yanıt verirler ama bütün hikaye bundan ibaret olmasa gerek. ne de olsa herkes bir dereceye kadar meraklıdır ama herkesin yazgısı bilim adamı olmak değildir. ben saplantılı, tutkulu, neredeyse hastalık derecesinde araştırıcı olmak gerektiğini iddia edeceğim. ya da bir zamanlar peter medawar'ın dediği gibi, "anlaşılmayan bir şey karşısında fiziksel bir rahatsızlık duymanız" gerekir. merak hayatınıza egemen olmalıdır.

bilim doğayla aranızda yaşanan bir aşktır -bir aşk serüveninin bütün tutkulu niteliklerine sahiptir; çalkantı ve insanın genellikle romantik aşkla birleştirdiği tutkulu özlem. ama bu özlem nereden gelir? bir yere kadar bu belki de doğuştan gelen bir kişilik özelliğidir. ama daha önemlisi, sizin ilk ilişkilerinizden doğar. başarının en iyi formülünün, yaptıkları işe tutkuyla bağlı olan, o işten heyecan duyan insanların çevresinde bulunmak olduğunu; çünkü heyecan kadar bulaşıcı bir şeyin bulunmadığını ben çok erken keşfettim. bu bakımdan çok şanslıydım.

benim annemle babam gibi, insanı sürekli arkasından iten, doğal merakını boğmak yerine dürtüleyen bir annesi ve babası olmasının da yararı yok değildir. benim bilime olan ilgimi bildiği için annem, bana dünyanın her yerinden deniz kabukları ile -küçük bir denizatı da içinde olmak üzere- başka hayvan örnekleri getirirdi ve merdiven altına bir kimya laboratuvarı kurmama yardım etmişti. on bir yaşındayken babam bana carl zeiss marka bir araştırma mikroskobu aldı. daha da önemlisi, birbiriyle uzlaşmaz iki düşünceyi kafama soktular. birincisi, ben seçilmiş biriydim, en iyiydim; ikincisi, asla onların istedikleri kadar iyi olamazdım. çocuğunuzun, belki nevrotik ama mutlaka başarılı biri olmasını sağlayacak garantili bir formül.

insanın aklına bertrand russell'ın bir sözü geliyor: "çoğumuz için gerçek hayat ideal olan ile gerçek olan arasında sürekli bir uzlaşmadır; ama saf akıl dünyası uzlaşma diye bir şey tanımaz; böylece soylu itkilerimizden hiç değilse bir tanesinin gerçek dünyanın can sıkıcı sürgününden kaçmasına izin verir."

bilimin himaye gördüğü, büyük zenginlik dönemlerinde doruğuna ulaşmasında şaşılacak bir şey yoktur. bilimin en iyi gelişeceği ortam tam bir özgürlük ve parasal bağımsızlık ortamıdır.

bilim adamlığını meslek olarak seçmiş pek çok kişi ünlü olmak umuduyla bunu yapar. ben de bu boş gururlara karşı herhangi bir meslektaşımdan daha fazla bağışıklı değilim. ama hiç değilse bu tür düşünceler artık zihnimin baş köşesini işgal etmiyor; çünkü iki şeyi çok iyi biliyorum: bilim yaparak hiç ummadığım kadar eğleniyorum. o kadar ki, protestan iş ahlakı anlayışına sahip bir meslektaşım bir keresinde bana kuşkuyla sormuştu: "bu kadar eğleniyorsan yaptığın iş gerçekten bilim olabilir mi?" diye. ikincisi algı ve nörolojiyle ilgili olarak yaptığım deneylerin çoğu, bu alandaki meslektaşlarımın hiç değilse bazılarının düşünce tarzını etkiledi.

sherlock holmes'ün watson'a dediği gibi, "sıradanlık, kendinden daha yüksek bir şey tanımaz; dehayı fark etmek yetenek ister."

son çözümlemede geriye dönüp hayatınıza baktığınızda, yalnızca şu iki soru önemlidir: ne kadar etkim oldu? ne kadar eğlendim?

5.10.2016

cumartesi

ian mcewan

bir tohum ek. sonra bak bakalım gelişip serpiliyor mu.

uzunca, düzgün, temiz, cilalı; boyalı değil. bir insanın tırnakları pek çok şeyi ele verir. bir hayat çökmeye başlayınca ilk gidenlerden biri tırnaklardır.

ütopyanın peşinden gidilirse sonunda her türlü aşırılığa izin verilir; ki hepsi de bu ütopyanın gerçekleşmesinin acımasız yollarıdır. eğer sonunda herkes sonsuza kadar mutlu olacaksa şimdi bir ya da iki milyonu katletmek neden cinayet sayılsın ki?

inananların pençelerinden kurtulmak pek kolay değildir.

pek mantıklı gelmiyor kulağa; ama genellikle insan inanmamaya yatkındır. inandığının yanlış olduğu ortaya çıkınca da düşüncesinden döner. ya da inanır ve inancını sürdürür. zaman içinde, kuşaklar boyunca en yararlı olan şuydu belki: ne olur ne olmaz, sen inan.

ne kadar büyük düşünürsen o kadar saçma görünür.

önemli konuların üzerinde durursak, politik durum, küresel ısınma, dünyadaki yoksulluk, gerçekten korkunç görünüyor, hiçbir şey iyiye gitmiyor, umut beslenecek hiçbir şey yok. ama küçük düşünürsem, daha dar alanda, yeni tanıştığım bir kız ya da chas'la hazırladığımız şu şarkı ya da gelecek ay kayağa gitmemiz; o zaman önemli görünüyor bana. öyleyse benim sloganım bu olacak: küçük düşün.

insanlar meydana çoğunlukla kendi dramlarını sahnelemek için gelirler. bir sokağın bu işe yaramayacağı aşikar. tutkuların geniş mekanlara ihtiyacı vardır, bir tiyatronun hizmete hazır ferahlığına örneğin. çöllerin, askeri planlamacının rüyası olduğu söylenir. kentteki meydanlar da bunun özel hayattaki karşılığıdır.

bir hastanın üstü örtülür örtülmez ameliyathanede bir kişilik, bir birey olduğu duygusu silinir. görme duyusunun gücü böyledir. geriye yalnızca kafanın o küçük alanı, ameliyat bölgesi kalır.

peter brian medawar: ilerleme umutlarıyla alay etmek en büyük ahmaklıktır; ruhun yoksul ve zihnin değersiz olduğunu bu sözden daha iyi kanıtlayan bir şey yoktur.

insanın hayatını kazanamaması ya da içkiye hayır diyememesi ya da dün yapmaya karar verdiği şeyi bugün hatırlayamaması umutsuz bir yazgı. her kentin halka açık alanlarını dolduran bu güçsüz ordu, ne kadar toplumsal adalet sağlasanız da tedavi edilemez ya da dağıtılamaz. o zaman ne yapılacak? gördüğünde tanıman gerek talihsizliği, bu insanlardan sakınman gerek. bazılarını bağımlılıklarından vazgeçirebilirsiniz, kimilerini de.. bütün yapabileceğiniz, onların bir şekilde rahatını sağlamak, acılarını azaltmaktır.

17.11.2010

evrim

peter medawar: evrim karşıtlığının, dünyanın düz olduğunu iddia etmekten farkı yoktur.

garry wills: bakire doğum'a evrimden daha coşkulu bir biçimde inanan bir halk, hala aydınlanmış bir toplum olarak kabul edilebilir mi?

edward o. wilson: darwin, insanların mantıklı olarak varsayabileceği gibi, semavi dinlerin ve diğerlerinin dini dogmalarını, evrimin doğal seçilim yoluyla gerçekleştiğini keşfettiği için terk etmemiştir. bunun tam tersi gerçekleşmiştir. kör inançları bir yana bırakması, onun mantık ve kanıtlar kendisini nereye götürürse o yönde ilerleyerek insan evrimini keşfetme entelektüel cesaretine sahip olmasını sağlamıştır.

g. richard bozarth: hristiyanlık evrim teorisinin sonunu getirmek için umutsuzca savaşmıştır, savaşmaktadır ve savaşacaktır; çünkü evrim teorisi isa'nın fani yaşamının sözümona gerekli olduğu görüşünü tamamen ve sonsuza dek yıkacaktır. adem ve havva'ya ve ilk günaha olan inancı yok edecektir ve tanrı'nın oğlunun acınası kalıntılarını tozların arasına gömecektir.

henry m. morris: evrim ateizmin, komünizmin, naziliğin, davranışçılığın, ırkçılığın, ekonomik emperyalizmin, militarizmin, sefahatin, anarşizmin ve hristiyan karşıtı tüm inanç sistemleri ve uygulamaların kökenidir.

luther burbank: evrim öğretisini yasa dışı hale getirmeye çalışanlar yer çekimini, elektriği ve ışığın akıl almaz hızını da yasa dışı ilan edip teleskop, mikroskop ve skeptroskopun kullanımını engelleyen bir kanun maddesini kabul etmeliler.