~breaking bad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
~breaking bad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.08.2021

breaking bad

bilgi, güç demektir.

2. dünya savaşı'nda almanların bir ağır topu vardı. dünyanın en büyük topu. adı gustav topu. 1000 ton ağırlığındaydı. gustav 37 km mesafeden 7 tonluk bir mermiyi fırlatacak ve hedefi isabetli bir şekilde vuracak güçteydi. bir ay boyunca her gün üstüne bomba atabilirdiniz; ama yine de çalışırdı. fakat bir komando indirirsen, bir poşet "termit" taşıyan bir adam, 10 cm kalınlığında som çeliği eriterek topu sonsuza dek imha edebilirdi.

monoalkenler, diolefinler, trieneler, polyeneler.. sadece terminoloji bile başınızı döndürmeye yeter. ama kafanız karışmaya başladığında, ki karışacak, tek bir elementi aklınızda tutun: karbon. her şeyin merkezinde karbon var. karbonsuz hayat olamaz. evrenin bildiğimiz hiçbir yerinde. yaşayan, yaşamış ve yaşayacak her şey için karbon gerekli. parmaktaki elmas ve onu parmağına takan kadın aslında aynı malzemeden oluşuyor. elmas ve onu yaratan adam aynı. elması icat eden adam: tracy hall. dr. hall ilk sentetik elmas üretimi işlemini icat etti. uzun zaman önce, 1950'lerde. şimdi, günümüzde, sentetik elmaslar, petrol aramalarında, elektronik aletlerde, multimilyar dolarlık sektörlerde kullanılıyor. o zamanlar, dr. hall general electric için çalışıyordu. ve şirkete büyük bir servet kazandırdı. yani hesaplanamayacak kadar çok. general electric'in, dr. hall'ı nasıl ödüllendirdiğini bilmek istersiniz değil mi? 10 dolarlık birleşik devletler tasarruf bonosu vererek. karbon bazlı kağıda basılı bir tasarruf bonosu, karbondan yapılmış bir adama verildi; hem de karbondan yaptığı bir şeye istinaden.

25.01.2014

bilgili astronom

walt whitman


bilgili astronomu dinlediğim zaman
ispatlar, şekiller
sıra sıra dizildiği zaman önümde sütunlarda
çizimler ve diyagramlar
gösterildiği zaman bana
onları eklemek
bölmek ve ölçmek için
oturduğum zaman astronomun
konferans salonunda
orada ders verdiğini
duydum çok alkışla
anlaşılmaz bir şekilde ne kadar
çabuk yoruldum ve hasta oldum
kalkıp dışarı süzülerek
kendi başıma
dolaştığım zamana kadar
gizemli rutubetli gece havasında
ara sıra
mükemmel sessizlikte yukarı baktım
yıldızlara

via breaking bad

21.09.2011

breaking bad

insan zengin olmayı öğrenmeli. fakirliği herkes idare edebilir.

hapiste gardiyanların tacizine uğramaktansa her gün paranoyak davranmayı tercih ederim.

yaptıklarımızı iyi bir nedenden ötürü yaptığımız sürece endişe edecek bir şeyimiz yok demektir. aileden daha iyi bir neden de yoktur.

iyi adamlar hiçbir zaman kötü adamlar gibi ilgi görmez.

maddeyi madde yapan kimyasal bağlardır. fiziksel dünyayı bir arada tutan bu bağlardır. bizi bir arada tutan.

"dostunu kendine yakın tut, düşmanını daha yakın."

"tanrı'yı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset." (musevi atasözü)

kanser teşhisim konulduğunda, kendi kendime dedim ki: "neden ben?" ve sonra geçen gün iyi haberi aldığımda yine aynı şeyi söyledim.

"düşmanını kendin kadar iyi tanırsan birçok çatışmada tehlikesiz dövüşürsün." (sun tzu)

doktorlar kemoterapi sayesinde bir yıl, iki yıl daha yaşamaktan bahsediyor. sanki tek önemli şey buymuş gibi. ama çalışamayacak kadar hastaysam yaşamanın ne anlamı var? yemekten zevk alamayacaksam? sevişemeyeceksem? kalan zamanımda kendi evimde yaşamak istiyorum. kendi yatağımda uyumak istiyorum. her allahın günü 30-40 hap yutup saçımın dökülmesini, ayağa kalkamayacak kadar yorgun halde yatmayı ve başımı kıpırdatamayacak kadar midemin bulanmasını istemiyorum.

17.12.2010

breaking bad

bir uyuşturucu bağımlısına asla güvenemezsiniz.

kendinden nefret etmek hiçbir halta yaramaz. sadece gerçek değişime engel olur.

kumarı mantıklı kılmak için kendinize anlattığınız hikayeler çok hayret vericidir. sizi son bir el daha oynamaya, ruleti son bir kez çevirmeye, zarı son bir kez yuvarlamaya iten yalanlarınız.

her hayat yanında bir ölüm cezasıyla gelir.

cüzdanın delinmeye başlayınca başının dertte olduğunu anlarsın.

bazı insanlar parlak şeylere bağımlıdırlar.

bilimde "neredeyse" diye bir şey yoktur. doğru cevaplar ve yanlış cevaplar vardır. insanlar ay'a "neredeyse" gitmedi.

bazen yasak meyvenin tadı en güzeli oluyor.

polisler kasap gibidir. tartı ağır çeksin diye çaktırmadan parmak basarlar.

gerçek şu ki, geçmişi değiştiremeyiz. olan olmuştur. hareketlerimizi kabullenmeliyiz; ancak kendimizi yargılamaya kalkmak; kendi yargıcımız, jürimiz, celladımız olarak davranmak çözüm değil. çünkü çoğu zaman, kendimizi yargılayarak döngüyü tekrarlayışımızı garanti altına almış oluruz.