ernest renan: deneyimler, mucizelerin istisnasız olarak, onlara inanılan dönemlerde, ülkelerde ve onlara inanmaya istekli insanların karşısında meydana geldiğini göstermektedir.
polly toynbee: iyi olan tek din can çekişen bir dindir. din sadece çokkültürlü, laik bir toplumun içinde, dünyevi gücünü tamamen yitirirse medeni bir hal alır. inançlılar sadece zayıf olduklarında hoşgörülü ve barışçıl insanlara dönüşürler. sadece o zaman din kültürel geleneklerin nazik bir tılsımına, tarih öncesi mucizelere ya da uzun süre önce ölmüş savaş kahramanlarına çok az bir inanç besleyerek gerçekleştirilen bir meditasyon biçimine dönüşür.
carl sagan: yaşam bu soluk kesici evrenin mucizelerine bir anlık bakıştan başka bir şey değildir ve bu kadar fazla insanın onun spiritüel fantezilerle boşa harcadığını görmek oldukça üzücü.
gustave flaubert: krallığım evren kadar büyük ve isteklerimin hiçbir sınırı yok. her zaman ileriye doğru giderek korku, şefkat, sevgi ve tanrı olmaksızın ruhları özgürleştirir ve dünyaları tartarım. benim adım, bilim.
robert g. ingersoll: bilimin umudu, insan ırkının mükemmelliğe ulaşmasıdır. dinin umudu ise birkaç kişinin kurtuluşu ve neredeyse herkesin lanetlenmesidir.
dan barker: gerçek, inanç gerektirmez. bilim adamları her pazar el ele tutuşup "evet, yer çekimi gerçek! inanacağım! güçlü olacağım! yukarı çıkan her şeyin aşağıya da ineceğine tüm kalbimle inanıyorum. amin!" diye şarkı söylemezler.
robert g. ingersoll etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
robert g. ingersoll etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7.05.2022
din
Kategori:
.kolaj,
#din,
carl sagan,
dan barker,
ernest renan,
gustave flaubert,
polly toynbee,
robert g. ingersoll
25.06.2021
din
thomas carlyle: bilgin arttığı oranda, inanç yok olur.
atatürk: egemenliğini sürdürmek için dine ihtiyaç duyanlar zayıftır. bu tıpkı halkı bir tuzağa düşürmeye benzer. benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakikatin prensiplerini ve ilmin öğretilerini benimseyecektir. hurafeler tek tek yok edilmelidir.
nietzsche: dünyanın neresinde din nevrozu ortaya çıksa onun üç tehlikeli perhiz talebiyle bağlantılı olduğunu görürüz: inziva, oruç ve cinsellikten kaçınmak.
albert einstein: bir insanın etik davranışları; duygudaşlığı, eğitimi, sosyal bağları ve ihtiyaçlarıyla şekillenir; din üzerinden temellendirilmesi gerekli değildir. eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirilmeyi umdukları için iyi davranışlar sergiliyorlarsa bunu bilmek bizi oldukça üzer.
mark k. bilbo: apolejetik (dini savunma) denen şeye ihtiyaç duyulması bile, tanrı hakkındaki iddiaların ne kadar zayıf olduğunun bir göstergesidir. tanrı her zaman savunmalara, bahanelere, açıklamalara, kelime oyunlarına ve mazeretlere ihtiyaç duyar.
robert g. ingersoll: din kimseye destek olmaz. dinin kendisinin desteklenmesi gerekir, daimi bir dilencidir. diğerlerinin çalışmaları sayesinde var olur ve kendisine bağışta bulunan kişileri destekliyormuş gibi davranacak kadar kibirlidir.
atatürk: egemenliğini sürdürmek için dine ihtiyaç duyanlar zayıftır. bu tıpkı halkı bir tuzağa düşürmeye benzer. benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakikatin prensiplerini ve ilmin öğretilerini benimseyecektir. hurafeler tek tek yok edilmelidir.
nietzsche: dünyanın neresinde din nevrozu ortaya çıksa onun üç tehlikeli perhiz talebiyle bağlantılı olduğunu görürüz: inziva, oruç ve cinsellikten kaçınmak.
albert einstein: bir insanın etik davranışları; duygudaşlığı, eğitimi, sosyal bağları ve ihtiyaçlarıyla şekillenir; din üzerinden temellendirilmesi gerekli değildir. eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirilmeyi umdukları için iyi davranışlar sergiliyorlarsa bunu bilmek bizi oldukça üzer.
mark k. bilbo: apolejetik (dini savunma) denen şeye ihtiyaç duyulması bile, tanrı hakkındaki iddiaların ne kadar zayıf olduğunun bir göstergesidir. tanrı her zaman savunmalara, bahanelere, açıklamalara, kelime oyunlarına ve mazeretlere ihtiyaç duyar.
robert g. ingersoll: din kimseye destek olmaz. dinin kendisinin desteklenmesi gerekir, daimi bir dilencidir. diğerlerinin çalışmaları sayesinde var olur ve kendisine bağışta bulunan kişileri destekliyormuş gibi davranacak kadar kibirlidir.
Kategori:
.kolaj,
#din,
albert einstein,
atatürk,
mark k. bilbo,
nietzsche,
robert g. ingersoll,
thomas carlyle
4.12.2019
dua
emerson: sıkıcı insanlar dua eder; dahiler ise umursamaz şakacılardır.
hipokrat: duaların, nazarlıkların ve büyünün işe yaradığı tek yer, hastanın inancının dışavurumudur.
robert g. ingersoll: yardım eden eller, dua eden dudaklardan çok daha yararlıdır.
wendy kaminer: tanrı'nın var olduğuna ve onların dualarına kulak verdiğine inanan insanlar, ağaçlarla konuşan ya da amerika yerlilerinin ruhlarına kanallık ettiklerini iddia eden insanlarla alay etme haklarından feragat etmişlerdir.
jomo kenyatta: misyonerler buraya geldiklerinde, afrikalıların elinde toprak, misyonerlerin elinde ise incil vardı. bize gözlerimizi kapatarak nasıl dua edeceğimizi öğrettiler. gözümüzü açtığımızda, toprağın onların elinde, incil'in ise bizim elimizde olduğunu gördük.
gypsy rose lee: dua etmek sallanan bir sandalyede oturmak gibidir, size yapacak bir şey verir; fakat sizi hiçbir yere götürmez.
emo philips: çocukluğumda, her gece yeni bir bisiklet için dua ederdim. sonra tanrı'nın, tüm bilgeliğiyle, böyle çalışmadığını fark ettim. bu yüzden bir bisiklet çalıp ondan beni affetmesini istedim.
thomas szasz: eğer tanrı'yla konuşursanız bu, dua etmektir; eğer tanrı sizinle konuşursa şizofrensiniz demektir. eğer ölüler sizinle konuşuyorlarsa bir tinselcisiniz; eğer siz ölülerle konuşuyorsanız yine bir şizofrensiniz.
lemuel k. washburn: dua, boş bir kuyunun pompası gibidir; çok fazla ses çıkarmasına rağmen, suyun akmasını sağlamaz.
hipokrat: duaların, nazarlıkların ve büyünün işe yaradığı tek yer, hastanın inancının dışavurumudur.
robert g. ingersoll: yardım eden eller, dua eden dudaklardan çok daha yararlıdır.
wendy kaminer: tanrı'nın var olduğuna ve onların dualarına kulak verdiğine inanan insanlar, ağaçlarla konuşan ya da amerika yerlilerinin ruhlarına kanallık ettiklerini iddia eden insanlarla alay etme haklarından feragat etmişlerdir.
jomo kenyatta: misyonerler buraya geldiklerinde, afrikalıların elinde toprak, misyonerlerin elinde ise incil vardı. bize gözlerimizi kapatarak nasıl dua edeceğimizi öğrettiler. gözümüzü açtığımızda, toprağın onların elinde, incil'in ise bizim elimizde olduğunu gördük.
gypsy rose lee: dua etmek sallanan bir sandalyede oturmak gibidir, size yapacak bir şey verir; fakat sizi hiçbir yere götürmez.
emo philips: çocukluğumda, her gece yeni bir bisiklet için dua ederdim. sonra tanrı'nın, tüm bilgeliğiyle, böyle çalışmadığını fark ettim. bu yüzden bir bisiklet çalıp ondan beni affetmesini istedim.
thomas szasz: eğer tanrı'yla konuşursanız bu, dua etmektir; eğer tanrı sizinle konuşursa şizofrensiniz demektir. eğer ölüler sizinle konuşuyorlarsa bir tinselcisiniz; eğer siz ölülerle konuşuyorsanız yine bir şizofrensiniz.
lemuel k. washburn: dua, boş bir kuyunun pompası gibidir; çok fazla ses çıkarmasına rağmen, suyun akmasını sağlamaz.


