saul bellow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saul bellow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.10.2021

delilik

j.g. ballard: biz ayakdeğirmenine bağlı yaratıklarız: tekdüzelik ve geleneksellik her şeyi yönetiyor. tamamen aklı başında bir toplumda delilik tek özgürlüktür.

susanna tamaro: artık insanın nasıl delirdiğini kolayca anlıyorum; yalnız kalmak ve o sesi kesecek düğmeyi bulamamak yeterli.

turgenyev: hastalıkların nedenlerini aşağı yukarı biliyoruz; ruhsal hastalıklar da yanlış eğitimden, insanların kafalarına çocukluktan beri sokulan saçmalıklardan ileri geliyor; kısacası toplumun bozuk düzeninden. toplumu düzeltelim, bu hastalıklar ortadan kalkar. doğru kurulmuş bir toplumda insan, budala ya da akıllı, iyi ya da kötü olmuş, hiçbir önemi kalmaz.

saul bellow: ihtiyar william james haklıysa, mutluluk enerjinin en üst seviyelerinde yaşamaksa ve dünyaya gelişimizin gayesi mutluluk peşinde koşmaksa, delilik katıksız mutluluktur ve siyasi müeyyidelerle koruma altına alınmalıdır.

hamdi koç: kimse kanserli bir hastayı hastaneye kaldırmayı kendine iş edinmez ama bir deliyi ya da eski bir deliyi bir yere kaldırmak, paketleyip depoya kaldırır gibi ya da kapatmak, herkesin şehvetle yerine getirdiği bir toplumsal görev, bir insanlık borcudur.

joyce carol oates: delirmek, bir şeyin inanmak istediğimiz gibi olduğuna inanmaktır, öyle olmadığını bilmemize karşın. delirmemek ise insanın en derin ve derinlikli isteklerinin gerçekte olanla hiçbir ilgisi olmadığını kabullenmektir.

ursula k. le guin: hangi aklı başında insan bu dünyada yaşar da delirmez ki?

3.12.2020

felaket

saul bellow

en önemli, en hayati şeyler ışığını yitirdi, sönüp gitti. bu yüzden ölenler, özel hayatlarını kaybedenler var; milyonlarca, milyonlarca insan bir iç dünyadan mahrum yaşıyor. dünyanın pek çok köşesinde kıtlıklar, polis devletleri, diktatörlükler iç dünyanın gelişmesine imkan vermiyor. toplumsal krizlerin baskısıyla, özel alan teslim bayrağını çekti. herkesin dudak büktüğü, tiksindiği bireyin sonu, atom bombasını, kitle imha silahlarını bile gölgede bırakan bir felakete yol açacak. sadece aptalların, kafasız bir güruhun yaşadığı bir dünyada yok etmeye değer bir şey kalmayacak. onlarca yıldır, dünyanın herhangi bir köşesinde, en yüksek devlet yöneticileri arasında insani vasıflar taşıyan neredeyse tek kişi bile bulamazsın.

2.08.2020

evlilik

hans habe: evlilik, acının yumuşak örgüsüdür.

elia kazan: bir kişinin bir başka kişiden ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlaması, elde etmesi olanaksızdır. kimsede apaçık kabul etmeye yürek bulunmayan şey budur.

thomas hardy: insanlar, doğal güçlere karşı koyamayacaklarını bile bile, birçoğu da bir aylık mutluluğu bir ömür boyu rahatsız olmak pahasına elde ettiklerini belki bildikleri halde, gene de evleniyorlar.

ahmet ada: cemal süreya, evliliğin aşkı yok ettiği kanısındaydı: "aşk, meşru bir şey olamaz. o da şiir gibi, meşrulaşınca ölür. aşk da şiir de uzlaşıcı olunca ölür."

mo yan: nezaket olmadan da karı koca olunmaz, düşman olunmadan da. iyi günde, kötü günde. horoza varırsan horozun, köpeğe varırsan köpeğin peşinden gidersin.

louis aragon: her insanda, kendi çehresinden bile daha derin, daha kalıcı bir iş, yani küçücük alışkanlıklar, "mani" dediğimiz küçüklükler yaşar. aslında evlilik dediğimiz şey, bu küçüklüklere, bu alışkanlıklara duyulan nefretin izdüşümüdür; bozulmadan sürüp giden sevgiler de, aynı alışkanlıklara bakarken gösterdiğimiz anlayış ve yumuşaklığın eseridir.

christine arnothy: evlilik, ancak her şey karşılıklı ve açıkça söylendiği zaman iyi işleyen bir kurumdur. evlilikte aşk, hiçbir zaman temel bir mesele olmamıştır.

neval el-saadavi: cennette nikahlı eşler için yer yoktur. aksi takdirde dünyadaki yaşantımız ile cennetteki arasında ne fark olurdu?

saul bellow: sen kendine benzeyen bir kadın arayıp duruyorsun. öyle bir canlı yok. ama kızlar sana "arayışın sona erdi. işte buradayım. o benim." diyeceklerdir. sonra sıra sözleşmeyi imzalamaya gelir. kimse sözünü tutmaz elbette ve cehennem acıları başlar.

17.02.2018

humboldt'un armağanı

saul bellow

insanı sarhoş etmeyen bir hayat, hayat değildir.

insan kayboldu mu tam kaybolmalı; hayran olduğum rus yazarlardan biri, bir toplantıya çok geç kaldıysanız, daha yavaş yürümenizi önerir.

toplum, insanı dikkatini dağıtmaya iter, bilinçteki en küçük ilerlemeyi bile sömürür.

samuel daniel: ürkek bilgi kararsızlıkla kıvranırken, cüretkar cehalet işi bitirir.

yıkıcı karışıklıklar bizi mezara dek huzursuzca takip eder.

müzik eğitimi almayan çocuk, zengin de olsa yoksul sayılır.

coleridge: metafizik fikirler, zor zamanlarda, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuğun yatağındaki oyuncaklar gibi insana yardımcı olurlar.

cazibede hep bir parça dolandırıcılık gizlidir.

times'da ölüm haberinizin çıkması şöhretinizin zirvesinde olduğunuzu gösterir.

aşk, varoluşa duyulan minnettir.

insanların "öl, öldür, geber" demeleri, ölümden bahsetmeleri dünyanın en aptalca şeyi; neden söz ettikleri hakkında en küçük bir fikirleri yok. ölüm hakkında en temel şeyleri anlayabilenlerin sayısı on binde bir bile değil.

carl gustav jung: bazı zihinler tarihin erken dönemlerine aittir.

yüksek bilinç masumdur, kendi içindeki kötüyü göremez.

hayatta en güzel şeyler bedavadır.

ihtiyar william james haklıysa, mutluluk enerjinin en üst seviyelerinde yaşamaksa ve dünyaya gelişimizin gayesi mutluluk peşinde koşmaksa, delilik katıksız mutluluktur ve siyasi müeyyidelerle koruma altına alınmalıdır.

william blake: haz zekanın besinidir.

insanoğlu acınacak hale geldi, hepimiz nesneler dünyasının bir parçası olduk.

bazen yapılacak en doğru şey uzanıp yatmaktır.

güçlü bir zekaya sahip olanlar bir rüyada yaşayıp yaşamadıklarından asla emin değildirler.

"doğruya en yakın açıklama, en basit olandır."

tarihin insana yüklediği bir görev varsa o da yanlış kategorileri reddetmektir. maskeyi çıkarmaktır.

bazı kişilere güçlerine sığındığınız izlenimi vermek yapacağımız en yanlış harekettir.

bizleri büyük resmi görmekten alıkoyan insani saçmalıklar ne hazin! biz zavallı ruhlar, her birimiz o denli istikrarsız, cahil, tedirgin, huzursuzuz ki..

29.07.2017

deha

pierre assouline: deha, uzun bir sabırdır.

stendhal: dehanın temel niteliklerinden biri, bayağı insanların açtığı yolda sürüklenip gitmeye boyun eğmemektir.

alain de botton: oscar wilde'ın gümrüğe tabi bir şeyi olup olmadığını soran gümrük memuruna verdiği yanıt, "yalnızca deham" olmuştu.

danilo kis: yetenek bir tür lanettir. puşkin yeteneği yüzünden öldü. tanrıdan gelen bir armağan kadar kıskanılan bir şey yoktur. yeteneklere az rastlanır; ama niteliksizler yığınladır.

apostolos doxiadis: saman alevi gibi birden parlayıp sonra sönüvermek, vaktinden önce yetişen az sayıda dehanın ortak kaderidir.

james joyce: deha sahibi bir insan hata yapmaz. onun hataları istençlidir ve yaratıcılığının kapılarıdır.

saul bellow: gerçek hayatta hiçbir şey kusur kaldırmayan bir beklentiyi karşılayamaz ve beklentinin kusursuzluğu iç sıkıntısının en büyük nedenlerinden biridir. çeşitli yetilere sahip, zihinsel yönden ve yaratıcılık açısından üst düzeyde olanlar, kısacası bütün yetenekliler kendilerini on yıllar boyunca bir kümese tıkılmış, silik bir hayat sürmeye mahkum kişiler olarak görürler.

philipp vandenberg: dahiler genellikle sıradışı yaşam biçimleriyle kendilerini gösterirler.

charles dickens: büyük dehanın hayatta yüce bir doruğa çıkardığı her erkeğin, genel karakteriyle bağdaşmazlığından ötürü büsbütün göze batan kimi küçük zaafları olur çoğu kez.

oğuz atay: belirli bir düzeyi aşan insanların içe dönük olduğuna inanıyorum ben. fakat onların çoğu, iç dünyalarını başkalarından tecrit etmek isterler; bu dünyalarını adeta başkalarından kıskanırlar. bu nedenle dışa dönük bir elbise giyerler. yalnız yaşayan insanların kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.

albüm

adam fawer: edison puştun tekiydi.

v.s. naipaul: gandhi düşünceyle sezginin karışımıydı. her şeyin ötesinde, düşünce. o gerçek bir devrimciydi.

felicien challaye: konfüçyüs'ün öğretisi insandaki akla hitap eder. bu öğretide hiçbir gizemcilik, doğaüstü güçlere hiçbir çağrı yoktur. ölümünden az önce müritlerinden biri dua etme önerisinde bulunur. üstat, şu yanıtı verir: "benim duam, yaşamımdır."

memet fuat: derler ki yaşar kemal ince memed'i bir gazete patronuna götürmüş, para kazanmak amacıyla, kolay okunacak bir roman yazdığını, takma adla tefrika etmek istediğini söylemiş. sonucu öğrenmeye gittiğinde ise gazete patronu ona romanının çok güzel olduğunu bildirerek akılsızlık etmeyip kendi adıyla yayımlamasını öğütlemiş.

paul auster: james joyce 1920'lerde paris'teyken bir partiye katılmış, yanına bir kadın yaklaşıp "ulysses'i yazmış olan elinizi sıkabilir miyim?" diye rica etmiş. joyce sağ elini kadına uzatmak yerine havaya kaldırmış, birkaç saniye inceledikten sonra, "size şunu hatırlatayım madam; bu el başka işlere de yaramıştır." demiş.

saul bellow: tolstoy, "krallar tarihin köleleridir." demişti. insan güç merdiveninde ne kadar yüksekteyse eylemleri de o kadar dış koşulların kontrolündedir. tolstoy'a göre özgürlük tamamen kişiseldir. yalın ve dürüst -yani gerçek- bir yaşantısı olan insan özgürdür. özgür olmak, tarihsel sınırlamadan kurtulmak demektir.

oğuz atay: derler ki meşhur fizikçi einstein, bir toplantıda şarlo'ya "siz büyük bir adamsınız." demiş, "herkes sizi anlıyor, herkes size hayran." şarlo, " siz daha büyüksünüz." diye itiraz etmiş, "size herkes, hiç anlamadığı halde hayran."

28.01.2017

günü yaşa

saul bellow

bir katil ne zaman öldürse, içindeki onu aldatan, kandıran ruhu yok etmek ister. onun düşmanı kim? kendisi. ya sevgilisi? o da kendisi. bu yüzden, her intihar bir cinayet ve her cinayet bir intihardır.

bir insanın iradeyle değiştirebileceği çok az şey var. akciğerlerini ya da sinirlerini ya da bünyesini veya mizacını değiştiremez. bunlar kendi denetimi altında değildir. insan bunları genç, güçlü, atılgan ve genel gidişattan mutsuz iken, kendi özgürlüğünü savunmak için değiştirmek ister. hükümeti devirmesi ve farklı bir halde yeniden doğması imkansızdır; sadece kısıtlı bir kavrama gücü ve belki de aslında olguları değiştiremeyeceğine dair bir önsezisi vardır.

her yerde, uğraşan, sefil, sorunlu, bunalımda, bitkin insanlar var ve sürekli çabalıyorlar. bir molaya ihtiyaçları var, değil mi? bir fırsat, bir yardım, şans veya sempati.

olgular daima sansasyoneldir.

budalaların, katı yürekli suçluların ve katillerin savuracak milyonları var. dünyayı yakıp yok ediyorlar; petrol, kömür, ağaç, metal ve toprağı ve neredeyse havayı ve gökyüzünü emiyorlar. tüketiyorlar ama karşılığında hiçbir şey vermiyorlar.

doğa sadece tek bir şey biliyor ve bu da şimdiki zaman. şimdi, şimdi, sonsuz şimdi; büyük, koskocaman, iri bir dalga gibi.. devasa, parlak ve güzel, hayat ve ölümle dolu, göğe yükselen, denizlerde duran. gerçeği, "burada ve şimdi"yi, şöhreti takip etmelisin.

insanlar karısını terk eden bir adamı hep kıskanırlar.

18.11.2015

herzog

saul bellow

keder, aylaklığın bir türüdür.

toplumun onayladığı prensipler doğrultusunda yaşamak budur işte: borçlarını ödersin.

mutluluğun mekanik bir model üzerine kurulduğu hedonist bir dünyada yaşıyoruz. yapman gereken tek şey fermuarını açıp mutluluğu yakalamak.

hiçbir erkek kendisini istemeyen bir kadını tatmin edemez.

günümüzde insanlar özgür olabilirler ama bu özgürlüğün hiçbir içeriği yok. muazzam bir boşluk gibi.

paranoya, vahşilerde muhtemelen normal ruh halidir.

yaşamayı, ölmeyi becerebilen gerçek bir birey şimdiye dek yaşamamıştır. yalnızca kimi zaman bir ideale iradeyle, ona duydukları muazzam arzu sayesinde erişebileceklerini uman hastalıklı, trajik ya da mutsuz ve gülünç budalalar.

pascal: kalbin kendine özgü nedenleri vardır.

iyiler diğer insanların algılarını cazip bulur ve kendileri adına düşünmezler.

gerçek sadece insanlığa daha çok utanç ve umutsuzluk getirdiği müddetçe gerçektir; kötülük dışında herhangi bir şey yansıtıyorsa gerçek değil yanılsamadır.

spinoza: bir insanın istikrarlı olmasının ilk şartı bu kişinin var olmayı gerçekten arzu etmesidir.

hiçbir hayat hayali payelere, müstakbel onurlara, gelecekte erişilecek özgürlüğe dair umutlar taşımayacak kadar kısır ve yoksun değildir.

gerçek dostluk karşı çıkmaktır.

tolstoy, "krallar tarihin köleleridir." demişti. insan güç merdiveninde ne kadar yüksekteyse, eylemleri de o kadar dış koşulların kontrolündedir. tolstoy'a göre özgürlük tamamen kişiseldir. yalın ve dürüst -yani gerçek- bir yaşantısı olan insan özgürdür. özgür olmak, tarihsel sınırlamadan kurtulmak demektir.

peygamberlerin hiçbirinin söylemediği muazzam gerçek şu ki, özel hayat her şeyin üzerindedir. dinden daha evrenseldir. gerçek, güneşten daha yüksektedir. ruh tutkudur.

29.04.2013

uzun lafın kısası

albert camus: beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.

anton çehov: yaşam yolunda, aşk için, her günü çiçek koparır gibi koparırız.

d.h. lawrence: aşk, gerçek görüşümüzü geliştiren ve bize yazgıya karşı savaş konusunda güç veren birleştirici bir serüvendir.

fernando pessoa: hayat, hayatın dile getirilmesine engel olur. büyük bir aşk yaşasam asla anlatamazdım.

henry miller: kadınlar armağana bayılırlar; hele bu pahalı da olursa, görmeyin zevklerini!

jorge amado: on yıllık bitmez tükenmez konferanslar, bir günlük savaştan daha değerlidir ve daha ucuza mal olur.

latife tekin: parasızlar her istasyonda donarlar.

steven weinberg: din olsa da olmasa da iyi insanlar iyi işler, kötü insanlar da kötü işler yapabilirler. ama iyi insanlara kötü işler yaptırmak dinin işidir.

miguel de unamuno: rastlantı dünyanın gizli ritmidir, rastlantı şiirin ruhudur.

paul eluard: faşizm, tüm faşizmler vatanı, aileyi ve dini savunurlar. böylesine aşağılık bir davayı ülküselleştirmek konusunda ırkçı kuramlar onun yanı başında hazır bekliyor.

buket uzuner: erkek milleti aferin salağıdır.

saul bellow: insanların ölümden bahsetmeleri dünyanın en aptalca şeyi; neden söz ettikleri hakkında en küçük bir fikirleri yok. ölüm hakkında en temel şeyleri anlayabilenlerin sayısı on binde bir bile değil.

31.03.2013

uzun lafın kısası

mihail bakunin: en küçük, en zararsız devlet bile düşlerinde suçludur.

albert camus: çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi ölünceye kadar reddedeceğim.

anton çehov: doktorlarla avukatlar birbirlerinin tıpkısıdır. aralarında sadece bir tek fark var: avukatlar soyarlar; doktorlarsa hem soyar hem de öldürürler.

d.h. lawrence: çoğu kadın hiç sevmez, sevmeye hiç başlamaz. sevmenin ne demek olduğunu bile bilmez. erkekler de öyle.

buket uzuner: hayatta en büyük mucize, küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.

fernando pessoa: kölelik bu hayatın yasasıdır. isyan etmenin de kaçmanın da mümkün olmadığı, kayıtsız şartsız boyun eğilen yasa budur. kimileri köle doğar, kimileri sonradan olur, kimileri ise köleleştirilir.

john fowles: çatıdan kopup kafana düşse bile gerçek umutsuzluğun ne olduğunu anlayamazsın.

latife tekin: zihnimizdeki ağırlıklarından kurtulup eşyalardan soğuyalım. bir tekine bile sahip olmak için istek duymaya değmez.

paul klee: umarım amacıma çok çabuk ulaşmam; çünkü amaca ulaşmak kadar eleştirel bir şey yoktur.

saul bellow: radyasyondan çok, birbirlerinin kalplerini kırmaktan ölüyor insanlar.

thomas jefferson: basılı herhangi bir eser hakkında ceza kovuşturması açılabileceğini düşünmek bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor.

henry miller: parasızım, çaresizim, umutsuzum. dünyanın en mutlu adamıyım.