alexander pope etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alexander pope etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.04.2022

din

oscar wilde: bir fanatiğin en büyük ahlak bozukluğu içtenliğidir.

alexander pope: inanç biçimleri için bırak da görgüsüz fanatikler savaşsın. hayatı doğru olanın yanılması imkansızdır.

michael shermer: david koresh, l. ron hubbard, joseph smith, isa, musa ne fark eder? hepsi de onların iddialarını abartan fanatik müritler edinmiş, hayatlarını mitleştirmiş ve sözlerini ilahileştirmiş, egoist, yanılgı dolu karakterlerdi.

ernestine rose: bize dinin doğal olduğu; tanrı'ya duyulan inancın evrensel olduğu söylendi. ilginç ve kanıtlanabilir bir gerçek ise, tüm çocukların ateist olduğu ve eğer din zihinlerine aşılanmazsa bu şekilde kalacaklarıdır.

alexander cockburn: din takıntısının yerleştirilmediği çocuksu zihinler her türlü zehirlenmeye oldukça açık oldukları için, incil ve kuran'ı her kütüphanenin rafından kaldırarak etkilere açık gençliği güvenceye almalıyız. böyle bir temizlik harekatı avrupa aydınlanmasının köklerine dönmemize olanak verecektir.

thomas edison: en büyük sorun, vaizlerin altı-yedi yaşlarındaki çocukları etkilemeleri ve onları neredeyse hiçbir işe yaramayan bir hale getirmeleridir. tedavi edilemez ölçüde dindar; birçok kişinin zihinsel koşullarını tarif etmenin en iyi yöntemi budur: tedavi edilemez ölçüde dindar.

sigmund freud: din insanlığın evrensel saplantılı nevrozudur; tıpkı çocukların saplantılı nevrozları gibi, ödipal kompleksinden, babayla kurulan ilişkiden türemiştir. medenileşmiş bireyin çocukluğundan olgunlaşma dönemine varıncaya dek geçirmek zorunda olduğu nevrozlarla paraleldir.

31.07.2017

uzun lafın kısası

oğuz atay: bütün büyük bireyler yalnızdır.

alper canıgüz: insan yüreği bir sarkaç gibidir. istediği noktaya ulaştığı anda tüm hızıyla tam tersi tarafa kaymaya başlar.

jack london: sopa kimdeyse yasa odur. gönlü hoş edilmese bile, boyun eğilmesi gereken bir efendidir.

kerime nadir: geçmişe bakarken her şeye rağmen, içimde derin bir hüzün duymaktayım. değişen dünya ile beraber kaybolan yıllarda yalnız gençliğimiz değil, sevdiğimiz hemen her şey yok olup gitti. bu dünya bizim dünyamız bile değil artık.

epikuros: azla mutlu olmayan insan hiçbir şeyle mutlu olamaz.

bayezid-i bistami: ben müritlerden ziyade münkirlere güvenirim. çünkü münkirin inkarı açıktır. ama ya mürit ikiyüzlüyse? işte ona yanarım.

hakan günday: dünyanın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktır.

robert owen: yoksulluk, suç ve ceza, bütün dünyada hüküm süren çeşitli sistemlerdeki kusurlardan kaynaklanır. hepsi de cehaletin kaçınılmaz sonucudur.

alexander pope: çoğu kadın kişilikten tümüyle yoksundur.

stephen spender: genellikle göz kamaştırıcı şeyler yapan insanlar sıradan insanların yaşamını oluşturan sıradan şeyleri yapmakta tamamıyla başarısızdırlar.

charles bukowski: bir insanı neyin yiyip bitirdiğini asla bilemezsiniz.

mary wollstonecraft: servet sahibi bir insan erdemli bir insandan daha fazla saygı görüyorsa insanlar erdemden önce servet peşinde koşacaktır. akıllarına değil, güzelliklerine ilgi gösteriliyorsa kadınların zihinleri ekilmemiş topraklar olarak kalacaktır.

8.03.2017

kendi hayatının şiirini yazanlar

stefan zweig

utanç duygusu her türlü gerçek otobiyografinin düşmanıdır.

sanat bize gerçekleri sezgi yoluyla gösterir. bir sanat eserindeki güzelliği ve gerçeği, aklımızla değil sezgimizle kavrarız.

"insanlığı incelemenin en uygun yolu, insanı incelemektir." (pope)

sanat alanında, en yakınımızda bulunan şey her zaman için ulaşılması en güç olanıdır; en kolaymış gibi görünen görev ise en ağırıdır.

ubi bene ibi patria: nerede rahat edersen, vatanın orasıdır.

ünlü kişiler kendi hayatlarını anlatırken hiçbir zaman hür değildirler; çünkü hayatlarının imajı, sayısız insanın hatıralarında ya da hayallerinde daha önceden belirmiş bir imajla karşılaştırılmaktadır; böylece onlar, ister istemez portrelerini, daha önce şekillenmiş bir efsaneye uygun gelecek şekilde çizmek zorundadırlar.

herkesin bu derece birbirine benzediği bir toplumda, yalnızca anormalliğin bir değeri vardır, "ancak bir parça olağanüstü olan kimselerde ilginç bir şeyler bulunabilir." (stendhal)

bir insan kendi çağı ile birlikte yaşadığı ölçüde çağı ile birlikte ölüp gider. oysa gerçek özünü ne kadar kendine saklarsa, gelecek nesillere ondan o kadar bir şeyler kalır.

sanat ölmez, yalnızca yeni bir yön alır.

edebi bir eser, ancak bize hayal ürünü bir eser olduğunu unutturduğu ve gerçeğin ta kendisiymiş gibi geldiği zaman kusursuzluğa ulaşmış demektir.

ancak gagasıyla ve tırnaklarıyla eşeleyerek en iyi olan şeyi arayıp bulmak, işte bütün bilgelik buradadır; insan yalnız kendisi için filozof olmalı, insanlık için değil.

kavranılamayan bir şeye bile yaratıcı bir anlam vermek ve bir kenara itilmesi mümkün olmayan şeyin gerçekliğini kabul etmek için gösterilen kahramanca çabadan daha büyük hiçbir şey yoktur.

31.10.2016

uzun lafın kısası

anatoli ribakov: insanın yarattığı en iyi şey kitaptır. dünyadaki en büyük insan yazardır.

beaumarchais: günümüzde, söylenmeye değmeyen şeyler şarkıya dökülüyor.

epikuros: bilge kişi, elle tutulabilen bütün zevkleri tatmak için harcar hayatını ve ölüm saati çaldığında hayat masasından memnun, tatmin olmuş ayrılarak yerini başka konuklara bırakır.

gustave flaubert: burjuvalardan nefret etmek bütün erdemlerin kaynağıdır.

jack london: sosyalizm mümkün hale gelmeden hiçbir ruh temiz doğmayacaktır.

alexander pope: sözcükler yapraklar gibidir; onların çok bulunduğu yerde, anlam meyvesi pek fazla bulunmaz.

matisse: herkes işini benim ve picasso'nun yaptığı gibi yapsa savaş çıkmazdı.

walker percy: en kötüsünü bilmekten daha da kötü bir şey vardır, o da bilmemektir. insan bilmek zorundadır. kötü haberden daha kötü şeyler vardır. yenilgi bile bilmemekten daha iyidir.

sun tzu: asıl her şeyden korkulacak durumlarda korkulacak hiçbir şey yoktur.

wilhelm reich: amaç, ona varmak için yürüdüğün yoldur. bugün attığın her adım, senin yarınki yaşamındır.

oğuz atay: karınca gibi, insan da öteberi taşımayı seviyor yuvasına.

yusuf atılgan: bir eylemin ertesini, sonuçlarını göze alabilirse ya da bunlara kayıtsız kalabilirse insanın yapamayacağı şey yoktur.

3.09.2016

rüyanın öte yakası

ursula k. le guin

güç istencinin özü büyümedir. güç istenci varlığını sürdürebilmek için her başarıyla daha da artmalı, o başarıyı daha yüksekteki bir sonraki hedefe uzanan bir basamaktan ibaret kılmalıdır. elde edilen güç ne kadar büyük olursa daha fazla güce sahip olma iştahı da o denli artar.

lao tzu: büyük yol yitince iyilik ve hakkaniyet buluruz.

hastayla kurulan ilişkinin en değerli dönemi, hep ilk on saniyedir.

h.g. wells: hiçbir şey sağlam kalmaz, hiçbir şey -bir ukalanın zihniyeti hariç- tastamam ve kesin değildir. kusursuzluk, varlığın en derinde yatan gizemli niteliğinin, o kaçınılmaz, marjinal kesinsizliğin inkarıdır sadece.

insanı insan kılan yalnızca diğer insanlar üzerindeki etkisi ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerdir.

chuang tzu: tanrı'ya açılan kapı var olmayıştır.

insanlar yalnız yaşayamazlar; bir başına kalmak tutsaklıkların en beteridir. çevremizde insanlar bulunmasına ihtiyacımız var. karşılıklı yardımlaşabilmek, birbirimizle rekabet edebilmek, birbirimizi birer biley taşı gibi kullanıp zekamızı keskinleştirebilmek için.

dünyada hiçbir şey sebepsiz yere olmaz, olacağı yoksa hiçbir şey olmaz.

dünyada her şeyin bir sebebi olduğuna, insanın bir parçası olduğu bir bütünün var olduğuna ve onun parçası olmakla insanın da bütünlendiğine inanan biri ne olursa olsun asla tanrı rolüne soyunmaya heves etmez. yalnız kendi varlıklarını yadsımış olanların oynamaya can attığı bir oyundur tanrıcılık.

chuang tzu: rüyalarında bayram edenler yas'a uyanır.

alexander pope: insanoğlunun irdelemesi gereken, insandır.

rüyalar tutarsızdır, bencilcedir, akıldışıdır, ahlaksızdır. toplumsallaşmamış tarafımızın ürünüdür onlar.

önemli olan ulaştığın yerdir, oraya nasıl ulaştığın değil.

lafcadio hearn: ebedi kederin, doymak bilmez arzunun ebedi açlığından ibaret olduğunu; sönüp gitmiş güneşlerin, ancak ve ancak kaybolmuş hayatların ateşi söndürülemez tutkularıyla yeniden alevlenebileceğini öğrenmek zorunda kalabiliriz.

dehanın en büyük koşulu, doğru zamanda doğru yerde olmaktır.

dertlerin sökülmüş kumaşını dikip onaran, uykudur.

t.s. eliot'ın bir şiirinde, insanın gerçekliğin fazlasına tahammül edemediğini söyleyen bir kuş vardır; oysa kuş yanılıyor. insan evrenin bütün ağırlığını seksen yıl boyunca gıkını çıkarmadan taşıyabilir sırtında. asıl gerçekdışılıktır onun tahammül edemediği.

hangi aklı başında insan bu dünyada yaşar da delirmez ki?

1.06.2015

eternal sunshine of the spotless mind

michel gondry

sevgililer günü, posta kartı şirketleri tarafından, insanlar kendilerini kötü hissetsinler diye bulunmuş bir gündür.

kumu fazla abartıyorlar. altı üstü küçücük taşlar işte.

neden bana azıcık ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum?

ben hep hayatımı tam olarak yaşayamadığımı düşünüp kaygılanırım. her imkanı değerlendirmek isterim, hiçbir an'ı boşa harcamak istemem.

her hatıramızın duygusal bir özü vardır. ve o özü yok ettiğinizde hatıra bozulmaya başlar.

bir kızın beni çekici bulması garip mi?

sürekli konuşmak iletişim kurmak demek değildir.

19 kasım 2003. yine kangs'de yemek yiyoruz. biz de o restoranlarda acıdığımız çiftlerden miyiz? yemek yiyen ölüler miyiz? insanların hakkında böyle düşündüğü çiftlerden olma fikrine katlanamıyorum.

bir bebeğe baktığında o kadar saf, özgür ve temizdir ki. büyüklerse böyle, bir üzüntü ve korku yığını oluyorlar. 

bence insanlar çocukların ne kadar yalnız olduğunu anlamıyorlar. sanki hiçbir önemin yokmuş gibi.

sanki onu değiştirebilirsem ben de değişecekmişim gibi.

kaçabilirsin ama saklanamazsın.

ne mutludur
suçsuz bakirenin dostları
unutulan dünyadan
dünya unuturken
lekesiz zihnin sonsuz ışığını
her dua kabul olunmuş
ve her istek bırakılmış (alexander pope)

bak, sana başından söyleyeyim, ben iyi bakım gerektiririm. evlilik ya da her neyse. onun etrafında gezinemem. benimle olmak istiyorsan, benimle olursun. birçok erkek benim bir kavram olduğumu veya onları bütünlediğimi ya da onlara yaşadıklarını hissettireceğimi düşünürler. ama ben huzur arayan kafası karışık bir kızım.

bence clementine'ın aslında baştan çıkaran yönü, kişiliğinin sizi sıradanlıktan kurtaracakmış gibi görünüyor olması. sizi heyecanlı şeylerin olacağı bir dünyaya götürecek bir meteor gibi. ama aslında öğrendiğiniz şey bunun süslenmiş bir oyun olduğu. bariz bir şekilde göze batan. ama ayrıca baştan çıkaran.

tamamen bir yabancı olduğunu fark edene kadar birisiyle zaman geçirmek ne kadar da acı.

8.12.2013

çiçeklerin meryem anası

jean genet

gerçeğe benzerlik itiraf edilemez nedenlerin yadsınmasıdır.

soyluluk saygı uyandırıcıdır. insanların en çok eşitlik yanlısı olanı bile, kabul etmek istemese de, bu saygıyla karşı karşıya kalır ve ona boyun eğer. soyluluk karşısında iki tutum olasıdır: alçak gönüllülük ya da büyüklenme. bunların ikisi de, soyluluğun gücünü açıkça kabul etmek demektir.

aşk, kanı kaynayanların yüreğine isa gibi gelir; aynı zamanda sinsice, bir hırsız gibi gelir.

aşk, daha beter tuzaklar kurar. en az soylu olan, en az rastlanılır tuzaklar. rastlantılardan yararlanır.

alexander pope: insana özgü şeylerin hiçliği öyle bir nitelik taşır ki, kendiliğinden var olan varlık dışında, var olmayan şey kadar güzel bir şey yoktur.

çekiciliği düşlerin arı olmayışından kaynaklanan insanüstü güzellik öyle güçlüdür ki, ansızın bizi kendi içine sokar; hem de bu öyle kendiliğinden olur ki, kendimizi ona "sahip olmuş" gibi hissederiz. (sözcüğün iki anlamında: onunla dolu olmak ve dıştan bir görüş içinde onun üstünde olmak anlamında); öylesine salt bir biçimde kendimizi sahip olmuş gibi hissederiz ki, bu salt sahip olma içinde en ufak bir soruna yer yoktur. yılanlar, köpekler gibi kimi hayvanlar bakışlarıyla bizi salt varlıklarının sahibi yaparlar. göz açıp kapayıncaya kadar onları "biliriz" ve o derecede ki, bilenin onlar olduğunu sanırız; bundan da dehşetle karışık bir kaygı duyarız.

casusa benzeyen bir casus kötü bir casustur.

şiir, gerilmiş, bir destekle sağlamlaştırılmış iradenin kimi zaman çok yorucu bir çabasıyla elde edilmiş bir dünya görüşüdür. şiir, iradeye bağlıdır, istemlidir. bir bırakma, duyularla serbest ve bedava giriş gibi bir şey değildir; kösnüllükle karışmaz; ama kösnüllüğe karşı çıkarak, örneğin, cumartesi günleri, odaları temizlemek için koltukları, kırmızı kadife kaplı sandalyeleri, yaldızlı aynaları, mavi masaları çok yakındaki yeşil çayıra çıkardığınızda doğar.

bir başka erkeği düzen bir erkek, iki kez erkektir.

en masum sözcükler, en zararlı olan sözcüklerdir; bunlardan sakınmak gerekir.

herkes, her ne pahasına olursa olsun yazgıdan daha kurnaz olmak ister.

bir insanın büyüklüğü yalnızca yetilerine, zekasına, ne olursa olsun yeteneklerine bağlı değildir: bu büyüklük, aynı zamanda insanı kendilerine dayanak olması için seçen koşullardan oluşur. bir insanın büyük bir yazgısı varsa o insan büyüktür; ama bu büyüklük gözle görülebilir, ölçülebilir türden bir büyüklüktür, dışarıdan görülen görkemdir. içeriden görüldüğünde belki acınacak gibidir; ama o zaman da şiirseldir; eğer şiirin görünürle görünmeyen arasında bir kopma olduğunu kabul ederseniz.

insanda yürek kaldıkça, her şey bitmiş değildir.

1.06.2013

kendine ait bir oda

virginia woolf

alexander pope: çoğu kadın kişilikten tümüyle yoksundur.

dünyanın güzelliği, solmadan az önce, iki ayrı çehreye sahiptir; biri neşedir, öteki ise insanın yüreğini delen acı.

oscar browning: bunca sınav kağıdına baktıktan sonra, verdiğim notlardan bağımsız olarak edindiğim izlenim, en iyi kadının en kötü erkekten, ussal açıdan daha aşağı düzeyde olduğudur.

kendine güven olmadan beşikteki bebekler gibiyiz.

akşam insanın yanında önemli bir görüş ve güvenilir bir gerçekle eve dönmemesi umut kırıcıdır.

yazın, başkalarının düşüncelerine mantığın ötesinde aldırmış kimselerin enkazlarıyla kaplıdır.

para, karşılığı ödenmediği sürece saçma addedilen bir şeye değer kazandırır.

kimi zaman kadınlar kadınlardan hoşlanır.

doğrucu ol yeter. sonuç şaşırtıcı ölçüde ilginç olacaktır. güldürü türü zenginleşir. yeni gerçekler ortaya çıkarılır.

bir kitap ikna etme gücünden yoksunsa aklın yüzeyine ne denli güçlü çarparsa çarpsın, içlere sızamaz.

zihinsel özgürlük maddi şeylere dayanır. şiir, zihinsel özgürlüğe bağlıdır.

başkalarını etkileme düşleri kurmayın. her şeyi kendi içinde olduğu gibi düşünün.

kadınlar kadınlara sert davranırlar. kadınlar kadınlardan hoşlanmazlar.

para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!