şemsettin sami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şemsettin sami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.04.2020

aşk

şemsettin sami

sevişen, ruhlarımızdır.

gönül öyle bir müftüdür ki istemediği şey için kolay kolay fetva vermez.

aşk öyle tabii bir şeydir ki insanoğlunun her kesiminde yani erkeğinde dişisinde, küçüğünde büyüğünde, çocuğunda yetişkininde, gencinde ihtiyarında, fakirinde zengininde, akıllısında ahmağında, aliminde cahilinde, medenisinde bedevisinde ortaya çıkar. herkesin gönlü aşkla yoğrulmuştur.

aşk ve muhabbet herkesin düşüncesinde mevcuttur; ancak bir cazibe merkezi olmadıkça gerçekleşmez. işte bazı kişilerin aşklarının dünyaya yayılması, bazılarının da hiç duyulmamasının nedeni budur.

insanın sevdiği adam tarafından sevilmesi, kendisini seven adamı sevmesi ne büyük şey! ne güzel şey! hem sevmek hem de sevdiğin kişi tarafından sevilmek! dünyada bundan iyi şey yoktur.

âşık olanlar, sevdiğiyle biraz yakınlığı bulunan kişileri bile, velev ki dünyanın en kötü insanları olsunlar, severler.

fakat ah, şu kadın kısmı imansızdır.

31.05.2019

uzun lafın kısası

cicero: halkın selameti en yüce yasadır.

jean meslier: insanlar hayal hastalarıdır. ilaçlarına alıcı bulmak için, çıkarcı şarlatanlar, hep insanların deliliklerini, budalalıklarını sürdürmeye özen gösterirler.

nabizade nazım: bir kadının elinden her şey gelir.

samipaşazade sezai: bilinmez ki, şark'ta her hakikat kadınlar gibi örtülüdür.

mizancı murat: hareketimi şunun bunun bileceğine, diyeceğine göre ayarlamıyorum. vicdanımın hükmü onu icap ettiriyor.

şemsettin sami: şu kadınları insan kafese kapasa da fayda yok, zapt olunamazlar.

ahmet mithat efendi: insanoğlunun yaratılışının gereğidir; insan kendi mutluluğundan yalnız kendinin haberdar olmasıyla kanaat etmez, herkesi de haberdar etmek ister.

direktör ali bey: bir memleketin büyümesi ahalisinin çoğalmasına ve ahalinin çoğalması da ticaret ve zanaatın varlığına bağlıdır. bu servet sebeplerine sahip olan bir şehir mutlaka büyür ve kale içinde bulunması büyümesine asla engel olmaz.

namık kemal: kendinden başka gönlümde bir şey bırakmadın.

safveti ziya: genç kızların yerleşmiş hiçbir tabiatları yoktur. onlar için her gün, her saat yeni bir şey hazırlar. bugün neşeli, yarın mahzundurlar. şimdi hayattan bezgin görünürlerken biraz sonra hayata dört elle sarılırlar. her defasında da "ne yapalım, tabiatımız böyle!" diyerek kendilerini anlatmak isterler. sözün kısası, genç kızlar saygıya ve sevgiye değer oldukları kadar sakınılacak, çekinilecek varlıklardır. başkalarına karışmam; fakat ben onlardan pek korkarım.

nabizade nazım: izdivaç muhabbetin mezarıdır.

recaizade mahmut ekrem: kadınlar çok muzırdırlar. onlar azap meleklerinin yeryüzünde ortaya çıkmış benzerleridir. bizi cennet kapısından cehenneme düşürürler.

yuval noah harari: tarihin en kesin yasalarından biri şudur: lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. insanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.

3.05.2019

taaşşuk-ı talat ve fitnat

şemsettin sami

şu kadınları insan kafese kapasa da fayda yok, zapt olunamazlar.

biçare ihtiyarlar! geçmiş şeyleri hatırlarına getirdikçe hüzünlenirler. çünkü ömürlerinde geçirdikleri sevinçli günleri andıklarında o günlerin bir daha geri gelmeyeceğine üzülürler. çektikleri acıları hatırladıklarındaysa gönül yaraları tazelenir.

"mektuplaşmak kavuşmanın yarısıdır."

ah siz erkekler, ne kadar zalimsiniz! bir kızcağızın bir gözü birazcık şaşı olsa yahut bir ayağı hafif topallasa biçare evlenmeksizin ihtiyarlar gider. kimse onu almaya tenezzül etmez. ama sizin en fenanız, en uğursuzunuz, en sakatınız bakarsın kızların en güzelini, en uslusunu alır da biçareyi esir eder.

insan, doğası gereği, ne büyük felaketlere ne de büyük sevinçlere birdenbire inanabilir.

insanın bir derdi olduğunda sanki dermanını, çaresini bulacakmış gibi kime rastlarsa anlatmak ister. anlatacak insan bulamadığı takdirde de kendi kendine yahut taşlara, duvarlara anlatmaya mecbur olur.

ah! erkeklerin sevgisine inanmak, onların sadakatine aldanmak ne büyük bir kabahat! ah biz zavallı kadınlar! biz evlendiğimizde sanıyoruz ki bir koca, bir yoldaş alıyoruz. halbuki erkekler bize o gözle bakmıyorlar. onların evlendiklerinde eşlerine verdikleri değer, satın alacakları bir beygir veya bir arabaya verdikleri değerden azdır.

biz kadınları insan sırasına koymuyoruz. kendimizi eğlendirmek için onların ruhunu sıkıyoruz. serbest gezip dolaşmalarına ve eğlenmelerine mani oluyoruz. ve bir taraftan da kendimizi onlara güldürüyoruz. çünkü bazı kurnaz kadınlar var, "bu ne budala bir şeymiş, dur bununla biraz eğlenelim." diyerek bizi maymun gibi oynatırlar. seyir yerlerinden evlerinin kapısına dek arabanın arkasından toz duman içinde götürürler. ahlak ve âdetlerimizi bilmeyen biri, bir kimseyi bu halde göre elbette "delirmiş" derdi.

26.07.2017

aşk

bilge karasu: tanrıya giden tek yol aşktan geçer.

anthony storr: en aklı başında ve mantıklı insanlar bile, aşkın çekiciliği ve kuruntularına karşı bağışıklık sahibi değildir. aşkta hayal kırıklığına uğramak yıkıcı olsa da, hiç aşık olmamış olmaktan daha iyidir.

margaret atwood: aşk bir suçtur; ama yokluğu daha büyük bir suçtur.

şemsettin sami: akılsız, ilimsiz, faziletsiz, sabırsız, rahmsiz, hayasız adam bulunur; lakin aşksız adam bulunmaz.

tess franke: aşk, insanın boynunun tutulmasıdır.

gore vidal: aşk her zaman trajik bir şey, herkes için, her zaman; ama hayatı ilginç kılan da bu. bir şeyin değerini, o elimizden gitmeden anlayabilir miyiz?

isabel allende: aşk sözcükleri sessizdir, ırmağın suyundan daha berraktır.

stendhal: büyük aşklar hayatta birer aksamadan başka bir şey değildir; ancak bu aksamaya yalnızca üstün ruhlarda rastlanır.

ayfer tunç: aşıklar mübarektir; alemde aşk olmasa köpekten aşağı olurdu halimiz.

süheyla acar: gökyüzünde upuzun bir mektubun satırlarıyla yüklü, unutulup kalmış bir buluttum. gelseydin, su olup, yağmur olup yeryüzüne akacaktım; toprağa, suya, yağmura karışacaktım; ama bıraktığın yerde unuttun beni, gelmedin.

16.04.2009

aşk

şemsettin sami

aşk öyle tabii bir şeydir ki insanoğlunun her kesiminde yani erkeğinde dişisinde, küçüğünde büyüğünde, çocuğunda yetişkininde, gencinde ihtiyarında, fakirinde zengininde, akıllısında ahmağında, aliminde cahilinde, medenisinde bedevisinde ortaya çıkar. herkesin gönlü aşkla yoğrulmuştur.

beşikteki çocukların gönülleri bile aşktan çok uzak değildir. hele gencecik çocukların gönlünde çok kere aşk ve muhabbet galeyan eder. onlar da severler, sevilirler. gönüllerinde bir duygu hissederler. lakin biçareler o muhabbetin neden geldiğini, bir güzellik ve onun gereği olduğunu anlayamazlar. aşkı işitirler ama aşk denilen şeyin tam da hissettikleri duygu olduğunu bilmezler. işte tabiat, bütün insanlara aşkı eşit olarak bölüştürmüş ve hiç kimseyi ondan mahrum bırakmamıştır. akılsız, ilimsiz, huysuz, faziletsiz, sabırsız, acımasız, hayasız insan bulunur; lakin aşksız insan bulunmaz.