barış bıçakçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barış bıçakçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.04.2022

bağlantı

barış bıçakçı

aşk eşitler arasında yaşanır.

dört kişilik yemek masasında komşu kenarlarda oturan iki kişi birkaç saniye bakışınca ne olur? şu olur: bu iki kişi kendilerini diğerlerinden yalıtır. birbirine dönersin! iki insan birbirine döner! bu, bakışlarla olur ya da aynı yerde susmayla örneğin, en basit biçimde. sonra, öyle birbirine dönük, kendi dilini yaratırsın.

yakınlarını kaybetmek türünden felaketlerin etkilerini hemen oracıkta ararız; ama çok uzakta bir yerde de olabilir; ancak zamanı geldiğinde ortaya çıkar.

bu dünyada hiçbir zaman ortada, hazır bir bağlantı yoktur. bağlantıları biz kurarız.

mutfak iyice karanlık olmuştu. ocağın alevi tencerenin altından mavi-beyaz, solgun bir ışık yayıyordu. sokaktan hala çocuk sesleri geliyordu. ayakta hareketsiz duruyorduk. her şey çok çocukça ve çok keder vericiydi. aklıma sevdiğim bir romandan bir cümle gelmişti. kederin bizi başrole taşıdığı, ikimiz dışında her şeyi cılız bir manzaraya dönüştürdüğü o anda, cümleyi kendimce yeniden kurdum: bizim büyük çaresizliğimiz nihal'e aşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. asıl çaresizlik buydu.

insan severken basit sınıflandırmaların sınırlarını değil kendi sınırlarını görür, kendi sınırlarında dolaşır, kendi sınırlarına değer.

yalnız aklıyla hareket eden bir insan gerçek bir insan değildir. insan duygularıyla insandır.

14.12.2018

bizim büyük çaresizliğimiz

barış bıçakçı

en büyük ahlaksızlık bir aşkı yaşamamaktır. hayatı mümkün olan en geniş haliyle yaşamak gerekir.

bazen edebiyat hayattan daha açıklayıcıdır.

her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?

hayat tekrardan ibarettir. hayatın gücü tekrarın gücüdür. günlerin, ayların, mevsimlerin gücü.

önce aşk vardır. hatırlamak da, acı çekmek de, sevgilimize vereceğimiz çiçeğin fotosentezi de ondan sonra başlar.

basit şeyler isteyince, basit şeylerden zevk almaya başlayınca, anlıyorum ki aşık olmuşum.

kim bilebilir ki bunu? kalemi eline alıp iki insanı birbirine götüren yolu bulmaya çalışan biri, tek bir çizgi çizmeyi beklerken karalamayı andıran bir resim çizer. iki insanı birbirine götüren sayısız yol vardır.

birine aşık olunca, ömrün boyunca onu aramışsın da sonunda bulmuşsun gibi, geçmişini tekrar kurgularsın. basit tesadüfler aşkın ilahi gücünün işaretleri olur çıkar.

31.03.2017

uzun lafın kısası

robert owen: insan koşulların yarattığı bir varlıktır.

barış bıçakçı: en büyük ahlaksızlık bir aşkı yaşamamaktır. hayatı mümkün olan en geniş haliyle yaşamak gerekir.

jack london: kölelerden meydana gelen hiçbir devlet ayakta kalamaz.

epiktetos: ne yazık ki, para söz konusu olduğunda aldığımız önlemleri, ruhumuz söz konusu olduğunda ihmal ediyoruz.

gerard de nerval: pervasız içtenliğim sadakatimin en sağlam güvencesidir.

charles baudelaire: saygıya değer üç varlık var: keşiş, savaşçı, ozan. bilmek, öldürmek ve yaratmak. öteki insanlar angaryacı sürüsüdür, kırbaçlanmak üzere yaratılmışlardır, meslek denilen şeyleri uygulamak için.

kemal sayar: içimizde yaşanmadan bekleyen bir hayatın suçunu duyarız.

mary wollstonecraft: kendi vicdanımız filozofların en aydınlanmış olanıdır.

alexander nehamas: herkes tarafından kayıtsız şartsız kabul edilmesi gereken hiçbir değerler kümesi yoktur.

octavio paz: şairlerin yaşam öyküsü yoktur, onların yaşam öyküsü yapıtlarıdır.

stendhal: tüm dinler birçok insanın korkusu ve az sayıdaki kişinin akıllılığı üzerine inşa edilmiştir.

alper canıgüz: dünya hala dönüyor işte. bütün pespayeliğiyle.

20.01.2010

bir süre yere paralel gittikten sonra

barış bıçakçı

fillerden önce çıkarılan atlar. piyon fedaları. kabul edilmeyen vezir gambiti. hayat devam eder. bazı çiçekler susuzluğa ve unutulmaya dayanır. hayat her zaman devam eder, bunu herkes bilir.

saatler sürdüğü olur bir satranç maçının; ama yine de ölümden, terk edilişten daha kısa sürer; hele bir de rakibin tuzaklarına bilerek düşerseniz.

gerçek daima biraz hüzünlüdür. gerçeği ararken bir yandan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz. çünkü aynı zamanda gerçek daima biraz utanç vericidir.

dostoyevski: her şeyi fazlasıyla anlamak hastalıktır.

bilge her zaman tek parçadır ve bir tepeyi tırmanır. zaten bilgeden beklenen de budur. bilge tepeyi tırmanırken, yukarıdan bakıyorum yine de körüm, der geniş kanatlı kuş. dilimi ısırdım derdim içimde kaldı, diye inler taş. kuşun gördüğü olmak ister bilge, taşın derdini dinleyen. çünkü ondan beklenen budur.

sanatçı tecrübe edinemeyen insandır, bu dünyada hiçbir tecrübesi olmayan insandır.

güzel bir an'ı gelecekte yeniden yaşamayı güvence altına alarak elde edilen mütevazı bir sonsuzluk duygusu..

her şeyi yerli yerinde, tıkır tıkır işleyen bir hayat kurduğunda, o hayatı yerle bir edecek bir felaket kurgulamak da farz olur. insan yarattığını yok edebilmek de ister.

hangi haberi okuduğumda normal hayatımı sürdürmeyi bırakacağım?

12.08.2008

yaşamak

barış bıçakçı

kadınlar kendileri için şiir yazılmasını neden ister? kendilerini feda etmeyi, yok olmayı, hiç olmayı arzuladıkları ve onlara adanmış bir şiirle bu arzu arasında, biz erkeklerin göremeyeceği şık bir bağ gördükleri için mi? 

arzu ahlakla çatışma eğilimi gösterirse ilişkinin de hesap işi olması zorunluluktur.

batı'nın kavramları vardı; çünkü yaşayanların kavramları olurdu, yaşamayanların yasakları, suçları, günahları.. kavramlar bir bakıma özgürlüktü. ne çok kadın ve erkek yaşadığıyla yetiniyor. karı koca olmakla yetiniyor. oysa kafalarında bir aşk kavramı olsaydı, yaşadıklarıyla yetinmez, kurulu düzenlerini yerle bir etmek pahasına aşkın peşinden giderlerdi. kavramlar hayatı en üst imkanlarına genişletmenin araçlarıdır.

hayatımız: uzun mihnet, lezzetsizlik, renksizlik ve keder devrelerinin arasına serpiştirilmiş kısa saadet dakikaları..

uzağımızdaki her şey biraz olağanüstüdür, olduğundan biraz daha fazladır.

yıldızlı bir gecede, gökyüzünün altında kendini acemi ve çaresiz hissedersen, bu, yıldızlara bakarak başka şeyler düşündüğün içindir. yıldızlara bakarak yalnızca yıldızları düşünmek gerekir.

kendisi de sayısız insan tarafından anlatılmış sayısız hikayeden ibaret olan gerçeği kim bilebilir ki?

yaşamak aslında birbirinden kopuk yaşantılar arasında bağlantılar kurmaktır. bir hatırayı diğerine bir fotoğraf albümü değil yaşayan bir insan bağlar.