eğer hayatım bir film olsaydı, ya uyuyakalır ya da yarısında çıkardım.
"yaşayan her şey, sonsuza dek yaşar. sadece fani bedenler yok olur. ruhun sonu yoktur. ebedidir. ölümsüzdür." (bhagavad gita)
"çoğunluk size gülüyorsa kutsanmışsınız demektir."
bir mahallede uzun süre yaşamışsan ve mahalleye yeni biri gelip tam karşındaki evi yenilerse kendi evini gecekondu gibi görmeye başlarsın.
gerçekten sevdiğimiz anlarda hepimiz çocuğuz.
büyük sanat eserleri anlaşmazlık yaratır.
her şey tesadüfi. yaşarız, ölürüz. eninde sonunda hiçbir şeyin anlamı yoktur. herkes yalnızdır. yalnız doğarsın, yalnız ölürsün.
ilişkilerdeki gerçekler hayatı daha iyi kılmaz. hayatı mümkün kılarlar.
hayatın sana bir şeyler borçlu olduğu yanılgısı içindeysen, çok acı sürprizlerle karşılaşacaksın demektir.
genç birinin ölümü her zaman korkunç bir darbedir.
akademidekiler beş para etmez. o unvanlara sahip olanların hepsi hayatları boyunca bulabildikleri tek iyi fikri ölesiye savunmakla meşgul.
~six feet under etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
~six feet under etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13.05.2022
19.08.2021
hayat
yaşamında kesinlikle hata olduğunu bildiğin ama aslında hata olduğunu bilmediğin şeyler vardır; çünkü gerçekten hata olup olmadığını öğrenmenin tek yolu hatayı yapmaktır ve geriye dönüp şöyle demek: "evet. bu bir hataydı." yani aslında en büyük hata, hatayı yapmamak olurdu; çünkü o zaman bütün hayatını bunun bir hata olup olmadığını bilmeden geçirirsin. bazen hata olduğunu bildiğin bir şeyi bile, her koşulda yapmak zorundasındır. belki de en salak hataları bile. (~himym)
louis winchell: rahata bağımlı dünyamızda yuttuğumuz yalanların arasında aşk yalanı kadar sinsi olanı yoktur. bizi her yönden tamamlayacak birinin bir yerlerde yaşadığına dair baştan çıkarıcı; ama çocukça bir fikir. bizi tamamlayacak biri. tabii bu yanılsama, bizi kendi içimizde ve kendi başımıza bir bütün olmaktan alıkoyar. hatta sonunda bizi yetersizliklerimizi, kusurlarımızı hor görmeye teşvik eder. oysa insanlığımız burada yatar. o insanlık ki, onsuz biz bir hiç olurduk." (~six feet under)
hayatınızın en mükemmel anlarını ille de kendi elinizle yaratmanız gerekmiyor. bunlar aynı zamanda sizin başınıza gelenler olabiliyor. hayatınızın akıbetini etkilemek için harekete geçemezsiniz demiyorum. harekete geçmeniz gerek ve geçeceksinizdir de. ama şunu unutmayın: herhangi bir gün sokak kapınızdan adımınızı atarsınız ve tüm hayatınız sonsuza kadar değişebilir. evrenin bir planı vardır ve o plan her zaman hareket halindedir. bir kelebek kanatlarını çırpar ve yağmur yağmaya başlar. korkutucu bir düşünce olsa da, aynı zamanda harikadır da. makinenin tüm o küçük parçaları, siz tam olarak olmanız gereken yerde, tam olarak olmanız gereken zamanda bulunun diye sürekli çalışır. doğru yerde, doğru zamanda. (~himym)
louis winchell: rahata bağımlı dünyamızda yuttuğumuz yalanların arasında aşk yalanı kadar sinsi olanı yoktur. bizi her yönden tamamlayacak birinin bir yerlerde yaşadığına dair baştan çıkarıcı; ama çocukça bir fikir. bizi tamamlayacak biri. tabii bu yanılsama, bizi kendi içimizde ve kendi başımıza bir bütün olmaktan alıkoyar. hatta sonunda bizi yetersizliklerimizi, kusurlarımızı hor görmeye teşvik eder. oysa insanlığımız burada yatar. o insanlık ki, onsuz biz bir hiç olurduk." (~six feet under)
hayatınızın en mükemmel anlarını ille de kendi elinizle yaratmanız gerekmiyor. bunlar aynı zamanda sizin başınıza gelenler olabiliyor. hayatınızın akıbetini etkilemek için harekete geçemezsiniz demiyorum. harekete geçmeniz gerek ve geçeceksinizdir de. ama şunu unutmayın: herhangi bir gün sokak kapınızdan adımınızı atarsınız ve tüm hayatınız sonsuza kadar değişebilir. evrenin bir planı vardır ve o plan her zaman hareket halindedir. bir kelebek kanatlarını çırpar ve yağmur yağmaya başlar. korkutucu bir düşünce olsa da, aynı zamanda harikadır da. makinenin tüm o küçük parçaları, siz tam olarak olmanız gereken yerde, tam olarak olmanız gereken zamanda bulunun diye sürekli çalışır. doğru yerde, doğru zamanda. (~himym)
Kategori:
.altyazı,
.kolaj,
'dizi,
#aşk,
#hayat,
#zaman,
~how i met your mother,
~six feet under,
louis winchell
12.02.2018
evlilik
"adamım, ben 44 yıldır evliyim. ve derim ki sürekli iyi geçinmek diye bir şey yok. 44 yıl. bilirsin işte; bu, zaman alır. ama bir kez diğer tüm saçmalıkları geride bıraktığında, fark edersin ki olayın aslı, hayatın sillesini kıçına yediğinde elinden tutacak ve bedeninin sana ödünç verildiğini hatırlatacak bir arkadaş edinmektir. evet, bazen her şeyi apaçık görebiliyorsun ve sonra her şey tekrar sisler arasında kayboluyor. hayat dediğin budur, evlat. o kadar kolay olsaydı hiçbirimiz işleri berbat etmezdik. hiç pişmanlık duymazdık, harika evlatlarımız olurdu ve her günün her saniyesini mutluluk içinde geçirirdik." (~californication)
"francis bana evlenme teklif ettiğinde ne dedi biliyor musun? her kelimesini hatırlıyorum. dedi ki, "claire, istediğin tek şey mutlu olmaksa, 'hayır' de. sana iki çocuk verip emekliliğe kadar gün saymayacağım. böyle bir hayatın olmayacağına söz veriyorum. asla canının sıkılmayacağına söz veriyorum." bana teklif eden çok erkek oldu; ama o hepsinden farklıydı. çünkü beni anlayan tek erkek oydu. beni el üstünde tutmadı. bana tapmadı, beni şımartmadı; bunları istemediğimi biliyordu. elimi aldı ve yüzüğü parmağıma taktı. çünkü evet diyeceğimi biliyordu. istediği şeyi nasıl elde edeceğini bilen bir adam." (~house of cards)
"o tabuttaki benim karım. o kadınla aynı yatakta tam 56 yıl geçirdim. 56 yıl boyunca aynı boktan bahsedişini dinledim. gece gündüz. bir keresinde bahçede beni biftek bıçağıyla kovaladı. kıçımı kesmeye çalıştı. bir sene ayrıldık. o vakit, şu an içimde bir boşluk gibi. beni gerçekten tanıyan tek kişi oydu. aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. bir gün hoş bir şey görüyorsun, bir de bakıyorsun ki 56 yıl olmuş. ve sinemada altına sıçmışsın ve temizlemene yardım eden tek kişi o. aşk budur." (~six feet under)
"francis bana evlenme teklif ettiğinde ne dedi biliyor musun? her kelimesini hatırlıyorum. dedi ki, "claire, istediğin tek şey mutlu olmaksa, 'hayır' de. sana iki çocuk verip emekliliğe kadar gün saymayacağım. böyle bir hayatın olmayacağına söz veriyorum. asla canının sıkılmayacağına söz veriyorum." bana teklif eden çok erkek oldu; ama o hepsinden farklıydı. çünkü beni anlayan tek erkek oydu. beni el üstünde tutmadı. bana tapmadı, beni şımartmadı; bunları istemediğimi biliyordu. elimi aldı ve yüzüğü parmağıma taktı. çünkü evet diyeceğimi biliyordu. istediği şeyi nasıl elde edeceğini bilen bir adam." (~house of cards)
"o tabuttaki benim karım. o kadınla aynı yatakta tam 56 yıl geçirdim. 56 yıl boyunca aynı boktan bahsedişini dinledim. gece gündüz. bir keresinde bahçede beni biftek bıçağıyla kovaladı. kıçımı kesmeye çalıştı. bir sene ayrıldık. o vakit, şu an içimde bir boşluk gibi. beni gerçekten tanıyan tek kişi oydu. aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. bir gün hoş bir şey görüyorsun, bir de bakıyorsun ki 56 yıl olmuş. ve sinemada altına sıçmışsın ve temizlemene yardım eden tek kişi o. aşk budur." (~six feet under)
10.07.2017
six feet under
başka bir insana ulaşmamız, kendimize de ulaşmamız demektir.
aile ailedir. boşanmak bunu değiştirmez. boşanmak, ölüm, hiçbir şey. biri insanın kalbine girdi mi, sonsuza dek orada kalır.
büyük ıstırap çekmeden sanatçı olunamaz.
hamile bir kadın dünyadaki en güzel şeydir. onunla herkes konuşur, herkes ona dokunmak ister. insanları mutlu eden sihirli bir güce sahip olmak gibidir.
hayatta bazı şeylerin neden olduğunu asla anlayamayız.
bir erkek hakkında "birlikte bir şeyler yapılabilecek biri" diyorsan bu, yalnız olmaktan da kötüdür.
bir adamın işi onun kişiliğidir.
duvak takılan her kadın, gezegenin en büyük fahişesi de olsa taptaze masum bir kız haline gelir.
ergenlik dönemindeki bir erkek kadar tehlikelisi yoktur.
aile ailedir. boşanmak bunu değiştirmez. boşanmak, ölüm, hiçbir şey. biri insanın kalbine girdi mi, sonsuza dek orada kalır.
büyük ıstırap çekmeden sanatçı olunamaz.
hamile bir kadın dünyadaki en güzel şeydir. onunla herkes konuşur, herkes ona dokunmak ister. insanları mutlu eden sihirli bir güce sahip olmak gibidir.
hayatta bazı şeylerin neden olduğunu asla anlayamayız.
bir erkek hakkında "birlikte bir şeyler yapılabilecek biri" diyorsan bu, yalnız olmaktan da kötüdür.
bir adamın işi onun kişiliğidir.
duvak takılan her kadın, gezegenin en büyük fahişesi de olsa taptaze masum bir kız haline gelir.
ergenlik dönemindeki bir erkek kadar tehlikelisi yoktur.
12.06.2017
six feet under
"insan bedeni sadece gözyaşı, kemik ve arzudur."
her şeye hazırlıklı olmak istersin; ama hayat böyle değildir. fırsatlar, dertler birden karşına çıkar ve sen de elinden gelenin en iyisini yaparsın.
bir insanı tam anlamıyla tanıyamazsın. tanıyabileceğini sanıyorsan bir hayal dünyasında yaşıyorsun demektir.
bir şey gerçekse, anlamasanız bile vücudunuzu etkiler. karaciğeriniz ve bağırsaklarınız gözünüzden daha iyi birer sanatçıdır. çünkü beyninize daha uzaktır.
hepimiz yaralıyız. hayatımız boyunca yaralarımızı taşırız ve er geç bizi öldürürler.
herkese her şey öğretilebileceği bir yanılsamadan başka bir şey değil. birçok şeye koşullandırılabiliriz; ama gerçek anlamda önemli bir şeyler öğrenmek, insanın içinden gelir.
başlangıçta bir şeyden nefret ediyorsan, bu iyidir. çünkü kendi doğruluğunun güzelliğini fark etmezsin. diğer insanların istediklerini yapan, normal, acınası bir insan olmaya alışkınsın. ama diğer insanların istediği, seni becermek, senden para kazanmak, güvenlik sistemi iyi olan bir oturma odasında seni asmak.
her şeye hazırlıklı olmak istersin; ama hayat böyle değildir. fırsatlar, dertler birden karşına çıkar ve sen de elinden gelenin en iyisini yaparsın.
bir insanı tam anlamıyla tanıyamazsın. tanıyabileceğini sanıyorsan bir hayal dünyasında yaşıyorsun demektir.
bir şey gerçekse, anlamasanız bile vücudunuzu etkiler. karaciğeriniz ve bağırsaklarınız gözünüzden daha iyi birer sanatçıdır. çünkü beyninize daha uzaktır.
hepimiz yaralıyız. hayatımız boyunca yaralarımızı taşırız ve er geç bizi öldürürler.
herkese her şey öğretilebileceği bir yanılsamadan başka bir şey değil. birçok şeye koşullandırılabiliriz; ama gerçek anlamda önemli bir şeyler öğrenmek, insanın içinden gelir.
başlangıçta bir şeyden nefret ediyorsan, bu iyidir. çünkü kendi doğruluğunun güzelliğini fark etmezsin. diğer insanların istediklerini yapan, normal, acınası bir insan olmaya alışkınsın. ama diğer insanların istediği, seni becermek, senden para kazanmak, güvenlik sistemi iyi olan bir oturma odasında seni asmak.
24.05.2017
six feet under
bir şeyden korkuyorsan, o şeyi yapmalısın.
hayatı net görmeyi isterdim. ama romantikleştiğimde camdan attığım ilk şey o oluyor.
"birinin gücü, onun bilgisine bağlıdır."
dünyada, bir çocuğun ölümünün sıradan olduğu bir sürü yer var. ama biz katlanamıyoruz; çünkü ölü bir çocuk, doğanın kanununu bozduğuna inanan bir kültürün en büyük hatasıdır.
ölüsüne bakarak bile insanların nasıl bir hayat sürdüğünü anlayabilirsin.
herkesin hayattaki her şey için bir cevabı vardır. mesele, dinlemeyi bilmektir.
insanlar, başka hayatlara dokunmadan yaşanan hayatın ne anlamı var diye düşünebilir. ama böyle bir yargıya varmak ukalalık olur. her hayat bir katkıdır. sadece bunu şu anda anlamıyor olabiliriz. herkes hayatımıza bir sebeple girer ve bize öğretmeleri gereken şeyi öğrenmek bizim sorumluluğumuzdur.
"bu yaşamın bir günü, gelecek tüm günlerden iyidir."
yaşamımızı doğru şekilde sürdürürsek yaptığımız her şey bir sanat eserine dönüşür. giydiğimiz pantolon veya yatağımızı toplama şeklimiz bile. dünyanın sorunu da bu zaten. yaptığımız hiçbir şeyde yaratıcı olmaya çalışmıyoruz.
hayatı net görmeyi isterdim. ama romantikleştiğimde camdan attığım ilk şey o oluyor.
"birinin gücü, onun bilgisine bağlıdır."
dünyada, bir çocuğun ölümünün sıradan olduğu bir sürü yer var. ama biz katlanamıyoruz; çünkü ölü bir çocuk, doğanın kanununu bozduğuna inanan bir kültürün en büyük hatasıdır.
ölüsüne bakarak bile insanların nasıl bir hayat sürdüğünü anlayabilirsin.
herkesin hayattaki her şey için bir cevabı vardır. mesele, dinlemeyi bilmektir.
insanlar, başka hayatlara dokunmadan yaşanan hayatın ne anlamı var diye düşünebilir. ama böyle bir yargıya varmak ukalalık olur. her hayat bir katkıdır. sadece bunu şu anda anlamıyor olabiliriz. herkes hayatımıza bir sebeple girer ve bize öğretmeleri gereken şeyi öğrenmek bizim sorumluluğumuzdur.
"bu yaşamın bir günü, gelecek tüm günlerden iyidir."
yaşamımızı doğru şekilde sürdürürsek yaptığımız her şey bir sanat eserine dönüşür. giydiğimiz pantolon veya yatağımızı toplama şeklimiz bile. dünyanın sorunu da bu zaten. yaptığımız hiçbir şeyde yaratıcı olmaya çalışmıyoruz.
3.10.2012
six feet under
ıstırabımızı azaltan, affetmektir.
çocuklar, insanın kendini kaybetmemesi için iyi bir nedendirler. kendi nedenlerimizi unuttuğumuzda.
bu dünyada insanların farkında olduğundan çok delilik var. bazen dışarıda tam bir kargaşa yaşanmamasına şaşırıyorum.
jean baudrillard: her sanat biçimi zaten keşfedilmiştir. yapılacak tek şey, bunları çözümleyip parçalarla oynamaktır.
tarihte gerçekten olanlar anlatılmıyor. tarih, aptalca bir savaş kışkırtıcısı ve olanlara dair ataerkil bir fikir sadece.
kıyamet su yüzünden kopacak. kimde su olduğu, kimin istediği ve suyu elde etmek için neler yapmaya istekli oldukları konusunda.
insanlar hala eşcinsel olup olmadığına bakarak kimin iyi kimin kötü olduğunu söyleyecek küstahlığa sahip. insanlar aptal.
insanın önünde bu kadar bilgi varken insanların sabah kalkabilmesi bile mucize.
çocuklar, insanın kendini kaybetmemesi için iyi bir nedendirler. kendi nedenlerimizi unuttuğumuzda.
bu dünyada insanların farkında olduğundan çok delilik var. bazen dışarıda tam bir kargaşa yaşanmamasına şaşırıyorum.
jean baudrillard: her sanat biçimi zaten keşfedilmiştir. yapılacak tek şey, bunları çözümleyip parçalarla oynamaktır.
tarihte gerçekten olanlar anlatılmıyor. tarih, aptalca bir savaş kışkırtıcısı ve olanlara dair ataerkil bir fikir sadece.
kıyamet su yüzünden kopacak. kimde su olduğu, kimin istediği ve suyu elde etmek için neler yapmaya istekli oldukları konusunda.
insanlar hala eşcinsel olup olmadığına bakarak kimin iyi kimin kötü olduğunu söyleyecek küstahlığa sahip. insanlar aptal.
insanın önünde bu kadar bilgi varken insanların sabah kalkabilmesi bile mucize.
11.04.2012
six feet under
bir zamanlar çok bilge biri, "her gün dans etmeliyiz. sadece zihnimizde olsa bile." demiş.
ayrılıklar her zaman kanlı ve küçük düşürücü olur. bir hiçmişsin, çöpmüşsün gibi fırlatılır atılırsın. sonra herkesin içinde, iç organların sarkmış bir halde sürünürsün, otobüste tanımadığın kişilere ağlarsın.
sevdiğiniz birini kaybettiğinizde kendinizden bir parçayı kaybetmiş olursunuz. o kişiyle bir hayatı paylaştığınız için, zaman zaman kendinizi kaybolmuş hissetmeniz doğaldır.
iyi adamlar asla bir daha aramaz.
ne çok ilginç biliyor musun? eğer eşin ölürse, sana "dul" diyorlar. eğer bir çocuk ailesini kaybederse, ona "yetim" diyorlar. ama çocuğunu kaybeden birine ne denir? sanırım bu, bir ismi hak etmeyecek kadar korkunç bir şey.
insanlar genelde göründükleri gibi değildir.
bir bebekle yaşıyorsanız dünyayı yepyeni bir şekilde görüyorsunuz. o kadar saf, bozulmamış ki. bu bir ayrıcalık.
bebek doğduğunda genelde babasına benzer; ki bu, doğanın babalık duygusunu kurmasıdır.
ayrılıklar her zaman kanlı ve küçük düşürücü olur. bir hiçmişsin, çöpmüşsün gibi fırlatılır atılırsın. sonra herkesin içinde, iç organların sarkmış bir halde sürünürsün, otobüste tanımadığın kişilere ağlarsın.
sevdiğiniz birini kaybettiğinizde kendinizden bir parçayı kaybetmiş olursunuz. o kişiyle bir hayatı paylaştığınız için, zaman zaman kendinizi kaybolmuş hissetmeniz doğaldır.
iyi adamlar asla bir daha aramaz.
ne çok ilginç biliyor musun? eğer eşin ölürse, sana "dul" diyorlar. eğer bir çocuk ailesini kaybederse, ona "yetim" diyorlar. ama çocuğunu kaybeden birine ne denir? sanırım bu, bir ismi hak etmeyecek kadar korkunç bir şey.
insanlar genelde göründükleri gibi değildir.
bir bebekle yaşıyorsanız dünyayı yepyeni bir şekilde görüyorsunuz. o kadar saf, bozulmamış ki. bu bir ayrıcalık.
bebek doğduğunda genelde babasına benzer; ki bu, doğanın babalık duygusunu kurmasıdır.
17.02.2012
six feet under
"kuşların tünediği ve sonra uçmalarına izin veren, onları bir daha geri çağırmayan ağaçları düşünün. kalbiniz bir ağaç gibi olabilirse devaya daha yakın olursunuz."
bir sanatçı dünyanın ona sunduğu şeyleri tecrübe etme hakkını asla sorgulamaz.
eğer hayatı, bir erdem koyduğunda mutluluk alacağın bir satış otomatı gibi görüyorsan, hüsrana uğrayacaksın demektir.
insanlar değişmez; sadece yaşlanırlar.
her şeyin sürekli mükemmel olmasını bekleyemezsin. mükemmel olmadığında sarsılmamalısın. kendimi hapishanede gibi hissettiğim anlarda, güvende hissettiğim anları düşünürüm. ve kendi kendime o anların, hapiste hissettiğim anlardan fazla olduğunu hatırlatırım. asıl yalnızlık, hapiste olmak gibi sadece kendini düşünmek. sürekli kendini izleme girdabına girip çıkamamak. ilginç biriysen sanırım bu da sorun değil. ama işin aslı şu ki, kimse o kadar ilginç değil.
tüm gerçek sanatçılar aklını kaçırmıştır.
casusluk yapmayı herkes sever. hepimiz aslında röntgenciyiz. başkalarının berbat özel pisliklerini görmek için yanıp tutuşuyoruz.
bir sanatçı dünyanın ona sunduğu şeyleri tecrübe etme hakkını asla sorgulamaz.
eğer hayatı, bir erdem koyduğunda mutluluk alacağın bir satış otomatı gibi görüyorsan, hüsrana uğrayacaksın demektir.
insanlar değişmez; sadece yaşlanırlar.
her şeyin sürekli mükemmel olmasını bekleyemezsin. mükemmel olmadığında sarsılmamalısın. kendimi hapishanede gibi hissettiğim anlarda, güvende hissettiğim anları düşünürüm. ve kendi kendime o anların, hapiste hissettiğim anlardan fazla olduğunu hatırlatırım. asıl yalnızlık, hapiste olmak gibi sadece kendini düşünmek. sürekli kendini izleme girdabına girip çıkamamak. ilginç biriysen sanırım bu da sorun değil. ama işin aslı şu ki, kimse o kadar ilginç değil.
tüm gerçek sanatçılar aklını kaçırmıştır.
casusluk yapmayı herkes sever. hepimiz aslında röntgenciyiz. başkalarının berbat özel pisliklerini görmek için yanıp tutuşuyoruz.








