mao zedung etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mao zedung etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.09.2021

kuzey kore

daron acemoğlu / james a. robinson

kasım 2009'da kuzey kore hükümeti iktisatçıların para reformu olarak adlandırdıkları bir uygulama başlattı.

bu tür reformların nedeni genellikle şiddetli enflasyon dönemleridir. ocak 1960'da fransa'da gerçekleştirilen bir para reformu tedavüldeki frangın 100 katına karşılık gelen yeni bir frangı uygulamaya koydu. eski franklar tedavülde kaldı; hatta yeni frangın değerinde değişiklik oldukça insanlar fiyat vermek için eski frangı kullandı. sonunda fransa avro'ya geçince ocak 2002'de eski franklar tedavülden kaldırıldı.

kuzey kore reformu görünüşte fransa'dakiyle benzerlik taşır. 1960 fransa'sında olduğu gibi kuzey kore hükümeti de paradan iki sıfır atmaya karar verdi. 100 eski won, kuzey kore'nin para birimi, artık bir yeni wona karşılık geliyordu. bireyler eski paralarını getirip yeni basılmış paralarla değiştirebileceklerdi; fakat fransa örneğindeki gibi 42 yılda değil, bir haftada.

sonra meselenin iç yüzü anlaşıldı: hükümet kimsenin 100 bin wondan daha fazlasını değiştiremeyeceğini duyurdu; gerçi sonradan bunu 500 bine wona kadar esnettiler. 100 bin won karaborsada yaklaşık 40 dolara karşılık geliyordu. böylece hükümet kuzey kore yurttaşlarına ait muazzam miktarda şahsi birikimi tek hamlede silip süpürdü; ne kadar olduğunu tam olarak bilemiyoruz; fakat muhtemelen arjantin hükümetinin 2002'de el koyduğundan daha fazlaydı.

kuzey kore hükümeti özel mülkiyete ve piyasalara karşı çıkan komünist bir diktatörlüktür. fakat karaborsayı kontrol etmek güçtür; ayrıca karaborsada alım satım işlemleri nakit parayla yapılır. işin içinde az miktarda yabancı para vardır elbette, özellikle de çin parası, fakat çoğu işlemde won kullanılır.

para reformu bu pazarları kullanan insanları cezalandırmak ve özellikle bunların aşırı derecede zenginleşip ya da güçlenip rejim için tehdit oluşturmadıklarından emin olmak için tasarlanmıştı. bunları fakir tutmak daha güvenliydi. ayrıca kuzey kore halkı tasarruflarını wona yatırıyordu çünkü kore'de az banka vardı ve hepsi de hükümete aitti. neticede hükümet para reformunu halkın tasarruflarının büyük bölümüne el koymak için kullanmıştı.

hükümet her ne kadar piyasaların kötü olduğunu söylese de, kuzey kore eliti piyasaların kendilerine sağladığı şeylerden memnun. liderleri kim jong-il'in içinde bir barı, bir karaoke makinesi ve bir mini sinema salonu olan yedi katlı bir sarayı var. giriş katında dalga makinesi olan devasa büyüklükte bir havuz bulunuyor. kim bu havuzda küçük bir motoru olan bir body-board kullanmayı seviyor.

2006'da birleşik devletler kuzey kore'ye bazı yaptırımlar uyguladığında rejimi nasıl can evinden vuracağını biliyordu. 60'tan fazla lüks tüketim maddesinin ihracatını yasakladı. bunlara yatlar, jetskiler, yarış arabaları, motosikletler, dvd oynatıcılar, 29 ekrandan büyük televizyonlar da dahildi. artık ipek eşarplar, özel tasarım dolma kalemler, kürkler ya da deri çantalar yoktu. bunlar tam da kim ve onun komünist parti elitlerine hitap eden kalemlerdi. bir bilim insanı, fransız şirketi hennessy'nin rakamlarını kullanarak kim'in yaptırımlardan önceki konyak bütçesinin yılda 800 bin doları bulmuş olabileceğini hesapladı.

20. yüzyılın sonunda dünyanın pek çok fakir bölgesini anlayabilmek ancak 20. yüzyılın yeni mutlakıyetçiliğini anlamakla mümkündür, yani komünizmi. marx'ın öngördüğü, daha insani koşullar altında ve eşitsizlik olmadan zenginlik üretecek bir sistemdi. lenin ve onun komünist partisi marx'tan esinlendi; fakat pratik, kuramdan bundan daha farklı olamazdı.

1917 bolşevik devrimi kanlı bir hadiseydi ve hiçbir insani yönü yoktu. lenin ve etrafındakilerin yaptığı ilk şey bolşevik parti'nin başına yeni bir eliti, yani kendilerini getirmek olduğundan denklemde eşitliğe de yer yoktu. bunları yaparken yalnızca komünist olmayan unsurları değil, iktidarları için tehdit oluşturabilecek diğer komünist unsurları da tasfiye edip öldürdüler. fakat asıl trajediler daha sonra yaşanacaktı; önce iç savaş'la, ardından stalin'in kamusallaştırma politikaları ve belki de 40 milyon kadar insanın hayatına mal olan aşırı sıklıktaki tasfiyeleriyle.

rus komünizmi acımasız, baskıcı ve kanlıydı fakat eşsiz değildi. ekonomik sonuçlar ve çekilen acılar başka yerlerde olup bitenlerle büyük benzerlikler taşıyordu. örneğin 1970'lerde kızıl kmerler'in idaresinde kamboçya'da yaşananlarla; ayrıca çin'de ve kuzey kore'dekilerle. bu örneklerin tümünde komünizm habis diktatörlükleri ve yaygın insan hakları ihlallerini beraberinde getirdi.

yaşanan ıstıraplar ve katliamlar bir yana, komünist rejimlerin hepsi de farklı türlerde sömürücü kurumlar inşa ettiler. ekonomik kurumlar, piyasalar olsun olmasın, halkın kaynaklarını sömürmek için tasarlanmıştı ve mülkiyet haklarından nefret edildiğinden genellikle zenginlik yerine yoksulluk yaratıyorlardı. sovyet örneğinde olduğu gibi, komünist sistem önce hızlı büyüme üretti fakat ardından hızını kaybetti ve durgunluğa yol açtı. sonuçlar mao idaresindeki çin'de, kızıl kmerler idaresindeki kamboçya'da ve komünist ekonomik kurumların ekonomik çöküşe ve kıtlığa yol açtığı kuzey kore'de çok daha yıkıcıydı.

bu komünist ekonomik kurumlar tüm gücü komünist partilerin ellerinde yoğunlaştırıp bu gücün kullanımına hiçbir kısıtlama getirmeyen sömürücü siyasal kurumlar tarafından destekleniyordu. bunlar şeklen farklı sömürücü kurumlar olsalar da insanların geçim kaynakları üzerinde zimbabve ve sierra leone'deki sömürücü kurumlarla benzer etkiler doğuruyorlardı.

20.06.2014

pigme

chuck palahniuk

devletin en çok istediği performans ortalama performanstır.

adolf hitler: kim gençliğe sahip olursa geleceği de kazanır.

karl marx: tarih kendini tekrarlar. birincisinde trajedi, ikincisinde fars olarak.

fidel castro: insanlar kaderlerine hükmedemez. kader her an insanı üretir.

bilim nerede olursa olsun tamamen kıyaktır.

adolf hitler: bireysel mutluluk çağı artık geçmişte kaldı.

mao tse-tung: kadınlar gökyüzünün yarısını kaldırır.

benito mussolini: milletlerin kaderi üreme güçleriyle yakından alakalıdır.

hayal kuran benlik tanrıdan daha çok bilgiye sahiptir.

bağışlama eylemi tanrı'nın gözünde bir küfürdür. tanrı böyle bir bağışlamada bulunmaz. bağışlayan insan kendini en yukarıya, tanrının üstüne yerleştirmiş olur.

mihail bakunin: yıkma arzusu aynı zamanda bir yaratma arzusudur.

adolf hitler: büyük yalancılar aynı zamanda büyük sihirbazlardır.

che guevara: ateş et, korkak. yalnızca bir erkeği öldüreceksin.

leon troçki: ayaklanma bir sanattır, bütün sanatlar gibi kendi yasaları vardır.

augusto pinochet: bazen demokrasi kanla yıkanmalıdır.

benito mussolini: başkaları tarih yazarken eli kolu bağlı oturmak utanç vericidir.

amerika birleşik devletleri toplam dünya nüfusunun yalnızca yüzde 4.6'sını oluştururken, küresel enerji kaynaklarının yüzde 75'inden fazlasını tüketiyor.

vladimir lenin: silahlı bir insan silahsız yüz insanı kontrol edebilir.

benito mussolini: annelik kadın için neyse savaş da erkek için odur.

richard nixon: haber söz konusu olduğunda basında kimse dost değildir, herkes düşmandır.

eva peron: hayattaki en büyük korkum, unutulmak.

johann most: amerika'ya bakan her göz şunu görecektir: aptallık, yozlaşma ve önyargı gücüyle yürüyen bir gemi.

baskı hissetmeksizin denileni yapmak tek doğru politik ideolojidir.

adolf hitler: sözcükler, keşfedilmemiş dünyalara köprüler kurar.

mao tse-tung: yemekten sonra sıçmaya ihtiyaç duymak yemenin vakit kaybı olduğu anlamına gelmez.

benito mussolini: azizlerin tarihi esasen çılgın insanlar tarihidir.

insanın suçu tanrının suçunu hafifletir. insanın hainliği tanrının daha büyük hain uygulamalarını mümkün kılar.

adolf hitler: muzaffer olan asla sorgulanmayacaktır, şayet gerçeğin ne olduğunu kendisi söylüyorsa.

malcolm x: gelecek, ona bugünden hazır olanlara aittir.

insanın hayatta her şeyden zevk almasını sağlayan tek şey, sonunda ölecek olmasıdır.

adolf hitler: önemli olan hakikat değil, zaferdir.

fidel castro: devrim, geçmiş ile gelecek arasındaki mücadeledir.

stalin: tek bir ölüm bir trajedidir, bir milyon ölüm ise bir istatistik.

leon troçki: insancıllık sümüklü böceği, aklın işleyişine sekte vurarak, duyguları dumura uğratarak, sümüksü izlerini bırakıyor dört bir yana.

sözcükler, keşfedilmemiş dünyalara köprüler kurar.

adolf hitler: nefret, hoşnutsuzluktan daha uzun ömürlüdür.

eugene debs: ilerleme tahrikten doğar. tahrik ya da tıkanıklıktır ilerleme.

fidel castro: beni suçla. önemli değil. tarih beni temize çıkaracaktır.

d. h. lawrence: onlar, adına barış ve iyi niyet dedikleri, dışadönük bir hiçlik sistemi isterler ve böylece kendi ruhlarında bağımsız küçük tanrılar olabilirler.

nietzsche: dans eden bir yıldız doğurabilmesi için insanın bir kaos içinde olması gerekir.

oscar wilde: ilerleme, itaatsizlikle olur, itaatsizlik ve isyanla.

başka insanlardan alıntı yapmayı bıraktığın zaman gerçek zekân ortaya çıkar.

6.09.2011

defterimde kuş sesleri

erdal öz

kendi ordumun eline tutsak düştüm.

inanç, özgür düşüncenin karşısındaki en büyük tehlike. dünya görüşü tamam; ama düşünceler inanç haline geldi mi, artık tartışma kabul etmiyor.

duygulanmak en kötü düşman burada. [hapishanede]

güzel bir kitabı okumak, insanın o karmakarışık beynini nasıl da temizliyor!

rilke: yalnızlıktan söz etmemiz, insanlardan fazla anlayış beklemektir. insanlar neden söz ettiğimizi anlarlar sanıyoruz. hayır, anlamazlar. insanlar, onu tüketen komşular olmuşlardır.

tolstoy: bir sanatçının en büyük amacı, o sayısız, o bitmez tükenmez belirtileri içinde hayatı bütünüyle sevdirmektir.

ho şi minh: gerçek barışa ulaşmak için önce gerçek bağımsızlığı kazanmak gerekir.

marx/engels: bizim özel mülkiyeti kaldırmak niyetinde olduğumuzu söylüyor ve bundan dehşete düşüyorsunuz. ama sizin bugünkü toplumunuzda özel mülkiyet, nüfusun onda dokuzu için şimdiden ortadan kaldırılmıştır.

regis debray: devrimci için her başarısızlık bir sıçrama tahtasıdır ve teoriye kaynaklık etmesi bakımından, kazanılmış zaferlerden daha zengindir, deney ve bilgi deposudur.

mao zedung: sınıflı bir toplumda her kişi belli bir sınıfın durumunu üstlenir; sınıf damgasını taşımayan hiçbir düşünce yoktur.

ho şi minh: emperyalizm var oldukça savaş tehlikesi de var demektir.

güzel bir romana başlamak, güzel bir eve taşınmak kadar güzel.

balzac: sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.

beni aç bırak, evsiz, urbasız bırak
beni sensiz bırakma (metin eloğlu)

rilke: sevilenlerin yaşamı perişandır ve tehlikede. ah onlar kendilerini aşsalardı da sevenler olsalardı!

primo levi: amaçları, insanı, insandan daha az bir şey haline getirmekti.

"özgürlüğün karşılığı ne kadar yükselirse yükselsin, o karşılığı ödeyebilen insan, her yerde, her zaman özgürdür."

çehov: tanrı bizi beylik sözlerden korusun.

ey yarın! nasıl bir gün olacaksın?

hüzün, gerçek acıların izdüşümüdür.

"bizi sen yazacaksın. bizim şu anda tek görgü tanığımız sensin. boku bokuna asılıp gideceğiz. yanımıza sokulan tek yazar sensin. bizlerden sen sorumlusun reis. bizleri iyice incele. bize sorular sor; gerekli her şeyi öğren, yaz bizi. yazar mısın?" (deniz gezmiş)