pierre-simon laplace etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pierre-simon laplace etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.12.2021

tanrı

karen armstrong

baştan aşağı kötülük ve acıyla dolu bir dünya nasıl olur da iyi bir tanrı tarafından yaratılmış olabilir?

tanrı, kendi ön yargılarımızdan kurtulmanın ve bizleri eksikliklerimiz üzerinde düşünmeye zorlamanın bir simgesi olarak görülmeyip bencil nefretimizi meşrulaştırma ve mutlaklaştırmanın bir aracı olarak kullanılmaktadır.

tanrı yalnızca yararsız değil kesinlikle zararlıydı. laplace, tanrı'yı fizikten çıkardı. gezegenler sistemi, giderek soğuyan güneşten çıkan bir parlaklığa sahipti. napolyon ona "bunun yaratıcısı kim?" diye sorduğu zaman laplace basitçe yanıtladı; "bu hipoteze ihtiyacım yoktu."

neyse ki aydınlanma insanlığa, kendini bu çocukluktan kurtarma olanağını verecektir. bilim dinin yerini alır.

dünyaya yabancılaşma ve kendine yeterliliğin gururu çoğu kişiyi, insanı bağımlı olma koşuluna indirgeyen bir tanrı düşüncesini tümüyle yadsımaya götürecektir.

27.05.2012

yalnız

claude levi-strauss

"bir insan topluluğunu yıkıp geçebilen ve doğasını bütünüyle gerçekleştirmesini engelleyen tek bela ve tek sakatlık, yalnız kalmaktır."

insanlar artık birbirleriyle alışverişleri aracılığıyla kimlik edinememektedir. belki ekonomik yararcılığın hesabına uygundur bu; fakat emek ve yaşam, dağılım ve tüketim biçimi ekonomisinin barındırdığı ve taşıdığı simgesel için, özellikle de kimliklendirme işlevi için aynı durum söz konusu değildir. bunun içindir ki kimlik ihtiyacının bütün ağırlığı, ulusal, etnik, dinsel zeminlere, kısacası alışveriş içine girmeyen her şeye yönelmektedir.

barbar, her şeyden önce barbarlığa inanan insandır.

fransız astronom pierre-simon laplace, kendisine sistemi içinde tanrı'ya nasıl bir yer verdiğini soran napolyon'a şu yanıtı vermiştir: "bu varsayıma ihtiyaç duymuyorum."

11.12.2011

tanrı

virginia woolf: bir hayaleti öldürmek, gerçek bir şeyi öldürmekten daha zordur.

pierre laplace: tanrı gereksiz bir varsayımdır.

thomas jefferson: anlaşılmaz teoriler karşısında kullanılabilecek tek silah dalga geçmektir.

jack kevorkian: benim tanrım bach. en azından ben kendiminkini uydurmadım.

mihail bakunin: tanrı fikri insanın mantığını ve muhakeme yetisini yok eder. insanın özgürlüğünü yadsımanın en etkili yöntemidir.

stanley kubrick: tanrı fikri bütünüyle mantıksızdır.

gene roddenberry: kusurlu insanlar yaratıp onları kendi hataları yüzünden suçlayan, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir tanrı'nın hikayesinin ne kadar mantıklı olduğunu sorgulamamız gerekir.

charles chaplin: aklım başımda olduğu için tanrı'ya inanmıyorum.

vladimir nabokov: özgür insanın tanrı'ya ihtiyacı yoktur.

nietzsche: sonsuz bir hiçlikteymiş gibi yolumuzu kaybetmedik mi? boş uzayın esintisini hissetmiyor muyuz? etraf soğumadı mı? tanrı öldü. tanrı ölü kalacak. ve biz onu öldürdük.

22.10.2011

din ile bilim

bertrand russell

hiçbir gerçek üstünlük zorla, temelsiz inançlara bağlanamaz; temelsiz olan tanrıbilimsel inançların, yalnız dinsel görüşün iyi yönleri uğruna benimsenmeleri saçmalıktır.

hiçbir zaman iki insan bir şeyi aynı biçimde algılayamaz; çünkü görüş açılarındaki ayrılıktan dolayı başka başka şeyler görürler.

göklü bir hükümdara beslenen inancın yeryüzü hükümdarlarına da saygı uyandıracağına inanan napoleon, laplace'ın büyük yapıtı celestial mechanics'te tanrı adının neden hiç anılmadığını sorunca, büyük gökbilimci, "efendimiz, o varsayımla işim yok benim." diye karşılık vermişti.

dünya'nın döndüğünü söyleyen ilk gökbilimcinin, m.ö. 3. yüzyılda yaşamış olan sisamlı aristarkhos olduğu kesinlikle bilinmektedir. aristarkhos birçok yönleriyle ilgiye değer biriydi. güneş ile ay'ın dünya'ya olan değişken uzaklıklarını bulmak için ileri sürdüğü yöntem, gözlem yanlışları yüzünden gerçekten çok uzak sonuçlar vermişse de, kuramsal bakımdan doğru bir yöntemdir. tıpkı galilei gibi o da dinsizlikle suçlanmış, stoacılardan kleanthes tarafından ihbar edilmiş; ama gericilerin hükümetlere etki edemedikleri bir çağda yaşamış olmasından dolayı hiçbir dokunca görmemiştir.

tanrıbilimin kötü yanı, yıkıcı eğilimler yaratmak değil, kadınların ve erkeklerin acı çekmesinden haz duyulmasına yönelik davranışlara yüksek bir töre süsü vermek, bilgisiz, barbar çağlardan kalma alışkanlıklara açıkça kutsal bir özellik tanımak olmuştur. 

"alışkanlıkla hep tanrı'ya yakıştırdığımız dar sınırlı ahlak ilkelerimiz yüzünden kötülük sorununu büyütüyoruz. tanrı'nın ahlaklı bir varlık olduğunu söyleyen kuramın bir dayanağı yoktur; yasalarından, yaptığı işlerden kesinlikle anladığımıza göre ahlaklı değildir tanrı." (başpapaz inge)

dost ya da düşman, gizli bir insandışı gücün varlığı yolundaki inanç, uygar toplumlardan daha çok ilkellerde büyük önem taşır. gerçekte, din bu duygunun özdeşi ise, insan gelişmesindeki her adım, dinde bir gerilemeyi gerektirmiştir.

ben, gerçeğe ulaşma konusunda bilimden başka hiçbir yönteme inanmıyorum; ama duygular alanında, dinin ortaya çıkmasına önayak olmuş yaşantıların değerini de tanımıyor değilim. yanlış inançlarla birleşerek bu yaşantılar, birçok iyi sonuç yanında birçok kötülüğe de yol açmışlardır.

6.05.2011

ırk, tarih ve kültür

claude levi-strauss

"bir insan topluluğunu yıkıp geçebilen ve doğasını bütünüyle gerçekleştirmesini engelleyen tek bela ve tek sakatlık, yalnız kalmaktır."

insanlar artık birbirleriyle alışverişleri aracılığıyla kimlik edinememektedir. belki ekonomik yararcılığın hesabına uygundur bu; fakat emek ve yaşam, dağılım ve tüketim biçimi ekonomisinin barındırdığı ve taşıdığı simgesel için, özellikle de kimliklendirme işlevi için aynı durum söz konusu değildir. bunun içindir ki kimlik ihtiyacının bütün ağırlığı, ulusal, etnik, dinsel zeminlere, kısacası alışveriş içine girmeyen her şeye yönelmektedir.

barbar, her şeyden önce barbarlığa inanan insandır.

fransız astronom pierre-simon laplace, kendisine sistemi içinde tanrı'ya nasıl bir yer verdiğini soran napolyon'a şu yanıtı vermiştir: "bu varsayıma ihtiyaç duymuyorum."

17.06.2010

zamanın kısa tarihi #1

stephen hawking

bilimin nihai amacı, tüm evreni açıklayan tek bir kuram ortaya koymaktır.

aristo, dünya'nın durağan olduğunu; güneş'in, ay'ın, gezegenlerin ve yıldızların da onun etrafında dairesel devinimlerde bulunduğunu sanıyordu. bu düşünce ikinci yüzyılda ptolemy tarafından geliştirilerek kapsamlı bir gökbilimsel model içine oturtuldu.

1514'te copernicus yeni bir model geliştirdi. buna göre güneş merkezde durağan olmak üzere, dünya ve gezegenler onun çevresinde dairesel yörüngelerde dönmekteydiler.

1609'da galileo, yaptığı gözlemlerle her şeyin dünya'nın çevresinde dönmediğini ortaya koydu. bu arada kepler gezegenlerin dairesel değil elips biçiminde yörüngeler izlediklerini öne sürdü.

1676'da roemer, jupiter'in uydularının hareketlerini gözlemleyerek ışığın sonlu ama büyük bir hızla gittiğini ilk defa ortaya koydu.

1687'de newton, evrendeki her cismin, öteki her cisimce, cisimlerin kütleleri ve yakınlıklarıyla orantılı bir kuvvetle çekildiğine ilişkin evrensel bir çekim yasası öne sürdü. böylece kütlesel çekimin, ay'ın dünya'nın çevresinde eliptik yörüngelerde dönmesine neden olduğunu gösterdi.

18. yüzyılın sonlarında herschel, sayısız yıldızın konumlarını ve bize olan uzaklıklarını katalogladı. güneş'e en yakın yıldız olan proxima centauri, ona dört ışık yılı uzaklıktadır. dünya'ya en yakın yıldız olan güneş ise sadece sekiz ışık dakikası uzaklıktadır. 

19. yüzyılın başında laplace, bilimsel kuramların, özellikle newton'ın çekim yasasının başarısının etkisiyle, evrenin tümüyle belirlenir olduğu savını ortaya attı. öyle bir bilimsel yasalar takımı olmalıydı ki, yalnızca bir an için evrenin tümünün durumunu bilirsek evrende olup bitecek her şeyi hesaplayabilirdik.

1803'te dalton, kimyasal bileşiklerin her zaman belli oranlarda gerçekleşmesinin, atomların molekül denen birimleri oluşturmak üzere bir araya gelmesiyle açıklanabileceğine işaret etti. einstein da 1905'te, sıvılardaki küçük toz parçacıklarının brown devinimi olarak bilinen düzensiz ve gelişigüzel hareketlerinin, sıvı moleküllerinin toz parçacıkları ile çarpışmasından doğabileceğini belirtecekti.