vasili grossman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vasili grossman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.09.2022

uzun lafın kısası

murathan mungan:
herkesin namusu yakalanana kadardır.

cesare pavese: bir şiirin herhangi bir şeyi değiştirdiği görülmemiştir.

fernando pessoa: en yücelerimizin tek üstünlüğü, her şeyin boş ve kaypak olduğunu daha iyi biliyor olmalarıdır.

jean jaures: kapitalist toplumda işçiler ister devlet için isterse özel kurumlar için çalışsınlar, hepsi aynı kapıya çıkar. patron devlet adını alır ve aynı sömürü, aynı kulluk, aynı yoksulluk sürüp gider.

paul auster: insanın sonsuzluk duygusuna en yaklaştığı an bugünü yaşamaktır.

sigmund freud: birçok kadındaki tartışmasız entelektüel gerilik, cinsel baskının gerektirdiği düşünce ketlemesine bağlanabilir.

vasili grossman: iyi insanlara bu dünyada rahat, huzur yoktur.

vladimir makanin: hepimiz toprakta olacağız. tabut ya da kutularda. ölüler susar. çürüme ve küldür payımıza düşen.

pascal bruckner: eğer kendisine partner bolluğu ve aşk malzemesi yenileme konusunda güvence verilmiş olsa tek eşliliğin yavan çorbasından anında vazgeçmeyecek sevecen bir koca, iffetli bir hanım yoktur.

shakespeare: unutma; gençlik, dayanıksız bir kumaştır. 

iris murdoch: bir yazarın öğrenmesi gereken en önemli şey, yazmış olduğu bir şeyi yırtabilmektir.

septimus severus: her şey idim, hiçbir şeye değmezmiş.

27.02.2018

uzun lafın kısası

karl marx: lanetlenmeyi göze almayan bir insan hiçbir şey yapamaz.

vasili grossman: savaşta oğlunu kaybeden bir anneye karşı bütün insanlar suçludur ve insanlık tarihi boyunca bu annenin önünde boş yere kendilerini aklamaya çalışırlar.

reşat nuri güntekin: en eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.

simone de beauvoir: biriyle yattığın zaman aradaki mesafe kalkıverir. bir erkeği yeterince tanımanın en iyi yolu yatakta beraber olmaktır.

stendhal: bana göre tiranlar hep haklıdır; asıl onlara boyun eğenlerdir gülünç olan.

kellner/ryan: kendi benliğini çoğaltmaya dönük yaratıcı uğraşların sağlayacağı özsaygıdan yoksun bırakılan kişi, militarizm ve milliyetçilik gibi ikame metaforlarla değerlilik duygusunu yerine koymaya çalışacaktır.

victor hugo: tek gözlü biri bir körden daha kusurludur; neyinin eksik olduğunu bilir.

charles dickens: dünyamız bir kırık düşler dünyasıdır ve kırılanlar da çoğu zaman en özenerek beslediğimiz, ruhumuzun en soylu yönünü yansıtan düşler ve umutlardır.

g.k. chesterton: deli, aklı dışında her şeyini kaybetmiş kişidir.

halide edip adıvar: ben milliyetçiliğin muhabbetle, karşılıklı bir anlayışla dolu bir ülke yaratacağını zannetmiştim; fakat milliyetçiliğin ölçüsünü kaçırdığı zaman yer yer insanları birbirini boğazlamaya götürdüğünü, yeryüzünü bir mezbahaya döndürdüğünü gördüm.

6.10.2016

yaşam ve yazgı

vasili grossman

faşizmin en büyük düşmanı insandır.

savaşta oğlunu kaybeden bir anneye karşı bütün insanlar suçludur ve insanlık tarihi boyunca bu annenin önünde boş yere kendilerini aklamaya çalışırlar.

faşizm ve insan bir arada yaşayamazlar. faşizm galip geldiği zaman insan varlığı sona erecek, sadece içi değişime uğramış, insana benzeyen yaratıklar kalacaktır. ama özgürlük, akıl ve iyilik giysisini sırtına geçirmiş olan insan galip geldiğinde faşizm ölecek ve boyun eğenler yeniden insan olacaklardır.

dünya üzerinde sadece ve sadece dar kafalı, kendi haklılığını sarsılmaz bir duygu haline getirmiş olan insanlar hüküm sürerler.

yaşamın özgünlüğünün ve kendine özgü özelliklerinin kaba kuvvetle silinmek, yok edilmek istendiği yerlerde yaşam söner.

bir ırk adına, tanrı adına, parti adına, devlet adına oluşturulan bir birliğin, yaşamın aracı değil, anlamı olduğuna ilişkin inanç bir kör inançtır. insanın yaşam mücadelesinin biricik, gerçek ve ebedi anlamı insanda, onun basit, alçak gönüllü özelliklerinde, bu özellikler üzerindeki hakkındadır.

en zor şey, zamanın üvey oğlu olmaktır. kendi zamanında yaşamayan bir üvey oğulun alın yazısından daha zor bir şey yoktur.

herkes aynı acıyı çeker; ama herkes kendince çeker.

derin keder ve ölüme mahkum olma duygusu keskin bir korkuyla yer değiştirdiği zaman anlamsız bir uyuşturucu olan iyimserlik insanların yardımına koşar.

15.11.2013

devlet

vasili grossman

tartışmaksızın gerçek dostluk olmaz.

eğer siz devlet için gerekli değilseniz, devlet sizi bütün düşüncelerinizle, planlarınızla ve yapıtlarınızla birlikte eritip bitirir, canınızı çıkarır; ama eğer sizin düşünceniz devletin çıkarlarına uygun düşüyorsa sizi uçan halıya bindirip uçurur.

"yargılamayın; o zaman siz de yargılanmazsınız."

tüm yaşamı boyunca seninle düşman olan kişi, ister istemez senin yaşamının da bir parçası olur.

kuşkucular ve karamsarlar gerçekçi insanlardır; acı bir deneyden geçmiş, kanları pahasına, çektikleri ıstıraplar pahasına savaş kavramıyla zenginleşmiş insanlardır. onların bıyığı terlememiş acemilerden üstünlüğü budur.

yaşıyorsan işler yolunda demektir.

bir insanın yaşamı bir başkasının yaşamıyla dostça yakınlaştığı zaman, bu iki insanın darıldıkları ve tartışmada haksız oldukları durumlar olur ve yine de karşılıklı dargınlıklar iz bırakmadan geçip gider. ama eğer insanlar arasında bir iç ayrılma ortaya çıkmaya başlıyorsa ve bu insanlar henüz bu iç ayrılmayı anlamıyorlarsa rastgele bir sözcük, ilişkilerdeki küçük bir dikkatsizlik dostluk açısından öldürücü bir bıçak ucuna dönüşür.

gerçeği bilmek her zaman daha iyidir.

gerçek bir tanedir. iki gerçek yoktur. gerçek olmadan ya da gerçeğin kırıntılarıyla, küçücük bir parçasıyla, budanmış bir gerçekle yaşamak zordur. bir parça gerçek, gerçek değildir.

insanlar, büyük buluşları da, büyük kitapları da kararsız ve kuşkucu kişilere borçludurlar; bu kararsızların ve kuşkucuların yaptıkları, dümdüz düşünen insanların yaptıklarından daha az değildir. onlar da gerektiğinde en az sağlam iradeli ve kararlı insanlar kadar ateşin üstüne, merminin altına yürürler.

iyi insanlara bu dünyada rahat, huzur yoktur.

31.05.2011

uzun lafın kısası

sigmund freud: varoluş bir hastalıktır.

george sand: zina, bir kadının sevgilisiyle geçireceği bir saat değil, ondan sonra geceyi kocasının kollarında geçirecek olmasıdır.

arundhati roy: düşlerini yitirirsen aklını da yitirirsin.

ece temelkuran: kadınlar avcılarla birlikte olmak ister. kabul edin ya da etmeyin bu böyledir. hiçbir kadın bir çiftçiye aşık olmaz.

franz kafka: nasıl yaşanırsa öyle ölünür.

ingeborg bachmann: insanın gerçek ölümü hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.

adam fawer: insanın her zaman seçenekleri vardır.

herta müller: bir kadınla erkeğin birbirlerine verecek bir şeyleri olduğunda aynı yatağa girerler. insanlığın en iyi icadıdır yatak.

maggie gee: erkekler güçlüymüş gibi davranırlar ama aslında bebekten farkları yoktur.

vasili grossman: dünya üzerinde sadece ve sadece dar kafalı, kendi haklılığını sarsılmaz bir duygu haline getirmiş olan insanlar hüküm sürerler.

peter weiss: demokratik yönetimin anlamı, herkesin fikrinin geçerli olmasıdır.

julian barnes: ben kendi payıma, tohuma kaçmış bir bekar ya da cinsel açıdan soğuk bir eş yerine, zina yapan bir koca ya da aklı hep orasında olan biri tarafından yönetilmeyi yeğlerim.

31.12.2009

uzun lafın kısası

louis althusser: bir sabah, seçiminin tutsağı olarak uyanır insan.

lord acton: güç yozlaştırır. mutlak güç mutlaka yozlaştırır.

gandhi: özgürlüğün çoğunlukla cezaevlerinin duvarları arasında, bazen de idam sehpasında aranması gerekir; asla meclislerde, mahkemelerde ya da okullarda değil.

iris murdoch: alışılagelmişin dışındaki insanlar, alelade insanlar için faydalıdır; çünkü onlar diğerlerinin her şeyin farklı olduğunu anlamalarına yardımcı olurlar.

matsuo basho: anlam uçucudur, yaşam geçicidir, ömür sonludur, ölüm zorunludur; öyleyse kişi yalnızdır.

margaret atwood: her hayat, daha yaşanırken bile bir çöplük gibidir; bir ölünün arkasından temizlik yaptığınızda, bir gün sıra size geldiğinde ne kadar plastik çöp torbası doldurulacağını daha iyi anlarsınız.

narayana: dar kafalı "bu bendendir, bu yabancıdır." diye düşünür. geniş düşünceli olanlar ise tüm dünyayı kendi ailesi olarak görürler.

simone de beauvoir: eğri bir yüzeyde dik bir doğru alınamaz! dürüst olmayan bir toplumda, böyle bir yaşam sürdürmek olanaksızdır.

sokrates: yaşamak, uzun süren bir hastalıktır.

mine söğüt: kutsal kitaplar her şeyin cevabını verir, bir bu sorunun cevabında susarlar: "neden?"

vasili grossman: yaşamın özgünlüğünün ve kendine özgü özelliklerinin kaba kuvvetle silinmek, yok edilmek istendiği yerlerde yaşam söner.

nihat behram: bir an vardır, uğruna ölüme gidilir. işkence acıları unutulur, onurlu ve dik yaşamak iz bırakır hayatta.

31.07.2009

uzun lafın kısası

jorge semprun:
 bilgeliğin doruğu, peşlerinden koşarken gözden kaybetmeyecek kadar büyük düşlere sahip olmaktır.

vasili grossman: faşizmin en büyük düşmanı insandır.

chamfort: hiçbir değerli insan yoktur ki kırk yaşından sonra biraz olsun insanlardan nefret etmeye başlamasın.

gandhi: insanın kendi meşru ihtiyaçlarının çok ötesinde servet sahibi olması hırsızlıktır.

liam o'flaherty: yoksullar kuşlara benzer. yavrularına yiyecek toplamak için şafakla birlikte yola düşerler.

jeremy clarkson: suyun üzerinde yürümeye çalışırsanız batarsınız. öldüğünüzde ise yeniden dünyaya gelemezsiniz. her şey bu kadar basittir.

marquis de condorcet: filozofların aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar aldatır.

margaret atwood: hepimiz zaman içinde sıkışıp kalmışız, kehribara hapsedilmiş sineklerden çok -o denli sert ve berrak bir hapishane değil bizimkisi- şeker pekmezine yapışıp kalmış fareler gibiyiz.

louis aragon: insanın günü gününe uymaz; bugün zenginlikler içinde yüzer, yarın sefaletin koynundadır.

balzac: acılarını belirtmelerine engel olan bir utanç vardır soylu ruhlarda. bunları haz dolu bir acımayla sevdiklerinden gururla gizlerler.

lou andreas-salome: inan bana, dünya sana armağanlar sunacak değildir; yaşanacak bir hayatın olsun istiyorsan bu hayatı çalacaksın.

nilgün marmara: hayatın neresinden dönülse kârdır.