dave eggers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dave eggers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.08.2020

hakikat

dave eggers

artık bir mutabakat istiyorum, bir sentez, mutlak bir hakikat -tartışma merasiminden uzak. tartışacak bir şey kalmadı; anlamlı bir sonuca varabilecek hararetli münakaşalara yer yok. sadece hakikat peşindeyim; meseleyi tam kalbinden, olabildiğince basit şekilde sunabileceğiniz, diyalektik ürünü değil de emsalsiz, kendine özgü: hakikat! hepimiz hakikati biliyoruz ama olayları çarpıtmakta ısrarcıyız; her konuda birbirimizle derin çatışmalar içindeymişiz gibi görünsün diye -sanki her şeyin iki yanı varmış gibi -halbuki yoktur; sadece tek bir yanı vardır, her zaman tek bir yan vardır: dünya nasıl yuvarlaksa hakikat de yuvarlaktır, iki yanı yoktur; çünkü yuvarlaktır.

7.08.2017

hakikat

ursula k. le guin: gerçek, insanı özgürleştirir.

georges bataille: hakikatin bizim üzerimizde hakları vardır. hatta üzerimizdeki tüm haklara sahiptir.

peyami safa: hakikati seviniz, o da sizi sever. hakikati arayınız, o da sizi arar. yalan çin setleri gibi kalın duvarlar örse, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: "buradayım!" der.

marcus aurelius: şeyleri, fikrini zorla kabul ettirmek isteyen kimsenin yargıladığı ya da senin onları yargılamanı istediği gibi değil, gerçekte oldukları gibi gör.

margaret atwood: gerçek, tarih olsa onu asla satamazdınız; çünkü insanlar, içinde hiçbir şeyin kokmadığı bir geçmişe sahip olmayı tercih eder.

ingeborg bachmann: nasıl bazıları için tanrı, bazıları için para pul, bazıları için şan ve şöhret, bazıları için de ruhlarının ebedi huzuru önemliyse, benim için de doğru önemlidir.

philipp vandenberg: insanlar, gerçeklerden korktukları kadar hiçbir şeyden korkmazlar.

dave eggers: gerçeği asla bilemeyecek, gerçeğin yakınından bile geçemeyeceğiz. gerçek, şahit olunması gereken bir şeydir. diğer her şey anlatıdan ibarettir, eğlencelidir fakat kaba ve şekilsiz hakikatten ziyade nakış gibi işlenmiş yalanlarla örülüdür.

tagore: eğer gerçeği kavramak istiyorsan kendini tamamıyla ona vermelisin. gerçeğe ulaşmanın başka yolu yoktur.

roland barthes: usta, öğrencinin başını uzun zaman suyun altında tutar, yavaş yavaş su kabarcıkları seyrekleşir; son anda usta, öğrenciyi çıkarıp yeniden canlandırır: "gerçeği, havayı istediğin gibi istediğin zaman, evet, işte o zaman bileceksin onun ne olduğunu."

30.01.2017

hızımızı tadacaksınız

dave eggers

iyi bir sıçış, kötü bir sevişmeden daha iyidir.

yaşamı veya acıyı tartamazsın. bütün acılar gerçek ve kişiseldir. sahip olduğumuz en kişisel şeydir acı. her birimizi farklı şekillerde yiyip bitirir.

para, gerçekten de somut olan yegane iletişim aracıdır.

gerçeği asla bilemeyecek, gerçeğin yakınından bile geçemeyeceğiz. gerçek, şahit olunması gereken bir şeydir. diğer her şey anlatıdan ibarettir; eğlencelidir fakat kaba ve şekilsiz hakikatten ziyade nakış gibi işlenmiş yalanlarla örülüdür.

yaşamlarımızın tek şaşmaz gerçeği, sevdiğimiz her şeyin bizlerden alınacak olmasıdır.

bir yere gitmeden orası hakkında hiçbir şey bilemezsiniz. hiçbir şey. bir başka insan hakkında, bir başka yer hakkında hiçbir şey bilemezsiniz. bu bilginin ışığında -gördükleriniz dışında hiçbir şey bilemeyeceğiniz gerçeği- işler karmaşık bir hal alır. insanlar kolayı seçer; bu yüzden tahminlerde bulunur.

uyumadan durmak, ilerlemek anlamına gelmez.

hazır olmak için çok şey görüp geçirmiş olmanız, yorulmanız gerekir veya çok şey görüp geçirdiğinizi düşünmeniz -hepimizin oylumları, sindirip özümseyebildiğimiz imgelem ve acı miktarları farklıdır.

her hayır işinin temelinde bir seçim yatar.

çoklu evrenin güzelliği, temelde her seçeneğin mümkün olmasıdır; görebileceğin veya hayal edebileceğin her şey mümkündür. benliklerinden biri bu seçeneği kullanmıştır. sürdürebileceğin tüm yaşamların gölge benliklerinden biri tarafından yaşanması muhtemeldir böylece. sen öldükten sonra bile.

eğer kaosu içinize çekerseniz, kaosu beslerseniz kaos da sizi besler.

seyahat ve bebekler var şu dünyada. geri kalan her şey ya angarya ya ölüm.

31.10.2012

uzun lafın kısası

albert camus: insan eninde sonunda her şeye alışır.

john keats: yüreğin sevdalarından ve hayal gücünün hakikatinden başka hiçbir şeyden emin değilim.

aristoteles: içine biraz delilik karışmamış büyük deha yoktur.

stanislaw lem: bazı olaylar, gerçekten yaşanmış bazı olaylar korkunçtur tabi; ama daha da korkuncu hiç yaşanmamış, asla yaşanmamış olanlardır.

dave eggers: para, gerçekten de somut olan yegane iletişim aracıdır.

franz kafka: eski taşlar altında yatan bir tespih böceğinden seni daha üstün yapan tek şey, kendine karşı duyduğun tiksintidir.

thomas more: kralların meclisinde felsefenin yeri olmaz.

dany cohn-bendit: yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. kimi zaman bir arpa boyu da olsa, insan gerçeğe baktığında hep ilerler.

mine söğüt: insanoğlunun en büyük gafleti, nereden gelip nereye gittiğini bilmemesidir.

şebnem şenyener: tehlike güvenin içinde büyür; insan en fazla kendini güvende hissettiğinde en büyük tehlike ile karşılaşır, en büyük hasara uğrar.

paul lafargue: ilerlemenin tek yolu, tanrıya savaş açmaktır.

susanna tamaro: kendinden öte hiçbir şey yoktur. şeytan diye adlandırdığın, senin güvensizliklerin, çocukluğundan beri peşinde sürüklediğin korkulardır.

31.08.2011

uzun lafın kısası

muriel barbery: tek bir dostunuz olsun; ama onu da iyi seçin.

hermann hesse: yüksek düzeyde bir mizah yeteneğine kavuşmanın başlıca koşulu, kendini bundan böyle ciddiye almamaktır.

marcel proust: kaygısızca kabullenilemeyecek kadar büyük bir utanç yoktur.

pierre assouline: insanın başkalarıyla rastlaşmak için her gün sadece bir avuç saati vardır, fazla değil. bazen birkaç saniye de yeterli olur. geri kalan zaman, insan yapayalnızdır.

jorge luis borges: şiir kitabı çıkarmak, kuyuya bir gül atıp yankısını beklemek gibidir.

albrecht von wallenstein: yüz bin kişilik düzenli bir orduyu yönetmek, on iki binlik milis gücünü yönetmekten daha kolaydır.

franz kafka: insan boş yere kafasını yoruyor. kurtuluş yolu diye bir şey yok.

duygu asena: bütün kadınlar evlenmek için programlanmışlardır. bir erkek onlarla evlenmek lütfunda bulunduğu zaman zevkten ölürler. evlenme teklifi aldıkları gün yaşamlarının en büyük günüdür.

david b. resnik: aldatma, dürüstlüğe oranla daha karlıysa, o zaman neden dürüst olalım ki?

carson mccullers: halk için tek çözüm yolu bilmektir. bir kere gerçeği öğrenir öğrenmez baskı altına alınamazlar artık. yarısı bile bilse gerçeği, tüm savaş kazanılmış demektir.

dave eggers: seyahat ve bebekler var şu dünyada. geri kalan her şey ya angarya ya ölüm.

arthur rimbaud: benden uzak olsun artık bu boş inançlar, bu eski bedenler, bu eşler ve bu yaşanmış yıllar; karaya vurmuş bir çağdır bu çağ!

28.02.2008

uzun lafın kısası

samuel beckett: 
hep denedin. hep yenildin. olsun. yine dene. yine yenil. daha iyi yenil.

terentius: insanım, insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir.

dave eggers: iyi bir sıçış, kötü bir sevişmeden daha iyidir.

a.l. kennedy: insanlar para ödemedikleri şeyin değerini bilmezler.

margaret atwood: evlilik aşınmış bir kurumdur. evliliğin sevgiyle ilgisi yoktur. sevgi vermektir, evlilik ise alım satım. sevgiyi kontratla bağlayamazsın.

paul auster: her şeye hazırlıklı olmazsan hiçbir şeye hazırlıklı değilsin demektir.

kay redfield jamison: yoğun ve sürekli aşk yalnızca biraz fırtınalı tutkuların yer aldığı iklimlerde gerçekleşebilir.

oğuz atay: kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.

vladimir makanin: lazım olmasalar sürüyle gelirler. akın ederler. lazım olunca bir can bulamazsın.

j.d. salinger: sakın kimseye bir şey anlatmayın. herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.