bilim adamlarının, konu çoğu kez son derece sıkıcı olsa da, okumaya doymadıklarını ve günün büyük bir bölümünde sürdürdükleri çalışmalarından hep zevk aldıklarını görürüz; çünkü hem birinde hem de ötekinde, her ne olursa olsun, gözlerinin önünde gelecekteki sabit bir amaç, bir ilerleme ve iyiye gitme umudu vardır; neredeyse oyalanma ya da eğlenme amaçlı okumalarda bile, o anki zevkin ötesinde, az ya da çok belirli bir başka amacı hiç gözden yitirmezler. oysa ötekiler, okumalarında deyim yerindeyse o okumanın sınırları içine hapsolunmuş herhangi bir amaç gütmedikleri için, en zevkli ve en hoş kitapların daha ilk sayfalarında, boş bir zevkin ardından, kendilerini doymuş hissederler; öyle ki genellikle büyük bir sıkıntıyla bir kitaptan ötekine dolaşırlar; sonunda birçoğu, başkalarının nasıl olup da uzun bir okumadan uzun bir zevk alabildiğine şaşar.
giacomo leopardi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giacomo leopardi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21.09.2020
umut
giacomo leopardi
bilim adamlarının, konu çoğu kez son derece sıkıcı olsa da, okumaya doymadıklarını ve günün büyük bir bölümünde sürdürdükleri çalışmalarından hep zevk aldıklarını görürüz; çünkü hem birinde hem de ötekinde, her ne olursa olsun, gözlerinin önünde gelecekteki sabit bir amaç, bir ilerleme ve iyiye gitme umudu vardır; neredeyse oyalanma ya da eğlenme amaçlı okumalarda bile, o anki zevkin ötesinde, az ya da çok belirli bir başka amacı hiç gözden yitirmezler. oysa ötekiler, okumalarında deyim yerindeyse o okumanın sınırları içine hapsolunmuş herhangi bir amaç gütmedikleri için, en zevkli ve en hoş kitapların daha ilk sayfalarında, boş bir zevkin ardından, kendilerini doymuş hissederler; öyle ki genellikle büyük bir sıkıntıyla bir kitaptan ötekine dolaşırlar; sonunda birçoğu, başkalarının nasıl olup da uzun bir okumadan uzun bir zevk alabildiğine şaşar.
bilim adamlarının, konu çoğu kez son derece sıkıcı olsa da, okumaya doymadıklarını ve günün büyük bir bölümünde sürdürdükleri çalışmalarından hep zevk aldıklarını görürüz; çünkü hem birinde hem de ötekinde, her ne olursa olsun, gözlerinin önünde gelecekteki sabit bir amaç, bir ilerleme ve iyiye gitme umudu vardır; neredeyse oyalanma ya da eğlenme amaçlı okumalarda bile, o anki zevkin ötesinde, az ya da çok belirli bir başka amacı hiç gözden yitirmezler. oysa ötekiler, okumalarında deyim yerindeyse o okumanın sınırları içine hapsolunmuş herhangi bir amaç gütmedikleri için, en zevkli ve en hoş kitapların daha ilk sayfalarında, boş bir zevkin ardından, kendilerini doymuş hissederler; öyle ki genellikle büyük bir sıkıntıyla bir kitaptan ötekine dolaşırlar; sonunda birçoğu, başkalarının nasıl olup da uzun bir okumadan uzun bir zevk alabildiğine şaşar.
31.08.2017
uzun lafın kısası
stefan zweig: üç beş budala siyasetçinin yıktığını onarmak için on yıllar yetmez.
chinua achebe: bir kralın ağzına bakınca annesinin memesini hiç emmediğini düşünürsün.
giacomo leopardi: dünyadaki bütün iyi şeyler elde edilir edilmez, maloldukları kaygılara ve çabalara değmez görülürler.
eduardo galeano: mutlu azınlığın doyması için yığınların açlıktan ölmesi gerekir.
romain gary: en güzel sevgililerin yeri, duyulmamış bir yeteneğe sahip olduğu söylenen uzaklardaki bir soytarıdan sonra gelir.
henri frederic amiel: kendi insafsızlıklarımızı meşru kılmak istediğimizde tanrı'yı suç ortağımız haline getiriyoruz. her katliam bir ilahi eşliğinde kutsal hale getiriliyor.
menandros: eziyet çekmemiş insan eğitilemez.
vladimir makanin: insanlar tasasızlardır, insanlar unuturlar. televizyon ekranı, küçücük böceğin üzerine sarkmış dev bir büyüteç gibidir.
victor hugo: değerli bir bilgeyi ziyaret etmek için vakit asla geç değildir.
paul valery: modern çağ, birbirine en uzak fikirlerin hep birlikte serbestçe varlığını sürdürür göründüğü, yaşamak ve öğrenmek için sabit bir referansın kalmadığı bir çağdır.
mary wollstonecraft: aşkta hayal kırıklığına uğramak hiç aşık olmamaktan iyidir.
thomas more: servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zul sayar. buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.
chinua achebe: bir kralın ağzına bakınca annesinin memesini hiç emmediğini düşünürsün.
giacomo leopardi: dünyadaki bütün iyi şeyler elde edilir edilmez, maloldukları kaygılara ve çabalara değmez görülürler.
eduardo galeano: mutlu azınlığın doyması için yığınların açlıktan ölmesi gerekir.
romain gary: en güzel sevgililerin yeri, duyulmamış bir yeteneğe sahip olduğu söylenen uzaklardaki bir soytarıdan sonra gelir.
henri frederic amiel: kendi insafsızlıklarımızı meşru kılmak istediğimizde tanrı'yı suç ortağımız haline getiriyoruz. her katliam bir ilahi eşliğinde kutsal hale getiriliyor.
menandros: eziyet çekmemiş insan eğitilemez.
vladimir makanin: insanlar tasasızlardır, insanlar unuturlar. televizyon ekranı, küçücük böceğin üzerine sarkmış dev bir büyüteç gibidir.
victor hugo: değerli bir bilgeyi ziyaret etmek için vakit asla geç değildir.
paul valery: modern çağ, birbirine en uzak fikirlerin hep birlikte serbestçe varlığını sürdürür göründüğü, yaşamak ve öğrenmek için sabit bir referansın kalmadığı bir çağdır.
mary wollstonecraft: aşkta hayal kırıklığına uğramak hiç aşık olmamaktan iyidir.
thomas more: servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zul sayar. buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.
23.08.2013
hisseli kıssalar
giacomo leopardi
"umutsuzluğun dudağında hep bir gülümseme bulunur."
insanlar başka herhangi bir şeye olduğu gibi inanca da alışırlar; aslına bakılırsa, bir inancı zihinsel kanıtlamanın getirdiği kesinlik nedeniyle değil, genellikle alışkanlığın zorlamasıyla benimserler.
ne bilim adamları kendi şehir ve yörelerindeki yurttaşlarınca ne de edebiyatçılar çağdaşlarınca hak ettikleri itibarı görürler; aslında, çok sık olarak, yaşam ve görüşlerinin toplumunkinden farklılığı yüzünden ve yetenekleriyle eserlerinin değerini fark etme konusundaki genel beceriksizlik yüzünden aşağılanırlar.
"gençler eylemi yapar, orta yaşlılar konuşur; yaşlılar arzu eder."
günümüzde, mükemmel kitapların hali vasat kitapların halinden kötüdür; vasat kitapların birçoğunun gerçek ya da sahte güzellikleri ve nitelikleri öyle bir yolla sergileniyor ki, ne kadar önemsiz olurlarsa olsunlar, ilk bakışta kolaylıkla fark edilebiliyorlar. ama öte yandan, büyük bir aceleyle ve her tür mükemmellikten uzak yazılmış kitaplar, bir süre ün kazansalar da, çok geçmeden mutlaka yok olacaklardır; yok olduklarını da görüyoruz sürekli olarak.
güzel olan yaşam, bildiğimiz yaşam değil, bilmediğimiz yaşamdır; geçmiş yaşam değil, gelecek yaşam.
insanların mutsuzluğunun önce tanrılara karşı işlenen günahtan ve suçlardan doğduğunu düşünenler yanılıyorlar; tam tersine, insanların kötülüğünün kaynağı, başlarına gelen felaketlerden başka bir şey değildir.
acı çekme, daha yüce umutlara yol açar ve böylece insanların ruhlarını yaşama bağlar; çünkü mutsuzlar dertlerinden bir kurtulsalar son derece mutlu olacaklarına pek inanır, doğaları gereği bir biçimde bunun gerçekleşeceği umudunu asla yitirmezler.
yaşam mutlu değilse, kısa olması uzun olmasından iyidir.
insanlar, içinde bulundukları anda zevk alıyor olduklarını düşünmezler. bunu düşünseler, gerçekten zevk alırlardı. yaşamının herhangi bir anında bütün içtenliğin ve bilincinle şöyle dediğini anımsıyor musun: "zevk alıyorum." her gün içtenlikle "zevk alacağım"; birçok kez de, daha az içtenlikle "zevk aldım" demişsindir ve demektesindir. demek ki, zevk ya geçmiş ya da gelecektir; asla şimdi değildir.
dünyadaki bütün iyi şeyler elde edilir edilmez, mal oldukları kaygılara ve çabalara değmez görülürler.
"umutsuzluğun dudağında hep bir gülümseme bulunur."insanlar başka herhangi bir şeye olduğu gibi inanca da alışırlar; aslına bakılırsa, bir inancı zihinsel kanıtlamanın getirdiği kesinlik nedeniyle değil, genellikle alışkanlığın zorlamasıyla benimserler.
ne bilim adamları kendi şehir ve yörelerindeki yurttaşlarınca ne de edebiyatçılar çağdaşlarınca hak ettikleri itibarı görürler; aslında, çok sık olarak, yaşam ve görüşlerinin toplumunkinden farklılığı yüzünden ve yetenekleriyle eserlerinin değerini fark etme konusundaki genel beceriksizlik yüzünden aşağılanırlar.
"gençler eylemi yapar, orta yaşlılar konuşur; yaşlılar arzu eder."
günümüzde, mükemmel kitapların hali vasat kitapların halinden kötüdür; vasat kitapların birçoğunun gerçek ya da sahte güzellikleri ve nitelikleri öyle bir yolla sergileniyor ki, ne kadar önemsiz olurlarsa olsunlar, ilk bakışta kolaylıkla fark edilebiliyorlar. ama öte yandan, büyük bir aceleyle ve her tür mükemmellikten uzak yazılmış kitaplar, bir süre ün kazansalar da, çok geçmeden mutlaka yok olacaklardır; yok olduklarını da görüyoruz sürekli olarak.
güzel olan yaşam, bildiğimiz yaşam değil, bilmediğimiz yaşamdır; geçmiş yaşam değil, gelecek yaşam.
insanların mutsuzluğunun önce tanrılara karşı işlenen günahtan ve suçlardan doğduğunu düşünenler yanılıyorlar; tam tersine, insanların kötülüğünün kaynağı, başlarına gelen felaketlerden başka bir şey değildir.
acı çekme, daha yüce umutlara yol açar ve böylece insanların ruhlarını yaşama bağlar; çünkü mutsuzlar dertlerinden bir kurtulsalar son derece mutlu olacaklarına pek inanır, doğaları gereği bir biçimde bunun gerçekleşeceği umudunu asla yitirmezler.
yaşam mutlu değilse, kısa olması uzun olmasından iyidir.
insanlar, içinde bulundukları anda zevk alıyor olduklarını düşünmezler. bunu düşünseler, gerçekten zevk alırlardı. yaşamının herhangi bir anında bütün içtenliğin ve bilincinle şöyle dediğini anımsıyor musun: "zevk alıyorum." her gün içtenlikle "zevk alacağım"; birçok kez de, daha az içtenlikle "zevk aldım" demişsindir ve demektesindir. demek ki, zevk ya geçmiş ya da gelecektir; asla şimdi değildir.
dünyadaki bütün iyi şeyler elde edilir edilmez, mal oldukları kaygılara ve çabalara değmez görülürler.
8.04.2008
tarihin yaşam için yararı ve yararsızlığı üzerine
nietzsche
insan yaşamının tüm saatleri içinde sonuncusunu en önemlisi olarak göz önüne alan, genelde bu yeryüzü yaşamının sonunu önceden haber veren, bildiren ve bütün canlıları tragedyanın beşinci sahnesinde yaşamaya mahkum eden din, her yeni aşılamaya, dikmeye, gözüpek araştırmaya, özgür isteğe düşmandır; bu din bilinmeyene doğru her uçuşa karşı koyar; çünkü orada seveceği ve umacağı hiçbir şey ama hiçbir şey yoktur.
bizler kendimizi aldatmaktan hoşlanırız; çünkü gururumuz bundan hoşlanır.
bütün organik yaşamın temel özünü bir tek içgüdü oluşturur: güçlü ve egemen olup yönetme arzusu.
düşüncelerimiz tıpkı coğrafyacının dünyanın üzerinden geçtiğini tasarımladığı enlem ve boylam dereceleri gibidir, soyut bir özellik taşırlar ve gerçeklikten tümüyle yoksundurlar. mantık değişmez kavramları kabul eder, gerçeklik ise bu bağlamda irrasyoneldir, usdışıdır.
umarlar bir şeyler bulmayı yaşamın arta kalan kırıntılarından
o taşkın ilk koşudan eli boş dönenler (david hume)
kitle, dört beş büyük adamın meydana gelmesini sağlayan dolambaçlı bir yoldan başka bir şey değildir.
uygarlık, yaratıcı atılımların birikimidir. bu yaratıcı atılım kişinin çağını aşmasını, bütün evreni kapsayan geniş bir bakış açısı kazanmasını sağlar. yaratmanın gerçekleşmediği yerde insanın kendini aşması ve onunla bağlantılı olan uygarlığın doğması söz konusu değildir.
tarih, büyük yaratmaların, uygarlığın özünü kuran geliştirici ilkelerin, insanı aşamalı olarak başarının en yüksek doruğuna ulaştıran girişimlerin, kendi varlığında evrenin yaratıcı özünü dile getiren "üstinsan"ın bilimidir.
insan kirli bir ırmaktır. bu kirli ırmağı da içine alarak bozulmadan kalabilmesi için engin bir deniz olması gerekir.
goethe: etkinliğimi artırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp yaşamıma bir şey katmadan bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum.
yok, yaşamıyor hiçbir nesne
değseydi eğer çabaların, önem vermez miydi hiç toprak, iç çekmene
acıdır, sıkıntıdır varlığımız ve pis bir çamurdan dünya -başka şey değil
sakin ol öyleyse, sesini çıkarma (giacomo leopardi)
insanın yaşayabilmesi için geçmişi kırıp dökmeye ve ortadan kaldırmaya bir gücü olması ve bunu zaman zaman uygulaması gerekiyor.
yaşamın yargısı her zaman adaletsizdir, haksızdır, kayırması yoktur onun; çünkü hiçbir zaman bilginin salt bir kaynağından çıkmaz; ama birçok durumlarda adaletin kendisi bu yargıyı yargıladığında, aynı biçimde düşer bu yargı.
hiç kimse aynı zamanda büyük bir tarihçi, bir sanatçı ve dar kafalı bir kimse olamaz.
yalnız geleceği kuran kişinin, geçmişi yargılamaya hakkı vardır. ileriyi görmekle, kendinize büyük bir erek koymakla, aynı zamanda, şimdi size bugünü çöle çeviren ve her dinginliği, her barışsever gelişme ve olgunlaşmayı hemen hemen olanaksız kılan o basmakalıp çözümleyici içgüdüyü de boyunduruk altına almış olursunuz.
hans sachs: biraz hayal olmadan ulaşılamaz hiçbir başarıya.
en kötü liman bile, ümitsiz ve kuşkulu sonsuzluklar içinde durmadan, yeniden dönüp dolaşmaktan iyidir.
bilimsel insan, yaşamı iyice açık ve seçik olarak tanımak için yaşamın ötesine çıkıp yerleşen insandır.
defienda me dios de my: tanrım, beni benden koru!
her süs süsleneni saklar.
tarih, genelde, "tutku ve yanılmaların evrensel sistemi"nden başka bir şey olmasyadı eğer, goethe'nin "genç werther'in ıstırapları"nı okuyanlara öğütlediği gibi insanın tarihte, sanki tarih sesleniyormuşçasına şunu okuması gerekirdi: "adam ol ve ardımdam gelme, beni izleme!"
büyüklüğün başarıya bağımlı olmaması gerekir, demosthenes'in bir tek başarısı bile olmasaydı, o yine de büyüklüğü hak ederdi.
insan yaşamının tüm saatleri içinde sonuncusunu en önemlisi olarak göz önüne alan, genelde bu yeryüzü yaşamının sonunu önceden haber veren, bildiren ve bütün canlıları tragedyanın beşinci sahnesinde yaşamaya mahkum eden din, her yeni aşılamaya, dikmeye, gözüpek araştırmaya, özgür isteğe düşmandır; bu din bilinmeyene doğru her uçuşa karşı koyar; çünkü orada seveceği ve umacağı hiçbir şey ama hiçbir şey yoktur.bizler kendimizi aldatmaktan hoşlanırız; çünkü gururumuz bundan hoşlanır.
bütün organik yaşamın temel özünü bir tek içgüdü oluşturur: güçlü ve egemen olup yönetme arzusu.
düşüncelerimiz tıpkı coğrafyacının dünyanın üzerinden geçtiğini tasarımladığı enlem ve boylam dereceleri gibidir, soyut bir özellik taşırlar ve gerçeklikten tümüyle yoksundurlar. mantık değişmez kavramları kabul eder, gerçeklik ise bu bağlamda irrasyoneldir, usdışıdır.
umarlar bir şeyler bulmayı yaşamın arta kalan kırıntılarından
o taşkın ilk koşudan eli boş dönenler (david hume)
kitle, dört beş büyük adamın meydana gelmesini sağlayan dolambaçlı bir yoldan başka bir şey değildir.
uygarlık, yaratıcı atılımların birikimidir. bu yaratıcı atılım kişinin çağını aşmasını, bütün evreni kapsayan geniş bir bakış açısı kazanmasını sağlar. yaratmanın gerçekleşmediği yerde insanın kendini aşması ve onunla bağlantılı olan uygarlığın doğması söz konusu değildir.
tarih, büyük yaratmaların, uygarlığın özünü kuran geliştirici ilkelerin, insanı aşamalı olarak başarının en yüksek doruğuna ulaştıran girişimlerin, kendi varlığında evrenin yaratıcı özünü dile getiren "üstinsan"ın bilimidir.
insan kirli bir ırmaktır. bu kirli ırmağı da içine alarak bozulmadan kalabilmesi için engin bir deniz olması gerekir.
goethe: etkinliğimi artırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp yaşamıma bir şey katmadan bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum.
yok, yaşamıyor hiçbir nesne
değseydi eğer çabaların, önem vermez miydi hiç toprak, iç çekmene
acıdır, sıkıntıdır varlığımız ve pis bir çamurdan dünya -başka şey değil
sakin ol öyleyse, sesini çıkarma (giacomo leopardi)
insanın yaşayabilmesi için geçmişi kırıp dökmeye ve ortadan kaldırmaya bir gücü olması ve bunu zaman zaman uygulaması gerekiyor.
yaşamın yargısı her zaman adaletsizdir, haksızdır, kayırması yoktur onun; çünkü hiçbir zaman bilginin salt bir kaynağından çıkmaz; ama birçok durumlarda adaletin kendisi bu yargıyı yargıladığında, aynı biçimde düşer bu yargı.
hiç kimse aynı zamanda büyük bir tarihçi, bir sanatçı ve dar kafalı bir kimse olamaz.
yalnız geleceği kuran kişinin, geçmişi yargılamaya hakkı vardır. ileriyi görmekle, kendinize büyük bir erek koymakla, aynı zamanda, şimdi size bugünü çöle çeviren ve her dinginliği, her barışsever gelişme ve olgunlaşmayı hemen hemen olanaksız kılan o basmakalıp çözümleyici içgüdüyü de boyunduruk altına almış olursunuz.
hans sachs: biraz hayal olmadan ulaşılamaz hiçbir başarıya.
en kötü liman bile, ümitsiz ve kuşkulu sonsuzluklar içinde durmadan, yeniden dönüp dolaşmaktan iyidir.
bilimsel insan, yaşamı iyice açık ve seçik olarak tanımak için yaşamın ötesine çıkıp yerleşen insandır.
defienda me dios de my: tanrım, beni benden koru!
her süs süsleneni saklar.
tarih, genelde, "tutku ve yanılmaların evrensel sistemi"nden başka bir şey olmasyadı eğer, goethe'nin "genç werther'in ıstırapları"nı okuyanlara öğütlediği gibi insanın tarihte, sanki tarih sesleniyormuşçasına şunu okuması gerekirdi: "adam ol ve ardımdam gelme, beni izleme!"
büyüklüğün başarıya bağımlı olmaması gerekir, demosthenes'in bir tek başarısı bile olmasaydı, o yine de büyüklüğü hak ederdi.
31.01.2008
uzun lafın kısası
"umutsuzluğun dudağında hep bir gülümseme bulunur." (via giacomo leopardi)
"yatak yoksulun operasıdır." (italyan atasözü)
"geçici olan bulunmayınca, kalıcı olanla yetinmek zorunda kalırsınız." (via denis guedj)
"aşk, sahip olmadığın bir şeyi, var olmayan birine vermektir." (via aslı erdoğan)
"veren insanın diz çökmesi ve ona verme olanağı sağlamış olduğu için alan insana teşekkür etmesi gerekir." (vivekananda)
"bir imparatorun karısı olmaktansa senin metresin olmayı yeğlerim." (via kürşat başar)
"bir suçsuz insan hapiste yatacağına 99 suçlu serbest gezsin, daha iyi." (ingiliz atasözü)
"dar kapıdan girin; zira yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir ve ondan girenler çoktur. hayata götüren kapı ise dar ve yol sıkışıktır ve onu bulanlar azdır." (matta)
"en fazla bilen insanlar en kasvetli olanlardır." (russell-einstein manifestosu)
"hiçbir insan dilinde, neden öldüğünü bilmeyen kobayları teselli edecek bir sözcük yoktur." (hiroşima'dan sağ kurtulmuş biri)
"korku, kuşlar yüzünden ekin ekmemektir." (doğu atasözü)
"ne mutlu ruhta yoksul olanlara; çünkü göklerin egemenliği onlarındır." (incil)
"vatan, çölde bir konaklama yeridir sadece." (bir tibet metninden)
"büyük sahtekarlıklar büyük olanaklara ihtiyaç duyar ve bunlara sadece devlet sahiptir. her tuhaf ve açıklanamayan ölüm, devletin ya da onun gizli güçlerinin bir komplosunu işaret eder." (sorti/monaldi)
"dışarıda arama; gerçek, insanın içindedir." (latin deyişi)
"yatak yoksulun operasıdır." (italyan atasözü)
"geçici olan bulunmayınca, kalıcı olanla yetinmek zorunda kalırsınız." (via denis guedj)
"aşk, sahip olmadığın bir şeyi, var olmayan birine vermektir." (via aslı erdoğan)
"veren insanın diz çökmesi ve ona verme olanağı sağlamış olduğu için alan insana teşekkür etmesi gerekir." (vivekananda)
"bir imparatorun karısı olmaktansa senin metresin olmayı yeğlerim." (via kürşat başar)
"bir suçsuz insan hapiste yatacağına 99 suçlu serbest gezsin, daha iyi." (ingiliz atasözü)
"dar kapıdan girin; zira yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir ve ondan girenler çoktur. hayata götüren kapı ise dar ve yol sıkışıktır ve onu bulanlar azdır." (matta)
"en fazla bilen insanlar en kasvetli olanlardır." (russell-einstein manifestosu)
"hiçbir insan dilinde, neden öldüğünü bilmeyen kobayları teselli edecek bir sözcük yoktur." (hiroşima'dan sağ kurtulmuş biri)
"korku, kuşlar yüzünden ekin ekmemektir." (doğu atasözü)
"ne mutlu ruhta yoksul olanlara; çünkü göklerin egemenliği onlarındır." (incil)
"vatan, çölde bir konaklama yeridir sadece." (bir tibet metninden)
"büyük sahtekarlıklar büyük olanaklara ihtiyaç duyar ve bunlara sadece devlet sahiptir. her tuhaf ve açıklanamayan ölüm, devletin ya da onun gizli güçlerinin bir komplosunu işaret eder." (sorti/monaldi)
"dışarıda arama; gerçek, insanın içindedir." (latin deyişi)

