macit gökberk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macit gökberk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.10.2013

imge ormanları

melih cevdet anday

"güneş her gün yenidir." (herakleitos)

macit gökberk: yurdumuzda 1950'den sonra ileriye değil de geriye gidiş var. geriye gidişler insanları ister istemez dar bir milliyetçiliğe götürür.

doğu toplumu, bireyin doğmadığı toplumdur.

ikinci dünya savaşı'nda hitler orduları sovyetler birliği'ne saldırdığında, her alman erinin üzerinde hitler'in şu özel emri bulunuyordu: "karşına çıkan her rus'u öldür; kadın, erkek, çocuk demeden tümünü yok et." bir konuşmasında stalin, bu emirden söz ederken şöyle demişti: "bunlar kimi yok etmek istiyorlar? demek puşkin'in, gogol'ün, tolstoy'un, dostoyevski'nin, turgenyev'in, çaykovski'nin ulusundan olan herkesi öldürecekler, öyle mi?"

herakleitos: altın arayanlar çok kazıp az bulurlar.

"dünyadaki şiddet, evdeki şiddetin bir uzantısıdır."

adnan adıvar: insanlar genellikle çocukluklarından başlayarak kendilerine geçmişlerini öven ve yücelten bir ideoloji içinde büyürler. aydın, içinde bulunduğu koşullardan korkarak, mutlu saydığı geçmişi yeniden yaratmayı düşünen nevrozluğu bu korkudan kurtaran adamdır; bunu da, geçmişin diriltilemeyeceğini söyleyerek ve gelecek için bir paradigma kurarak yapar.

yahya kemal: bize batı'nın ahlakı gereklidir.

gustave flaubert: yazar bir hiçtir, yapıt her şeydir.

anadolu'nun adı tarih boyunca değişmiştir. ona "türkiye" adını takan ise, german imparatoru, 3. haçlı seferi'ne komuta eden "kızıl sakal" friedrich barbarossa'dır.

çoğu başyapıt bir arka odada doğmuştur.

ruhum, ölümsüz yaşamın ardından koşma
olanaklar alanını tüketmeye bak (pindaros)

emperyalizmin boyunduruğu altındaki çin'de, kimi lokantaların kapısına "çinliler ve köpekler giremez" yazılı levhalar asılı olduğunu bir zamanlar okuduğumda utanmıştım. almanya'nın duisburg kentindeki bir duvarda "hayvanlar üzerindeki tıp deneylerine son! onların yerine türkleri kullanın!" yazısı bulunduğunu bir kitapta okuyunca, çin'deki lokanta kapısında asılı levhanın bir çinliyi nasıl yaralamış olabileceğini daha derinden anladım.

herakleitos: insanın karakteri, onun kaderidir.

19.03.2008

enel hakk'ın hakkı

ilhan selçuk

"insanlar, layık oldukları mevkilerden icabında tereddütsüz feragat edebilirler. fakat o mevkiye layık değillerse orada kalabilmek için ne lazımsa yaparlar ve her şeyi meşru görürler." (mehmet küçük)

devrim şehidi kubilay, öldürüldüğü zaman yedek subaydı. ama esas mesleği öğretmenlikti. yobazlar, kubilay'ın başını kesip isyan bayrağının kargısına taktıkları zaman bir taşla iki kuş vurmuş gibiydiler. gerçi onlar cezalarını çektiler; ama laik cumhuriyetin öğretmenine ve subayına duydukları sonsuz hınç, o günden bugüne azalmamıştır, artmıştır.

ibrahim elmalı: müslüman türk milleti! senin mukaddes değerine saldıracak her kalem, diyanet işleri'nin iman, ahlak ve hakikat kayasına çarparak kırılacaktır, her salyalı dil koparılacak, her mütecaviz bir daha tecavüz edemeyecek hale getirilecektir. buna inan ve bu mana etrafında birleş. en büyük yardımcımız allah'tır.

şeriatçı kelle uçurur. kol keser. kadın taşlar. insan yakar. öğretisinde, kuralında, hukukunda, yasasında ve yaşam biçiminde fetva var. fetva tartışılmaz. uygulanır. anadolu halkı şeriatçının fetvasından ulusal kurtuluş savaşı ve cumhuriyet devrimiyle kurtulmuştu. meğer kurtulamamış. yazarını, aydınını, şairini, sanatçısını yakan şeriatçı hortladı, ortalıkta kol geziyor, devlet örgütünde fink atıyor, yeni yetişen kuşaklardan irtica ordusu kuruyor.

aziz nesin: kadınların çuvala girmesini istiyorlar. niçin? erkeğe karşı korunma değil mi? erkek boğa mı ki saldıracak? ama erkeğin boğaya özenmesini marifet sayıyorlar. gençliğinde boğaya özenen erkek, yaşlanınca öküz olur.

gücü gücü yetene toplum düzeninde düşmanlıklar çağ dışı çelişkilerin zehirli memelerinden süt içer. insan bu ortamda bozulur. zamanla yüzünün anlamı değişir kişinin; gözü kaşı oynamaya başlar; beyinsel üretimi düşman yaratan fabrikanın uğultularıyla çalışır. bir kez düşmanlığın sarmalına dolanan kişi korkunun kuyusuna sanrılarının döner merdivenleriyle iner de iner. artık her köşebaşında bir düşman dikilmektedir.

macit gökberk: 12 eylül askeri darbesi, tüm kültür hayatımıza, üniversitelere çarptı. liselerde din dersi zorunlu hale getirilirken felsefe seçmeli ders yapıldı.

anadolu çocuklarını küçük yaştan devşirip kuran ve hafız kursuyla imam ve hatip turnikesinden geçiremediği gün, şeriatçının siyasal tabanı eriyecektir.

çöl şeriatında kadın, imam olamaz, halife seçilemez, minarede ezan okuyamaz, ikinci sınıf yaratıktır, çuvala girmeden sokağa çıkamaz, mahkemede tanıklık etse yarım insan sayılır, kadının miras hakkı erkeğin yarısıdır, koca karısını pata küte dövebilir.

"atatürk diye sevdiğin adam bizim hilafetimizi yıktı, islamın sembolü olan fesimizi yırttı. önderlerimizi astırdı. medreseleri kaldırdı. hanımlarımızı kızlarımızı açtı. bu millete yaptığı yetmiyormuş gibi bir de allahlık davasında bulundu. her il ve ilçeye bir putunu yaptırttı. bu milleti bu sefer de putuna taptırıyor."

hiçbir şey birdenbire olmadı. önce ezanı arapçaya çevirdiler. dinlediniz. sonra "siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz" dendi. demokrasi sandınız. sonra çığ gibi kuran kursları, imam-hatip okulları açıldı. din dersleri anayasal zorunluluk oldu. kabullendiniz. tesettür arttı, cami sayısı okulları geçti. inanç özgürlüğü saydınız. oruç tutmayanı öldürdüler. şaşırdınız. bilim adamı ve yazarları vurdular. milletvekili ve gazetecileri parçaladılar. şairleri ve dansçıları yaktılar. kimin yaptığını düşünüp durdunuz. en sonunda kapınızı çalacaklar. size kendinizden başka yardım edecek kimse kalmayacak.