w.c. fields: dualar avanak, bağnaz, cahil, ilkel ve tembelleri teselli edebilir; fakat bunun, noel baba'dan size yılbaşında bir hediye getirmesini istemekten farkı yoktur.
turgenyev: insan ne konuda dua ediyor olursa olsun, bir mucize dilemektedir. her dua kendisini şuna indirger: "yüce tanrı, iki kere ikinin dört etmemesini sağla."
schopenhauer: "arzularıma kapılmama izin verme" duasının anlamı, "kim olduğumu görmeme izin verme" demektir.
samuel butler: insanların duaları, çocukların oyuncak bebekleri gibidir. kullanışlı ve rahatlatıcı olmadıkları söylenemez; fakat onları ciddiye almak kolay değildir.
ralph waldo emerson: bir insanın duaları isteklerinin eksikliğinden, inancı ise aklının eksikliğinden kaynaklanır.
epikuros: tanrı onların dualarını dinleseydi, sürekli birbirlerinin aleyhine dua ettikleri için, insanların hepsi yok olurdu.
matt groening: din, aptallardan para koparmak için uydurulan bir sürü tuhaf ritüel ve ilahiden başka bir şey değildir. haydi, 40 kez tanrı'ya dua edelim; fakat önce bağış tepsisini dolaştıralım. ve bağış tepsisini dolaştırırken, lütfen yanınızdaki insan sizi izliyormuş gibi bağışta bulunun.
ernst haeckel: gerçeğin ve bilginin soylu kutsallığına ulaşan yollar, anlamsız seremonilerden ve düşünmeden edilen dualardan değil, doğanın ve onun kanunlarının sevgiyle incelenmesinden geçer.
ernst haeckel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ernst haeckel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.09.2015
dua
Kategori:
.kolaj,
#din,
emerson,
epikuros,
ernst haeckel,
matt groening,
samuel butler,
schopenhauer,
turgenyev,
w.c. fields
29.09.2010
uzun lafın kısası
edith wharton: fikirlerin yarattığı hava, nefes almaya değer tek havadır.
dave barry: din hakkında yazmakla ilgili en önemli sorun, dinine içtenlikle bağlı insanları gücendirme riski taşımasıdır. sonra palalarla peşinize düşebilirler.
g.b. shaw: allahın cezası bir yığın insan var ki, midelerinden başka bir şey düşünmüyorlar.
joyce carol oates: bizi birbirimize bağlayan en derindeki şeyleri hissedemeyiz; o şeyler bizden kopartılıp alınmadıkları sürece.
emily perkins: yalnız doğarız ve yalnız ölürüz. kaçamayacağımız şey budur.
ernst haeckel: üstün insanla sıradan insan arasındaki mesafe, sıradan insanla maymun arasındaki mesafeden büyüktür.
philipp vandenberg: hayat, beşikten ölüm yatağına kadar, istekler ve arzular yığınıdır.
fay weldon: umudumuz ne denli büyükse, mutluluğun ne denli yakınına tırmanmışsak, o denli derine düşer ve inciniriz.
ernest hemingway: savaş, devlet politikasının başka yollardan sürdürülmesidir.
simone de beauvoir: dünyayı aydınlatan salt sevgidir sanır insan. ama sevgiyi besleyen, olanca güzelliğiyle dünyadır aslında.
eugene varlin: bir insanın başka bir insanı çalıştırması gibi bir şey sürdükçe özgürlük olmayacaktır.
adam smith: bir fabrikada hayatı birkaç basit işlemi yerine getirmekle geçiren bir insan, genel olarak insan yaratılışının izin verebileceği ölçüde aptal ve cahil birine dönüşür.
dave barry: din hakkında yazmakla ilgili en önemli sorun, dinine içtenlikle bağlı insanları gücendirme riski taşımasıdır. sonra palalarla peşinize düşebilirler.
g.b. shaw: allahın cezası bir yığın insan var ki, midelerinden başka bir şey düşünmüyorlar.
joyce carol oates: bizi birbirimize bağlayan en derindeki şeyleri hissedemeyiz; o şeyler bizden kopartılıp alınmadıkları sürece.
emily perkins: yalnız doğarız ve yalnız ölürüz. kaçamayacağımız şey budur.
ernst haeckel: üstün insanla sıradan insan arasındaki mesafe, sıradan insanla maymun arasındaki mesafeden büyüktür.
philipp vandenberg: hayat, beşikten ölüm yatağına kadar, istekler ve arzular yığınıdır.
fay weldon: umudumuz ne denli büyükse, mutluluğun ne denli yakınına tırmanmışsak, o denli derine düşer ve inciniriz.
ernest hemingway: savaş, devlet politikasının başka yollardan sürdürülmesidir.
simone de beauvoir: dünyayı aydınlatan salt sevgidir sanır insan. ama sevgiyi besleyen, olanca güzelliğiyle dünyadır aslında.
eugene varlin: bir insanın başka bir insanı çalıştırması gibi bir şey sürdükçe özgürlük olmayacaktır.
adam smith: bir fabrikada hayatı birkaç basit işlemi yerine getirmekle geçiren bir insan, genel olarak insan yaratılışının izin verebileceği ölçüde aptal ve cahil birine dönüşür.

