ercüment behzat lav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ercüment behzat lav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.09.2015

bütün eserleri

ercüment behzat lav



bir söğüt daima düşünür
ve daima güler bir kavak
ama bir selvi
her zaman ağlamaz

şeriat gene pusuda
gidişat netameli
çarşafı atamadık gitti
millet gene sakallı cübbeli

yaş kırk beş, kırk yedi
içimden sayıyorum seneleri
otuz bir mart
kurşunlar vızır vızır tarıyor kafesleri
ihtiyatlar silah çatmış
işte hareket ordusu askerleri
bir avazı yerde, bir avazı gökte binlerce hödük
basıyor "şeriat isterük"leri
millet; sakallı cübbeli

"çiftleşti başsızlar başbuğ göçünce
üredi binlerce külahlı cüce
cüceler oynaşın fidan cüceler
boş kaldı ormanda meydan cüceler"

biz ne taşız ne toprak
bir kazancımız var
her şeyi tadında tadıyla bırakmış olmak
bunun için yaşamayı
daha başkalarına bırakabiliriz yüksünmeden

içimde afyonlu bakışların
gece bitmese yarın olmasa
dudaklarımda yarım kalsa mısralarım

dereceleri var mıdır hazzın
düşündüm bulamadım

bana sarılman
ay ışığında
gümüş yılanın kayışı
tenin
buzlu kabuğu üzümün

önünde sonunda spekülasyoncuların uyuşturucu hapları
incir çekirdeğini doldurmayacak
bir ehramı almayacak kadar bol karışık doktrinler
birinin zaferi iflası ötekinin
kınalı toprak kavgası falan
bütün bunlar olağan şeylerdir
ama olmayacak gibi görünen
nedir biliyor musun
sana ermek ve eritmek sende tutkunluğumu

sırtlanlar avlanmaz kurban vermeden

biz; belki yaşadık
belki de yaşamadık
fakat
gün görmüş bozkırlar
bizi, mor salkımlı
püfürtülü kadife gecenin
yüzleri yaşmakla örtülü
kızlara -haminnelere
kafes arkasında
hanımellerinden yıldızlar serptiği
günden beri tanırlar
asırlara, boy salan çınar: yaşımız
şeklimiz eski, kafamız yeni
bize, ne şeyh, ne de pir
önderlik etmemiştir

baskı, zorba iktidarların silahıdır.

insanın kalbi saat gibidir, dostlar kurmayı unutursa işlemez.

gevezenin sermayesi sözdür.

"insan kişiliğinin gelişmesi ve birliğe kavuşmasını ben bir insanın ulaşabileceği en büyük başarı sayıyorum."
(jose garcia villa)

özgürlük kavramının birimlerinden biri ve başlıcası terör ve onun gücü ise erdemdir. ve terör olmadıkça erdem güçsüz kalır. terör, erdemin eyleme geçmiş adımlarıdır. amansız, bağışlamaz -kayra tanımaz- adaletin ta kendisidir.

28.10.2014

serenatlar

ercüment behzat lav



sen benim nemsin
rüyalarım mısın
aşklarım mısın
azaplarım mı
yoksa sen
gecesefası mısın içimdeki

afyon mudur sesin
duman mıdır su mudur
meltem midir
yoksa
götüren midir bizi
alıp kendimizden

sen bir asmasın
küpe salkımlarınla asma bellim

elim değmesin
değmesin dilim sana asma bellim

küpe salkımlarında kütür kütür
buğulu üzüm başlar asma bellim

niye kendini sevdiğin zamanlar
daha olmadan başkasının
öper dudakların suda
dudaklarını

niye sana benziyor köpükler
güneşe sarılırken
niye şu bulut kaçırmıyor seni
kaçmıyor senden balıklar
niye çarpınca martılar sana kanat
niye ağzımda yüreğim
niye içerim göz göz
niye gözlerim pervane

katırtırnakları bakar engine
arasından otların
üfürünce bayırlarda rüzgar eteklerini
sular imrenir bacaklarına
mavi ürpermeler başlar derisinde denizin
sen katırtırnaklarına eğilirken

kalbim
top
bu topu
yıldızlara mı atsam
sana mı atsam
sana atsam
tutabilir misin

taksam yıldızları boynuna
basarak bulutlara yürüsek
başında aydan bir tarak

uçursalar bizi ankalar
rüya cennetlerine
bir yıldıza takılıp
aksak durmadan

korkutmuyor beni
seni sevmekle
ölüme susamak arasındaki ilişki
seni dondurup yakan seni
eşi bendekinin

resminden çıkarak
yanıma uzandığın geceler çoktur
odamın her köşesinden bakan gözlerinle
sabahladıklarımsa
yıldızlarca

bir ihtilal kadar güzel başlım
levantin kokulu sesler üflüyor
ilahlar soytarısı
frigyalı marsiyas
altın tozu serpilmiş siyahlıkta

düşünüyor bir yaprak
üstünde bir çitin
şimdi yalnızız
sakın ürperme

bana çok yakınsın
çok uzak belki
anılar çıngırak
ay parmaklarınla çalarak
saçlarından harpını
dünyamızdan çıksak

örtünüp çıplak beyazlığını
sütünü emsem güzelliğinin

dereceleri var mıdır hazzın
düşündüm bulamadım

yarın da benim olabilmen için
ıstırap çekiyorum şimdiden
beni hangi tabu sevdaya sürüklüyor
sana dokununca
öleceği

göğsümün içinde
bir ateş yuvarlaksın
dönüyor
beni yakıyorsun

ölümü düşündükçe
karanlığın ürküsünü içer gözlerin
ama ay
vurunca ay memelerine
yakar seni tutku dondurur

bir kitap bir mendil
şurada bir kemer
eşyada kokun
helyotrop

sen şu dakikada bir başkasının olabilirsin
gözlerin damla mıdır ki düşer
gözlerimden akşamla

bal ışınları gözlerinin
aktı gözlere
bir soluk mu dolaştı
ışık tellerinde saçlarının

pusuya düşürmesen
içimdeki hayvanı geceleri
o
homurdanmaz sabaha kadar
bana geceleri gel
ıtırlaştığı anda hazların

uçurabilsek
bütün yaşamı
tek yaratık gibi
içimizdeki antenlerden

bana sarılman
ay ışığında
gümüş yılanın kayışı
tenin
buzlu kabuğu üzümün

gözlerinle sarılır
gözlerinle geçersin kendinden
bir sazın kaburgasındaki titreyişsin
ne zaman başladığını bilmediğimiz
ne zaman biteceğini

ışık kadar çıplak ol
haz kadar uçucu
ama bir yıldızın
gümüş boynuzlarından
kollarıma düş

2.07.2014

baba evi

ercüment behzat lav


yılda bir yüzümü görürdü ev halkı
hatırlarım beni
uykumda sevdiğini annemin
hele büyükannem
aldırmazdım yoldan geçerdi de
beni gözleriyle öperdi bakıp arkamdan

kışın
cama burnunu dayayarak uyuduğu geceler
sayısızdı kız kardeşimin beni beklerken

köşe minderinde okur
mevlana'yı hayyam'ı
ve yalnız düşünürdü büyükbabam
büyükannem de
tersler azarlar halayıklarını
allahı kandırırdı beş vakit namazında

nil'e resmini gösterecekler bir gün
o hatırlamayacak
yanağını yanağına dayadığı adamı bebekken
nitekim ben de
hiç tanımam kucağındaki çocuğu şu adamın
derler ki o çocuk benmişim
o beyaz sakallı asker de büyükbabam

babam hasan sıtkı
hem asker
hem şairdi
912'de toprağa girdi

ne mutlu babama ki
beni görmeden öldü
geceleri yıldızları sayan
uykusunda mısralar
sayıklayan beni

6.08.2010

ruhul kudüs

ercüment behzat lav


avrupalı isa sırasına göre ihtilalcidir
içlidir sofudur sırasına göre
affeder geldi mi işine
kin güder gelmedi mi de
zulmü sevmez çekinmez zulümden de

dostluğu düşmanlığı da açıktır
ara sıra haksızlığa başkaldırır
her şeyi bağlamaz oluruna
ama iş afrika'ya geldi mi han-ı yağma

2
ne devrimcidir ne de ihtilalci amerikalı isa
makine insan tipi iş adamı
hasmını kündeden atmak günah mı

sandık başında oy pusulası
birdir yeni dünya'nın siyahıyla beyaz'ı
bir yanıl da sandığa yaklaş
biter ensende beyaz'ın sopası
yaşasın insan hakları beyannamesi
sonsuz hürriyet içindeler
karası kızılderilisi melezi

3
afrikalı isa tam isa'dır
kin gütmez affeder unutur
sabrı sonsuzdur

hoş görmeli fenalığı
böyle buyurmuş beyaz tanrı
sefalet onun cilvesi
lütfu inayeti hediyesi
bu çilenin mükafatını kara böcekler
ahrette görecekler
ruhlarının akıyla çıkarlarsa bu sınavdan
cennet bahçelerinden derecekler
dünyada erişemedikleri nimetleri
kara böcekler

hak teala hazretleri
karaları sınamak için yarattı
beyaz efendileri

4.11.2008

tokat

ercüment behzat lav


bizim papaz efendi dedi ki
"isa bir yanağına tokat yedi
öbür yanağını da çevirdi
isa'nın yediği iki tokat
roma'yı devirdi."

ben de papaz efendi'ye dedim ki
"ben de isa babamızın kuluyum
her gün efendimden tokat yiyorum
her tokat yiyişimde
öbür yanağımı da çeviriyorum
efendim niye devrilmiyor roma gibi
roma'dan güçlü mü bizim efendi?"

24.06.2008

sen

ercüment behzat lav


sen; bayağı, sefil, aşağılık
sen; fodul, kaba, hantal
sen koşum hayvanı, başında takke, sarık
sen yobaz
neye yarar şu ayı tabanı ellerin
sen insanı insan eden yüce işlerden anlamaz
biliriz kimlerin elinde dizginlerin

sen ölmezlik sırrına hangi yollardan ulaşılır bilir misin
sen bir mermeri özene bezene işleyip
bir insan için heykeller yontmanın vecdine erebilir misin
sen yaman devlerle dövüşe boğuşa bir vatan yaratabilir misin
var mı sana balyoz
önderi, önde gideni, ileriyi, güzeli yıkmak
nebbaş!
tarikat faresi!

dilerim kelleden ol kelleden
sen kınalı sakalını sünneti şerif üzre kesmeden
uçkuruna altınları dizmeden
ırz ehline besmeleyle şalvarını çözmeden
ol yatıra ak mumları dikmeden
yetim ahı almadan, dört karı nikahlamadan, avrat oynatmadan
ağalara hak berekat ırgat satmadan
kara yurda pir aşkına bağlanıp
kol sıvayıp viran bağı viranlıktan kurtarıp
cennete çevirebilir misin

köy yanar kahpe taranır
sen baş düşmanım yılan, gözlerim seni gölgenden tanır
sen şeyh, madrabaz!
kel müridi, uyuz çömezi, bu toprağın yüz karası
benim yüz karam!
ben seni bizden diye insan içine çıkaramam
pazar pazar gezdirmeli seni demir kafeslerde

dört mevsimin baharında güzünde
namazında niyazında
velilerin, nebilerin sözde izinde
dönmüş gözü gariplerin bacısında, kızında
hak yolunda haktan uzak
şeytanürracim
fidanlarımı korumak için tek amacım
beni köklerimden kemiren seni
er geç haklamak!

sen balçık, tezek, batak
kursağına kor düşesi
dili ensesinden çekilesi
hacı yağına bulanmış sürü: yüz binlik!
deli boran deli eser
keser nefesin nefesin
şol vatanın ırmakları akar ata'm deyu deyu