13.12.2021
din
steven weinberg: din olsa da olmasa da iyi insanlar iyi işler, kötü insanlar da kötü işler yapabilirler. ama iyi insanlara kötü işler yaptırmak dinin işidir.
james madison: din köleliği, zihne pranga vurur, onu güçten düşürür ve tüm soylu girişimler karşısında bir engel oluşturur.
christopher marlowe: din çocukça bir oyuncaktır ve cehaletten başka günah yoktur.
karl marx: dini acılar, gerçek acıların hem dışavurumu hem de protestosudur. din baskılanmış varlığın ifadesi, kalpsiz dünyanın kalbi ve ruhsuz koşulların ruhudur. o, kitlelerin afyonudur.
tom robbins: din sadece kitlelerin afyonu değildir, o siyanürdür.
ebu'l-ala el-maarri: din tarih öncesi insanlar tarafından uydurulmuş, saf kitleleri sömürenler dışında herkes için gereksiz bir masaldır.
dennis potter: bana göre din yara bandı değil, her zaman yaranın kendisi olmuştur.
jesse ventura: teşkilatlanmış din, sayıca üstün olmaya ihtiyaç duyan zayıf karakterli insanlara söylenen bir yalan ve onların kullandığı bir koltuk değneğidir. insanlara dışarı çıkmalarını ve burunlarını başkalarının işlerine sokmalarını söyler.
15.09.2020
gerçek
sen tutar ömrünü, cem sultan'ı kimin zehirlediğini araştırmaya adarsın, diyelim, cem sultan'ı fransızlar, diyelim ruslar zehirlemiş olsun, bundan sonra neyi değiştirir? ya da beriki, dante'nin divina commedia'sını ebul-ala maarri'nin, risalet-ül gufran adlı kitabından aynen çaldığını ispat etmekle tüketir hayatını; doğrudur da, çalmıştır, biliniyor da pekala, amma, ne fayda, gerçek artık o gerçek değildir, gerçek kaymıştır artık. divina commedia, dante'nindir! maarri'nin adı yoktur ortada. bütün dünya öyle biliyor ve böylece gerçek olmayan gelmiş gerçeği silmiş, yalanı yanlışı kazımıştır beynimize. eğer insanın içinde gerçek tutkusu cayılmaz ve yüce bir duygu olsaydı bu yanlışları benimseyemezdi insanoğlu. dante'yi değil, maarri'nin adını anardık. haklılık, ihanet, insanlık suçu; bunlar gerçek karşısında hayalet gibi kalmış, eskimiş kavramlardır, hiçbir şeyi değiştirmez gerçeği anlatmak!
3.01.2020
din
batılı yüksek sesle söyledim, gerçeği kulağa fısıldadım.dünyada yaşayanlar ikiye ayrılır: beyni olup dini olmayanlar ve dini olup beyni olmayanlar.
tanıdığım ümmetler ne kadar cahildir! belki tanımamış olduğum, benden önce gelip geçmiş olan ümmetler daha sapık, daha alıktır. cuma namazlarında, eşeklikleri yüzünden, emirleri için tanrı'dan yardım isterler. onların bu haline az kalır ki, minber ağlasın.
kudüs'te muhammed ümmetiyle isa ümmeti arasında bir gürültü koptu. iseviler çan çalıyor, muhammediler minarede bağırıyor; her iki taraf kendi dinine saygı gösteriyor, onu yüceltiyordu. ah! hangisinin doğru olduğunu bilseydim!
uyanınız, uyanınız ey yoldan çıkmışlar! dinleriniz eski adamların hilelerinden bir hiledir. onlar, bu dinler aracılığıyla dünya malı toplamayı amaçladılar ve bunu elde ettiler. kendileri ölüp gittiler ancak bunların koyduğu âdetler devam etti.
31.07.2019
uzun lafın kısası
richard s. westfall: insanoğlunun boş inançlara düşkün ateşli yönü, din konularında her zaman gizemleri sevmek ve o yüzden en az anladığından en çok hoşlanmak olmuştur.
j.m. guyau: dünyada ıstırap devam ettiği sürece isyan etmiş kalbimde kuşku devam edecektir.
ömer hayyam: sema dediğimiz baş aşağı çevrilmiş tasa doğru, yardım için ellerini kaldırma; o senden daha biçaredir.
shakespeare: tanrı'ya yemin ederek sözünü doğrulamak isteyen kimseye güvenme; sözünü yerine getireceğine tanrı'yı tanık gösteren, bu tanıklıktan çekinecek kadar onur ve namus sahibi değildir.
thomas hardy: yaratıcılıkla tutuculuk bağdaşamaz, yüz bin antika meraklısı bir araya gelse tek bir yeni çığır açamazlar.
ebu'l ala el-maarri: tanıdığım ümmetler ne kadar cahildir! belki tanımamış olduğum, benden önce gelip geçmiş olan ümmetler daha sapık, daha alıktır. cuma namazlarında, eşeklikleri yüzünden, emirleri için tanrı'dan yardım isterler. onların bu haline az kalır ki, minber ağlasın.
"kutsal metinlerde öğretilen en büyük gerçek şudur: kalbindeki cehalet düğümü çözülmüş ve arzu ateşi sönmüş olan ölümlü kişi, ölümsüz olur." (upanişadlar)
jean meslier: din, her dönemde, insan ruhunu karanlıklarla doldurmaktan, gerçek bağlılık ve ilişkileri, gerçek görevleri, gerçek çıkarları hakkında onu tam bir cehalet içinde bulundurmaktan başka bir şey yapmamıştır.
sabahattin ali: insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir.
comte de volney: bütün tanrı bilimiyle ilgili kanılar fanteziden başka bir şey değildir. tanrıların nitelikleriyle, eylemleriyle, yaşamlarıyla ilgili bütün bu masallar, yalnızca mecazlama ve söylence örnekleridir.
charles bukowski: hastayız, ümit budalalarıyız. eski giysilerimizle, eski arabalarımızla, bütün hayatlar gibi harcanmış hayatlarımızla bir serap peşinde.
26.06.2019
sosyoloji notları
biz hepimiz, kendi basit menfaatlerimizi hakikat sanan gafilleriz.
dinin vicdanlarda mutlak hüküm sürdüğü devirler, felsefenin sustuğu devirlerdir. felsefe şüpheden doğar, şüphe, imanın zıddı. kalabalığa tek kitap yeter.
ebul ala el maari "insanlar iki kısımdır" der, "bir kısmının dini vardır, aklı yoktur; bir kısmının aklı vardır, dini yoktur." ve tanrı'ya meydan okur: "kekeme musa'nın karşısına çıkan allah, benim karşıma neden çıkmıyorsun?" der. "ben ki arabistan'ın en güzel konuşan insanıyım!" sonra ilave eder: "çıkmıyorsun, çünkü yoksun!"
"bilinçsiz ilim, insan ruhunun düşmanıdır." demiş, rabelais.
durkheim, "sosyoloji insanlann acılarını dindirmeyecekse lanet olsun böyle ilme!" der.
abbe meslier'nin adını taşıyan "le bon sens" adlı eser aslında baron d'holbach'ındır, tanrıtanımaz. abdullah cevdet, d'holbach'ın eserini "akl-ı selim" ismiyle çıkarmıştır.
bir ülkede şair ne kadar çoksa o ülke düşünce bakımından o kadar geridir. insanlar ve milletler yaşlandıkça şiirin yerine nesir geçer. düşüncesi henüz pozitifleşmemiş medeniyetlerde nesir çok ağır ilerler. bir 18. asır fransasında şiir susar, hakikatin haşin sesi, şüphenin ve akim çığlığı konuşur. derebeylik içtimai düzeni, bu devirde yıkılır.
18. asırda, engels'in dediği gibi, akıl burjuvazidir.
"bir kadını iyi tanımak, bütün kadınları tanımaktır." der napoleon.
quinet "la creation"da (yaradılış) "insan kâinatın efendisi değildir." der. gelip geçici bir kuvvettir. tabiatta çok kısa bir müddet, tırnaklarının izini, gözyaşlarını bıraktıktan sonra gidecektir.
"insanı insan yapan dış dünyayı değiştirmesi değil, dış dünyayı değiştirirken kendini de değiştirmesidir." diyen marx, en güzel sözü söylemiş olur.
bergson'un dediği gibi "cümleye başlarken başka insandım, bitince başka insan." ve bir ırmağın sularında iki değil, bir kere bile yıkanılmaz.
kültür, insanı gündelik kavgaların dışına çıkarır.
ideolojiler kinlerimize takılan maskelerdir.
engels, "teknik bu şekilde geliştiğine göre insanlık ya sosyalizme ya barbarlığa gidecektir." der.
h. lefebvre "paris komünası" adlı eserinde "bir tarihçinin ilk vasfı yalan söylememektir." der.
faşizm, kapitalizmin kendi kendini yeni metotlarla devam ettirmesidir.
her insanın yapabileceği en mükemmel işi en mükemmel şekilde yaptığı cemiyet bahtiyardır.
romain rolland'a göre din, insanın kendi dışında bir şeyleri sevmek istemesidir, ebediyete kadar uzanan sevgidir.
"bir ağacı bir insandan daha çok severim." der beethoven.
zirveye varan her cemiyet çökmeye yüz tutar.
köylü mütevekkildir, ahmaktır, batıl inançları vardır ve tarihin dışındadır. istihsal vasıtaları yenilenmedikçe köy hep aynıdır. ve bu vasıtaları kendi kendine değiştiremez.
rabelais "ben hakikat âşığıyım" der, "ama darağacına kadar" diye ilave eder.
vivekananda "aklın ve ilmin karşısında tutunamayan her din batıldır." der.
dinin tahlile tahammülü yoktur. dinle akıl ayrıdır. din bir coşuştur, bir ürpertidir. ilim tanrı'nın varlığını veya yokluğunu ispat edemez. ilim bu bakımdan agnostiktir. ilimle din arasında hiçbir uzak-yakın münasebet yoktur. aklın ışığı imandan uzak tutulmalıdır.
sınır çizmek bilginin başlangıcıdır.
opera bütün sanatların sentezidir, sanatların sanatıdır.
insanlar çizmesini yaladıkları şefin, sonradan suratına tükürecek kadar aşağıdırlar. kurtlar ihtiyar kurtları parçalarlar ama onlara hakaret etmezler. oysa insanlar, karşısında küçüldükleri insanı affetmezler.
"fare için en korkunç hayvan kedidir, aslan değil."
michelet'e göre de kalabalık devdir, kahraman onun omuzlarına binmiş bir cüce.
carlyle de "tarih büyük adamların biyografisinden ibarettir." der.
burjuvazi tarih sahnesine çıkan sınıflar içinde en büyüğü, en değerlisi, insanlığa en çok şey katanıdır.
politika, sürüleri gütme, sınıflar arasında bir denge kurma sanatıdır. politika cemiyet halinde yaşayan insanların mümkün olduğu kadar birbirlerine az zarar vererek yaşamalarını temin eder.
tarafsız olmak yalanların en iğrenci. yaşayan her uzviyet taraf tutar, taraf tutmamak oportünizmlerin en adisidir.
hafızanın kanunu, aşkın kanunudur. insan ancak sevdiğini öğrenir.
"felsefenin kuşu alaca karanlıkta uçar." der hegel.
"hayat düşünenler için trajedi, hissedenler için komedidir."
anakarsis "kanun, küçük sineklerin takılı kaldığı, büyüklerin yırtıp geçtiği bir örümcek ağıdır." der.
bir çağda hakim olan düşünceler, hakim sınıfın düşünceleridir.
nietzsche, "herhangi bir düşünce insanın insan olarak yaşamasını sağlıyorsa doğrudur." diyor.
en büyük ideoloji anayasadır.
bir düşünce ne kadar bizimkine benzemiyorsa, bizimkini o kadar tamamlar. en büyük dostlarımız bizim gibi düşünmeyenlerdir.
dünya her gün bir parça daha mükemmelleşmesi gereken bir oyuncağıdır insanın.
süleymancılığın başı olan süleyman tunahan'ın rus casusu olduğu söyleniyor.
fransızların bir sözü vardır. "tek kitaplı insandan korkulur." derler. tek kitaba bağlanan insan, tek düşünceye bağlanan insan gerçekten korkutan insandır. bu düşünce hakikatin bütününü kucaklar veya kucaklamaz.
insanı toprakta sürünen bir hayvan olmaktan kurtaran tek doktrin spiritüalizmdir.
medeni bir dilde birbirinin aynı olan iki kelime bulunmaz.
bizde edebiyatın kökü edeb: davet etmek, ziyafete çağırmak. sonra kelime manasını genişletmiş: ruhun ziyafetine davet.
çileler ve felaketlerle doludur büyük adamın ömrü.
vahye dayanan bir medeniyetin aydınlık olmaya ihtiyacı yoktur.
münevveri şartlandıran, münevverin düşüncelerine istikamet veren, düşüncesinin hudutlarını çizen, kucağında yaşadığı cemiyettir. kimse bunun dışına çıkmamıştır ve çıkamaz.
31.03.2019
uzun lafın kısası
albert caraco: bizim dinlerimiz insan türünün kanseridir.
amin maalouf: her hata ölüme götürür ve yatağında ölen çok az emir vardır.
konfüçyüs: büyük ve üstün insanın yolu gerçekliktir. yemek onun hedefi olamaz. kıtlık olduğu zaman bile çift sürülebilir. böylece, bilgi ile kazanç elde edilebilir. üstün insan yoksul kalacağı için değil, gerçeği elde edemeyeceği için endişe duyar.
stendhal: zorbalara en çok yarayan düşünce, tanrı düşüncesidir.
ray bradbury: insanlığın en harikulade şeyi bu: hiçbir zaman her şeyi yeniden yapmasını engelleyecek kadar cesaretsizliğe veya iğrentiye kapılmaması. çünkü yaptığı işin ne kadar önemli ve yapılmaya değer olduğunu bilir.
ebu'l ala el-maarri: dünyada yaşayanlar ikiye ayrılır: beyni olup dini olmayanlar ve dini olup beyni olmayanlar.
"gerçekten aşık olduğun biriyle seks yapmak seni bambaşka bir boyuta taşır." (303)
yuval noah harari: modernite şaşırtıcı derecede basit bir anlaşmadır. tüm sözleşmeyi tek bir cümlede özetleyebilirsiniz: insanlar güç karşılığında anlamı terk etmiştir.
howard stern: tüm dinler beni hasta ediyor. din insanları birbirinden ayırmıştır.
vincent van gogh: gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi; sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylere ziyan etmezse, zamanla daha çok ışığa kavuşacak, güçlenecektir.
wilhelm von humboldt: varlığımızın amacı, olabildiğince çok deneyimin süzülerek bilgeliğe dönüşmesidir. hayatın zirvesi her şeyin tadına bakmaktır.
21.11.2018
arapların gözünden haçlı seferleri
kılıçlar savaş ateşini canlandırdığında, insanın en kötü silahı gözyaşı dökmektir.ebu'l ala el-maarri: dünyada yaşayanlar ikiye ayrılır: beyni olup dini olmayanlar ve dini olup beyni olmayanlar.
ateş, yakılacak odun miktarından korkmaz.
frenkler, 12. yüzyılda bütün bilim ve teknik alanlarında araplardan çok geridirler. fakat gelişmiş doğu ile ilkel batı arasındaki açıklık tıp alanında daha da büyüktür.
usama farkı gözlemektedir: lübnan dağındaki murnietra'nın frenk valisi, bir gün şeyzer emiri amcam sultan'a, bazı acil durumluları tedavi etmek üzere bir hekim yollamasını rica eden bir mektup yazdı. amcam bizim oralardan thabet adında hristiyan bir hekimi seçti. bu hekim ancak birkaç gün kaldıktan sonra bize döndü. hastaları bu kadar çabuk nasıl iyileştirdiğini öğrenmek için hepimiz meraktan çatlıyorduk; bu yüzden onu soru yağmuruna tuttuk. thabet şöyle cevapladı: "önüme, bacağında cerahat olan bir şövalye ile vereme yakalanmış bir kadın getirdiler. şövalyenin bacağına bir yakı koydum, çıban açıldı ve küçüldü. kadına da, ateşini düşürmek için perhiz verdim. fakat bir frenk hekimi geldi ve "bu adam bunları tedavi etmeyi bilmiyor." dedi. şövalyeye dönerek ona, "tek bacağınla yaşamayı mı, yoksa ikisiyle birlikte ölmeyi mi tercih edersin?" diye sordu. hasta, tek bacakla yaşamayı tercih ettiğini söyleyince, "bana iyi bilenmiş bir baltayla güçlü bir şövalye getirin." diye emretti. biraz sonra şövalyeyle balta geldi. hekim bacağı bir kütüğün üzerine koyarak, yeni gelene "tek bir kerede kesmek üzere baltanla iyi bir vuruş yap." dedi. adam gözlerimin önünde bacağa ilk darbeyi indirdi; ama kopmadığı için bir daha vurdu. bacağın iliği saçıldı ve yaralı hemen o anda öldü. kadına gelince, frenk hekim onu muayene ettikten sonra, "kafasının içinde ona aşık bir iblis var. saçlarını kesin." dedi. saçlarını kestiler. kadın onların gıdalarını sarımsak ve hardalla birlikte yemeye başladı, bu da veremini ağırlaştırdı. onların hekimi, "demek ki iblis başın içine girdi." diye iddia etti. ve bir ustura alarak kadının başına haç biçiminde çentik attı, kafa kemiğini açığa çıkardı ve onu tuzla ovdu. kadın hemen oracıkta öldü. bunun üzerine şöyle sordum: "bana başka ihtiyacınız var mı?" hayır, dediler ve frenklerin hekiminden bilmediğim birçok şey öğrenerek geri geldim.
selahaddin rahat bir gülümsemeyle şöyle karşılık vermekteydi: "bazı insanlar için para kumdan daha değerli değildir."
her hata ölüme götürür ve yatağında ölen çok az emir vardır.
1.06.2016
din
herakleitos: evren ne tanrılar ne de insanlar tarafından yaratılmıştır; fakat var olmuştur, vardır ve sonsuza dek var olacaktır.
erich fromm: bir öğreti ne kadar mantıksız olursa olsun, toplum tarafından kabul edilerek güç kazandığı zaman, milyonlarca insan kendilerini dışlanmış ve izole edilmiş hissetmektense ona inanmayı tercih edecektir.
mark twain: iman, bildiğiniz şeylerin doğru olmadığına inanmaktır.
remy de gourmont: dinler çılgınca cinsel sorular üzerinde temellenmişlerdir.
havelock ellis: modern dünyanın dini karmaşasının sebebi, antik kudüs'te bir tımarhanenin olmamasıdır.
ebu'l-ala el-maarri: kabe, sadece putların ve sunak tezgahının kalıntısıdır.
john locke: her mezhebin, mantık onlara yardımcı olduğu sürece, onu memnuniyetle kullandığını görüyorum: ve ne zaman mantık onların karşısında yer alsa, bunun bir inanç meselesi olduğunu ve mantığın üzerinde yer aldığını haykırmaya başlıyorlar.
ruth h. green: isteklerinizi tanrı'nın isteği olarak adlandırıp kendi isteklerinizi herkese empoze etmeniz mümkündür.
31.03.2011
uzun lafın kısası
balzac: kamuoyu tüm fahişelerin en kokuşmuşudur.
dan brown: gerçek, sadece ölümün gözlerinden görülebilir.
cemil meriç: biz hepimiz, kendi basit menfaatlerimizi hakikat sanan gafilleriz.
albert camus: dünyada her kuşaktan bir avuç üstün insan çıkar, iki ya da üç tane.
arthur koestler: burjuva evliliği, toplum tarafından onaylanmış bir fuhuş biçimidir.
ömer faruk toprak: küçük bir yaşam ile büyük bir şiir kurulamaz.
ahmet hamdi tanpınar: bir şeyi veya bir insanı hakkıyla tadabilmek, sevebilmek için kendisiyle alakası olmayan ne kadar çok şeye muhtacız!
hegel: felsefenin kuşu alaca karanlıkta uçar.
nedim gürsel: insanın karnı nerede doyuyorsa vatanı orasıdır.
ebu'l-ala el-maari: insanlar iki kısımdır; bir kısmının dini vardır, aklı yoktur; bir kısmının aklı vardır, dini yoktur.
thomas mann: faşizm bir ideoloji değil bir kötülüktür.
napolyon: bir kadını iyi tanımak, bütün kadınları tanımaktır.
thomas carlyle: tarih büyük adamların biyografisinden ibarettir.
4.09.2009
şimdiki çocuklar harika
ebul'ala ma'ari: ben, terbiyeyi, terbiyesizlerden öğrendim.walt disney: charlie chaplin, "dinle beni walt, çocukları akıllı uslu, büyükleri de çocuk olarak al." derdi.
ister kadın, ister erkek olalım, kendi kendimizden memnunsak, şanslıyız demektir.
bir gün kardeşim, babama bir şey sormuştu. babam:
- sen daha anlamazsın, büyü de öyle, deyince, kardeşim:
- sen anlatmaya çalış, ben anlarım.. demişti.
bir gün bir komşu kadın, anneme, çocuğunun bir buçuk yaşında yürümeye başladığını, buna pek şaştığını söyleyince içimden, "bir buçuk yaşında çocuk yürümez de ne yapar, yoksa uçacak mıydı?" diye geçirmiştim. çocuk ne yapsa harika oluyor. konuşsa harika. çocuk bu, konuşur elbet, havlayacak değil ya..
öğretmenimiz:
- cumhuriyet kurulduktan sonra, kadınla erkek artık eşit olmuştur. kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur.
hiçbir fark olmamasını erkekliğine yediremeyen yaşar:
- hiç mi yok öğretmenim?
- yok.
- küçücük bir fark da yok mu?
öğretmen sert:
- yok!
yaşar:
- evet ama öğretmenim, dedi, "kadın haklarını koruma derneği" var; oysa erkekler böyle bir dernek kurmamışlar. annem, kadın haklarını koruma derneği'ne üye..
neşe, yaşar'ın sözünü keserek:
- hayvanları koruma derneği de var..
eşeğin konuşması, insanın yük taşıması normal değildir. ama bazı insanlar, eşeğin konuşmasına hayranlık duyarlar. oysa eşeğin yük taşıması, insanın da konuşması doğru olandır.
dünyada en çok doğuran şey yalandır.
kazanmamak, kaybetmek demek değildir.
yaşlarınız küçük diye hiçbir gerçeğin sizlerden saklı kalmasından yana değilim. çocukların anlayamayacakları sorun yoktur. olsa olsa, dinleyenlerin yaşlarına göre, konuların anlatılış biçimi değişebilir.
todor dinov: mizah, dünyamızı gülünç olmaktan kurtarır.





