hesiodos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hesiodos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.04.2011

karakter aşınması

richard sennett

aynen çocuklar konusunda olduğu gibi: bir olay esnasında orada değilsen her şeyi ancak iş işten geçtikten sonra öğrenirsin.

kişi, şirkete güvenemeyeceğini anladığında kendini daha iyi pazarlar.

ona göre aile, yeni ekonominin yüzergezer değerlerinin aksine, sorumluluğu, güvenilirliği, bağlılığı ve hayatta bir hedef sahibi olmayı vurgulamalı. bunların hepsi de uzun vadeli erdemler.

kısa epizotlardan ve fragmanlardan oluşan bir toplumda, kişi nasıl bir kimlik anlatısı ve yaşam öyküsü geliştirebilir?

rutin, belirli bir noktada zararlı hale gelmeye başlar. çünkü insan kendi çabası üzerindeki kontrolünü yitirir; çalışma zamanı üzerindeki kontrolün yitmesi ise insanın zihnen öldüğü anlamına gelir.

sempati kesinlikle öngörülebilir veya rutin bir duygu değildir.

işbölümünün ilerlemesiyle birlikte, emeğiyle geçinen insanların çoğunun işi bir dizi çok basit işlemle, hatta bir veya iki işlemle sınırlı hale gelir. bütün hayatı birkaç basit işlemi gerçekleştirmekle geçen adam son derece aptal ve cahil hale gelir.

ucuz adamlar pahalı makinelere ihtiyaç duyar.

yüksek vasıflı adamlar ise alet kutusundan başka pek bir şeye ihtiyaç duymaz.

esnek bir rejimde, işin zorluğu verimsizlik yaratır.

sıradışı insanlar sürekli uçurumun kenarında yaşayarak bilenirler.

karakter özellikleri, geçmişi terk etmek ve düzensizliğin ortasında hayatta kalmak becerileri de, uçurumun kenarında yaşamanın biçimleridir.

insanlar olumludan çok olumsuz uyaranlara karşı duyarlıdır. sizi mutlu edecek birkaç şey varken, kendinizi kötü hissettirecek sayısız etken bulunur.

bu şekilde sürekli riske maruz kalmak, karakter duygunuzu iyice aşındırır.

risk almayla ilgili birçok araştırma, insanların en büyük mutluluğu bir kopuşa, ayrılışa karar verdikleri zaman yaşadığını gösterir.

oscar wilde: bütün sanat eserleri, bir yüzey ve sembolden ibarettir.

hesiodos: işini yarına veya ertesi güne erteleme; işini erteleyen ambarını dolduramaz; amaçsızca zamanını harcar. özen gösterdikçe güzelleşir yaptığın iş; işini erteleyen kendi sonunu hazırlar.

hesiodos: insan gündüzleri çalışıp didinir, geceleri acıyla kıvranır.

"çok gördüm öfkeli rüzgarın
olgun başakları kökünden kopardığını
ve uzaklara saçtığını, tam da
çiftçi arpa harmanı için yola koyulmuşken
dönen siyah bulutuyla fırtına
hem orağı hem de boyunlarından kesilmiş başakları ötelere savurdu" (vergilius)

pico della mirandola: insan karmaşık, çok çeşitli ve ölümlü bir varlıktır. ancak bu değişken koşullar altında, insana istediğini elde etme ve istediği olma şansı verilmiştir. dünyayı bize miras kaldığı biçimiyle korumak yerine, baştan şekillendirmemiz gereklidir. onurumuz da, bunu yapabilme gücümüze bağlıdır. kendinden hiçbir şey üretememek, ne büyük bir zavallılıktır.

dünyadaki görevimiz yaratmaktır ve bu yaratıların en büyüğü de kendi yaşam hikayemizi şekillendirmektir. güçlü karakter sahibi olan bir insanın temel özelliklerinden biri, deneyimlerine şekil verme gücüdür.

aziz augustinus: ellerinizi kendi üzerinizden çekin; kendini inşa etmeye çalışan insan ancak bir yıkıntı meydana getirir.

michel foucault: disiplin kişinin kendisini cezalandırmasıdır.

ruhen hepimiz birer göçmeniz.

thomas watson: sadakat insanı her gün doğru karar vermek zahmetinden kurtarır.

salman rüşdi: modern benlik, hurdalar, dogmalar, çocukluk anıları, gazete makaleleri, rastgele sözler, eski filmler, küçük zaferler, nefret ettiğimiz ve sevdiğimiz insanlardan oluşturduğumuz, sallantılı bir binadır.

biz kelimesi daha genel bir düzlemde, bir ülkedeki sorunlu etnik yapıyı veya ülkenin iç savaşlar tarihini gizleme işlevi görür. günümüzde bu kurgusal biz, kapitalizmin yeni ve şiddetli bir biçimine karşı savunma sağlamak için tekrar yaşama dönmüştür.

insanlar muhtaç olmaktan dolayı utanç duymaya başlayınca, diğerlerine karşı iyice şüpheci ve güvensiz olurlar.

kendisine ihtiyaç duyulmadığını hisseden kişi, doğal olarak, çevresine tepkisiz hale gelir.

18.02.2011

şölen/dostluk

platon

iyi bir dost dünyanın en güzel bıldırcınından, en güzel horozundan; hatta en güzel atından ve köpeğinden çok daha değerlidir.

cahil kişi güzellikten, iyilikten ve akıldan yoksunken bunların hepsini kendisinde toplamış sanır.

iyilerin sofrasına iyiler kendiliğinden gider.

sevgi tanrıların en eskisi, en saygıdeğeri, en güçlüsüdür ve insanlara hem hayatlarında hem de ölümlerinde erdem ve mutluluk kazandırır. 

insan kendini birine kul köle ederken, onunla daha üstün bir bilgiye, daha üstün bir erdeme ulaşacağına inanıyorsa hiçbir küçülme yoktur.

kafası işleyen birkaç kişi, kafasız bir sürüden daha belalıdır.

sevgi, her iyi olanı ve bizi mutlu edeni arzulamaktır. budur o büyük, o her parmağında bir hüner olan sevgi.

solon: ne mutlu o insanlara ki, çocuklar, tek tırnaklı atlar, av köpekleri ve yabancı misafir dosttur onlara.

hesiodos: çömlekçi çömlekçinin, şair şairin, dilenci dilencinin düşmanıdır.

insanın ihtiyaç duyduğu şey, bir eksiğini tamamlayacak olan şeydir.

içmek, şarkı söylemek, konuşmak, bunların hiçbiri kendiliğinden güzel değildir. güzellik bunların yapılış yolundan doğar. bunları güzel, doğru dürüst yaparsak güzel olur, yapmazsak çirkin olur. sevmekte de öyle: güzel olan, övülmeye değen her sevgi değil, bizi sevginin güzeline yönelten sevgidir.