johanna schopenhauer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
johanna schopenhauer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.12.2017

bugünü yaşama arzusu

irvin yalom

hayat birbiri ardına gelen kahrolası kayıplardan oluşur.

thomas kempis: ne zaman insanların arasına çıksam daha az insan olarak geri dönüyorum.

anne sevgisinden yoksun büyüyen çocuklar, kendilerini sevmek, diğerlerinin onları seveceğine inanmak veya başkalarını sevmek için gerekli olan temel güven duygusunu geliştiremezler. yetişkin hayatlarında yabancılaşırlar, içlerine kapanırlar ve başkalarıyla genellikle düşmanca ilişkiler kurarlar.

sokrates: iyi yaşamayı öğrenmek için kişinin iyi ölmeyi öğrenmesi gerekir.

gracian: insanın başkasının meselelerine girmesi, kendi meselesiyle çıkmasıdır.

terentius: ben bir insanım ve insana ilişkin hiçbir şey bana yabancı değildir.

küçükken öğrenilen şey en iyi öğrenilendir.

schopenhauer: her şey olmaya kalkan insan hiçbir şey olamaz.

dün ve yarın yok. geçmiş hatıralar, gelecek özlemler yalnızca memnuniyetsizlik yaratır. zihinsel sükunete giden yol şu anı gözlemekte ve farkındalığımızdan oluşan nehirde rahatsız edilmeden akıp gitmesine izin vermekte yatar.

johanna schopenhauer: şaşaa, rütbe ve unvan genç kızların yüreği üzerinde baştan çıkarıcı bir etki yaratıp onları evlilik düğümüyle bağlar. bu, onları hayatları boyunca en büyük cezaya katlanmak zorunda bırakan yanlış bir adımdır.

chapman: gecenin ruh halinde demlenmeyen hiçbir kalem edebi bir şey yazamaz.

"hayat acı çekmektir. acıya bağlar neden olur; nesnelere, fikirlere, bireylere, hayata olan bağlar. acının panzehiri vardır; arzunun, bağın, benliğin sona erdirilmesi." (buddha)

2.05.2015

schopenhauer'a mektup

johanna schopenhauer

sevgili arthur,

zihninden zihnime akan 28 mart'taki mektubunun ciddi ve sakin tonu beni uyandırıp mesleğini tamamen kaçırma yolunda olduğunu fark etmeme neden oldu. bu yüzden seni kurtarmak için ne gerekiyorsa her şeyi yapmak zorundayım; insanın ruhuna tiksinti veren bir hayat yaşamanın ne demek olduğunu biliyorum ve eğer mümkünse seni bu bedbahtlıktan kurtaracağım sevgili oğlum.

oh, sevgili arthur, neden benim sesim hiç duyulmadı; senin şu anda istediğin şey aslında benim o zamanki en büyük dileğimdi; birinin bana söylediği gibi her şeyin bana karşı olmasına rağmen ne kadar çok çabaladım. onurlu filistin sınıfına* alınmayı istemiyorsan, sevgili arthur'um, ben senin yoluna engel çıkarmayı gerçekten istemiyorum; yolunu arayıp seçmesi gereken yalnızca sensin. sonra ben mümkün olan yerde ve şekilde tavsiyede bulunup yardım edeceğim. önce kendinle barış yapmaya çalış. sana iyi bir maaş getirecek alanları seçmen gerektiğini unutma, bu yalnızca yaşamanın tek yolu olduğu için değil, hiçbir zaman yalnızca mirasınla geçinebilecek kadar zengin olmayacağın için.

eğer seçimini yaptıysan bana söyle; ama bu kararı kendi başına vermek zorundasın. bunu yapacak gücü ve cesareti kendinde buluyorsan sana isteyerek elimi uzatırım. ama yalnızca çok bilgili bir adamın çok keyifli olacağı bir hayat düşünme. ben bunu etrafımda görüyorum artık, sevgili arthur. bir yığın işle dolu, yorucu, sıkıntılı bir hayat bu; çekiciliğini sağlayan şey onu yapmadaki keyif. insan bununla zengin olmuyor; yazar olarak insan yalnızca hayatta kalması için gerekeni zorlukla kazanıyor. yazar olarak hayatını kazanman için mükemmel bir şey üretmen gerekiyor. şimdi zeki kafalara her zamankinden fazla ihtiyaç var.

arthur, dikkatle düşün ve seçim yap; ama sonra sağlam dur; azminin yok olmasına izin verme, o zaman amacına ulaşırsın. istediğini seç; ama gözlerimde yaşlarla sana yalvarıyorum: kendini kandırma. kendine karşı ciddi ve dürüst ol. refahın risk altında, eski günlerimin mutluluğu da; çünkü yalnızca sen ve adele kayıp gençliğimi yerine koyabilirsiniz. senin mutsuz olduğunu bilmeye dayanamam; özellikle de aşırı esnekliğim yüzünden başına bu büyük talihsizliğin gelmesine izin verdiğim için kendimi suçlarsam.

görüyorsun ya sevgili arthur, seni çok seviyorum ve sana her konuda yardım etmek istiyorum. güveninle ve bir kez kararını verdikten sonra seçimini yerine getirme konusunda tavsiyeme uyarak beni ödüllendir ve asiliğinle beni incitme. inatçı olmadığımı biliyorsun. iddialar karşısında vazgeçmeyi bilirim ve hiçbir zaman senden iddialarla destekleyemeyeceğim hiçbir şey istemeyeceğim.

adieu sevgili arthur, mektup acil ve parmaklarım acıyor. sana bütün yazdıklarımı aklında tut ve kısa sürede cevap ver.

* filistin sınıfı: almanya'da üniversitede öğrenci olamayan öğrenciler için kullanılan bir deyiş.

5.10.2011

schopenhauer

selahattin hilav

arthur schopenhauer, 22 şubat 1788'de danzig'de doğdu. annesi ve babası hollanda asıllıydı. annesi johanna schopenhauer, romancı olarak ün kazanmıştı; kız kardeşi adele de edebiyat alanında yetenekli olduğunu göstermişti.

kendi durumundan yola çıkıp bir genelleme yapan schopenhauer; kafalı erkeklerin, karakterlerini babalarından, zekalarını da annelerinden aldıklarını söylemişti. ama annesiyle geçinemiyordu. "bir evde iki dahi olmaz" diyen annesi, oğluna soğuk davranıyordu. kocasının ölümünden sonra, "serbest aşk hayatı" yaşamak için, bu işe elverişli bir yer olan weimar'a gitmişti. annesinin bu davranışı, bazı yazarlar tarafından, schopenhauer'un kadınları küçümsemesinin ve kıyasıya eleştirmesinin nedeni olarak görülmüştür.

annesi oğluna şöyle yazıyordu: "çekilmez ve kasvetli bir insansın; kendini beğenmişliğin, bütün iyi niteliklerini gölgeliyor ve başka insanlarda kusur bulma eğilimini önleyememen de, bu nitelikleri işe yaramaz şeyler haline getiriyor." böylece, anne ve oğul ayrı yaşamaya karar verdiler.

schopenhauer, annesini, verdiği davetlerde sadece bir yabancı gibi ziyaret ediyordu. goethe'nin, schopenhauer'dan söz ederken, gelecekte çok ünlü bir kimse olacağını annesine söylemesi ise bardağı taşıran son damla oldu. sert bir kavga sonunda annesi, schopenhauer'u merdivenden aşağı yuvarladı. bunun üzerine filozof da, gelecek nesillerin ancak kendisi dolayısıyla annesini hatırlayacağını söyleyerek intikam aldı ondan. çok geçmeden de weimar'ı terk etti ve bundan sonra yirmi dört yıl yaşayan annesini bir daha görmedi.