catullus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
catullus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.08.2021

diktatör

sevan nişanyan

rahmetli sezar diktatördü ama kaliteli adamdı. cömertliğin, cimrilikten daha etkili bir yönetim aracı olduğunu bilenlerdendi. roma'nın en puşt şairi catullus kahredici bir hicviye yazıp kendisine "ibne roma oğlanı" (cineade romule), "rezil, rüşvet yiyici ve kumarbaz" (impudicus et vorax et aleo) deyip, "küçük beyaz bir kumru gibi roma'da her yatak odasına konan" (perambulabit omnium cubilia ut albulus columbus) mamurra'nın eşcinsel sevgilisi olduğunu ima ettiğinde ne yaptı?

suetonius tarihinden öğrendiğimize göre, catullus'u evinde akşam yemeğine davet etti. yemekte, kendisinden 16 yaş küçük olan şaire, "evladım, orta yaşlı bir politikacının götüyle neden ilgilenirsin?" diye sorduğu rivayet edilir. catullus muhtemelen o yemekten sonra "ak mısın kara mısın caesar, bilmiyorum, beni ilgilendirmiyor da" diyen şiirini yazıp diktatörün peşini bıraktı. sonraki yıllarda caesar'ın destekçisi oldu. olayın geçtiği eksi 55 yılında caesar altı-yedi yıldan beri roma'da iktidarın fiili sahibi durumundaydı. imperator (başkumandan) ve pater patriae (atarum?) unvanlarına sahipti. bir süre sonra damadı pompeius tarafından iktidardan uzaklaştırıldı, bir müddet taşraya gitti. bir darbeyle geri geldi, ömür boyu dictator unvanını aldı. 44'te senato'da bıçaklanarak öldürüldü. halen kullandığımız "diktatör" sözcüğünü meşhur eden bu zattır.

4.05.2014

bir çift söz

catullus


bir çift söz iletin sevgilime
kötüsüne gidecek
bildiği gibi yaşasın
keyfine baksın aşıklarıyla
topunu birden kucakladığı
hiçbirini sevmezken gerçekte
kasıklarında can bırakmadan
hiçbirinin gene de durmadan
sevgi beklemesin benden, eskisi gibi
onun yüzünden öldü sevgim
çayırın kıyısındaki çiçek örneği
yanından geçen sabanın zedelediği

5.12.2013

seçme şiirler

catullus



kusursuz insan olmaz
ancak görmeyiz eksiğimizi

söyler söylemesine, yalnız yele bir de
akıp giden suya yazılmalı kadın sözü
tutkulu ve tutkun aşığına

ey tatlı dostlar, arkadaşlarım, esen kalın
evinizden birlikte çıkıp yaban ellere
ayrı ayrı dönüyoruz bambaşka yollardan

herkes bir yana, sen bir yana
gözümden sakınırım seni, cancağızım
yaşam sen yaşarken tatlıdır benim için

sevenin tutkusu artar da artar
aldatıla aldatıla böyle
sevecenliği azalırken gitgide

birine iyilik etmek mi, bırak canım sen de
sanma ki yaranabilirsin kimseye
iyilik bilmezlik geçerli her yerde
hiçbir şeye yaramaz iyilik
can sıkar üstelik, zararı da cabası

bir tek çatı yok kıyıda, yalnız bir ada
çıkış kapalı, dalgalar kaplamış denizi
bir tek yol yok kaçacak, bir umut kırıntısı yok
her şeyde bir suskunluk, her yer ıssız
ölüm korkusu seziliyor her şeyde

21.11.2008

yürekteki ok

cevat çapan



kasırga nasıl sökerse
meşeleri kökünden
öyle sarsıyor yüreğimi aşk
(sappho)

batan gün her sabah yeniden doğar
ama bu bizdeki süreksiz ışık
bir kere söndü mü ötesi gece
(catullus)

ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları
kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar
üstüne eğilirken ey akşamın pınarı
sanırdım ciğerimde kanın kokusu var
ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları
(charles baudelaire)

dudak dudağaydı soluğumuz ve göz göze
aynalarımız içinden birbirimize uzanmış
deniz hafifçe sallıyor sessizliğinin dibinde sözlerimizi
ve dalga alıp götürüyordu son anıyı
geçip giden ay görüverirse gecesinde
çakıl çarşaflarda yatan şu bitkin gövdeleri
(andre verdet)

bir yıldız ve bir damla gözyaşım
değdiler birbirlerine ve birden
bir tek damla oldular
tek bir yıldız
kör olup kaldım sevda ile
ve sevda ile kör olup kaldı gökyüzü
bütün evrendi -ne fazla ne eksik-
yıldızın kaygısı, gözyaşının ışığı
(juan ramon jimenez)

inci çiçeklerinin
solgun ıslak yapraklarınca suskun
yattı yanımda şafakta
(ezra pound)

kolayca açar beni en ürkek bir bakışın
parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi
sen hep yaprak yaprak açarsın beni, baharın
-dokunup ustaca, gizlice- açışı gibi ilk gülünü
(e.e. cummings)

öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm
öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
(louis aragon)

üç kibrit çaktım karanlıkta arka arkaya
birincisi yüzünü görmek için toptan
ikincisi gözlerini görmek için
üçüncüsü ağzını görmek için
sonra kararttım dünyayı
hatırlamak için bütün bunları
kollarımda sıkarak seni
(jacques prevert)

binbir zambak ekiyorum hayatın tarlalarına
ak alınlı rüzgara binbir çocuk
iyilik tüten güzel sağlıklı çocuklar
ve ufka nasıl bakacaklarını biliyorlar
ezgilerle yükselirken adalar
(odisseus elitis)

benim için hep dingin bir coğrafya oldu bedenin
uysal deniz suyunun gökkuşaklarıyla çevrili
ve sert rüzgarlarına adanmış kız kadırgaların
bin yıllık kepezlerin açığından yelkenler fora
aşıp geçen yıldızların ulu burnunu
(andre verdet)

dudaklar, öpüşler, aşk; her şey yeniden doğar
ölümsüz, o yalın unutuşla
gecenin kızlarıdır yıldızlar
(octavio paz)

"şairlerin gerçek yaşamöyküleri, onların yapıtlarıdır."