francis bacon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
francis bacon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.11.2019

francis bacon

bacon, 9 nisan 1626'da, 65 yaşındayken bronşitten öldü. karlı bir kış günü arabasıyla giderken bir kulübenin önünde durarak sahibinden bir tavuk satın aldı. hemen oracıkta kestirdi. kendi eliyle tavuğun içini karla doldurdu. soğuğun eti kokmadan ve bozulmadan koruyup koruyamayacağını öğrenmek istiyordu. bu deney yaşamına mal oldu. ansızın hastalanınca arkadaşı lord arundel'in evine götürüldü. lord, evinde yoktu, bir hizmetçi hemen bir yatak hazırladı. hastayı yatırdılar. fakat çarşaflar nemliydi. bacon daha da kötüleşti, yaşlılığı ve zayıflığı yüzünden iyileşemedi. st. albans kasabasında bir kilise mezarlığına gömüldü.

25.03.2018

ateizm

emmett f. fields: ateistin kutsal kitabı, "düşün" kelimesinden başka bir sözcük içermez.

francis bacon: ateizm insanları mantığa, felsefeye, doğal dindarlığa, kurallara, saygınlığa yönlendirerek yaygın bir ahlaki değer oluşturur. fakat batıl inanışlar tüm bunları devre dışı bırakarak insanların zihnine mutlak monarşinin tohumlarını eker.

yann martel: asıl hoşlanmadıklarım ateistler değil, agnostiklerdir. kuşku bir süre için iyidir. hepimiz gethsemane bahçesi'nden geçmeliyiz. isa kuşku duymuşsa eğer biz de duymalıyız. isa dualar ederek acı dolu bir gece geçirdiyse, çarmıha geriliyken "tanrım, tanrım, beni neden terk ettin?" diye yakardıysa eğer bizim de kuşku duyabileceğimiz bir gerçek. ama yolumuzda ilerlememiz gerekir. kuşkuyu bir hayat felsefesi olarak seçmek, hareketsizliği bir taşıma biçimi olarak seçmeye benzer.

samuel taylor coleridge: on bin kişiden biri bile, ateist olabilecek zihin gücü ve kalp temizliğine sahip değildir.

christopher hitchens: teist karşıtı olacak kadar bile ateist değilim; sadece tüm dinlerin aynı yalanın farklı versiyonları olduğunu, tapınakların ve dini inançların zarara yol açtığını düşünüyorum. tüm hikayenin uğursuz bir peri masalı olduğunu, inançlıların inandıkları şeyler gerçekten doğru olsaydı hayatın berbat olacağını düşünmek beni rahatlatıyor. hayatını beşikten mezara dek kutsal batıl inançlarla, sürekli takip edilerek ve gözetlenerek yaşamayı dileyen insanlar da olabilir. fakat ben bundan daha korkunç ve gülünç bir şey düşünemiyorum.

luis bunuel: tanrı'ya şükürler olsun ki, hala ateistim.

4.08.2017

okumak

elias canetti: bir kitaplık, dünyadaki en büyük vaatten daha değerlidir.

elsa triolet: iyi bir sığınaktır edebiyat. insanı saplantı haline gelmiş bir düşünceden, hiç olmazsa bir an için kurtarıp alabilir.

anatoli ribakov: okumak en iyi şeydir. eğitim bizi karanlıktan aydınlığa çıkaran yoldur.

descartes: bütün iyi kitapları okumak, onları yazmış olan geçmiş yüzyılların en kültürlü insanlarıyla bir konuşma gibidir; hatta, onların bize, fikirlerinin sadece en iyilerini gösterdikleri, üzerinde inceden inceye düşünülmüş bir konuşmadır bu.

francis bacon: kişi kitap okurken bilgelerle, eylem halindeyken ise aptallarla söyleşi içindedir. 

ahmet oktay: yazıların içinde yapılan yolculuklar, aslında en benzersiz, tadına en doyulmayan gezilerdir. edebiyatın bir turisti olmak bile nice dünyalar açabilir kısır çekişmeler ve ekmek parası peşinde geçen yaşamlarımıza.

cervantes: iyi hiçbir tarafı olmayacak kadar kötü kitap yoktur.

reşat nuri güntekin: bir yerde birkaç kitapla yalnız kalmak beni herhangi bir cemiyetten daha fazla eğlendirir.

nazım hikmet: derelerin arasında köprüler nasıl bilgisiz kurulamazsa, yüreklerin arasında da köprü kurmak için bilgili olmak gerekir. eğer ozanlığa özenseydim, tek söz yazmadan önce, en aşağı iki dil öğrenir, iki bin kitap okurdum.

jhumpa lahiri: tüm rus yazarları oku, ardından hepsini bir defa daha oku. seni asla hayal kırıklığına uğratmazlar.

24.04.2017

rota

francis bacon

övgü erdemin yansımasıdır.

insani kaygıların bir sınırı olmalıdır.

insanların adetleri dış kıyafetlerine benzemelidir; aşırı muntazam veya vücudunu sıkan bir biçimde değil, aksine onu rahatlatan ve serbestçe hareket edebilmesini sağlayan bir ölçüde olmalıdır.

şüpheler kralları tiranlığa, kocaları kıskançlığa, bilgeleri de ruhsal bocalamalara ve melankoliye sürükler. 

bağışlamak asillere özgüdür.

mutluluğun getirdiği başlıca değer ılımlılıkken, mutsuzluğunki ahlakta erdemden daha kahramansı görünen yiğitliktir.

erdem değerli bir taş gibidir, en iyisi de süssüz halidir.

bulacağın doktorun, işinde ün yapmış biri olmasından ziyade, senin vücudunu iyi tanıyan biri olması gerektiğini unutma.

yeni doğmuş yavruların görünüşleri nasıl biçimsizse, zamanın doğurduğu yenilikler de öyledir.

zaman her bir şeyi geride hiçbir iz bırakmadan, hissettirmeden, sessizce yeniler.

hedefin kendisi doğru ayarlanmamışsa, rota doğru bir şekilde izlenemez.

her şey başladığı gibi devam etmek zorundadır.

23.12.2016

devlet

raoul vaneigem: faşizmin bildiği tek üstün insan vardır: devlet.

platon: devletlerin yönetimi namussuzların ve utanmazların eline bırakılırsa, bunlar iyilerin başına bela ve yıkım getirir.

marquis de condorcet: filozofların aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar aldatır.

goethe: herhangi bir devletin niteliği hakkında en doğru bilgiyi veren, oradaki mahkeme ve ordunun niteliğidir.

mihail bakunin: en küçük, en zararsız devlet bile düşlerinde suçludur.

francis bacon: kurnazların bilge diye geçindiği bir devletten daha zararlı bir şey yoktur.

charles fourier: medeniyet üçkağıtçılara saraylar yaptırır, dahilere kümes.

server tanilli: devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.

francesco sorti / rita monaldi: büyük sahtekarlıklar büyük olanaklara ihtiyaç duyar ve bunlara sadece devlet sahiptir. her tuhaf ve açıklanamayan ölüm, devletin ya da onun gizli güçlerinin bir komplosunu işaret eder.

dany cohn-bendit: diktatörlüğün prensibi, toplumun bütün hücrelerinde, mikroskobik iktidar merkezlerinin çeşitliliğinde gizlidir; babalarda, kocalarda, öğretmenlerde, devlet memurlarında uyuyan bir küçük diktatör vardır hep.

edwin fuller torrey: kendi özgürlüklerinden vazgeçmeye istekli insanların bulunmadığı yerde faşizm de olmayacaktır.

20.06.2016

seçme aforizmalar

francis bacon

karanlıkta bütün renkler aynı görünür.

hiçbir kibirli adam kendini, bir aşığın sevdiği kişiyi beğenmesi gibi ahmakça beğenmez. 

insanlar arılara hiç benzememeli: "onlar canlarını açtıkları yarada bırakır.

genellikle büyük ikiyüzlülüklere o adi siyasetçilerde rastlanır. 

bilgi güçtür.

kurnazlar bilimi küçümser, sıradan kişiler onu hayranlıkla karşılar, bilgeler ise olabildiğince onun nimetlerinden yararlanmaya çalışır.

evli ve çocukları olan bir adam, artık kaderine tutsak olmuş demektir.

çoğunlukla kötü erkeklere iyi eşler düşer.

bir eş ve çocuklar, erkek için insanlık eğitimidir.

gündelik davranışlarda en önemli şey nedir? "ataklık" "ikincisi?" "ataklık" "üçüncüsü?" "yine ataklık."

en zararlı ayaklanmalar, karın açlığından doğmuş olanlardır.

23.05.2015

aforizmalar

~criminal minds

john wooden: oyuna kimin başladığı çok da önemli değildir; kimin bitirdiği önemlidir.

erich fromm: bir insan için en büyük seçim, elindekiyle kendini aşmak için, yaratacağı mı yoksa yok mu edeceği, seveceği mi yoksa nefret mi edeceğidir.

cory doctorow: bütün sırlar derindir, bütün sırlar karanlıklaşır; bu, sırların doğasında vardır.

konfüçyüs: intikam yolculuğuna atılmadan önce iki mezar kazın.

emerson: her şey bilmecedir ve onları çözmenin anahtarı başka bir bilmecedir.

samuel beckett: hep denedin. hep yenildin. olsun. yine dene. yine yenil. daha iyi yenil.

la rochefoucauld: zihinsel hata ve kusurlar vücuttaki yaralara benzer. hayal edilebilecek en iyi tedaviden sonra bile yara tamamen kapanmaz.

francis bacon: ışığın ışıldaması için karanlığın var olması gerekir.

samuel johnson: hemen hemen tüm saçmalıklar benzemeye çalışıp da başaramadığımız insanları taklit etmeye çalışırken çıkar.

19.05.2014

din

robert burns: tüm dinler kocakarı masalıdır.

shakespeare: dinde her zaman ortaya çıkan yanlış görüşleri, saçmalıkları düşünün. bunların içinde bir tane var mı ki, bilgicin biri çıkıp da kutsal kitapların birinde ona dayanak bulmasın, allı pullu sözlerle akla yakın göstermesin?

nietzsche: tanrı'nın tek mazereti, var olmamasıdır.

vanessa baird: neredeyse tüm dinlerin kişinin inancı için savaşmasını destekleyen ve şehit düşenlere doğaüstü ödüller verileceğini öne süren gelenekleri vardır. bunu yapabilmek için inanmanız gerekir. böylelikle din sadece şiddeti haklı çıkarmakla kalmıyor; intihar bombacısının tanrısı da tıpkı george w. bush'unki gibi ona harekete geçmesi için emir veriyor. 

henry david thoreau: bilimin dini içeriği, dinin bilimsel içeriğinden fazladır.

francis bacon: doğal felsefe [bilim] her çağda zorlu düşmanlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. bunlar, batıl inançlar ve ölçüsüz dini fanatizmdir.

david bloomberg: bilimsel bir rasyonaliste göre, cüce cinlere, uzaylı kaçırmalarına, duyu ötesi algıya, reenkarnasyona ya da tanrı'ya inanmak arasında bir fark yoktur. hiçbiri nesnel kanıtlara dayanmamaktadır. bunlardan son ikisini diğerlerinden ayırmak ve din olarak adlandırmak -böylelikle onları eleştirel bir incelemeden muaf tutmak- entelektüel açıdan sahtekarcadır. en yaygın ve kutsallık adı verilerek koruma altına alınan batıl inançlar, en fazla karşı çıkılması gerekenlerdir. çünkü en büyük etki alanına onlar sahiptir ve en büyük zararı da onlar verir.

8.02.2014

soruşturma

francis bacon

arkadaşlar zamandan çalanlardır.

çirkin kişiler, genellikle hınçlarını doğadan alır.

yapısında en ufak bir eksikliğin bile olmadığı, kusursuz bir güzellikten söz edilemez.

deney, kesinlikle en iyi ölçüdür.

karşısında eğilmeden doğayı yönetemeyiz.

doğru soruşturma bilimin yarısıdır.

kederin bir sınırı vardır da, korkunun yoktur.

iyi bir iş çıkarmakla meşgul olan kişi, kendisini ölüm korkusundan sıyırır.

yaşamın kısalığından dolayı bugünün insanı olmalıyız, yarının değil.

kişi zamanını boşa harcamamışsa geçen seneler bakımından genç, saatler bakımından yaşlıdır.

zor bir iştir düşmekte olan bir şöhreti yeniden doğrultmak.

kişi, kendi talihinin yontucusudur.

talih, insanlara mutluluk yoluyla kötülükler, mutsuzluk yoluyla da erdemler verir.

böbürlenenler bilge kişiler için alay, aptallar için hayranlık konusu, asalaklar için birer yem, kazanç kapısıdır; kendileri içinse içi boş övünçleri onların tek mal varlığıdır.

11.06.2013

atölye

nilüfer kuyaş

yazarın tek başına kapandığı yazı odası çok kalabalık, çok tehlikeli bir yerdir.

francis bacon'un atölyesinin fotoğrafını gördüğümde dehşete düşmüştüm. yaratıcılığın gerçekten kaosun çocuğu olduğunu o çıfıt çarşısı tam kanıtlıyordu. bacon meşhur olup biraz para kazanınca konforlu bir yer almış londra'da; ama fazla dayanamayıp vazgeçmiş: "o mekanda kendimi iğdiş edilmiş hissettim; çünkü aşırı yerleşikti, kaosumu yitirmiştim."

yerleşikliğin dışlandığı, geçiciliğin egemen olduğu bir mekandır atölye, yazı odasının tersine. dünyaya açıktır atölye. bir atölyeyi ziyaret edebilirsiniz, evrenin bazı sırlarına tanık olmak için, size de yer vardır orada. ama bir yazarın odasını ziyaret edemezsiniz; mahremine girmiş gibi olursunuz. atölye ne kadar açıksa dünyaya, yazı odası sımsıkı kapalıdır, sır vermez. 

31.08.2012

uzun lafın kısası

albert camus: kimdir başkaldıran insan? "hayır" diyen biri.

sevgi soysal: bir kadının yaşamında bir napolyon'la rusya dönüşü olmalı.

demokritos: akıllı bir kişi için bütün ülkelerin kapıları ardına kadar açıktır; iyi yürekli aydın kişinin anayurdu tüm yeryüzüdür.

herakleitos: halk yasayı kentin surlarını savunur gibi mücadele ederek korumalıdır.

server tanilli: devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.

francis bacon: insanın, pek az şeyin yokluğunu çekerken, pek çok şeyden korkması yürekler acısı bir durumdur.

carl gustav jung: insan anlamsız bir hayata katlanamaz.

john steinbeck: bu dünyada emin olduğum bir şey varsa, o da kimsenin başkasının yaşamına karışmaya hakkı olmadığıdır.

lawrence durrell: kumarbazlarla aşıklar gerçekten kaybetmek için oynarlar.

mine söğüt: yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. kimi zaman bir arpa boyu da olsa, insan gerçeğe baktığında hep ilerler.

paul nizan: bir erkek, kendisine ancak bir kadınla başlar tekrar. ya da savaşla, devrimle.

thomas paine: yahudi, hristiyan veya müslüman olsun tüm ulusal din kurumları, insanlığı korkutarak esir eden, gücü ve kazancı tekelleştirme amacı güden insan icatlarından başka bir şey değildir.

31.07.2012

uzun lafın kısası

montaigne: dünyayı döndüren, çiftleşmeye duyulan arzudur.

machiavelli: insanlar babalarının kaybını unuturlar da mallarının kaybını unutmazlar.

lucretius: tüm dinler aynı ölçüde, cahiller için görkemli, siyasetçiler için kullanışlı ve filozoflar için gülünçtür.

samuel daniel: ürkek bilgi kararsızlıkla kıvranırken, cüretkar cehalet işi bitirir.

descartes: bütün iyi kitapları okumak, onları yazmış olan geçmiş yüzyılların en kültürlü insanlarıyla bir konuşma gibidir; hatta, onların bize, fikirlerinin sadece en iyilerini gösterdikleri, üzerinde inceden inceye düşünülmüş bir konuşmadır bu.

albert camus: saygınlığını elde etmenin en emin ve en hızlı yollarından biri paradır.

francis bacon: kadın kocasının gençlikte sevgilisi, orta yaşlılıkta yoldaşı, yaşlılıkta da bakıcısıdır.

john steinbeck: insanlar birbirlerine ne kadar kızgın olurlarsa olsunlar, masa başına geçtiler mi işi çözerler. 

peter ackroyd: kendine karşı dürüst ol. o zaman başkalarına karşı da dürüst olursun.

thomas paine: yahudiliğin, katolikliğin, ortodoksluğun, müslümanlığın, protestanlığın ve bildiğim tüm din kurumlarının öğretilerine inanmıyorum. benim din kurumum aklımdır.

sigmund freud: evliliğin neden olduğu sinir hastalıklarının şifası, sadakatsizliktir.

carl gustav jung: insanın varoluşunun tek nedeni, yalnızca var olmanın karanlığına bir ışık tutabilmektir. dünyanın öbür kutbuna yapılan bu keşif gezisi rağbet görmez; çünkü belirsizlikler ve tehlikelerle doludur.

29.06.2012

uzun lafın kısası

lenin: en iyi okuldur yenilgi yılları.

albert camus: tek başına mutlu olmakta utanılacak bir yan vardır.

paul valery: işinde iyi, düşünüşünde kötü bir adamdan daha tehlikeli bir şey yoktur.

djuna barnes: artık şundan eminim: insanın geçmişi ya da geleceği görebilmesi için biraz deli, yaşamı anlayabilmesi için yaşamın biraz dışında olması gerek.

francis bacon: karanlıkta bütün renkler aynı görünür.

tolstoy: bekarlıkla vedalaşmak geleneği boşuna değildir. ne denli mutlu olursa olsun, özgürlüğünü yitirmek acı gelir insana.

john steinbeck: kavga kadar insanları birbirine yakınlaştıran bir şey yoktur.

solon: talih ne kadar güler yüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini; çünkü insan hayatı kararsız, değişkendir; ufacık bir eylem yüzünden bir halden bambaşka bir hale geçiverir.

carl gustav jung: tımarhanelerdeki her bir hastaya karşı dışarda on deli dolaşır.

apostolos doxiadis: saman alevi gibi birden parlayıp sonra sönüvermek, vaktinden önce yetişen az sayıda dehanın ortak kaderidir.

sevgi soysal: erkekler, aptal kadın seyircilerin bolluğu yüzünden pek gelişemezler.

mithat cemal kuntay: güzel düşünülmüş yalana, üstü başı temiz rezalete insanlar muhtaçtır; içtimai silah olan iftirayı, teselli olan dedikoduyu, kazanılmamış parayı kaldır, bütün müesseseler yıkılır.

31.05.2012

uzun lafın kısası

albert camus: terör, kin dolu yalnızların insan kardeşliğine sundukları saygıdır.

moliere: bol yemekli sofralar birer cinayet sofrasıdır.

carlos fuentes: bir insanın dikkatleri kendisine çekmesinin en iyi yolu, yokluğuna dikkat çekmektir.

diogenes laertios: bayağı insanların tanrılarına inanmamak kutsala saygısızlık değil; tanrıları, bayağı insanların düşünceleriyle nitelemek kutsala saygısızlıktır.

francis bacon: talih bir pazara benzer. insan biraz beklemeyi bilirse, çoğunlukla fiyatlar düşer.

sokrates: ruhunun iyi olup olmadığını anlamak isteyen bir adamda bulunması gereken üç özellik vardır: bilgi, iyi niyet ve açıksözlülük.

lenin: sonunda devlet gücünü artırmamış bir devrim örneği yoktur.

herbert spencer: bütün tartışmalara karşı kanıt olan ve insanı sonsuz cehalette bırakmaktan vazgeçmeyen, tüm bilgilere engel oluşturan bir prensip vardır. bu, araştırmadan önceki yargıdır.

jorge amado: bir filozof için bir hayat kadınının evinden daha iyi yaşanacak yer var mı?

simone weil: kaba kuvvetle ilişkiye maruz bırakılan her şey alçalır. darbeyi indiren de darbeyi yiyen de aynı kirlenmeyi yaşar.

pauline melville: gerçek benlik yalnızca ölümde kendini gösterir.

tolstoy: eylemlerimizin kaynağı kim ne derse desin, kişisel mutluluğumuzdur. bizi harekete geçiren kişisel mutluluğumuzdur.

2.05.2012

denemeler

francis bacon

karanlıkta bütün renkler aynı görünür.

talih bir pazara benzer. insan biraz beklemeyi bilirse, çoğunlukla fiyatlar düşer.

kadın kocasının gençlikte sevgilisi, orta yaşlılıkta yoldaşı, yaşlılıkta da bakıcısıdır.

kitap vardır; ancak tadına bakmak içindir; kitap vardır yutulmak, kitap vardır çiğnenmek özümlenmek içindir; başka bir deyişle, kimi kitapların insan ancak birkaç bölümüne göz atmalı; kimisini baştan sona şöyle bir okuyup geçmeli; pek azını da her ayrıntı üzerinde titizlikle durarak adamakıllı okumalı.

öğrenim insan kişiliğini bütünler; ama öğrenimin kendisi de kişiliğin deneyleriyle bütünlenir.

tarih insanı bilge kılar; şiir iç zenginliği, matematik titizlik, doğal bilimler derinlik, mantık ile söz söyleme sanatı ise tartışma yeteneği kazandırır.

insanın kafasından boş düşünceler, böbürlenmeler, yanlış değerlendirmeler, tatlı kuruntular, bütün bu gibi şeyler çıkarılacak olursa, çoğu kimsenin kafasında geriye, kendilerinin bile hoşlanmayacağı, üzüntü, tedirginlik dolu zavallı cılız şeylerin kalacağını bilmeyen var mıdır?

"bilge oğul babasının yüzakı, hayırsız oğul da anasının yüzkarasıdır." (kutsal kitap)

"insanın ne olduğu, yüksek bir yere geldiği zaman ortaya çıkar."

genellikle insan yaradılışında delilik bilgelikten daha ağır bastığından, insan deliliğine ilişkin yetenekler en güçlü yeteneklerdir.

"sonunda ip en hafif bir çekme ile kopuverir." (ispanyol atasözü)

tanrıtanımazlık sağduyu, felsefe, doğal bir inanç, yasalara saygı, töresel bir erdem gibi şeyleri tanımazlık etmez; bütün bunlar da dinin olmadığı yerde bile insanın dış görünüşte bir erdeme yönelmesini sağlar.

insanın, pek az şeyin yokluğunu çekerken, pek çok şeyden korkması yürekler acısı bir durumdur.

kurnazların bilge diye geçindiği bir devletten daha zararlı bir şey yoktur.

"kuşku inancı savar." (italyan atasözü)

insanın düşünceleri çoğunlukla eğilimlerine, sözleri bilgisine, bir de kafasına doldurulan görüşlere, davranışları ise alışkanlıklarına uyar.

okumak insanı olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır; yazmak ise daha somut bir bilgi sağlar.

sıradan kişiler yükselebilmek için bir yere yaslanmak zorundadırlar; kendilerini güçlü duyan büyük adamların ise partisiz kalmaları, yan tutmamaları daha iyi olur.

"yeli gözeten ekmez; bulutlara bakan biçmez." (kutsal kitap)

"çok patırtı eder, az yemiş verirler." (fransız atasözü)

"kamu esenliği en büyük yasadır." (roma yasası)

"güneş altında yeni bir şey yoktur." (kutsal kitap)

29.04.2012

uzun lafın kısası

shakespeare: cehaletten başka karanlık yoktur.

alciatus: bilge adamın ilk zaferi, insanın ne olduğunu bilmesidir.

arif damar: umutsuzluk bilinç eksikliğidir. bilincini yeterince derinleştirmemiş, dünyanın nereden gelip nereye gittiğini kavrayamamış insanlar umutsuzdur.

e.m. forster: tüm uluslar iğrençtir; ama bazıları ötekilerden de iğrençtir.

doris lessing: bir saatlik doludizgin bir aşk, ömür boyu yavan bir yaşam sürdürmekten kat kat iyidir.

francis bacon: yatak büyük imparatorlukları yönetmiştir; sedye ise büyük orduları.

herman melville: bilinç cennette var olamaz ve bilincin olduğu yer de cennet olarak kalamaz; bilinç ya cennetten kovulmak ya da kaçmak zorundadır.

jose ortega y gasset: yaşamın tümü, kendi olma çabası, kendi olma savaşıdır.

montaigne: bana doğru gibi gelen hiçbir fikir yoktur ki aynı zamanda yanlış gibi de gelmesin.

paulo coelho: hayatımızda keskin bir dönüşüm yaratan felaketlerin temelinde hep aynı şey vardır: birini kaybetmek.

torgny lindgren: yaşama sıkı sıkıya sarılmak bir çeşit köleliktir.

demir özlü: yeryüzünde insan çok azdır. insan da, aşk da. şu gördüklerin var ya, hepsi birer makettir bunların. insan figürleri. dostlar varsa, bir kent, gerçekten bir kenttir.

31.03.2012

uzun lafın kısası

shakespeare: birçok kez ölür korkaklar, ölmeden önce.

carl sagan: bilimin kutsal hakikati, kutsal hakikatlerin var olmadığıdır.

stephen hawking: evrenin, bizim gibi yok sayılabilecek kadar küçük yaratıkların tasavvuruna göre var olduğuna inanmak mümkün değil.

francis bacon: kurnazların bilge diye geçindiği bir devletten daha zararlı bir şey yoktur.

herkül millas: bir insan bir kez yaşamaya karar vermişse, açlıktan iki gün sonra hırsız olur, dört gün sonra katil olur ve altı gün sonra da yamyam. insanın gerçek ölçütleri işte bunlardır.

jorge amado: hastaneye düşmüş bir yoksul, kısa sürede bir cesede dönüşür.

albert camus: yalnızca bir tane ciddi felsefi problem vardır, o da intihardır. yaşamın yaşamaya değip değmediğine karar vermek zaten felsefenin temel sorusunu yanıtlamaktır.

montaigne: aşk, bizden kaçanı yakalamak için duyulan çılgın arzudan başka bir şey değildir.

paulo coelho: bir şeyi gerçekten istersen, onu gerçekleştirmen için bütün evren iş birliği yapar.

tolstoy: hayatın umutsuzluğundan kendini kurtarmanın tek yolu, benliğini evrene yansıtmaktır.

somerset maugham: hiç kimse olabildiğinden beş paralık bile daha iyi değildir.

sunay akın: televizyondaki kadınlara yönelik sabah programlarında "kaynana zırıltıları"nı görünce, mars'ın da bizden giderek uzaklaştığını düşünüyorum. oyuncakları çocuklarına düşleri, hayalleri çoğalsın diye değil, oyalansın diye alan bir milleti oyalamak, ne kadar da kolay oluyor!

29.02.2012

uzun lafın kısası

tolstoy: mutlu aileler birbirine benzerler; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

aristophanes: söz, insan düşüncesinin kanadıdır. insanı sözdür yücelere çıkaran.

şerif mardin: polisin görevi kamu düzenini korumak olduğu kadar ya da ondan daha çok, kamuyu denetim altında tutmaktır.

carl sagan: aşık olduğunuzda bunu bütün dünya bilsin istersiniz.

doris lessing: hiç kimse günde on iki saat çalışıp sonra da zihinsel etkinliklerde bulunacak kadar zinde kalamaz.

francis bacon: zengin olmanın birçok yolları vardır ve bunların hepsi iğrençtir.

franz kafka: başkalarının varlığının, bakışının ve yargısının omuzlarıma yüklediğinden başka bir sorumluluğun baskısı altında bulunmadım hiç.

jorge amado: toplumda hiçbir değişiklik kan dökmeden gerçekleşmez.

leyla erbil: herkesin yaptığı iş, meydana getirdiği eser mizaç ve karakterinin aynasıdır.

mihail bakunin: tanrı fikri insanın mantığını ve muhakeme yetisini yok eder. insanın özgürlüğünü yadsımanın en etkili yöntemidir.

paulo coelho: her şey az önce olmuş gibi geçmişi yanımızda taşırız.

albert einstein: insanlığın çarklarında, bana gerçekten önemli görünen devlet değil, yaratıcı ve duygun bireyin kişiliğidir. soylu ve yüce olanı yaratan odur.

sri chinmoy: sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde, dünya barışı tanıyacak.

19.12.2011

francis bacon

elias canetti

francis bacon, insanın insandan öğrenmek isteyebileceği her şeyin öğrenilebileceği o ender ve temel kimliklerden biri. bacon, kendi zamanında bilinebilecek olanı bilmekle kalmaz; bildiği üzerine sürekli açıklama da yapar ve açıklamalarıyla rahatlıkla anlaşılabilen hedefler güder. büyük düşünürlerin açık ve kapalı olmak üzere iki türü vardır. bacon, sonuncu türe girer: onun sevdiği, amaçlardır; niyetleri sınırlıdır, her zaman bir şey ister ve ne istediğini bilir. güdü ve bilinç, bu tür insanlarda bütünüyle örtüşür.

bacon'ın kişiliğinde bilmece diye adlandırılan, aslında onun bu denli bilmecesiz oluşudur. sık sık boy ölçüştüğü aristoteles ile pek çok ortak noktası vardır; aristoteles'in egemenliğinin yerine kendisininkini geçirmek ister. essex, onun iskender'idir. essex'in aracılığıyla dünyayı fethetmek ister; en iyi yıllarının çoğunu bu plan uğruna harcar. essex'in başarısızlığa yargılı olduğunu gördüğü anda da gözünü kırpmadan ona sırt çevirir.

bacon'ı ilgilendiren, bütün biçimleriyle iktidardır. o, sistematik bir iktidar aşığıdır, iktidarın saklanabileceği hiçbir köşeyi aramadan bırakmaz. parıltıları gözüne ne denli görkemli görünürse görünsün, tek başına taçlar bacon için yeterli değildir. iktidarın nasıl gizliden de kullanılabileceğini bilir. insanın bir yasa koyucu ve bir filozof olarak iktidarını ölümünden sonra da sürdürmesinin bacon'ın gözünde özel bir çekiciliği vardır. inananları yönetmek için bilinçli olarak birer araç niteliğiyle kullanılmadıkları sürece, dışarıdan gelen müdahalelerden, mucizelerden nefret eder. gelenek yoluyla aktarılmış mucizeleri güçsüz kılmak için kendisi mucizeleri yaratma yolunda çaba harcamak zorundadır; bacon'ın deneysel felsefesi, mucizelere saldırıp onları yağmalamak için kullanılan bir yöntemdir.

12.12.2010

bir buluşma

milan kundera

gariptir, en çok gülen roman kişileri, mizah duygusu en gelişmiş olanlar değil, aksine en gelişmemiş olanlardır.

"hiç kuşku yok, biz de etiz, fiilen kasaplık hayvanız. kasaba her gittiğimde, hayvanın yerinde kendimin olmayışını şaşırtıcı bulurum." (francis bacon)

louis-ferdinand celine: insanların can çekişmesinde kötü olan tantanadır. insan ne olursa olsun hep sahnede. en basit insan bile.

tekrarın skandalı daima unutuşun skandalı tarafından merhametle silinir (unutuş; anıların -büyük bir romanın ya da kıyımın anısı kadar, sevilen bir kadının anısının da- gömüldüğü o dipsiz çukur).

büyük romanların kahramanlarının çocuğu yok. nüfusun ancak yüzde birinin çocuğu yoktur; ama büyük roman kahramanlarının en azından yüzde ellisi, roman bittiğinde çocuksuzdur. bu kısırlık, romancıların bilinçli bir niyetinden kaynaklanmaz; roman sanatının -ya da bu sanatın bilinçdışının- ruhu, üremeyle bağdaşmaz.

bazı romancıların ortak bellekte "büyük adam" sıfatıyla yer almaları, tarihsel rastlantıların sonucundan başka şey değildir ve kitapları için de her zaman bir felakettir.

hepimiz edebiyat tarihinden söz ederiz, bilgimizden şüphe etmeden referans gösteririz; ama ortak bellekte edebiyat tarihi somut olarak nedir? binlerce okurun tamamen rastlantı sonucu oluşturduğu parça parça resimlerin birbirine eklenmesinden oluşan bir yamalı bohça. böylesine puslu ve yanıltıcı bir belleğin geçirgen ikliminde hepimiz kara listelerin, onların keyfi ve doğrulanamaz hükümlerinin insafına kalmışız; aptalca şıklıklarını taklit etmeye hep hazırız.

büyük ustaların biçimsel yenilikleri daima bir ölçülülük barındırır; gerçek mükemmellik böyledir; yenilik yalnızca küçük ustalarda kendini fark ettirmek ister.

carl gustav jung: duygusallık şiddetin üstyapısıdır.

vera linhartova: yazar her şeyden önce özgür bir insandır ve bağımsızlığını her tür kısıtlamaya karşı korumak, diğer meselelerin hepsinden önce gelir. şu anda ezici bir iktidarın dayatmaya çalıştığı anlamsız kısıtlamalardan değil -iyi niyetli oldukları için kurtulunması daha zor olan- memlekete karşı görev duygularından güç alan kısıtlamalardan söz ediyorum.

bilanço döneminde en ıstıraplı yara, kopmuş dostlukların yarasıdır ve bir dostluğu siyasete kurban etmek kadar aptalca bir şey yoktur.

stalin döneminin ünlü duruşmalarında beni en çok dehşete düşüren şey, komünist devlet adamlarının, dostlarının idamını soğukkanlılıkla onaylayarak kabul etmeleriydi. çünkü hepsi dosttu; bununla, birbirlerini yakından tanıdıklarını, birlikte zor anlar, sürgünler, baskılar, uzun siyasi mücadeleler yaşamış olduklarını kastediyorum. dostluklarını nasıl kurban edebildiler; hem de bu kadar ölümcül bir kesinlikle?

savcılar döneminde hayat ne demektir? yanıltıcı görünümüyle, ardında gizlenen suç'u örtmeyi amaçlayan uzun bir olaylar dizisi. kılık değiştirmiş suç'u yakalamak için, monografi yazarının hafiyelik yeteneğine ve bir ispiyoncu ağına sahip olması gerekir. yüksek alim mertebesini kaybetmemek için de, sayfa altlarında ihbarcıların adlarını sıralaması gerekir; çünkü bilimin gözünde bir dedikodu, bu şekilde doğruya dönüşür.

bütün büyük modern romancılar, romanın bütünlüğünü sağlamak için artık vazgeçilmez bir temel olarak görmedikleri romanın hikayesiyle, "story" ile biraz mesafeli bir ilişki kurmuşlardır.

insan bir başkasıyla yüz yüzeyken, asla kendi gibi olma özgürlüğüne sahip değildir; birinin gücü, diğerinin özgürlüğünü sınırlar. oysa bir hayvanın karşısında kimse odur. zalimliğinde özgürdür. insanla hayvan arasındaki ilişki, insan hayatının sonsuz fonunu oluşturur; onu hiçbir zaman terk etmeyecek bir aynadır (korkunç bir aynadır).