küçük iskender etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küçük iskender etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.08.2021

üvey

küçük iskender


bildiğim
üvey sarsıntılar gezdirir mülteci serseriliğinde
kırık çekingenliktir kışını alçıya aldıran bir zehri
yorumlamak son mahcup sıradanlıklarla
öyle seviyorum ki seni
bir tavşanın ürkek kaldırıp başını dağda
yağan yağmuru seyretmesi gibi

22.03.2021

türkiye

küçük iskender

oğlanlardan ve alkolden vaktim arttıkça seni düşünüyorum türkiye, inan doğru bu kere yanılsamam ve ruhumun yavşak zıpırlığı, hiç değilse ayık dolaşamayacak kadar dürüstüm.

türkiye, tarkan öleli çok oldu, artık onu unut; bunadı kurt. playboy'a annemin çıplak resimlerini satarak beyaz saray'a sırnaşmayı düşlüyorum spermi biraz fazla kaçırdığımda.

beş parasız paraladığım sokaklarında embesillerini ve taşak kalpli aydınlarının sidik yarışlarını görüp bol bol osuruyorum, başbakanı dinlerken televizyon karşısında ekrana ekmek teknemi açmak ya da esrar içmek, geğirmek en büyük mutluluk bana verdiğin.

otuzbir çekmediğim gecelerde düşler kuruyorum senin hakkında, hür hülyalarımda sana zerre kadar yer vermiyorum ama, maalesef ayakta kalıyorsun.

sosyal demokrat idiotlarını, orospu tavukların uğrak yeri sanat galerilerini, festival sarkaçlarını, ölüsevici kültürünün uyanık tezgahtarlarını ve tezgahın altında neler döndüğünü fark edecek kadar sosyalistim.

hapsine düşmedim henüz, o yüzden tam solcu sayılmam köle pazarı piyasanda, kıçına cop girdiği için şair olanlardan da değilim; eli kulağındadır tımarhanelerinden birinde tescilli manyak olmamın ve koynuna girmediğimden dorukta sıçanların, o yüzden ibneliğim de test edilip onaylanmadı.

uyuşukluklarıyla iktidara peşkeş çekip çaktırmadan, sonnet'leriyle, balad'larıyla köçekleşen, raconları kıyak geçme üzerine kurulu mason-ulema tayfanı da tanırım, sen de bilirsin ki havlayan it ısırmaz türkiye, bak, biz bizeyiz, çekinme, şu azınlıkları ne zaman kesip kızartacağız, çok acıktım türkiye.

nazım'ını severim, buna kızabilirsin; ama bazı -ne demekse- naif şairlerinin, devlet sanatçısı olmasına ve adının iktidar şakşakçısı starlarla bir anılmasına dair çabalarına izin verdiğinden, sana korkunç müteşekkirim, intiharımı hızlandırıyorsun böylelikle, böylelikle artıyor kirim ve seninle kirimiz, ne gam? iyi akşamlar. persil supra.

mustafa suphi, artık hamsi mi türkiye, dikkat et, balıkları örgütlemesin.

allah'a inanmıyorum, osmanlıyım velhasıl, akın edip avrupa'ya, toplayıp getiremesem de cillop gibi veletleri, n'apalım, buradaki lümpen teenager'larla idare ediyorum.

türkiye, ayıptır sorması ne zaman akıllanacağız; türkiye, kıbrıs'ın yakasını ne zaman bırakacağız ve ne zaman yaraşır olacağız binlerce devrim şehidimize.

türkiye, hiç terbiye edinemedim, yeteneğim bu kadar; çük kadarken okudum sabahattin ali'yi, kafka'yı, dostoyevski'yi, london'ı; kapital'e başlayışım babamla aramızda çıkan küçük bir harçlık sorununa dayanır.

iQ'larımızın düşük olduğunu sanmıyorum, peki bir eşek şakası mı bu; köy enstitüleri, halk eğitimler, halkevleri ne ayak; behice boran, iyi ki unutuldu; iyi oldu, eline sağlık türkiye.

hasbelkader bir önerim var: cia, eurovision'u kazanmamızı, avrupa birliği'ne girmemizi sağlayamaz mı acaba, şüphesiz, eh benimki de salaklık, haklısın türkiye.

bizi milletçe sevmeyenlere ayar oluyorum; ağızların burunlarını kırarak onlara medeniyet öğretmek istiyorum türkiye.

ben, sex-shop'ların, komünist partinin, müslüman demokrat partinin, rock partinin, çeşit çeşit gay barların açılmasını, askerliğin kaldırılmasını istiyorum türkiye; bu topraklarda nobel, oscar, lsd, özgürlük ve sik anıtları görmek istiyorum: kişi başına düşen milli gelirden bana ait payı iade ediyorum bütün bu harcamalar adına sana; hapishaneler, hayvanat bahçeleri, kamplar, tımarhaneler boşaltılsın derhal; ben bütün kentlerinde barışla, erdemle, insanlık haklarımla keyiften gebere gebere, ıslık çalarak dolaşan bir seyyah olmak istiyorum; mandela kötü adam, döv onu türkiye.

'uzak asya'dan gelip akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket.. sizin! afiyet olsun efendiler' demekten bıktım, bıktık, anlıyor musun, orada mısın türkiye?

ama yine de memnun olmuyorsan bu tavırdan ve kızıyorsan ve sinirleniyorsan, olsun, biz yine geliriz; yine yazar, söyleriz; ölürüz; biz yine gideriz; sen, rahatını bozma o zaman, güzel bir çocuk gibi bu şık dünya yatağında, böyle masum böyle mazlum uyu türkiye.

1.04.2018

kurban

küçük iskender



sana bugün bir kurban kestim
hâlâ ağrıyor ve akıyor bileklerim
gelip geçici bir seyahat
üzerinde konuşulmamış bir sevgi
karşılıklı hoyrat kullanılmış bedenler
aynı dalda karşılaşan iki çocuk sincap
dal, ağacına düşman; sincaplar birbirine küs
dudaklarda müstehzi bir hal
yani bir yere vurup kaybolan far ışığı gibi
bir an aklıma vurup kaybolan o fevkalade hayal
vurup kaybolan ruh ve aşk parçaları
beyaz ve terli alnımda belirip dolaşan
delikanlı tanrının eli
usulca düzeltirken ıslak kakülümü
otuz yıllık ömrümde ilk kez düşledim ölümü
bugün sana abajur aldım, bir mektup yazdım
sana, diyorum; bugün bir abajur ve mektup
ben bugün sana öldüm başkasına değil

13.10.2012

entrika

küçük iskender


ah nasıl da geçiyor zaman
yeni ölmüş birinin üstünü örtercesine narin
her yerde akşamüstleri bir gül gibi kopartılabilir
polisle tartışan kadının arasına bayılan deniz
neden her denizin bir de annesi olmasın
bir elin bir elden hamile kalması denli zengin
ve taksim'den beşiktaş dolmuşuna binen sardunya
her adam adını bir yerlerde düşürebilir
bu şiir yazıldığı gibi okunmalı
bu hayat bilindiği gibi yaşanacaksa
yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür
ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa
kalın kırmızı bir çizgi çekin aşkın altına
bakışların altına, ihanetlerin, intiharların da
sonra karşılarına geçip şaşırın biraz
yani uçuruma yuvarlanan kamyona koşan köylü çocuklar
direksiyonun başında bir palyaço bulunca nasıl nar gibi şaşırsa
ah nasıl da geçiyor zaman
nefes nefese doğan sevdaya rağmen
keşke bir şeyler keşfetseydik diyor insan
ve mezarlık yoluna sapıyor hemen
ben bütün bir gece uyumadan ölebilirim
herhangi biri bütün bir gece ağlayabilir
unutturabilir saydam bir renk eski bir sevgiliyi
ve bir camın patlayarak kırılması
eski bir sevgiliyi birdenbire
hatta acımasızca hatırlatabilir
yani sevgili dediğim yalnızca bir fıkradır
hem insan bir fıkraya daha ne kadar gülebilir

24.03.2011

sarı şey

küçük iskender


herkesin trajedisi mevsimsizdir

korkunun kelime haznesi dar
oysa hayat, kelimelerden çalınmış sırlarla sürdürülür

kendi etrafında dönen her şey çıldırır
insan gibi, dünya gibi, kalp gibi, girdap gibi, ruh gibi

ulak mı
rüzgar mı yüzümüzü büyüten serinlik
hangi sabahın boş kızıllığı
hangi sıradan günün mucizeye saplı hançeriyiz

yine otoban
yine ezilmiş kediler

neden sadece köşelere ağ kuruyor örümcek bunu niçin tartışmalı
demek bir köşesi olmalı hayatın tuzak kurmak için hayale

cinselliğin derin devletidir kadınlar

her insanda bir iskele bulur, yanaşır acı
sahiller kayalıklarla ne kadar gizlense de

tedavi sansürdür hayata

meğer yalnızmışım
savaşı kaybettiği için barış yapan bir lider kadar

insan üzülmeyegörsün ona hayat hep suçluluktur

23.03.2010

periler ölürken özür diler

küçük iskender



bir sesim vardı gölgenden ikmale kalan
biliyorum, büyük çocukluktu birbirimizi sevmemiz

terk eden, özlediğim değil
kaçırdığım çağdır

kimi babaların infilak etmiştir ya oğulları
kimi yalnızlıklar boşunadır
kimi aşklar bitmesi için yaşanır 

kim bilir hangi melek en yalnız
ve bu yüzden en hırçın olandır 

istanbul'un koynuna ancak şarapla girilir

kimi aşklar
kediden firar etmiş keyifli bir öğle uykusudur

seviyorsun beni, anladım
güneş tutulması gibi gülümsemen çünkü

gizliyorsun beni, anladım
ne vakit seni düşünsem
yeryüzü evinden kaçıyor çünkü