elfriede jelinek: herkes bir gün karısının kıçıyla yetinmek zorunda kalacaktır.
gandhi: haksızlığa sapıp bütün insanlar tarafından takip edileceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.
juvenalis: insanların delik pelerinleriyle söylemeye cesaret edemeyeceği pek çok şey vardır.
margaret mead: kendini adamış, bilinçli, küçük bir grup insanın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe etmeyiniz. aslına bakarsanız, şimdiye kadar bunu başarmış olan yalnızca onlardır.
napolyon: insanlar faziletlerinden ziyade ahlaksızlıklarıyla daha kolay yönetilirler.
ingeborg bachmann: yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten ve özgürlükten korkuyoruz; insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse insanlar onunla bozuşmuştur.
augustinus: yaratılan her şey akıp gider; onlarda ruhun dinleneceği bir sığınak yoktur.
luigi pirandello: yaşantıların mutlu düzenliliği içinde yaşayanlar, tüm kuralların dışında yaşayan biri için hangi şeylerin gerçek ya da gerçeğe benzer olabileceğini tasarlayamazlar.
platon: devletler ancak krallar filozof ya da filozoflar kral olunca mutlu olabilirler.
madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.
karl wrichs: doğaya aykırı aşk diye bir şey yoktur. gerçek aşk neredeyse doğa da oradadır.
j.g. ballard: biz, ayak değirmenine bağlı yaratıklarız: tekdüzelik ve geleneksellik her şeyi yönetiyor. tamamen aklı başında bir toplumda delilik tek özgürlüktür.
juvenalis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
juvenalis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31.01.2010
18.11.2009
yergiler
juvenalis
hiçbir suçlunun vicdanında aklanmaması ilk cezadır
arsız oy kabı, yargıcın hileli kayırmacılığı sayesinde başarı kazansa da
insanların kasasında ne kadar para varsa
uyandırdıkları güven de o kadardır
ilk soru servetiyle ilgili, sonuncusu karakteri üzerine
"kaç köle besliyor? kaç dönüm arazisi var?
ne kadar çok yemek yiyor ve ne kadar büyük bir tabaktan?"
şanssız yoksulluğun özünde daha çetin hiçbir şey yoktur
insanları gülünç kılmaktan başka
yoksulun özgürlüğü budur: dövülünce
talepte bulunur, yumruklardan mahvolunca yakarır
birkaç dişiyle eve dönmesine izin verilsin diye
insanların delik pelerinleriyle
söylemeye cesaret edemeyeceği pek çok şey vardır
ne işim var benim roma'da? yalan söylemeyi bilmem
kötü kitapları övmeyi, bir nüshasını istemeyi beceremem
yıldız hareketlerinden anlamam
bir adamın babasının cenaze töreni için vaatte bulunmayı
ne isterim, ne de yapabilirim
kurbağaların iç organlarını hiç incelemedim
aşığının geline gönderdiği hediyeleri ve söylediği sözleri taşıma işi
başkalarının olsun; hiç kimse hırsız olamaz
benim yardımımla; bu yüzden kimsenin hizmetkarı olamam
kötürüm, çolak, işe yaramaz bir gövde gibiyim
yürekten düşkünsen karına, ruhunu bir tek kadına vermişsen
başını eğ ve boyunduruğa hazırla boynunu
asla bulamazsın aşığını esirgeyen kadını: kendisi alevler içinde yansa bile
hoşlanır aşığına eziyet etmekten, onu darmadağın etmekten
yapmaktan alıkoyacak hiçbir şey yoktur bir kadını
ayıp olacağını düşündüğü hiçbir şey
gerdanını yeşil zümrütlerle donatıp
kocaman kulaklarına iri istiridye küpeleri iliştirdi mi
daha çekilmez hiçbir şey yoktur zengin bir kadından
sıkıcı, zavallı yaşamımızın kısacık süresi, bir çiçek gibi
içkimizi yudumlarken, çelenkler, merhemler, kızlar isterken
ne olduğumuzu anlamadan kemiriyor bizi yaşlılık
dingin bir yaşama giden tek yol erdemle döşenmiştir
bir bilgelik varsa, hiçbir ilahi yanı yoktur bunun
seni biz, biz seni yapıyoruz, ey kader ve göğe yerleştiriyoruz
fiyatı ne kadar pahalı olursa
aldıkları zevk o kadar büyük olur
ne vakitsiz gelen bir ölüm
ne de feci bir son korkunçtur, doymazlık kadar
ölümden daha çok yaşlılıktan korkmalı
sıradan insanlar için kumar ayıptır, zina da
aynı şeylerin hepsini yapsa zenginler
bunlara neşeli ve kibar beyler deriz
zevkleri daha seyrek tatmak, daha makbul kılar onları
bazıları yaşamlarını sürdürmek için mal mülk edinmez
hırsları ve kör oluşları nedeniyle mal mülk edinmek için yaşarlar
fazla dövünüp duruyoruz
bir adamın öfkesi gereğinden fazla ateşli olmamalı
ne de aldığı yaradan daha büyük
hangi gün, bir hırsızlığa sahne olmayacak kadar kutsaldır
ya da zimmete para geçirmeye, sahtekarlığa ve türlü suçtan kazanılan servete
kamayla ya da topla elde edilen paralara
iyiler ender bulunur; azdır sayıları çünkü
thebae'nin kapıları ya da zengin nil'in ağızları kadar
dokuzuncu çağ yaşanıyor, demir çağından da kötü bir çağ
doğanın kendisi bile bu çağın adiliğine bir ad takamadı
adlandıramadı onu, ondan çıkan bir madenle bile
insanlar vardır her şeyi kaderin oyununa bağlayan
ne zaman çatık kaşlar, bir kez sürgüne yollanmış kızarıklığı geri almış
var mı bir tek alçaklıkla yetindiğini gördüğün biri
insan zihnindeki hiçbir kusur
ifrata kaçan zenginliğe duyulan ilkel arzudan daha çok zehir karmadı hiç
hiç bu kadar şiddetle gazaba getirilmedi
çünkü zengin olmak isteyen insan bir an önce olmak ister
zengin olmak için acelesi olan bir açgözlünün
yasalara karşı bir saygısı, korkusu ya da utancı olur mu hiç
iskender anlamıştı o fıçının yüce sakinini gördüğünde
hiçbir şey arzulamayan insanın ne kadar mutlu olduğunu
kazandığı başarılar kadar büyük tehlikelere katlanacak da olsa
tüm dünyayı kendisi için arzulayan kişiden
bana biri, ne kadar bir servetin yeterli olacağını soracak olsa, derim ki
susamamı, acıkmamı ve üşütmemi engelleyecek kadar
gizemli meşaleyi taşımaya değer bulunan hangi iyi insan
insanların kederlerinin kendisini ilgilendirmediğini düşünebilir ki
bu duygudaşlıktır bizi dilsizler sürüsünden ayıran
saygın bir ruhumuzun olmasının nedeni sadece budur
tanrısal yetkelere sahip olmamız da bundandır
bundandır türlü sanat öğrenmeye ve bunları işlemeye yatkınlığımız
gözleriyle toprakta sürünen hayvanların yoksun olduğu
göğün kalesinden yollanan bu duyguyu sadece biz çekip aldık
31.03.2009
uzun lafın kısası
alain de botton: aşkın en büyük sakıncalarından biri, kısa bir süre için de olsa bizi mutlu etme tehlikesi taşımasıdır.
elsa morante: para olunca meryem ana bile satın alınır. tanrı baba bile.
victor hugo: kocanızdan başka bir adamı mı seviyorsunuz? öyleyse ona gidin. sevmediğiniz kişinin yanında onun fahişesi olursunuz; sevdiğiniz kişiyleyseniz onun karısı olursunuz. cinslerin birleşmesinde yasayı kalp yapar. özgürce sevip düşünün. kalanı tanrıyı ilgilendirir.
juvenalis: fiyatı ne kadar pahalı olursa aldıkları zevk o kadar büyük olur.
pierre schoendoerffer: bir düşler kıyımıdır yaşam; çiğnenmiş, ihanete uğramış, satılmış, bırakılmış, unutulmuş bir düşler mezarlığıdır. ne israf!
nick cave: sevgi yapıştırıcıların kralıdır. dünyanın kalbinin atmasını sağlar.
yevgeni zamyatin: insanoğlu bir roman gibidir: son sayfaya gelinceye kadar nasıl biteceğini kimse bilemez. yoksa okumaya değmezdi.
spinoza: değerli olan her şey zor olduğu kadar enderdir de.
proudhon: yönetilmek; yetkileri de, bilgileri de, faziletleri de olmayan yaratıklar tarafından gözaltında bulundurulmak, casuslanmak, sürüklenmek, onların kanunlarına boyun eğmek, kurallarına başüstüne demek, güdülmek, tartaklanmak, damgalanmak demektir.
viktor emil frankl: insanlığımızı gösteren en iyi şey mizahtır.
paulo freire: her gün dünyaya açık ol, düşünmeye hazır ol; söyleneni sadece söylendiği için kabul etmeye hazır olma, okuduğunu yeniden okumaya eğilimli ol. her gün sorgula, sor ve kuşku duy. en gerekli olanı kuşku duymaktır.
27.02.2009
uzun lafın kısası
j.p. donleavy: eldeki bir çift iyi taşak, çalılıktaki bir çük kadar iyidir.
juvenalis: yüksek mevkilerde sağduyuya az rastlanır.
ayşegül devecioğlu: savaşmayı bilmeyen yürek bağışlamayı da bilmez. intikam alacak cesaretin varsa bağışlayacak merhametin de vardır.
enid bagnold: yalnızlığın hiçbir şeye ihtiyacı yok; o her şeyi öğretir.
m. bilgin saydam: insanlar kendi oluşturdukları, tanımladıkları ve değişik anlamlarla bezedikleri öznel sistemlerinde yaşar, duyar, düşünür ve davranırlar.
george sand: yaşadığımız çağdan ne kadar ilerde olursak ondan o kadar ıstırap çekeriz.
laurence sterne: gerek erkek gerekse kadın, acıya, kedere ve zevke en iyi yatay pozisyonda katlanırlar.
remarque: dünyanın hiçbir yeri, uğrunda bir ömür feda edilebilecek kadar güzel değildir.
ray bradbury: bir caninin görüntüsü karşısında cesetler bile kanar.
michel de castillo: yüzüne tükürüldüğünde, bu tükürüğü küçük bir şişeye koyup şık bir biçimde ambalajlayarak iyi bir fiyata size geri satan adama kapitalist denir.
soti triantafyllou: hiçbir şey kuzey göğündeki bulutsuz bir geceden daha güzel değildir.
viktor emil frankl: insanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef sevgidir. bir başka insanı kişiliğinin en derindeki çekirdeğinden kavramanın tek yolu sevgidir.
juvenalis: yüksek mevkilerde sağduyuya az rastlanır.
ayşegül devecioğlu: savaşmayı bilmeyen yürek bağışlamayı da bilmez. intikam alacak cesaretin varsa bağışlayacak merhametin de vardır.
enid bagnold: yalnızlığın hiçbir şeye ihtiyacı yok; o her şeyi öğretir.
m. bilgin saydam: insanlar kendi oluşturdukları, tanımladıkları ve değişik anlamlarla bezedikleri öznel sistemlerinde yaşar, duyar, düşünür ve davranırlar.
george sand: yaşadığımız çağdan ne kadar ilerde olursak ondan o kadar ıstırap çekeriz.
laurence sterne: gerek erkek gerekse kadın, acıya, kedere ve zevke en iyi yatay pozisyonda katlanırlar.
remarque: dünyanın hiçbir yeri, uğrunda bir ömür feda edilebilecek kadar güzel değildir.
ray bradbury: bir caninin görüntüsü karşısında cesetler bile kanar.
michel de castillo: yüzüne tükürüldüğünde, bu tükürüğü küçük bir şişeye koyup şık bir biçimde ambalajlayarak iyi bir fiyata size geri satan adama kapitalist denir.
soti triantafyllou: hiçbir şey kuzey göğündeki bulutsuz bir geceden daha güzel değildir.
viktor emil frankl: insanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef sevgidir. bir başka insanı kişiliğinin en derindeki çekirdeğinden kavramanın tek yolu sevgidir.
31.12.2008
uzun lafın kısası
alain de botton: gerçek saygınlık çoğunluğun iradesinden değil, sağlam bir akılyürütmeden kaynaklanır.
johannes mario simmel: sefalet, umutsuzları eninde sonunda müthiş kötülüklere iten bir şeydir. sefalet, bütün kötülüklerin kaynağıdır.
chamfort: kolay şey değildir mutluluk; kendimizde bulmak zor, başka yerde bulmak imkansızdır.
georges bataille: özgürlük, her kavrayışın parçalandığı sınırların ucunda yaşama özgürlüğü değilse hiçbir şeydir.
mark twain: açlıktan ölmek üzere bir köpeği alır da bakar diriltirseniz sizi ısırmaz. köpek ile insan arasındaki temel ayrım da budur.
noam chomsky: birileri azıcık sistemin dışına çıktığında hemen kutularına geri konulur; çünkü birer hizmetçidirler. gerçek iktidar başka bir yerdedir.
juvenalis: insanların kasasında ne kadar para varsa, uyandırdıkları güven de o kadardır.
ray bradbury: iyi yazarlar yaşama sık sık dokunurlar. ortalama yazarlar üstüne hafifçe dokunup geçerler. kötü olanlar ona tecavüz edip leşini sineklere bırakır.
leyla erbil: yaralı doğar bütün insanlar; anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce.
victor hugo: bir çocuğun hakkı, insan olmaktır. insanı insan yapan ışıktır, aydınlanmayı sağlayan eğitimdir.
j.d. salinger: bir zen budizm ustasına sormuşlar vaktiyle, bu dünyada en değerli şey nedir diye. usta, ölmüş bir kedidir demiş; çünkü kimse ona bir fiyat biçemezmiş.




