nevzat çelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nevzat çelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.09.2013

sevgili yoldaş kurbağalar

nevzat çelik



ey her halini sevdiğim gençliğim
sigaramı çakmağımı unutur gibi
sağda solda unutuyorum seni

bir elinden satın aldığım çiçeği
verdim öteki eline çingene kızının

nerede bir mazlum varsa gidip yanında durdum
çok yangınlar saldılar ömrüme çok dayak yedim
arzusu hilafına dokunmadım hiçbir kadına
beşiktaş'ın şampiyon olamadığı yıllarda büyüdüm
büyümek bir kuşun kanadığı yürümekti yürüdüm
dostuma ve düşmanıma hiç tereddüt etmedim
ben istemediğim yaşta göstermediğim kadarım
geçmişim mi geleceğim geleceğim mi geçmişim
pişman değilim

küçük kardeşlerine ablaları
anlatırken sevgililerini
dikkat etmeliler
işgale açıktır çünkü
en az hindistan kadar
bütün erkekler

ne zaman iyi şeyler düşünsem cinayetsiz bir gün düşünsem
anasından otoparkçı doğmuş itin biri başıma dikiliyor
uzun zaman oldu oysa bir cinayeti adam gibi tasarlamayalı
uzun zaman oldu ihlal etmeyeli bir aşkın sınırlarını
bir çocuğa yarın diye bakmayalı uzun zaman oldu

ilk gittiğim nikah töreninde
ayağa kaldırılınca anladım
evlendirme memuruyla
bir yargıcın farkını
biri yüzü gülerek açıklıyor
öteki asarak
mahkumiyet kararını

24.11.2009

yağmur yağmasaydı

nevzat çelik



adam içeriden kekeme adımlarla çıktı
burnunun ucuna düşen gözlüğünü düzeltti
arkadan bağlı değildi kolları
ama o bunu fark etmedi
baktı bir ufka yatıp bakar gibi bir ufka
görüşçülerin arasına karıştım
oysa ben değildim aradığı

bir yaz günü açılsaydı kapılar
yağmur yağmasaydı
seni yağmurlar almasaydı
ıslığımla okşayacaktım
heybetinden yanına varılmaz dağları

soluğum dağ
kurdun kuşun uğramadığı taze bir şeftali
bir fesleğen bir ıtır bir sardunya kokusu
koşacaktım sana

ihtimal ben kapıyı vurmadan açacaktın

buğulanmış camdan burnunun çekti adam
aynı anda kalktı içimden bir sürü vapur
vapur düdükleri sensiz martıları vurur
ne kent taşıyabilir kederini ne deniz
lodos yüzünde bir tokat gibi durur

ben kederimi ellerinden tuttum

bugün yanında olan yarın ölür
omuz başında hayali yürür

kurşundan önce bulur kötü haber adamı

gülüşün bir rüzgardı senin
kuşların kanadına binip giden
kuşların uçma merakına
senin rüzgarların neden
neredesin

30.10.2009

bağışlanmış hüzün

nevzat çelik



acıkınca
ya da gelince uykusu
mırıltısıyla bir kedi
duru bir ırmak gibi
akar hayatımıza
sevgili
kimin kabusu
yatağından çıkan
su

manzara geçerken güzel
aşka özenle asılan peyzaj
iz bırakır
taşınınca bir başka duvara
gittiğin yollara
dallara
hatıralarını bağlama
çiçekleri tozar
direği sızlar burnunun
sevgili
ağlama

al git
şehla yürüyüşünü
yaz deme
kış deme
üşürüm deme
aylardan baharsa
ay doğarsa
hiçbir şey deme
bu senin
kuşlardan önce kalkan yüzündür
al git
sevgili
aşk bağışlanmış hüzündür