herkül millas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
herkül millas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.03.2012

uzun lafın kısası

shakespeare: birçok kez ölür korkaklar, ölmeden önce.

carl sagan: bilimin kutsal hakikati, kutsal hakikatlerin var olmadığıdır.

stephen hawking: evrenin, bizim gibi yok sayılabilecek kadar küçük yaratıkların tasavvuruna göre var olduğuna inanmak mümkün değil.

francis bacon: kurnazların bilge diye geçindiği bir devletten daha zararlı bir şey yoktur.

herkül millas: bir insan bir kez yaşamaya karar vermişse, açlıktan iki gün sonra hırsız olur, dört gün sonra katil olur ve altı gün sonra da yamyam. insanın gerçek ölçütleri işte bunlardır.

jorge amado: hastaneye düşmüş bir yoksul, kısa sürede bir cesede dönüşür.

albert camus: yalnızca bir tane ciddi felsefi problem vardır, o da intihardır. yaşamın yaşamaya değip değmediğine karar vermek zaten felsefenin temel sorusunu yanıtlamaktır.

montaigne: aşk, bizden kaçanı yakalamak için duyulan çılgın arzudan başka bir şey değildir.

paulo coelho: bir şeyi gerçekten istersen, onu gerçekleştirmen için bütün evren iş birliği yapar.

tolstoy: hayatın umutsuzluğundan kendini kurtarmanın tek yolu, benliğini evrene yansıtmaktır.

somerset maugham: hiç kimse olabildiğinden beş paralık bile daha iyi değildir.

sunay akın: televizyondaki kadınlara yönelik sabah programlarında "kaynana zırıltıları"nı görünce, mars'ın da bizden giderek uzaklaştığını düşünüyorum. oyuncakları çocuklarına düşleri, hayalleri çoğalsın diye değil, oyalansın diye alan bir milleti oyalamak, ne kadar da kolay oluyor!

16.06.2008

ayvalık ve venezis

herkül millas

acı çeken bir insan bedeninden daha anlamlı ve daha kutsal bir şey olamaz.

savaşla ilgili vahşet, venezis'e göre, hiçbir ulusun tekelinde değildir.

ruh buradadır, der, toprağı göstererek. ruh burada, der elindeki damarlara dokunarak. türk-hristiyan birdir; insanın ya vardır ruhu ya yoktur.

"hayat bir çemberdir, aşk olsun çevirene."

50 yıl geçti anadolu bozgunundan bugüne. iki dünya savaşı oldu. bu arada insan hem ay'a gitmeyi hem de toplama kamplarında insanları fırınlarda yakmayı öğrendi. maddede gizli olan enerjiyi ele geçirmeyi öğrendi, o tanrısal gücü. aynı zamanda da hiçbir hayvanın göstermediği bir canavarlığı da sergiledi.

yaygın bir inanca göre ceviz ağacı diken kişi, ağaç meyve vermeden ölür.

budur savaş. arada bir felaket gelir alır gençleri; kimse görmez artık onları bir daha.

yaşam insanların yüzlerini aynı yaratmaz; ama buna pişman olup bunu başka yollardan telafi eder.

neden gerçeği kabullenecek gücü bulamıyoruz? insanoğlu eksiksiz olamayacaktır. insan yabanıldır; ama korkaktır da. yalnız polisin ve cehennemin korkusu onu doğal eğilimi olan kötülükten alıkoymaktadır. insan bir kez yaşamaya karar vermişse, açlıktan iki gün sonra hırsız olur, dört gün sonra katil olur ve altı gün sonra da yamyam. insanın gerçek ölçütleri işte bunlardır.