ivan illich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ivan illich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.09.2014

şenlikli toplum

ivan illich

okullardaki ders programları ya da evlilik yasaları, belli bir amaç doğrultusunda biçimlendirilmiş toplumsal düzenekler olma açısından otoyollardan aşağı değildir.

kütüphaneler kullanılmıyor; çünkü insanlar kendilerine "öğretilmesini" talep etmek üzere yetiştirilmiştir.

kapitalist ülkelerde, ne sıklıkta uzun mesafeler kat edebileceğiniz, ne kadar ödeyebileceğinize bağlıdır. sosyalist ülkelerde hızınız, bürokrasinin size verdiği toplumsal öneme bağlıdır. her iki durumda da yolculuk ettiğiniz belirli hız sizi ait olduğunuz sınıfa ve topluluğa yerleştirir. hız, verimliliğe yönelik bir toplumun katmanlaşma yollarından biridir.

inşaat sektörü, modern ulusal devletlerin toplumlara dayatarak yurttaşlarının yoksulluğunu modernleştirdiği endüstrilere bir başka örnektir. bu endüstriye sağlanan yasal koruma ve mali destek, çok daha verimli olabilecek, kendi evini inşa etme fırsatını azaltır ve yok eder.

bir toplumda hep daha iyi konut sağlama aldatmacası, hekimlerin daha iyi sağlık, mühendislerin daha yüksek hız sağlama aldatmacasıyla aynı türden bir sapkınlıktır. soyut ve imkansız hedefler belirleyince, bunlara erişmek için kullanılacak araçlar da amaç durumuna gelir.

mevcut araçlarımız profesyonel enerjilere olanak sağlayacak biçimde yapılmaktadır. bu enerjiler belirli miktarlar halindedir. belli bir miktardan daha azı verilemez. dört yıldan az okula gitmek, hiç gitmemekten daha kötüdür.

halkın çoğunluğunun, pek çok mal ve hizmet için bir başka toplumun kaprisine, lütfuna ya da becerisine bağımlı olduğu toplumlara "azgelişmiş" denir. yaşamanın, ne ararsan bulunur türünden bir mağazanın kataloğundan mal sipariş etme sürecine dönüştüğü toplumlara ise "ileri" denir.

özgül bir çarenin taşıdığı özgül tehlikelerle yaşam boyu içli dışlı olmak, bunalım anında onu kabullenmeye ya da reddetmeye hazırlıklı olmanın en iyi yoludur.

amaçların meslekler tarafından belirlenmesi, başka mesleklerin ürettiği bir çevreye göre mallar üretir. yüksek hıza ve apartmanlara dayalı bir hayat, hastaneleri kaçınılmaz kılar. tüm bunlar tanımları gereği kıttır ve sürekli evrim halinde olan bir mesleğin yeni koyduğu standartlara yaklaştıkça daha da kıtlaşırlar. böylelikle pazarda görülen her birim ya da her miktar, tatmin ettiği sayıda kişiden daha fazlasını tatminsiz kılar.

profesyonel emperyalizmin bilgi kapitalizmi, uluslararası sermaye ve silahlardan daha zor hissedilir ve onlar kadar etkili biçimde insanları boyunduruğu altına alır.

aşırı nüfuslaşma, öğrenme dengesindeki bir çarpıklığın; refaha bağımlılık, kurumsal değerlerin kişisel değerler üstündeki tekelinin; yanlış teknoloji, araçların amaca dönüştürülmesinin sonucudur.

insanların birinci tür bilgileri, birbirleriyle yüz yüze ilişkilerinden ve şenlikli araçları kullanmalarından kaynaklanır. ikincisi, tabi kılındıkları amaçlı ve programlı öğrenimin sonucu olarak gerçekleşir.

bir insanın üretkenliğini ölçmenin en saygın yolu, o kişinin tükettiği eğitimin fiyat etiketlerine bakmaktır. bir kişinin bilgi sermayesi ne kadar yüksekse, "aldığı" kararlara verilen toplumsal değer o kadar yüksek, üst düzey endüstri ürünü paketleri talep etmesi de o kadar meşrudur.

bir araç insanın denetimi dışına çıkarak önce onun efendisi, sonra da celladı olabilir. insanlar, sandıklarından daha kısa sürede araçların egemenliğine girebilir: saban insanı bir bahçenin efendisi kılar; ama aynı zamanda kurak bölgelerden göç etmek zorunda da bırakır.

şenlikli yaşamın savunulması, araçlarını denetleyebilen insanlarca üstlenildiği takdirde mümkündür. emperyalistlerin paralı askerleri, şenlikli yaşam adına araçlarına sınırlar koyan bir halkı zehirleyebilir ya da belki zayıf düşürebilirler; ama asla yenemezler.

12.09.2012

okulsuz toplum

ivan illich

günümüzde okul sistemi tarih boyunca güçlü kiliseler için geçerli olan üç işlevi yerine getirir: okul hem toplum mitinin kaynağı, hem bu mitin tezatlarının kurumsallaştırılması ve hem de mit ile gerçeklik arasında uyumsuzluğu tekrar üretecek ve gizleyecek olan ritüel mekanıdır.

okullaştırılmış bir dünyada, mutluluğa giden yol 'bilinçli' tüketiciler için hazırlanmış kataloglardan geçer.

teknolojik çağın fakir insanları için faydasız kurtuluş vaatlerinde bulunan okul, modern proleteryanın dünya dini haline gelmiştir. ulus-devlet, tüm halkı, geçmişin toplum üyeliğine kabul edilme ritüellerine ve hiyerarşik terfilere benzemeyen ve bir dizi diplomayla belgelenen gruplara ayırarak, bu sistemi benimsemiştir.

hiç kimse, okullaşma sürecinde yer alan başkalarının sömürüsünden tam anlamıyla kurtulamaz.

okul, öğrencinin her şeye gücü yetme konusundaki eksiklik duygusuyla büyümesini, öğretmene aşağılayıcı bir bağlılıkta bulunma gerekliliği ile birleştirir. bu ritüel, melon şapkalıların katı iş tabiatına göre planlanır. bunun amacı, zavallı ve malına mülküne el konulmuş insanlar grubu için bir umut ışığı olan ve asla sona ermeyecek tüketimin dünyasal bir cennet mitini övmektir.

hepimiz sahip olduğumuz bilginin çoğunu okul dışında elde ederiz. öğrenciler öğrendiklerinin çoğunu öğretmenin yardımı olmadan, hatta öğretmenlere rağmen öğrenirler. herkes nasıl yaşanacağını, en iyi, okul dışında öğrenir. bizler bir öğretmenin müdahalesi olmaksızın konuşmayı, düşünmeyi, sevmeyi, hissetmeyi, oynamayı, lanet etmeyi, politika yapmayı ve çalışmayı öğreniriz.

güzel sanatlar ve el becerisi gerektiren işlerle uğraşan pek çok öğretmen, herhangi bir zanaat erbabına göre daha az yetenekli, daha az yaratıcıdır ve daha az iletişim kurabilmektedir. yüksek okullarda görev yapan pek çok ispanyolca ve fransızca öğretmeni öğrettikleri dili, yarım dönemlik sıkı bir tekrara dayalı öğretimden geçmiş öğrencilerin konuşabildiği doğrulukta konuşamamaktadır.

değerlerin kurumsallaşmasına kendini adamış bir toplumda ürüne ihtiyaç duymanıza yol açan eğitim, ürünün fiyatına dahil edilir. okul, yaşadığınız topluma ihtiyacınız olduğuna sizi inandırmaya çalışan bir reklam ajansıdır. böylesi bir toplumda marjinal değerler olağan sınırların ötesine geçer. toplum, en büyük birkaç tüketiciyi; yeryüzünü tüketmesi ve şişmiş midelerini doldurmak, daha küçük tüketiciler üzerinde hakimiyet kurmak, onları disipline etmek ve sahip olduklarıyla yetinmekten memnuniyet duyanları pasifize etmek için gücü ele geçirmede rekabet etmeye zorlar. doymamışlık ethosu fiziksel tahribatın, toplumsal kutuplaşmanın ve psikolojik pasifliğin köklerinde yer alır.

etrafı güç içeren araç gereçlerle donatılmış olan insan, kendi araç gereçlerinden biri durumuna düşürüldü. eski çağ kötülüklerinden bir tanesini ortadan kaldırmak anlamına gelen her bir kurum, insanoğlu için kendini mühürleyen bir tabut haline geldi. insanoğlu, pandora'nın kutudan çıkmalarına izin verdiği kötülükleri kapatmak amacıyla yaptığı kutularda hapsoldu. bizim araç gereçlerimizle üretilmiş olan sistem, gerçeğin önüne set çekmiş, bizi de içine almış durumda. doğa her yerde zehirleniyor, toplum insansızlaştırılıyor, iç yaşam istilaya uğruyor ve bireysel uğraşların artmasının önüne geçiliyor. kendimizi birdenbire kendi kurduğumuz tuzağın içinde bulduk.

bireysel öğrenmenin de toplumsal eşitliğin de okullaşma ritüeliyle artırılamayacağını anlamadıkça eğitimde bir reform söz konusu olamaz. okullarda ne öğretildiği söz konusu olmaksızın, zorunlu kamu okullarının kaçınılmaz bir şekilde böylesine yoz bir toplum oluşturacağını anlamadıkça tüketim toplumu olmaktan öteye geçemeyiz.

modern, hümanist bir toplum için haklar yasasında yapılacak ilk düzenleme şu olmalıdır: "devlet eğitimle ilgili herhangi bir yasa yapma hakkına sahip değildir."

nasıl ki yetenek öğretiminin müfredat sınırlamalarından bağımsız olmaları gerekiyorsa, özgür eğitim de devam mecburiyetinden bağımsız olmalıdır.

öğrenciler zorunlu bir müfredat programına katılmaya zorlanmamalı ya da bir diploma veya sertifika edinme gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmamalı. tamamen eğitime dayalı olan konuşma özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve basın özgürlüğünü sağlamak amacıyla modern teknolojiler kullanılmalıdır.

kaliteli bir eğitim sistemi şu üç amacı gerçekleştirmeye çalışmalıdır: yaşamının herhangi bir anında mevcut kaynaklara ulaşmak suretiyle bir öğrenim gerçekleştirmek isteyen herkese imkan sağlamalıdır. bilgi sahibi olanların, bu bilgilerini paylaşmaları konusunda kendilerinden bir şeyler öğrenmek isteyenleri bulmalarına yetki tanımalıdır. halka, yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek bir imkan olarak, bir konuyu onlara sunmak isteyenler için gereken her türlü olanağı sağlamalıdır.

şu anki eğitim kurumlarımız öğretmenlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. ihtiyaç duyduğumuz yapılar, her insanın öğrenmek ve diğerlerinin öğrenmesine yardımcı olmak suretiyle kendisini tanımlamasını mümkün kılacak olanlardır.

27.02.2010

uzun lafın kısası

cervantes: her şey satılır ve her şey satın alınır.

remarque: tam zamanında içilecek bir sigara, dünyanın bütün ideallerinden daha iyidir.

ivan illich: en iyi öğretmenler bile öğrencilerini okullaşmanın seremoni ve ritüelinin oluşturduğu gizli müfredattan koruyamazlar.

juli zeh: insan, oturduğu yerde değil, anlaşıldığı yerde evinde hisseder kendini.

polly toynbee: din iyi değildir, öldürür. insanların gerçekten ona inandığı yerde zehirleyici bir etkisi vardır. tanrı vergisi mutlak küstahlık ortaya çıktığında kan akar ve kadınlar zincire vurulur.

saint-exupery: sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.

peter atkins: hem entelektüel yönden dürüst davranıp hem de tanrılara inanabilmek mümkün değildir. tanrılara inanan birinin gerçek bir bilim adamı olması imkansızdır.

robert l. stevenson: şarap ve tütünün olmadığı bir yaşamda yapılabilecek tek şey ulumak, tepinmek ve kaçıp gitmektir.

gabriel garcia marquez: londra kilise meclisinin yirmi yedi yasasının yirmi yedisinin de içine sıçayım.

pythagoras: en iyiyi seç; alışkanlıkla hem kolay hem de sevimli duruma gelecektir.

ahmet hamdi tanpınar: insan neyi anlatabilir? insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? yıldızlar birbiriyle konuşabilir; insan insanla konuşamaz.

rana dasgupta: kendimizi kandırmayalım; iğrenç bir dünyada yaşıyoruz, her şey yalan.

15.11.2009

eğitim

ivan illich

en iyi öğretmenler bile öğrencilerini okullaşmanın seremoni ve ritüelinin oluşturduğu gizli müfredattan koruyamazlar. okullaşmanın bu gizli müfredatı, kaçınılmaz olarak toplumun bizzat kendi üyelerinden bazılarına karşı uyguladığı ayrımcılığa ve çoğunluğu hakir görecek yeni bir hakla diğerlerinin imtiyazını pekiştirmesine, ön yargıyı ve suçu ilave eder. bu gizli müfredat, kaçınılmaz olarak zengin ve fakir için aynı derecede büyüme eğilimi gösteren tüketim toplumu üyeliğine kabul edilme töreni ritüeli olarak hizmet eder.

geleneksel anlamda yabancılaşma, insanı yaratmak ve tekrar yaratılma fırsatından alıkoyan, işin, ücretli iş haline gelişinin doğrudan sonucuydu. şimdi genç insanlar, okulda piyasada yer alacak bir meta olarak tasarlanan kendi bilgilerinin hem üreticisi hem de tüketicisi olmaya yeltenirken, okul tarafından yabancılaşma öncesi bir hazırlığa maruz kalmaktadır. okul, yaşama hazırlığı yabancılaştırmakta, böylece öğrenciler gerçek eğitimden ve yaratıcılıktan yoksun bırakılmaktadır. okul öğretilmeye ihtiyaç duymayı öğreterek, yaşamın yabancılaştırıcı kurumlarına hazırlık yapmaktadır. bu ders bir kez öğrenildiğinde, insanlar bağımsızlaşmaya doğru olan gelişim dürtüsünü yitirir ve yaşamın sunduğu sürprizlere kendilerini kapatırlar. pedagojik anlamda modern toplumun yabancılaşması, insanoğlunun ekonomik yabancılaşmasına nazaran daha kötüdür.