robert musil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
robert musil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.11.2021

kuşatma

robert musil

yaşamın zevkler okyanusundan yalnızca bir tutam cinsellik zevki alan bu hayat korkunç bir şey. insan dünyada belli bir amaçla bulunmalı. herhangi bir işe yaramalı. aksi takdirde her şey korkunç bir kargaşa olarak kalıyor.

bugün yaşamın bütünü düzensizliğin uçurumunda; tartışmalar, makaleler, incelemeler bir işe yaramıyor.

çocuklar bile biliyorlar ki tanrı artık, prusyalı friedrich'in bile inanmakta haklı olabileceği gibi, en güçlü taburların yanında değil, fakat büyük bankalardan yana; taburlar, silahlanma endüstrisi için bir yatırımdan başka bir şey değil.

düzen, bir ölçüde çelişkili bir kavram. her dürüst insan iç ve dış düzen peşinde; ama öte yandan düzenin fazlasına da dayanılamıyor; hatta eksiksiz bir düzen, belki de bütün ilerlemelerin ve mutlulukların yıkımı olurdu.

tam bir ahlak olmadan tam bir mutluluk da yoktur. sağlam bir noktadan türetilemediği takdirde ahlak diye bir şey yoktur. bir inancı temel almayan bir mutluluk yoktur.

bağların dışında, her itki insanı anında deforme eder. ancak anlatımıyla var olabilen insan, toplumun biçimleri içerisinde biçim alır. yaratmış olduğunun kendisine geri yansıyan etkileri aracılığıyla biçim alır.

sınırsız bireycilik bir yaşama biçimi değildir. insan toplumsal bir varlıktır. quod erat demonstrandum.

çalışma ve onunla bağıntılı olanlar yaşamın tek içeriği değildir ve pek çok şey insanın boş zamanlarında, üretim sürecinin ötesindeki özgürlük anlarında olgunlaşır.

olguların böylesine ağır bastığı ve bundan ötürü de duygu bağlamında çoraklaşmış bir dünyada duyguya geri dönüş, çok anlaşılır bir savunma refleksidir; her şey eylem gücüyle sırılsıklam olursa, ekonomi insandan, çalışma tezgahı da onun önünde durandan daha çok önem kazanırsa, o zaman denizden gelen nemli rüzgarın kuraklığa doğru esmesi gibi insan da ruhun özlemini çeker.

23.07.2021

sevgili

robert musil

senin göğsünün ucu
bir gelincik yaprağı gibi

sevenler birbirlerine yeni bir şeyler söyleyemezler, onlar için bilmek diye bir şeyin varlığı da söz konusu değildir. çünkü seven, sevdiği insan hakkında, onun kendisi sayesinde tanımlanamaz bir şekilde iç eyleme itildiğinden başkaca bir şey bilemez.

sevenler için hakikat diye bir şey yoktur; çünkü hakikat, onlar için ancak bir çıkmaz sokak, bir son, yaşadığı sürece bir alevin ışık ile karanlığın kucaklaştığı, soluk alan kenar çizgilerine benzeyen düşüncenin ölümüdür. her şeyin parladığı yerde tek bir şey nasıl aydınlatıcı olabilir? her yer bolluk içerisindeyken güvenlik ve kesinlik sadakaları ne işe yarayabilir? ve insan, sevenlerin artık nasıl birbirlerine ait olmadıklarını fakat dört gözlü birbirine karışmış varlıkla kimliğiyle, kendilerini karşılarına ne çıkarsa ona sunmakta bulunduklarını yaşamışsa eğer, artık neyi kendisi için isteyebilir?

27.04.2021

insan

robert musil

insanoğlunun iç dünyasındaki kuraklık, ayrıntıda kılı kırk yarmaktan, genelde ise umursamazlıktan oluşan o korkunç karışım, insanlığın bir ayrıntılar çölündeki korkunç terk edilmişliği, tedirginliği, kötülüğü, yüreğe değgin eşsiz umursamazlığı, para hırsı, soğukluğu ve zorbalığı gibi zamanımızı belirleyen özellikler, yalnızca ve yalnızca çok sağlam bir mantığı temel alan bir düşüncenin yol açtığı kayıpların sonucudur.

insanlığın bütün ruhsal kargaşası, asla çözülememiş sorunlarıyla birlikte, tiksindirici bir biçimde tek tek herkesin sırtındadır.

ne tuhaftır ki genelde insanlar ya bakımsız, rastlantıların etkisiyle biçimlenmiş, bozulmuş, görünüşte ruhlarıyla ve özleriyle hemen hiç ilintisiz bedenlere ya da sporun maskesinin arkasına gizlenmiş, onlara kendi kendilerinden izinli oldukları saatlerin görünümünü veren bedenlere sahiptirler.

aptallığın kendine uyduramayacağı hiçbir önemli düşünce yoktur. aptallık her yanıyla devingendir ve sırtına hakikatin bütün giysilerini geçirebilir. buna karşın hakikatin her zaman tek bir giysisi, tek bir yolu vardır ve o yüzden hakikat, her zaman elverişsiz konumdadır.

insanlar bunu bilmiyorlar, o kadar; nasıl düşünülebileceğinden haberleri bile yok. onlara düşünmek yeniden öğretilebilseydi o zaman onlar da farklı yaşarlardı.

31.03.2021

uzun lafın kısası

goethe:
bir milyon okuyucuyu hedeflemeyen kişi, bir satır bile yazmasın.

halil cibran: bir insanın yüreğini ve aklını anlamak için başardıklarına değil, başarmak istediklerine bak. insanın değeri ulaştıklarıyla değil, ulaşmayı arzu ettiği şeylerle bilinir.

irvine welsh: sikişmek insanları tanımanın en iyi yollarından biridir.

konfüçyüs: iyilikseverlik bütün insanları sevmektir. bilgi, insanları tanımaktır. kişi bilgi sahibi olmadan nasıl erdem sahibi olabilir?

murathan mungan: kadınlar, esir alındıkları yeri, korundukları yer sanırlar.

nietzsche: insanın dans eden bir yıldız doğurabilmesi için içinde bir kaosun olması gerekir.

paulo coelho: insanların benden beklediği şekilde davranırsam onların kölesi haline gelirim.

robert musil: kendini sıradan bir yetişkinin dar sınırları içerisine hapsetmiş bir insanınki kadar içinden sıyrılıp çıkılamayacak bir durum yoktur.

tom robbins: merak onu öldürmeden önce, kedi yüzlerce meraksız köpekten daha fazla şey öğrenir.

cenap şahabettin: dalkavuklar ne kadar yükselseler kendilerini yükselten tepme izlerini kıçlarından silemezler.

cesare pavese: hiçbir kadın para için evlenmez. bütün kadınlar, bir milyonerle evlenmeden önce ona âşık olacak kadar kurnazdırlar.

charles bukowski: insanı öldüren budur: tekdüzelik.

27.02.2021

uzun lafın kısası

nietzsche:
erkeklere özgü kendini hor görme hastalığının tek çaresi, zeki bir kadın tarafından sevilmektir.

pascal: sıradan insanların, düşünmek istemedikleri şeyleri düşünmemek gibi bir kabiliyetleri vardır.

paulo coelho: hepimiz nereden geldiğimizi öğrenmek isteriz. felsefi düzeyde, bütün insanların temel sorusu budur.

robert musil: insanın yaptığı her şeyde masum olduğu ikinci bir vatanı vardır.

tom robbins: hiçbirimiz evrenin kıçındaki sivilce olmaktan daha önemli değiliz.

baltasar gracian: insanın hayattaki büyük derslerinden biri kendini frenlemeyi bilmesi, daha da önemlisi ise kendini bazı işlerden ve insanlardan yoksun bırakmayı öğrenmesidir.

cenap şahabettin: çok bilen gibi hiç bilmeyen de bağışlamaya eğilimlidir. kini, yarım bilimde ara.

cesare pavese: en kötüsünü düşün. yanılmazsın.

charles bukowski: hiçbir erkeğin bedeline katlanamayacağı kadınlar vardır; ama birinin bıraktığı yerden devam edecek bir keriz vardır mutlaka.

dostoyevski: ezilmekten kurtulan aşağılık bir insan, bu kez başkalarını ezmeye başlar.

elias canetti: sana korkunç gelen, sonradan kendini yalın hakikat olarak sergiler.

emil cioran: özgürlük ancak inanç boşluğunda, önerme yokluğunda, yasaların bir varsayımdan fazla otoriteye sahip olmadığı yerde kendini gösterebilir.

6.12.2020

son

robert musil

yaşamlarında orta yaşa varmış olan insanlardan pek azı kendine, eğlencelerine, dünya görüşüne, karısına, karakterine, mesleğine ve başarılarına nasıl ulaştıklarını gerçekten bilirler; fakat aynı insanlar içlerinde bundan böyle artık pek bir şeylerin değişemeyeceği duygusunu taşırlar.

gerçek yaşamımızda, yani kişisel yaşamımızda ve resmi-tarihsel yaşamımızda olup bitenler, aslında hep doğru dürüst bir nedene dayanmayanlardır.

ruhla donanmışlığın ateşine kesintisiz olarak dayanabilmek, ancak uçukların, ruh hastalarının ve saplantılı kişilerin işidir; sağlıklı insan ise, bu gizemli ateşin bir kıvılcımı bile eksik olsa, hayatın yaşanmaya değer olmayacağı yolundaki açıklamayla yetinmek zorundadır.

insanoğlunun iç dünyasında herhangi bir şey inşa edecek sağlam bir zemin arayan, sadece aşağı niteliklerden ve tutkulardan yararlanmalıdır; çünkü ancak bencillikle en yoğun ilişki içerisinde bulunanın sürekliliği vardır ve bu, her yerde hesaba katılabilir. yüksek amaçlar ise güvenilir olmaktan uzak, çelişkili ve rüzgar kadar geçicidir.

konu ister bir kavgada bıçakla son noktanın konması, ister bir müzik parçasının sonunda on parmağın birkaç kez birden eş zamanlı olarak tuşlara vurulması, ister dansın sonunda kavalyenin damının önünde eğilmesi isterse de bir açıklamanın karara bağlanması olsun, olayların, olup bittikleri konusunda son bir kez daha ve usulünce güvence vermeksizin, sessizce kaçıp gittikleri bir dünya, tedirgin edici bir dünya olurdu.

30.11.2020

uzun lafın kısası

emil cioran:
kendimi yeryüzünün en mutsuz varlığı zannetme küstahlığı olmasaydı çoktan çökmüş olurdum.

goethe: bir destan yazmaya karar verirseniz ona küçük şiirlerle başlamalısınız. 

halil cibran: ben bir yolcu ve aynı zamanda bir denizciyim. her sabah yeni bir tepe keşfederim ruhumda.

irvine welsh: öğretmenler hiçbir işe yaramaz. eğer siktiğimin öğretmenlerini dinleseydim hayatta hiçbir yere gelemezdim.

konfüçyüs: büyük ve üstün kişilerin düşüncesi evrenseldir, yerel değil.

murathan mungan: herkese öylesine edilmiş boş bir laf gibi gelir ama, hayat sahiden bir masaldır.

nietzsche: en vazgeçilmez düşüncelerimiz en yanlış olanlarıdır.

elias canetti: iktidar hiçbir zaman, profesyonel olarak zihinleri sürekli iktidarla meşgul olan, (dalkavukluklarını bilim adamlığı kılığına sokan) her şeyi ya zamanla ya da onların elinde herhangi bir şekli alabilen zorunlulukla açıklayabilen methiyecilerden ve tarihçilerden yoksun kalmamıştır.

pascal: oruç tutup kendinden hoşnut olmaktansa oruç tutmayıp bunun alçak gönüllülüğünü yaşamak yeğdir.

paulo coelho: hayatta her şeyin bir bedeli vardır ve bilgi, dünyadaki en pahalı ürünlerden biridir.

robert musil: insan ancak yalan söylediğinde hep bir adım ilerliyor.

tom robbins: hepimiz çatlağız, ticaret sisteminin bok çukurundaki çatlak sıçanlarız.

31.10.2020

uzun lafın kısası

konfüçyüs:
büyük ve üstün insanın yükselmesi yukarıya doğrudur. küçük insanın yükselmesi ise aşağıya doğrudur.

murathan mungan: her şey bir gün aslına döner.

nietzsche: en güçlü ağaçlar en derinlere kök salmak zorundadır; karanlığa, kötülüğe kadar uzanmak zorundadır.

pascal: kalbin, aklın bilmediği gerekçeleri vardır.

paulo coelho: bütün uyuşturucu müptelaları bunu söyler: vakti gelince durmayı bilmek. oysa hiçbiri duramaz.

robert musil: ilerde başarılı olan pek çok adam, hayata çizme temizlemekle ve bulaşık yıkmakla başlamıştır; güçlerinin asıl kaynağı da bu olmuştur; çünkü en önemlisi, insanın daha baştan her şeyi yapmasıdır.

tom robbins: fransızlar bir ilişkinin en güzel yanının merdivenleri çıkmak olduğunu söylerler. arzulamak neredeyse her zaman doyumdan daha nefes kesicidir.

baltasar gracian: bir insanı görmezden gelerek alınandan daha büyük bir intikam yoktur.

cenap şahabettin: bir şey istemek için kapı çalan -isteyeceği rütbe, nişan, memuriyet ya da bir dilim ekmek, her ne olsa- dilencidir.

cesare pavese: düzeltilmesi güç yanlışlarımız konusunda yapmamız gereken şey, onları birer erdeme dönüştürmektir.

charles bukowski: harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler.

dostoyevski: en sefil, en sıradan birine demir yolu bileti satmak gibi bayağının bayağısı bir görev verin. bilet almaya gittiğinizde, size gücünü göstermek için, bu sefil yaratık bir anda size sanki jüpiter'miş gibi bakma hakkını görür kendinde.

5.10.2020

düşünen insan

robert musil

insanın yaptığı her şeyde masum olduğu ikinci bir vatanı vardır.

insan kendisi bundan zarar görmeden yaşadığı zamana kızamaz.

erkeğin kendini adayışındaki ince duygular, bir jaguarın bir parça etin başındaki homurdanışı gibidir ve bu sıradaki bir rahatsız edilme çok kötü karşılanır.

kendini sıradan bir yetişkinin dar sınırları içerisine hapsetmiş bir insanınki kadar içinden sıyrılıp çıkılamayacak bir durum yoktur.

gençlikteki dostlukların tuhaf bir yanı vardır; daha sarısının içindeyken görkemli bir kuş olacağını hisseden ama dışarı karşı henüz ötekilerden ayırt edilmesi olanaksız, biraz ifadeden yoksun yumurta çizgilerinden başka bir şey sergilemeyen bir yumurta gibidirler.

insan eğer yaradılışı gereği duyarsızsa, kahramanca hissetmesi ve her milimetrenin içinde ne kadar çok şeyi saklayabileceğini bilmeden kilometreler boyutunda düşünmesi zor olmasa gerek.

"kimse nereye gittiğini bilmeyen bir insan kadar yükseklere çıkamaz." (cromwell)

devlet yalnızca taçtan, halktan ve onların arasında yer alan yönetim mekanizmasından ibaret değildir. devlette bunlardan başka bir şey daha vardır ki, o da düşüncedir, ahlaktır, fikirdir.

ruh, insan cebir dizilerinden söz edildiğini duyduğunda kaçıp saklanıveren şeyin ta kendisidir.

ilk izlenimlerin çoğu kez ne kadar da doğru yanları vardır!

büyük ve etkileyici bir düşünceyi sıradan bir düşünceden ayıran yan şudur: büyük düşünce, bir tür erime durumundadır.

ne yazık ki güzel edebiyatta hiçbir şey, düşünen bir insanı anlatabilmek kadar güç değildir.

insanın hissettiği ve yaptığı her şey, şu ya da bu biçimde yaşam yönünde olup biter ve bu yönün dışına kayan en küçük bir hareket bile ağır ya da korkutucudur.

30.09.2020

uzun lafın kısası

robert musil:
hiç kimse mesleğinde daha yüce bir bütünlük duygusunu içinde taşımadan herhangi bir şey başaramaz.

tom robbins: filistin'in yahut israil'in en büyük problemlerinden biri, ister arap ister yahudi herkesin, dünyaya bağlı fiziksel birer bedende değil, soyut bir şekilde, siyasi ve dinsel birer ideolojide yaşıyor olmasıdır.

baltasar gracian: bayağı ruhlar karşısında cömert davranmak anlamsız ve boştur.

cenap şahabettin: bayağı düşünceye harcanmış güzel ifadeden daha çok bayağı ifade içinde gördüğüm güzel düşünceye acırım.

cesare pavese: bir kadın, eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu kurtarmaya çalışır. kimi zaman da başarır bu işi. ama bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda akıllı, sağlıklı bir adam bulup onu bir yıkıntıya çevirir. her zaman başarır bu işi.

charles bukowski: eski bir ayyaş her zaman ayağa kalkar, yeter ki zaman tanıyın.

dostoyevski: çıplak gerçekliğin her zaman sarsıcı bir yanı vardır.

elias canetti: hangi sebeple olursa olsun zulme uğrayanlar arasında, zihninin bir köşesinde kendisini isa olarak görmeyen kimse yoktur.

emil cioran: iç alemime dalma ihtiyacıyla tanrı'ya yol verdim, son bir münasebetsizden kurtuldum.

goethe: bilgi arttıkça huzursuzluk da artar.

halil cibran: arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir. o, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır. o sizin sofranız ve ocakbaşınızdır. çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

irvine welsh: köpek balıklarıyla yüzüyorsanız hayatta kalmanın tek yolu, içlerindeki en büyük köpek balığı olmaktır.

31.08.2020

uzun lafın kısası

cenap şahabettin:
baskı yönetimi, her aciz ulusun siyasal cezasıdır.

cesare pavese: bir şeyden, onu görmezlikten gelerek değil, ancak onu yaşayarak kurtulabiliriz.

halil cibran: alçak gönüllü ve gösterişsiz olmak, temiz ve saf olmayanın bakışlarından korunabilmeye yarayan bir kalkandır.

irvine welsh: bu siktiğimin hatunları var ya.. annen iyi yemek pişiriyor diye bütün piliçlerin iyi aşçı olacağını sanırsın; ama onlar yalnızca basit yemekler pişirmede iyidir, hayal gücü ya da incelik gerektiren bir şeyin yanına bile yaklaştıramazsın hiçbirini.

murathan mungan: bir beraberliği sürdürebilmek için aşktan fazlası gerekir.

nietzsche: beni öldürmeyen şey, beni daha güçlü kılar.

konfüçyüs: bir yönetim iyi olduğu zaman, sözler ve davranışlar en geniş sınırlar içinde özgürdür. kötü bir yönetim iş başındayken davranışlar belki en geniş sınırlar içinde özgürdür ama konuşmalarda ihtiyatlı olmak gerekir.

pascal: hayatımızı seve seve feda ederiz; yeter ki başkaları bundan bahsetsinler.

paulo coelho: aşkı yaratan, ötekinin varlığından çok yokluğudur.

robert musil: gerçekleştirilmesi güç olan herkese çekici gelir ve insanlar gerçekten elde edebileceklerini küçük görürler.

tom robbins: evcillik bir hayvanın ruhunu sindirir. pantolonumun ağı yerine avını koklayan, mutfağımdaki bir kutuya değil de çimenlerin içine sıçan şeye saygı duyarım.

baltasar gracian: asil bir ruhu, yüksek beğenilere sahip olmasından tanıyabilirsiniz. büyük bir dehayı tatmin eden şey de büyük olmalıdır.

31.07.2020

uzun lafın kısası

nietzsche:
bazı insanlar kendi zincirlerini çözemezler de dostlarının azatçısıdırlar.

pascal: dindarlık ile iyilik arasında muazzam bir fark olduğunu deneyim bize gösteriyor.

paulo coelho: artık kaybedecek hiçbir şeyim kalmadığında her şeyi elde ettim. kendim olmaktan çıktığımda kendimi buldum. katıksız aşağılanmayı ve itaati tanıdığımda özgürlüğümü kazandım.

robert musil: büyük kafalar hep yalın ilkelere varırlar.

tom robbins: bir insanın hep arayıp durduğu yapının düzeyi, onun içinde bulunduğu kaosun şiddetiyle doğru orantılıdır.

cenap şahabettin: altta kalanın değil, geride kalanın canı çıkar. yaşamak isteyen, yüzyılıyla birlikte yürümelidir.

cesare pavese: bir insanın hayatın tadını çıkarmasına, kıskançlık duymadan katlanamadığımızı kesinlikle söyleyebiliriz.

charles bukowski: bazı erkekler kadınlarla ilişki yürütmekte başarılıdırlar. ben hiç beceremedim. çok sıkıcı bir şey ilişki. bittiğinde gerçekten düzülmüş hissedersin kendini.

dostoyevski: aptalca bir mutluluk içinde yaşamaktansa mutsuz olmak; ama bilmek daha iyidir.

elias canetti: bir despot asla gerçekten affetmez.

emil cioran: daha büyük bir acı ümidi olmasa bu anınkine tahammül edemezdim, ölçüsüz dahi olsa.

goethe: bana her şeyi bağışlayan güzel tanrım, niçin verdiklerinin yarısını geri alıp bana özgüven ve yeterlilik duygusu vermedin ki?

6.05.2020

yalın ilke

robert musil

büyük kafalar hep yalın ilkelere varırlar.

bir defa bir napolyon olmak gibi bir üne kavuşmuş olan insan, artık kaybetmiş olduğu savaşları da kazanır.

bir insanı tanımak, ondan artık neredeyse hiç etkilenmemektir.

politika, şeref, savaş, sanat, yani hayatın belirleyici olayları aklın ötesinde olup biter. insanın büyüklüğü, köklerini akıl dışı alanda bulur.

başka hiçbir duygu, amacına ihtiras kadar açıkça yönelmez.

hayatın farklılıkları köklerinde birbirine çok yakındır.

goethe: insan, öğretici bir varlık değildir; o, yaşayan, eylemde bulunan ve etkin olan bir varlıktır.

beklemeye dayanabilen hep kazanır.

elimizde olan tek şey, asla doğru olan niteliğini taşımayan ve az çok hep doğru bir yanı bulunan bir şey yapmaktır.

sınırsız olanın dışında her duygu değersizdir.

yaratıcılıktan ve tinsellikten yoksun çoğu insanın uygulamalı felsefe ve edebiyatı, küçük bir kişisel değişimin büyük ve yabancı bir düşünce ile gerçekleşen parıltılı kaynaşmalarından meydana gelir.

15.04.2020

çiçek dürbünü

robert musil

bir insanın güzelliği neredeyse tümüyle kanıtlanabilir ve tikel olanda değil ama küçük çirkinliklerden bile yararlanan o sihirli şeylerde yatar.

en uzun ömürlü olan şey onurdur.

bilmek bir tutumdur, bir tutkudur. aslında onaylanamayacak bir tutumdur; çünkü içki tutkusu, cinsellik tutkusu ve zorbalık tutkusu gibi, bilmek zorunda olmak tutkusu da ortaya dengesiz bir karakter çıkarır.

gerçek yaşam yalınlaştırıcıdır.

insan, kesinliğe veya güzelliğe yönelik tutkulu bir gereksinimden, yuvarlanıp gitmenin yeni bir ruhla girişilecek bütün çabalardan daha çok hoşa gittiği bir noktaya varabilir.

insan ancak yalan söylediğinde hep bir adım ilerliyor.

bakışları ilk kez dünyayı sınayan bir insanın iç dünyasında tek güzel ve kesin olan, bir şeyler için seçilmiş olmaya ilişkin o gerilim dolu duygudur.

gerçekleştirilmesi güç olan herkese çekici gelir ve insanlar gerçekten elde edebileceklerini küçük görürler.

bir ressam, bir güzellik doktorudur.

eylem insanları sözcüklerin insanlarıyla bir araya geldiklerinde, en derinde yatan duyguları kötümserlik değil midir?

bir insanın gerçek öneminin büyük bir bölümü, onun kendini çağdaşlarına anlatabilmesinden kaynaklanır.

hayat, insanın etrafında düşünür ve ona, aklı kullandığı takdirde ancak güçlükle bir kaleydoskopa benzer olmaktan uzak bir biçimde bir araya getirebildiği bağlantıları bağışlar.

31.03.2020

uzun lafın kısası

amin maalouf:
uzun vadede, adem ile havva'nın tüm evlatları yitik çocuklardır.

eduardo carranza: şiir kanını kaynatmıyorsa, aniden sırlara pencereler açmıyorsa, dünyayı keşfetmene yardım etmiyorsa, umutsuz yüreğinin yalnızlıkta ve aşkta, şenlikte ve sevgisizlikte eşlikçisi değilse ne işe yarar?

joel kovel: sevgi, benliği yeni nesnelere açarak yaralanabilir hale getirir.

lawrence grossberg: bir şeye yeterince özen göstermenin, önemseyecek kadar inanmanın mümkün olduğu ve böylece de kişinin bu şeye bağlanıp bütün benliğini hasredeceği yerleri tespit etmek gitgide zorlaşıyor.

nilgün marmara: hayatın neresinden dönülse kârdır!

pascal mercier: kitsch, bütün hapishanelerin en kötüsüdür. parmaklıkları, basitleştirilmiş, sahte duyguların altınıyla kaplanmıştır, bir sarayın sütunları sanır insan onları.

robert musil: okyanusları ve kıtaları oyun oynarcasına aşıveren modern insan için hiçbir şey, bir sonraki köşede yaşayan insanlarla ilişki kurmak kadar olanaksız değildir.

stefan zweig: insanlar sadece bir şeyden yorgun düşerler: kararsızlıktan. yapılan her iş insanı rahatlatır; hatta en kötüsü bile hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.

victor hugo: ezilmiş, yıkılmış insanlar arkalarına bakmazlar. kötü talihin peşlerini bırakmadığını bilirler.

oğuz atay: sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor.

ece ayhan: sezai karakoç ile ismet özel insan haklarıyla ilgilenmezler.

goethe: ve budalalar, anlamadıklarını ve anlayamayacaklarını yok ederler.

3.12.2019

niteliksiz adam

ernst fischer

niteliksiz adam, görünüşte romanın içeriğiyle hiçbir ilintisi bulunmayan küçük bir olayla başlar. bir kamyon bir yayayı ezmiştir. bir bey ile bir hanım yaklaşırlar.

"hanım, kalbiyle midesi arasındaki boşlukta acıma diye nitelendirmekte haklı olduğu nahoş bir şey hissetmekteydi; bu, ne olduğu belirsiz, felce uğratıcı bir duyguydu. bey, bir süre sustuktan sonra ona şöyle dedi: 'burada kullanılan bu ağır kamyonların fren mesafesi çok uzun.' hanım, bunu duyunca rahatladığını duyumsadı ve sıcak bir bakışla teşekkür etti. bu sözcüğü herhalde daha önce de duyduğu olmuştu; fakat fren mesafesinin ne olduğunu bilmiyordu ve bilmek de istemiyordu. bu iğrenç olayın böylece belli bir düzene yerleştirilebilmesi ve kendisini artık doğrudan ilgilendirmeyen bir teknik soruna dönüşmesi, ona yetiyordu."

bu görünüşte önemsiz olay, ortaya bir leitmotif çıkarır: insanlar ancak bir düzen içerisinde yaşayabilirler. iç düzen yitirilmiştir ama burjuva insanı kendisi için çoktan yabancılaşmış ve anlaşılmaz olmuş bir dış düzene sarılmaktadır. yeni gerçekliği algılamaksızın, özünü tekerlemenin oluşturduğu, salt görünürde var olan bir dünyada yaşamaktadır. anlamını kavramadığı ama kendisine tanıdık gelen herhangi bir söylem, onu rahatlatabilmektedir. tedirginliğin sesi bastırılmaktadır ve burjuva insanı, sorumluluğundan kurtarılmıştır. iğrenç olan, artık onu ilgilendirmemektedir. iğrençlik, teknik bir soruna dönüşmüştür. bu sorun konusunda yetkili olanlar artık uzmanlardır, teknisyenler, politikacılar, bürokratlardır, herhangi biridir, sorumlu olmayan tek kişi, "burjuva bireyi"dir.

musil, yeni ve tedirgin edici bir gerçekliğin ayrıntılarını acımaksızın, burjuvaya tanıdık gelen bir söylemle açıklamaya kalkışmaksızın, şoka uğratırcasına betimlemekte kararlıdır. ayrıntıyı en uç noktaya kadar yoğunlaştırır; çünkü amaç burjuva insanını rahat ettirmek değildir. başkaldıran yazarın görevi, burjuva insanını tedirgin etmektir.

1.06.2019

kütüphane

aziz maurus: kitapların kendi yazgıları vardır.

umberto eco: bir kütüphanenin ideal işlevi, birazcık sahaf tezgahına benzemektir; orada keşif yapılır.

petrarca: kütüphanem, bilgisiz birine ait olsa bile kendisi bilgisiz bir koleksiyon değildir.

robert musil: bütün iyi kütüphanecilerin sırrı, başlıklarla içindekiler listesi dışında ona emanet edilen edebiyata ait hiçbir şeyi okumamaktır. burnunu kitapların içine sokan kütüphaneci kütüphanenin içinde kaybolmuş demektir.

northrop frye: büyük bir kütüphane, dil yeteneğine ve telepatik iletişimin uçsuz bucaksız etkisine sahiptir.

gabriel naude: bir kütüphaneyi içinde başka yerde arayıp da bulamadığı her şeyi bulan bir adamdan daha fazla tavsiye edilir kılan hiçbir şey yoktur. ne kadar kötü olursa olsun veya ne kadar kötü eleştiri alırsa alsın, ileride bir gün belli bir okurun aramayacağı bir kitap dahi mevcut değildir.

muhammad uthmani: şeytana karşı bir edip, ibadet eden bin kişiden daha güçlüdür.

samuel johnson: insanı, umutlarının boş olduğuna bir halk kütüphanesi kadar çarpıcı bir biçimde inandıran bir yer yoktur.

montaigne: onları seçmeyi bilenler için kitapların pek hoş özellikleri vardır; ama çaba harcamadan iyiye ulaşılmaz; bu yalın ve temiz bir zevk değil, diğerlerinden daha fazla değil; rahatsız edici yanları da var, hem de çok; ruh kendini eğlendirir; ama savsakladığım beden işlemez, bitkin düşer ve mahzunlaşır.

6.02.2019

yitirilen

ernst fischer

bu toplumda, musil'in hep vurguladığı gibi, odak noktası, birlik duygusu, birlikte büyük bir davaya katkıda bulunma bilinci yitirilmiştir. büyük bir toplumsal düşüncenin aracılığıyla belli bir bağlam ve bütünlük kazanamayan, uç noktadaki bir toplumsal iş bölümü, yalnızlaşmanın, parçalanmanın, yalıtılmışlığın egemen olmasına yol açmaktadır. "bizi kuşatan yaşam" der musil, "düzenleyici kavramlardan yoksun. geçmişin olguları, tek tek bilimlerin olguları, yaşamın olguları bizi düzensizce örtmekte. bu durum da doğal olarak bugüne kadar hiç işitilmedik bir kılı kırk yarma tutkusundan yansıyor. çağımız, bireycilik ve topluluk duygusu, aristokrasi ve sosyalizm, pasifizm ve materyalizm, kültüre hayranlık ve uygarlık düşkünlüğü, ulusçuluk ve evrensellik, din ve doğa bilimleri, sezgicilik ve akılcılık ve daha sayısız birçokları gibi karşıtlıkları, yan yana ve hiçbir dengeye oturtulmamış olarak barındırmakta. bu, bir babil tımarhanesinden farksız; bin pencereden bin ayrı ses, düşünce ve müzik gezgincinin üstüne yağmakta; böyle bir konumda bireyin anarşist motiflerin volta attığı bir alana dönüştüğü ve ahlakın da ruhla birlikte çöküp gittiği açıktır."

"fakat bu tımarhanenin bodrumunda hephaistos'u çağrıştıran bir yaratma iradesinin çekiç darbeleri duyuluyor, insanlığın uçmak, çok hızlı yolculuk etmek, katı cisimlerin içinden ötesini görebilmek gibi en eski düşleri ve geçen yüzyıllarda en büyük mutlulukların kaynağı olan sihirli düşler niteliğindeki daha işitilmedik kadar çok sayıda nice fantezi gerçekleştiriliyor; çağımız bu mucizeleri yaratıyor; fakat onları artık hissetmiyor. çağımız, gerçekleşmelerin çağı ve gerçekleşmeler her zaman düş kırıklıklarıdır; çağımızda henüz yapamadığı bir şey eksik; ama yapamadığı bu şey, çağımızın yüreğini kemirmekte." (robert musil)

29.11.2018

uzun lafın kısası

charles bukowski: sığınak çukurlarında melek bulunmaz.

albert caraco: evreni yok eden şey zina değil doğurganlıktır, haz değil görevdir.

bertrand russell: milliyetçilik, insanoğlunun şimdiye dek karşılaştığı tehlikelerin en büyüğüdür.

robert musil: diplomasi, güvenilir bir düzenin ancak yalanla, korkaklıkla, yamyamca davranmakla, kısacası, insanların o sarsılmaz aşağılık yanlarıyla kurulabileceğini savunur. diplomasi, küçültücü bir idealizmdir.

zygmunt bauman: aşk bulunabilen bir şey değildir, buluntu nesne ya da hazır bir şey de değildir. her gün, her saat sürekli olarak yeniden yapılması gereken, daima diriltilmesi, teyit edilmesi, özen gösterilip ilgilenilmesi gereken bir şeydir.

immanuel kant: insanlık denen çarpık çurpuk malzemeden dümdüz bir şey yapılamaz.

yuval noah harari: para şu ana kadar yaratılmış en evrensel ve en etkili karşılıklı güven sistemidir.

carl sagan: hiçbir devletin, hiçbir dinin, hiçbir ekonomik sistemin, hiçbir bilgi birikiminin hayatta kalmamıza yetecek tüm yanıtları vermeye yeterli olabileceği sanılmamalıdır.

comte de volney: insanlar aydın ve bilge olmadıkça, aralarındaki ilişkilerin, örgütlerindeki yasaların bilgisine dayanan adalet sanatını uygulamadıkça acı çekmekten kurtulamayacaklardır.

inci aral: yazmak, bugün her zamankinden daha fazla yaşamsal bir tepki, ifşa etme gereksinimi, cehennemin içinden gelen bir çığlık ve kesinlikle ucuzluktan kaçış olmalı. günümüzün yazara yüklediği sorumluluk budur.

31.10.2018

uzun lafın kısası

patti smith: dikkat et, ruhunu sergilerken dikkat et, neyin varsa ortalığa dökme.

jean baudrillard: çünkü farklılık güzeldir, kayıtsızlık ise soylu.

charles bukowski: tanrım, çok tuhaf bir dünyada yaşıyoruz. her şeyimiz var ama hiçbir şeyimiz yok.

thomas hobbes: dinin doğal nedeni gelecek kaygısıdır. gelecek korkusu yüzünden insanlar, görünmeyen şeylerin gücünden korkarlar.

robert musil: yaşamın zevkler okyanusundan yalnızca bir tutam cinsellik zevki alan bu hayat korkunç bir şey!

comte de volney: insanı, insanın tasarladığı gibi yaratmış olan tanrı değildir. aslında kendi tasarladığı gibi tanrı'yı düşünen, insandır.


woody allen: insan özgürleşmesi, hayatın absürtlüğünün farkına varmaktan geçer.

theodore kaczynski: tarih, genelde ne istediğini bile tam olarak bilmeyen çoğunluklar tarafından değil, kararlı ve etkin azınlıklar tarafından yazılır.


erich fromm: umut etmek, insan olmanın temel koşullarından biridir. insan umut etmekten vazgeçerse cehennemin kapısından girmiş demektir, kendi insanlığını geride bırakmış demektir.

shakespeare: senin kalbinde yaşayacağım, kucağında öleceğim, gözlerine gömüleceğim.