albert memmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
albert memmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.09.2013

camus: başkaldıran insan

pierre-louis rey

stendhal: bana göre tiranlar hep haklıdır; asıl onlara boyun eğenlerdir gülünç olan.

plutarkhos "hayatlar" adlı kitabında, okuma yazmayı bilmeyen bir köylünün, aristides'in sürgün edilmesi için oy kullandığını yazar. aristides'in kendisine nahoş bir şey yapıp yapmadığı sorulunca, "hayır" diye yanıt verir köylü, "üstelik onu hiç tanımam ama her yerde ona 'doğru insan' dendiğini işitmek sinirime dokunuyor."

"bir basın, bir kitap devrimci oldukları için doğru değildirler. ancak doğruyu söylemeye çalışırlarsa devrimci olmak için bir şansları vardır."

"asıl cennetlerin yitirdiğimiz cennetler olduğu doğruysa, bugün içimdeki o müşfik, insana özgü olmayan o şeyi nasıl adlandıracağımı biliyorum. bir göçmen yurduna geri döner. bense anımsarım."

"yoksulluk, güneşin altında ve tarihte her şeyin iyi olduğuna inanmamı engelledi; güneş bana tarihin her şey demek olmadığını öğretti."

"yoksulluk hiçbir zaman bir mutsuzluk kaynağı olmadı benim için; ışık zenginliklerini yayıyordu onun üstüne."

bir çapkın tarafından beğenilmenin en emin yolu, çapkının son tavladığı kadına benzememekten geçer.

caligula'da olduğu gibi yabancı'da da sevilen kadının kaybı, kahramanın yanlış hareketlere girişmesine yol açar. oyunun başında imparator, hem metresi hem kardeşi olan kızın ölümünün ardından kaçmıştır; yeniden ortaya çıktığında her zamankinden daha delidir. "annem ölmüş bugün" diye başlar yabancı. o andan itibaren meursault kendisine hiç vicdan azabı vermeyen bir cinayet işlemeye kadar gidecektir varoluş sürecinde. camus romanın bir amerika baskısının önsözüne, "kitabın kahramanı oyunu oynamadığı için mahkum edildi" diye yazacaktır. cinayetten ziyade, annesinin cenazesindeki görünür duyarsızlığı ve mahkeme sırasındaki tuhaf kayıtsızlığı jüri üyelerinin meursault'ya ölüm cezası vermesine yol açar. yalanı böyle reddetmesi, camus'nün gözünde meursault'yu "layık olduğumuz tek mesih" kılar. bir arap'ın cezayirli bir fransız tarafından öldürülmesinin sömürgeleştirme öyküsüne konu sağladığı düşüncesi daha sonra ağır basacaktır; bu düşünce hiç kuşkusuz camus'nün amaçlarına yabancıdır o sırada.

"bir roman, imgeler halinde sunulmuş bir felsefeden başka bir şey değildir."

"gerçekten önem taşıyan tek bir felsefe sorunu vardır: intihar."

"insanların bütün mutsuzluğu basit bir dil benimsememekten kaynaklanıyor."

antonin artaud: tiyatro da veba gibi, kendi sunduğu örnekle insan ruhunu çatışmalarının kaynağına götüren olağanüstü güçlerin çağrısıdır.

"doğulu bir bilge, tanrının onu ilginç bir çağ yaşamaktan esirgemesini istermiş hep dualarında."

"sanata ilişkin en yüksek ve en tutku dolu düşünceye sahibim. onu herhangi bir şeye tabi tutmaya razı olamayacak kadar yüksek bir düşünceye."

"güzellik kusursuz adalettir.""

"tanrıya inanmıyorum, orası doğru; ama o kadar da tanrıtanımaz değilim."

"dünyada hiçbir şey yoktur ki insanın sevdiğinden vazgeçmesine değsin."

"kahramanlık pek bir şey sayılmaz; mutluluk daha zordur."

louis guilloux: tek çare, acı. acı yoluyla, katillerin en korkuncu bile insanlıkla bağını korur.

"bugünkü adalet, her türlü adaletin katillerine oyalama olanağı sağlıyor."

andre breton: en yalın gerçeküstücü eylem, sokağa çıkıp elinde bir tabancayla sağa sola rastgele ateş etmektir.

"konformizm, devrimin nihilist ayartmalarından biridir, entelektüel tarihimizin büyük bir bölümüne egemendir. ne olursa olsun, eyleme geçmiş başkaldıran insanın, eğer kökenlerini unutursa, en koyu konformizmle nasıl ayartılacağını gösterir."

"bir emekçi dünyanın herhangi bir yerinde çıplak yumruklarını bir tankın önünde havaya kaldırıp köle olmadığını haykırdığında kayıtsız kalırsak biz neyiz o zaman?"

"elbette, umutsuzluk çok arttığında insan ölmeyi seçebilir. ama yağmurdan kaçmak için suya atlamak ve sağ kalmak isteye isteye ölmek bağışlanmaz bir davranış olurdu."

"gerçekten de insanların tek başına ya da hiziplerin yalnızlığı içinde yaşaması iyi değil. kişinin kendi kinleriyle ya da küçük düşürülmesiyle, hatta kendi hayalleriyle çok uzun süre karşı karşıya kalması iyi değil. bugünün dünyası görünmez düşmanın dünyası; buradaki mücadele soyut; işte bu nedenle de hiçbir şey aydınlatmıyor ya da yumuşatmıyor bu mücadeleyi. ötekini görmek ve duymak mücadeleye bir anlam verebilir; belki anlamsız da kılabilir mücadeleyi."

"insanın doğasına ilişkin bana ifşa ettiği şeylerden dolayı önce dostoyevski'ye hayranlık duydum. ifşa etmek sözü tam oturuyor. zira bize, bildiğimiz ama kabul etmeyi reddettiğimiz şeyi öğretir sadece o."

"yaşama umutsuzluğu olmadan yaşama hevesi olmaz."

albert memmi: insan koşulsuz biçimde kendi yakınlarıyla dayanışma içindeyse, adalete ihanet eder; koşulsuz biçimde adalete saygı duyarsa, er geç kendi yakınlarına ihanet eder.

jean-paul sartre: saçma ne insanda ne de şeylerdedir; onlar arasında yabancılıktan başka bir ilişki kurma olanaksızlığındadır.

jean-paul sartre: insan düzeni düzensizlikten başka bir şey değildir; adaletsizdir, derme çatmadır, cinayet işlenir, açlıktan ölünür bu düzende. en azından insanlar tarafından kurulmuş, sürdürülmüş ve uğrunda mücadele edilmiştir.

insanlara hiçbir şey verilmez; ele geçirebilecekleri azıcık şeyin bedeli de haksız yere ölümlerdir. ama insanoğlunun büyüklüğü burada değildir. içinde bulunduğu durumdan daha güçlü olma kararlılığındadır. eğer durumu adaletsizse, üstesinden gelmesinin tek bir yolu vardır: kendisinin adaletli olması.

not: tırnak içindeki sözler albert camus'ya aittir.

31.12.2011

uzun lafın kısası

carlos fuentes: gerçek güç, her zaman başkaldırandan doğar.

edip cansever: bizlere dadanan her yakıcı umutsuzluk, her küstah acı; bir güzelliğe, bir yaşama direncine dönmek zorundadır. anlam da bizde, anlamsızlık da.

süheyla acar: şehirlerin yüzü, içinde yaşayan insanların yüzlerine benzer.

hermann hesse: bir çiçeğin yaprağı ya da yol üzerindeki küçük bir solucan bir kitaplıktaki kitapların tümünden daha çok şey söyler insana, kendisinde daha büyük bir hazine barındırır.

albert memmi: insan koşulsuz biçimde kendi yakınlarıyla dayanışma içindeyse, adalete ihanet eder; koşulsuz biçimde adalete saygı duyarsa, er geç kendi yakınlarına ihanet eder.

liam o'flaherty: soylu ve güzel ne varsa, özgür ve katıksız bir hayat sürdürme arayışından doğar.

arundhati roy: her şey bir günde değişebilir. herkesin başına her şey gelebilir. en iyisi hazırlıklı olmaktır.

montaigne: şiirin orta hallisi ya da kötüsü için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir; ama iyisi, yükseği, olağanüstüsü aklın kurallarını aşar.

paulo coelho: her zaman yeni bir başlangıç yapmak mümkündür.

tomris uyar: türkiye'de ne iyi ne kötü bir şey yapılıyor. her şey ortalama. onun için de yüzleşme ihtiyacı vermiyor insana. çünkü zaten kötü değil, zaten iyi değil.

shakespeare: kendini övüp de akıllı olan kişi yirmide bir çıkmaz.

thomas mcguane: salakça şeyler yaparak insanların dikkatini çekmenizin mesleki açıdan uzun vadede tehlikesi, eninde sonunda kendinizin de bir bilet almak zorunda kalmanızdır.