diogenes laertios etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diogenes laertios etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.10.2021

solon

diogenes laertios

"halk iyi yönetiliyorsa tanrı ve yasaların yararı vardır; ama kötü yönetiliyorsa hiçbir işe yaramazlar."

solon; borç yükünün azaltılması, yani borçların silinmesi, hacizlerin ve köleliğin kaldırılması uygulamasını atinalılara getiren ilk kişidir. nitekim insanlar bedenleri karşılığında borç alıyorlar ve birçok kişi yoksulluk yüzünden borcu karşılığı hizmet ediyordu. ilk olarak solon babasından kalan yedi talantlık alacağını bağışladı ve başkalarını da böyle yapmaya özendirdi. ve bu yasaya "borç affı yasası" adı verildi. sonra öteki yasalarını çıkardı ve döner levhalar üzerine yazdırdı.

"her insandan kendini sakın; dikkat et, yüreğinde gizlice nefret besleyip güler yüzle karşında konuşmasın, iki yanlı dili kara ruhundan yankılanmasın."

bazılarının anlattığına göre, kroisos bütün süslerini takıp takıştırarak tahtına oturmuş ve solon'a bundan daha güzel bir manzara görüp görmediğini sormuş. o da "evet, gördüm," demiş, "horoz, sülün ve tavus kuşu; doğa bunları binlerce kez daha güzel çiçeklerle bezemiştir."

"kendi korkaklığınız yüzünden belanızı bulduysanız bunun suçunu tanrılara bulmayın. bunları iktidara getirip siz büyüttünüz; bu yüzden de iğrenç köleliğe düştünüz. her biriniz tek tek tilkinin izinden yürürsünüz; ama bir araya geldiniz mi kafanız çalışmaz. kandırıcı sözler söyleyen adamın yüzüne bakarsınız; ama yaptığı işi görmezsiniz."

ayaklanma sırasında ne kenttekilerin, ne ovadakilerin ne de kıyıdakilerin arasında yer aldı. onun tanımına göre söz işin aynasıydı; kral, kudretiyle en güçlü insandı; yasalar örümcek ağı gibiydi. çünkü "eğer güçsüzsen ağa yakalanırsın; ama daha güçlüysen ağı parçalayıp çıkarsın."

"dilin mührü susmaktır, susmanınki ise zamanını ve yerini bilmektir." diyordu.

"kar'ın ve dolunun gücünü bulut taşır; gök gürültüsü parlak şimşekten doğar; devlet büyük adamların yüzünden yıkılır; halk farkına varmadan tiranın kölesi olur."

tiranların yanında güç sahibi olanları sayı boncuklarına benzetiyordu. çünkü her biri bazen artıyı bazen eksiyi gösterir; tiranlar da bu adamları kimi zaman güçlü ve parlak, kimi zaman onursuz kılarlar.

"zenginlikten doygunluk, doygunluktan da şiddet doğar."

babasını öldürene karşı neden yasa çıkarmadığı sorulduğunda, "böyle bir şeyi ummadığım için" diye karşılık verdi. insanların hiç haksızlık yapmamasının nasıl mümkün olacağı sorulduğunda, "haksızlığa uğramayanlar da haksızlık görenler kadar öfke duydukları takdirde" dedi.

atinalıların günleri aya göre hesaplamalarını öngördü. ve ozanların uydurmaları bir işe yaramaz diye, thespis'in tragedyalarını sahnelemesine izin vermedi.

apollodoros'un "felsefe okulları üzerine" adlı eserinde söylediği gibi, insanlara şunları öğütlemiştir:

"yemininden çok dürüstlüğe bağlı kal! yalan söyleme! ciddi işlerle uğraş! çabucak dost edinme, dost edindiğin kimseleri dışlama! önce boyun eğmeyi öğren, sonra buyruk ver! hoş olanı değil, iyi olanı öğütle! bırak akıl yol göstersin! kötü insanlarla düşüp kalkma! tanrıları onurlandır, ana babanı say!"

8.10.2020

thales

diogenes laertios

bazıları onun evlendiğini ve kybistos adında bir oğlu olduğunu söylerler; bazılarına göre ise, hiç evlenmemiş ve kız kardeşinin oğlunu evlat edinmiştir. neden çocuk sahibi olmadığını soranlara, "çocukları çok sevdiğim için" diye yanıt veriyormuş. annesi onu evlenmeye zorladığında, "daha zamanı değil" demiş. sonra yaşı ilerleyip annesi gene sıkıştırınca, "artık zamanı değil" demiş. 

ona göre her şeyin başlangıcı sudur, evrenin canı vardır ve cinlerle (daimon) doludur. yıl içindeki mevsimleri de o bulmuş ve yılı üç yüz altmış beş güne bölmüştür.

üç nedenden ötürü talihe minnet borçluymuş: "birincisi, hayvan değil insan olduğum için; ikincisi, kadın değil erkek olduğum için; üçüncüsü de barbar değil yunan olduğum için."

"varlıkların en eskisi tanrıdır; çünkü oluşmamıştır.
en güzel şey evrendir; çünkü tanrının eseridir. 
en büyük şey yerdir; çünkü her şeyi içine alır.
en hızlı şey akıldır; çünkü her yerde dolaşır.
en güçlü şey zorunluluktur; çünkü her şeyi alt eder.
en bilge şey zamandır; çünkü her şeyi ortaya çıkarır."

gölgemizin bizimle aynı uzunlukta olduğu zamanı gözleyerek, piramitlerin yüksekliğini gölgelerine bakarak ölçmüştür.

"akıllı düşünceyi gösteren çok konuşmak değildir, bir tek bilgeliği ara, bir tek onuru seç; böylece geveze insanların kesilmek bilmeyen seslerini kısacaksın."

yıldızları incelemek için yaşlı bir kadın tarafından evden çıkarıldığında, bir çukura düşmüş, yaşlı kadın da onun iniltilerine şöyle karşılık vermiş: "sen thales, ayağının altındakini görmezken, gökyüzünü anlayacağını mı sanıyorsun?"

kendisine neyin zor olduğunu sorana "kendini tanımak"; neyin kolay olduğunu sorana: "başkasına akıl vermek"; neyin en tatlı olduğunu sorana: "kavuşmak"; tanrının ne olduğunu sorana: "başı sonu olmayan şey"; gördüğü en acayip şeyin ne olduğunu sorana: "yaşlı bir tiran"; insanın talihsizliğe en kolay nasıl katlanacağını sorana: "düşmanlarını daha kötü durumda gördüğü takdirde"; en iyi ve en doğru nasıl yaşayacağımızı sorana: "başkalarında kınadığımız şeyi kendimiz yapmadığımız takdirde"; "kim mutludur?" - "bedence sağlıklı, ruhça becerikli, yaratılışça eğitimli olan" dedi. 

dostları yakındayken de uzaktayken de unutmamak gerektiğini söyler. "insan göze güzel görünmemeli, davranışlarıyla güzel olmalı."

bilge thales yaşlılığında bir jimnastik yarışması izlerken, sıcağın ve susuzluğun etkisiyle düşüp öldü. mezar taşında şunlar yazılıdır:

"bilgeler bilgesi thales'in mezarı bu. kendisi küçük; ama şanı göklere çıkıyor."

24.09.2020

aristoteles

diogenes laertios

"umut, uyanıkken görülen düştür."

güzelliğin her türlü tavsiye mektubundan daha etkili olduğunu söylerdi. bazılarına göre bu tanımı diogenes yapmıştır, o ise güzelliğin tanrı armağanı olduğunu söylemiştir. 

sokrates'e göre güzellik, kısa süren bir tiranlıktır; platon'a göre doğanın tanıdığı bir ayrıcalık; theophrastos'a göre sessiz bir aldanma; theokritos'a göre fildişinden bir bela; karneades'e göre de korumasız bir krallıktır.

"eğitimin kökü acı, meyvesi tatlıdır."

eğitimli insanların eğitimsizlerden hangi noktada farklı olduğu sorulduğunda, "diriler ölülerden ne kadar farklıysa" dedi. eğitimin iyi günde bir süs, kötü günde bir sığınak olduğunu söylerdi. ona göre, çocuklarına eğitim veren ana babalar, onları dünyaya getirmekle yetinen ana babalardan daha saygıdeğerdir; çünkü biri yaşam bağışlamıştır, öbürü ise iyi bir yaşam.

"dostluk, iki bedende yaşayan tek ruhtur."

büyük bir kentin yurttaşı olmakla övünen birine, "önemli olan bu değil" dedi, "önemli olan, büyük bir ülkeye kimin layık olduğudur."

"çok dostu olanın hiç dostu yoktur."

felsefenin ne yararını gördüğü sorulduğunda, "kimilerinin yasa korkusuyla yaptığı şeyleri bana buyrulmadan, kendiliğimden yapmayı öğrendim." diye karşılık verdi.

"dostlarımıza nasıl davranmalıyız?" diye sorulduğunda, "onların bize nasıl davranmalarını istiyorsak öyle." diye karşılık verdi.

"ışığı gözümüz bizi çevreleyen havadan alır, ruhumuz da bilgiden."

ona göre adalet, herkese hak ettiğini veren bir ruh erdemidir. eğitimin yaşlılığa en güzel yolluk olduğunu söylüyordu.

bir yığın çene çaldıktan sonra, "başını şişirmedim ya?" diye soran gevezeye, "yok canım, zeus hakkı için" dedi, "zaten seni dinlemiyordum ki."

4.08.2020

erdem

zenon

bilgiyi yakalamaya, kendini beğenmişlik kadar hiçbir şey yabancı değildir. ve zamana olduğu kadar hiçbir şeye gereksinimimiz yoktur.

daha çok dinleyelim, daha az konuşalım diye iki kulağımız ve bir ağzımız var.

erdemlerden bazıları birinci sıradadır, bazıları da bunların altında yer alır. birincil erdemler: bilgelik, yiğitlik, adalet, ölçülülük; bunların özel biçimleri de: yüce gönüllülük, kendine söz geçirme, dayanıklılık, kavrayış, doğru akıl. bilgelik iyinin, kötünün ve ne iyi ne kötü olanın bilgisidir; yiğitlik seçilecek, sakınılacak ve ne seçilecek ne sakınılacak şeylerin bilgisidir.

yüce gönüllülük insanı iyi ve kötü bütün olayların üstüne çıkaran bir bilgi ya da tutumdur. kendine söz geçirme, doğru akla uygun aşılmaz bir ruh durumudur ya da hazlara alt olmama tutumudur. dayanıklılık; dayanılacak, dayanılmayacak ve ne dayanılacak ne dayanılmayacak şeylere ilişkin bilgi ya da tutumdur. kavrayış, her durumda yapılması gerekeni bulma yetisidir. doğru akıl da neyi, nasıl yapmakla düzgün davranıldığını görme bilgisidir. benzer biçimde, kusurların da bazıları birinci sıradadır, bazıları bunların altındadır.

akılsızlık, korkaklık, adaletsizlik ve ölçüsüzlük birincil kusurlar arasındadır; irade zayıflığı, aptallık ve yanlış akıl ise bunların altındadır. kusurlar bilgisizlikten ileri gelir, erdem ise bunların bilgisidir.

iyi, akıllı olanın ya da akıllı olduğu için doğaya uygun olanın kusursuzluğudur.

erdem öyle bir şeydir ki, bundan pay alanlar, eylemse erdeme uygun, insansa ahlaklı olurlar; bunun sonucunda oluşan; neşe, sevinç ve benzeri duygulardır.

diogenes laertios: stoacılar ana babalarına ve çocuklarına düşmandırlar; çünkü bunlar bilge değildir. gene bilge, koşullar gerektirdiğinde insan eti de yiyecektir. yalnızca bilge özgürdür, aptallar köledir; çünkü özgürlük, bağımsız davranabilme yetisidir; kölelik ise bağımsız davranamama durumudur.

28.09.2019

pythagoras

diogenes laertios

pythagoras "doğa" adlı eserine şu sözlerle başlıyor: "soluduğum hava adına, içtiğim su adına, bu eserimle ilgili herhangi bir yergiye katlanmayacağım."

pythagoras üç eser yazmıştır: eğitim, devlet ve doğa.

yaşamı büyük şenliklere benzetiyordu: "kimi bunlara yarışmak için katılır, kimi alışveriş için; ama en iyiler seyirci olarak gelirler; aynı şekilde yaşamda da kimileri ünün kölesi ve kazanç avcısı olarak doğarlar, kimileri de gerçeğin peşinde filozoflar olarak."

pythagorasçı ksenophilon, "insan, oğlunu en iyi nasıl eğitebilir?" sorusuna, "onu iyi yönetilen bir kentin yurttaşı yaparak" diye karşılık veriyordu.

16.04.2019

aristippos

diogenes laertios

"eğitimsiz olmaktansa dilenmek daha iyidir. nitekim berikinin parası yoktur, ötekinin insanlığı."

dionysios ona "neden filozoflar zenginlerin kapısına geliyor da, zenginler filozofların kapısına hiç gitmiyorlar?" diye sorunca, "çünkü filozoflar kendilerinde neyin olmadığını bilirler, öbürleri ise bilmez." diye yanıtladı.

"hazlar arasında fark yoktur ve bir haz ötekinden daha hoş değildir. bütün canlılar hazzı arar, acıdan kaçarlar."

bir gün deniz yoluyla korinthos'a giderken fırtınaya yakalanınca korkudan allak bullak oldu. biri, "biz sıradan insanlar korkmuyoruz; ama siz filozoflar korku içindesiniz." deyince, "evet, çünkü tehlikeye attığımız canlar aynı değil." dedi.

"minnet, dostluk ve iyilik diye bir şey yoktur; çünkü bunları kendileri için değil, gereksinim duyduğumuz için isteriz. gereksinim yoksa bunlar da yoktur."

bir hetaira ile yaşadığı için onu suçlayana, "bir zaman içinde birçok kişinin yaşadığı evle hiç kimsenin yaşamadığı bir ev almak arasında ne fark var?" diye sordu. beriki, "hiç fark etmez." dedi. "peki, bir zaman içinde binlerce kişinin yolculuk yaptığı gemiyle hiç kimsenin binmediği bir gemide yolculuk yapmak arasında ne fark var?" "hiç." "o halde, birçok kişinin yararlandığı ya da hiç kimsenin yararlanmadığı bir kadınla yaşamak da fark etmez."

aristippos'un yaşayışına bağlı kalanlar ve kyreneliler diye anılanlar, şu görüşleri savunuyorlardı:

"bilgeler her şeyi kendisi için yapar; çünkü hiç kimseyi kendisiyle aynı değerde görmez."

"aptallarda gereksinim ortadan kalktı mı dostluk da yok olur gider; bilgeler de kendilerine yettikleri için dosta gerek duymazlar."

17.03.2019

diogenes

diogenes laertios

"erdemli insanlar tanrıların imgesidir, aşk işsizlerin işidir."

insanların büyük çoğunluğunun delilikle arasının bir parmak olduğunu söylerdi: "eğer biri orta parmağını uzatarak yürürse ona deli gözüyle bakılır; ama işaret parmağını uzatırsa sorun yok."

bir gün biri onu zengin bir eve götürüp yerlere tükürmemesini tembihleyince, diogenes önce hımkırdı, sonra adamın yüzüne tükürüp "tükürecek daha kötü bir yer bulamadım." dedi. bazıları bunu aristippos ile ilgili olarak anlatırlar.

değerli şeylerin yok pahasına ve tersine beş para etmez şeylerin pahalı satıldığını söylüyordu: "nitekim, bir heykel üç bine satılırken, bir ölçü arpa unu iki tunç paraya gidiyor."

hangi saatte kahvaltı etmeli diye sorana, "zenginsen, istediğin zaman; yoksulsan, bulduğun zaman." diye karşılık verdi.

bir gün tapınak görevlilerini tapınaktan kupa çalmış bir bekçiyi götürürlerken görünce, "büyük hırsızlar küçük hırsızı götürüyorlar." dedi.

sık sık ortalıkta mastürbasyon yapar, "keşke ovuşturmakla karnın da açlığı geçse." derdi.

yaşamda neyin perişanlık olduğu sorulunca, "yoksul yaşlı" yanıtını verdi. en kötü hangi hayvan ısırır, diye sorulunca, "vahşiler içinde muhbir, evciller içinde de dalkavuk" dedi.

bir gün de zeytin ağacına asılan kadınlar görünce, "keşke bütün ağaçlar böyle meyve verse." dedi.

evlenmek için hangi zaman uygundur, diye sorulunca "gençken daha zamanı değil, yaşlandıktan sonra ise artık zamanı değil." diye karşılık verdi.

bir gün sahte para bastığı yüzüne vurulunca, "bir zamanlar benim de senin gibi olduğum günler oldu; ama sen hiçbir zaman şimdi benim olduğum gibi olamayacaksın." dedi.

gerçekten sahte para basmıştı; çünkü doğal hakka verdiği önemi yasal hakka tanımıyordu. özgürlüğü her şeyden üstün tutan herakles'inki gibi bir yaşam biçimi sürdürdüğünü söylüyordu.

platon bir gün onu yeşillik yıkarken görünce, yanına yaklaşıp usulca "dionysios'un hizmetinde olsaydın şimdi yeşillik yıkamazdın." dedi; o da aynı biçimde usulca "sen de yeşillik yıkasaydın dionysios'a hizmet etmezdin." diye karşılık verdi.

çalışma olmadan yaşamda hiçbir şeyin kesinlikle başarılamayacağını, çalışmanın her şeyin üstesinden gelecek güçte olduğunu söylüyordu.

"yararsız çabaları bırakıp doğaya uygun çabalamayı seçenler mutlu yaşar, insanlar aptallıkları yüzünden mutsuz olurlar. çünkü zevki küçümsemek de en tatlı alışkanlıktır. zevkli bir yaşam sürmeye alışmış olanlar bunun tersi bir yaşama geçince nasıl büyük rahatsızlık duyarlarsa, aynı şekilde bunun tersinde idmanlı olanlar zevkleri büyük bir keyifle küçümserler."

9.03.2018

sokrates

diogenes laertios

"bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir."

satışa sunulmuş malların çokluğuna bakıp birçok kez kendi kendine "gerek duymadığım ne çok şey var!" demişti.

"gümüş sofra takımları ve erguvan giysiler yaşamda değil, tragedyada işe yarar."

insanın bilmediği bir şeyi öğrenmesinin hiç de tuhaf olmadığını söyleyerek ileri yaşta lir çalmayı öğrendi.

evlenmeli mi evlenmemeli mi, diye sorulduğunda, "hangisini yaparsan yap pişman olacaksın." diye karşılık verdi.

kendi dışındaki insanların yemek yemek için yaşadıklarını, kendisinin ise yaşamak için yemek yediğini söylerdi.

"atinalılar seni ölüme mahkum ettiler." diyene, "doğa da onları" diye karşılık verdi. kimilerine göre bunu anaksagoras söylemiştir.

karısının "haksız yere ölüyorsun." demesi üzerine, "yoksa sen ölümü hak etmiş olmamı mı isterdin?" dedi.

"falanca senin hakkında kötü konuşuyor." diyen birine, "iyi konuşmayı öğrenememiş de ondan." diye karşılık verdi.

ksenophon'un şölen'de dediğine göre, boş zamanı kazançların en güzeli olarak göklere çıkarıyordu. ona göre bir tek iyi vardı: bilgi; gene bir tek kötü vardı: bilgisizlik.

8.07.2015

ünlü filozofların yaşamları ve öğretileri

diogenes laertios

pyrrhon'a göre ne güzel ne çirkin vardır, ne doğru ne eğri vardır; gene aynı şekilde her durumda gerçekte hiçbir şey yoktur. insanlar her şeyi uylaşım ve alışkanlıkla yaparlar; çünkü her bir şey şu olmaktan çok bu değildir.

ksenophanes şöyle diyor: "kesin olanı kimse bilmez, ileride de bilemeyecektir."

zenon, "devinen şey ne bulunduğu yerde devinir ne de bulunmadığı yerde." derken, devinimi ortadan kaldırır.

demokritos da "sıcak ve soğuk uylaşım sonucu var, gerçekte var olan ise atomlar ve boşluktur." derken, niteliği kaldırıp atar. ve gene: "aslında hiçbir şey bilmiyoruz; çünkü gerçek, uçurumun dibindedir."

platon da gerçeği tanrılarla tanrı çocuklarına bırakıp olası açıklamaları bulmaya çalışır.

euripides şöyle diyor: "kim biliyor, yaşamın ölüm, ölümün de yaşam sayılmadığını ölümlülerin gözünde?"

empedokles: "böylece insanlar bu işleri ne gözleriyle, ne kulaklarıyla, ne de zihinleriyle kavrayamazlar."

ve bundan önce: "herkes yalnızca kendi deneyimlerine inanır."

31.05.2012

uzun lafın kısası

albert camus: terör, kin dolu yalnızların insan kardeşliğine sundukları saygıdır.

moliere: bol yemekli sofralar birer cinayet sofrasıdır.

carlos fuentes: bir insanın dikkatleri kendisine çekmesinin en iyi yolu, yokluğuna dikkat çekmektir.

diogenes laertios: bayağı insanların tanrılarına inanmamak kutsala saygısızlık değil; tanrıları, bayağı insanların düşünceleriyle nitelemek kutsala saygısızlıktır.

francis bacon: talih bir pazara benzer. insan biraz beklemeyi bilirse, çoğunlukla fiyatlar düşer.

sokrates: ruhunun iyi olup olmadığını anlamak isteyen bir adamda bulunması gereken üç özellik vardır: bilgi, iyi niyet ve açıksözlülük.

lenin: sonunda devlet gücünü artırmamış bir devrim örneği yoktur.

herbert spencer: bütün tartışmalara karşı kanıt olan ve insanı sonsuz cehalette bırakmaktan vazgeçmeyen, tüm bilgilere engel oluşturan bir prensip vardır. bu, araştırmadan önceki yargıdır.

jorge amado: bir filozof için bir hayat kadınının evinden daha iyi yaşanacak yer var mı?

simone weil: kaba kuvvetle ilişkiye maruz bırakılan her şey alçalır. darbeyi indiren de darbeyi yiyen de aynı kirlenmeyi yaşar.

pauline melville: gerçek benlik yalnızca ölümde kendini gösterir.

tolstoy: eylemlerimizin kaynağı kim ne derse desin, kişisel mutluluğumuzdur. bizi harekete geçiren kişisel mutluluğumuzdur.