jack huberman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jack huberman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.01.2022

ateizm

jack huberman

yaratılışa dair herhangi bir inanç; doğanın kendini yapılandırma, düzenleme ve inşa etme yeteneğini inkar ederek ya da yok sayarak ona hakaret etmektir.

kimyasal maddelerin evrim geçirerek yaşam dediğimiz olguya dönüşmesi, doğanın en temel kanunları göz önüne alındığında, kesinlikle kaçınılmaz bir gelişmedir. her sıkıcı ders kitabının sayfalarını çevirişimizde bilim olağanüstü bir dünyayı karşımıza çıkarmaktadır. içinde yaşadığımız dünyanın % 99,99'unu gündelik hayatımızda algılamıyor ya da algılayamıyoruz. doğayla ilgili en önemli keşif kendi ani, katı gerçekliği ve radikal farklılığıyla, dünya dışı bir karşılaşmayı andırmaktadır. gerçekliğin mucizesini görmezden gelerek doğaüstü hikayelerle ilgilenmeyi seçmek, bilime ve doğaya yönelik bir hakarettir. din, insanlara dünyanın onların özel çıkar ve istismarları için yaratıldığını öğretip böylece çevreye karşı düşüncesizliğin ve vandalizmin yayılmasını sağlayarak bu hakaretleri daha da ağırlaştırmıştır.

tanrı yoktur. tanrı'ya ilişkin geleneksel fikirlere uyan ve "tanrı" olarak adlandırılmaya elverişli hiçbir şey gerçek değildir. üstün zekalı, bir amaç güden, bilinçli bir varlığın evreni yarattığına ya da yönettiğine inanmak için bir sebep yoktur.

"bunu anlamıyorsun. inancın sayılar ve mantıkla alakası yoktur. o bizim içimizdedir, bildiklerimiz ve hissettiklerimizdir." tabii ki asıl sorun da tam olarak budur. bu, sizin her şeye inanabileceğiniz anlamına gelir: "tanrı gerçekten de akdeniz ve fırat nehri arasındaki toprakları israil'in çocuklarına vaat etmiştir. isa -ya da peder moon- tanrı'nın dünya üzerinde vücut bulmuş halidir. psikiyatri öldürür. kafirler öldürülmelidir."

ateizm hakkında ne derseniz deyin, bugüne kadar kimse onun adına katledilmemiştir. 

ateizm, tüm şakaların en büyüğü olan dini anlamak ve ona gülmek anlamına gelmelidir. hayvanlar aleminin bir türü olduğumuzu, kendini yeniden üretme yeteneğine sahip, bizim bitkiler, hayvanlar ve insanlar olarak gördüğümüz -fakat bencil genlerimizin şehirler ve araçlar olarak gördüğü-, büyük koloniler oluşturan moleküllerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığımızı; örümcek ağına benzer ağlardan oluşan sinir bağlantılarımız sayesinde bir bilinç yanılsaması bile [tanrı] üretebildiğimizi anlamak. bu kolonilerin "en fazla evrimleşmiş" türü olan bizler, evrenin merkezi ve temel amacı olduğumuzu iddia etmiş, sonunda öyle olmadığımızı keşfetmişizdir. fakat bizim türümüz evrendeki bir gezegenin yönetimini görünüşe göre hiçbir amaç, merkez, lider ya da ahlaki yetkili olmaksızın ele geçirmiştir ve firesign theater'ın da belirttiği gibi, biz "sadece bu otobüsteki ahmaklarız." bu yüzden kabile mitlerini, mutlakiyetçi gerçekleri ve kitlelerin saplantılı nevrozlarını bir kenara bırakarak uyum sağlamayı öğrenmemiz yerinde olacaktır.

17.07.2012

ateist aforizmalar

jack huberman

hakikat asla insanları ona inanmaları için zorlamaya ihtiyaç duymamıştır: "termodinamiğin ikinci kanununa inanıyorum diyeceksin; bunu söylemezsen ölürsün, kafir!"

din bir mucize gösterebilir, insanları sonsuza dek lanetlenmekle tehdit edebilir, cennete dair hoş, bol hurili izlenimler uyandırabilir; sağlık, zenginlik, sosyal ya da siyasi çıkarlar veya suçluluktan, yalnızlıktan, boşluk duygusundan arınmayı vaat edebilir. ama bunlar kabul edilmezse önünüze başka bir seçenek olarak başınızın vurulmasını ya da yavaş yavaş yakılmayı da getirebilir.

zulüm ve şiddet din tarihinin vazgeçilmez bir unsurudur. dini otoriteler her zaman bilimsel araştırmaların ve eğitimin önünü kesmek, sanat ve edebiyatı kontrol altına alıp sansürlemek, yüzyıllar ya da bin yıl öncesinde geçerli olabilecek; hatta o zaman bile zorlukla kabul edilebilecek davranış kalıplarını halka empoze etmek, ne kadar zalim ve baskıcı olurlarsa olsunlar, kendi ayrıcalıkları ve zenginliklerini devam ettirebilmek karşılığında, yönetenleri ve hükümetleri desteklemek için uğraşmıştır. kısacası, aradan geçen binlerce yıllık süre boyunca, dinin dünyaya yarardan çok zararı dokunmuştur.

geçtiğimiz yüzyıl içerisinde, temeli dinsel nefrete dayanan bir savaşta milyonlarca yahudi'nin öldürüleceği, avrupa topraklarında -eski yugoslavya- dinle ilgili bir diğer savaşın gerçekleşeceği, orta doğu ülkelerinin hala teokrasiyle yönetileceği, yaygın islam gruplarının dünya kapsamında bir cihat gerçekleştirmek için çabalayacağı, çin'deki milyonlarca talun gong müridinin, kendi kendini kutsayan ve uçmak ile görünmezlik gibi yetenekleri olduğunu iddia eden bir sözde kurtarıcının peşinden gideceği, yüz yıl önce yaşamış kafası çalışan bir insana söylenseydi, bu insan muhtemelen, son üç ya da dört yüzyılda gerçekleşen tüm entelektüel ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını düşünürdü.

yanlış inanışların zararları aza indirgenmeli, mantık ve kanıtlarla desteklenen gerçeklere saygı duymak, insanın temel yükümlülüğü haline gelmelidir. gerçeklerin kasıtlı olarak gözardı edilmesini ve aptallığı, hayata karşı işlenen birer suç oldukları için, "günah" olarak kabul etmeliyiz. bilimin keşfettiklerini öğrenmemek ve bunlara hürmet göstermemek ve bunun yerine barbarca kabile efsanelerini kutsal kabul etmek; işte ben buna istemli cehalet ve aptallık derim. bu davranışı, sadece hayatımızı daha uzun, daha sağlıklı, daha güvenli ve daha zevkli kılmakla kalmayarak, kendi içinde de saygı uyandıran ve hürmet duyulması gereken, içinde yaşadığımız dünya hakkındaki esas, değerli gerçekleri, yüzyıllardır emek vererek yavaş yavaş keşfeden bilim adamı nesillerine karşı affedilemez bir nankörlük olarak kabul ederim.