yannis ritsos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yannis ritsos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.03.2009

bir mayıs günü bırakıp gittin

yannis ritsos



sakın geri çevirme ateş ve su isteyeni
sakın yanıltayım deme senden yolunu soranı
sakın mezarsız koma can verip ölmüş kişiyi
ve kesmeye kalkma sabana koştuğun boğayı

bunca elle tutulur -belki de bu yüzden-
bunca değişken olan
insan gövdesinden daha anlaşılmaz
daha şaşırtıcı bir şey olabilir mi dünyada

ağzının ne kadar güzel olduğunu bilseydin
görmeyeyim diye gözlerimi öperdin

sana hayatı anlatıyor yaraya saplanan her bıçak
ve sana anlatmak için dünyanın güzelliğini
şifalı bir ot yeşeriyor tırnağının kirinde

her sözcük bir geçittir
bir buluşmaya, çoğu zaman vazgeçilen

tut elimden. bu el senin. deniz suyuyla beslenmiş
bu deniz senin. acı özsuyu damlıyor incir dalından
nerede olursan ol, gökyüzü seni görüyor
sen bir tel saç koparırken sessizliğin başından

daracık bir yer seçeriz korunmak için
kendi sınırsızlığımızdan

su deposunda donuk yıldızlar
mühürlü bir odadaki ayna gibi
eski avlunun ortasında duran depoda
güvercin konuyor çevresine
boş beyaz saksılar
sınırını çiziyor ayışığının
sessizce bir türkü söylüyoruz
içimizde bir yaraya bakarak

eğer şiir bağışlanma değilse
o zaman başka hiçbir yerden medet ummamalı

hepimiz
olduğumuzdan başka bir insan olmak isteriz
kimi az çok katlanır buna, kimi hiç katlanmaz
alınyazısı, denildiği gibi
bir kısır döngüye hapseder bizi
biz de döner dururuz dibinin karanlığına
anlaşılmazlığına yüzümüzün
kapatıldığı o kuyunun çevresinde
her zaman bir şey buluruz aradığımızda

2.05.2008

belki bir gün

yannis ritsos


sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede
ama görmüyorsun. gece olmuş -insan neyi görebilir ki
artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok, diyor
demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. gerçekten de
bir şey yok sana gösterdiğim yerde

sadece gecede bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun
bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi
hayal kırıklığına uğramış, aç, hiçbiri türkü söylemeyen
terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri

ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte
çünkü sen görmezsen sanki ben de görmemiş olacağım
hiç değilse senin gözlerinle görmemekte direteceğim
ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip