etgar keret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etgar keret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.03.2021

cinayet

etgar keret

eskiden insanlar birinin asıldığını seyretmeyi iyi bir yemeğe yeğlerdi. günümüzde insanlar katillerin öldürülmesinden eskisi gibi haz duymuyorlar. onları tiksindiriyor, kendilerini kötü hissetmelerine neden oluyor. fakat çocuk katilleri? onların peşine düşmekten hâlâ büyük haz duyuyorlar.

belki size mantıklı geliyordur. benim görebildiğim kadarıyla, bir hayat bir hayattır. maximilian sherman ve benim adil jürilerim yüzlerini çıkmaz ayın son çarşambasına kadar ekşitebilir; fakat toplumsal cinsiyet okuyan yirmi altı yaşında bulimik bir öğrenciyi ya da boş zamanlarında şiir okumayı seven altmış sekiz yaşında bir limuzin şoförünü öldürmenin, üç yaşında bir sümüklünün canına kıymaktan hiçbir farkı yoktur.

31.12.2019

uzun lafın kısası

fernando pessoa:
iyi bir düşçü asla uyanmaz.

osho: bir gün, her insanın yaşamında önemsiz ilkelerin üzerine çıkması gereken bir zamanın geldiğini öğreneceksin.

bertrand russell: hatırlamaya çalıştığımda, yaşamımda gerçekten hayat dolu, tutkulu olduğum birkaç dakikadan fazlasını bulamıyorum.

pascal: kötülük hiçbir zaman adalet duygusuyla yapıldığı zamanki kadar eksiksiz biçimde ve sevinçle yapılamaz.

raoul vaneigem: tek bir insan kıyımı bile yoktur ki, doğal eğilimlere karşı kolektif ya da bireysel olarak sürdürülen kutsal bir savaştan kaynaklanmasın.

eduardo galeano: dünya giderek devasa bir karakola ve bu karakol da dünya boyutunda bir tımarhaneye dönüşüyor. bu tımarhanede deli olanlar kim? kendilerini öldüren askerler mi yoksa onlara öldürmeyi emreden savaşlar mı?

george orwell: hazcı düşünmeye eğitilmiş bir ulus, köleler gibi çalışan tavşanlar gibi üreyen ve temel ulusal endüstrileri savaş olan halklar arasında hayatta kalamaz.

herman melville: ordularda, donanmalarda, kentlerde ya da ailelerde, hatta doğada bile sefalet kadar düzen bozucu bir şey olamaz.

etgar keret: bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz.

sigmund freud: dinsel doktrinlerin doludizgin hüküm sürdüğü dönemlerde insanların genellikle daha mutlu oldukları kuşkuludur, daha ahlaklı olmadıklarıysa kesindir.

halil cibran: hepimiz mahpusuz; ama kimimizin hücresinde pencere var, kimimizinkinde yok.

walter benjamin: insanlık kurtulmadıkça, ezilenler ezenlerden intikam almadıkça kültür de bir barbarlık belgesi olmaktan kurtulamayacaktır.

5.06.2019

kapı birden vuruldu

etgar keret

bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz.

bir şey elinden alındığında, bok bile olsa, acı verir.

genellikle kötü bir şey uydurduğunuzda insanlar hemen inanır; çünkü olağan gelir. fakat iyi bir şey uydurursanız kuşkulanırlar.

bir çocuğa söz verip tutmamak kadar kötü bir şey yoktur. çocuğu hayatının sonuna kadar yaralayabilir bu.

çocukların böyle şahane bir yanları var. ne yaparsan yap, bir saat sonra unutup başka şeyler düşünürler, onları daha mutlu edecek şeyler.

çin tıbbında sperm enerjinin bir biçimi olarak görülür. boşaldığında gücünü yitirirsin, bu yüzden tavsiye edilmez. özellikle zayıf bir bünyen varsa.

bazı insanlar üçüncü kattan düşer ve sadece sırtları morarır. başkaları merdivenden inerken ters bir hareket yapar ve kendilerini hastanede bulur, alçıda.

kiralık katiller kır çiçekleri gibidir. tahmin edemeyeceğiniz kadar farklı türlerde açarlar.

yaşadığımız evrene paralel ve hepsi birbirinden biraz farklı milyarlarca başka evren olduğuna dair bir teori var. hiç doğmadığım evrenler var mesela ya da hiç doğmak istemeyeceğim. bir atla çiftleştiğim paralel evrenler var ya da piyangoda büyük ikramiyeyi kazandığım. yatak odasının döşemesinde yatmış kan kaybından ölmek üzere olduğum evrenler var. açık ara başkan seçildiğim evrenler var. fakat o evrenler umurumda değil, şu anda sadece onun evli ve çok şeker bir oğul sahibi olmadığı evrenler ilgilendiriyor beni.

bütün o para, siktiğimin bütün o parası dünyanın anasını belledi.

bazen hayat bir tuzakmış gibi geliyor bana. farkında olmadan içine girdiğin ve birden etrafına kapanan bir şey. ve bir kez içine girmişsen, hayatın içine girmeyi kastediyorum, kaçış yoktur. intihar dışında belki, ki gerçek anlamda bir kaçıştan çok teslimiyettir

televizyon böyledir. her şeyi çarpıtmayı severler, dramatik etki. çarpıtacak bir şey bulamayınca da uydururlar.

dosdoğru objektife bakıp bir gün bir japon balığı bulursa ondan hiçbir şey istemeyeceğini söylemişti. büyük bir cam kavanoza koyup onunla bütün gün konuşacaktı ve ne hakkında olduğunun önemi olmayacaktı. spordan ya da siyasetten ya da japon balığı neden konuşmak isterse ondan. ne olursa, demişti rus, yeter ki yalnızlık olmasın.

15.02.2017

tanrı olmak isteyen otobüs şoförü

etgar keret

insanların akıllarından geçenleri asla kestiremezsin.

iki tür insan vardır, duvar yanında uyuyanlar ve onları yataktan aşağı iten birinin yanında uyuyanlar.

nefret ettiğim bir şey varsa o da karılarını aldatan erkeklerdir.

cehennemden çıkan insanlar birbirlerinden çok farklı olmakla birlikte, kolay tarif edilemezler. şişman/zayıf, bıyıklı/bıyıksız – çok farklı bir güruh oluştururlar. ortak bir özellikleri varsa şayet, o da davranış biçimleridir. sessiz ve kibardırlar, her zaman bozuk para taşırlar, her şeyin ücretini tam olarak öderler. asla pazarlık etmezler, ne istediklerini de mutlaka bilirler –kem küm etmezler. dükkâna girerler, fiyatı sorarlar, hediye ambalajı yapın/yapmayın, o kadar.

bir kokarcayla yatağa girersen çocukların koktuğunda şikâyet edemezsin.

insanların hafızaları zayıftır, özellikle kötülük söz konusu olduğunda. insanlar unutmaya meyillidir.

"intiharların," dedi sırtını başı tahıl rafına değinceye kadar doğrultarak, "üçer üçer geldiği söylenir, bilirsin. boş laf değilmiş. etrafındaki insanlar ölmeye başlar ve kendine onlardan ne farkın olduğunu, neden hayatta olduğunu sormaya başlarsın.

25.05.2011

buzdolabının üstündeki kız

etgar keret

bütün kadın muhabirler fahişedir. kadınlar böyledir. hep yarak isterler ve yarak bumerang gibidir. kadınlar fahişedir. doğalarında var. benim annem bile öyle.

bir insanı alacak büyüklükte bir çukur kazmak kolay değildir.

bir astımlının, "seni seviyorum." demesiyle "seni çılgınca seviyorum." demesi arasında fark vardır.

hayatınızın kadını öldüğü gün ne yaparsınız? ben kudüs'e gidip geldim. trafik berbattı, bir film festivalinin açılışı vardı. kent merkezinden otoyola çıkmak bir saatten fazla sürdü. dövüş sanatlarının birinde uzman olan genç bir avukat sürüyordu arabayı. "herkese teşekkür ediyorum." diye homurdandı yol boyunca. "beni seçen herkese teşekkür ediyorum, özellikle anneme. onsuz.. onsuz.." böyle bozuk plak gibi takılıp kalıyordu "onsuz" kısmına her geldiğinde, üç yüz kez.

dünyanın bütün teröristleri ve özgürlük savaşçıları gizlenmenin bir yararı olmadığını idrak ettiler. bazıları, çaresizlikten, kendi kendilerini neşeli renklere boyadılar. sonunda, insanların çoğu kaderlerine karşı çıkma güçlerine olan inançlarını yitirdiler. dünya hayli kasvetli bir hal aldı. renklerin dışında hiçbir şey neşeli değildi.

onu köpek gibi vurdular, beni tokatladılar. hep öyle olur zaten: erkekleri köpek gibi vururlar ve kadınlar tokatlanır. erkeksen seni gecenin bir yarısı yatağından kaldırırlar, dışarı sürüklerler ve pat diye biter. fakat kadınsan asla bitmez.

askerden terhis olduktan iki ay sonra tayland'a gittim. bütün o gizli yerleri aramaya. her yerde benim gibi yeni bir kıta keşfetmek üzere olduğundan emin yürüyüşçülerle karşılaştım. bütün öğrenci yurtları, bütün şelaleler, bütün palmiye ağaçları turist kaynıyordu: isveçliler, almanlar, israilliler. özellikle israilliler. hepsi bakir toprakların peşindeydi ve sonunda bir el iskambil ile birkaç kadeh portakallı cine fit oluyorlardı. uzak doğu devasa bir kampingden farksız.

ben usandım. her şeyden. hiçbir şeyin anlamı yok, hiçbir şeyin. bilirsin, bazen bir yere gidersin ve kendine, neden buradayım, diye sorarsın. ben sürekli böyle hissediyorum. bir an önce gitmek istiyorum. bulunduğum yerden başka bir yere. hiç bitmiyor. yemin ediyorum, ödleğin teki olmasaydım kendimi çoktan öldürmüştüm.