antoine galland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antoine galland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.04.2019

uzun lafın kısası

balzac:
güzel bir yaşam, en sağlam akıl yürütmeden daha güçlüdür.

dante: cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.

nietzsche: herhangi bir düşünce insanın insan olarak yaşamasını sağlıyorsa doğrudur.

albert camus: hemcinslerinin basitliğini bütün çıplaklığıyla görmek, aslında insana acı veren bir deneydir.

dan brown: hiçbir şey, amacı olan bir dehadan daha yaratıcı, daha yıkıcı değildir.

ahmet hamdi tanpınar: bir cemaate ruhunu veren sanatkârdır. sanatkâr ilâve eder, sanatkâr tamamlar, sanatkâr yaratır. büyük realite, fikir ve sanattır.

antoine galland: büyük teşebbüslerin çoğunu bekleyen hazin bir kader var.

cemil meriç: dinin vicdanlarda mutlak hüküm sürdüğü devirler, felsefenin sustuğu devirlerdir. felsefe şüpheden doğar, şüphe, imanın zıddı. kalabalığa tek kitap yeter.

can dündar: iktidar, her türden defoyu gizleyen parlak bir örtüdür.

hermann hesse: şu insanlar yok mu, karşılığında para gelsin yeter ki, isa'nın kendisini bile yakalayıp teslim ederler.

gogol: bir erkek gönlünü bir kıza kaptırdı mı suya basılmış pabuç köselesine benzer. istediğin gibi eğer, bükersin onu.

jack london: cennet ve cehennem, bir yobazın dini inancının temel ögelerini oluşturabilir. ama bunlar, genellikle iyi ve kötü kavramlarının birer yansımasıdır.

25.06.2016

ışık doğudan gelir

cemil meriç

insanı kurtarmak için tabiatüstü bir yardıma lüzum yoktur.

insan bu dünya üzerinde bir mahpustur. dünya zindanından bilgi sayesinde kurtulabilir ancak.

çağımızın özelliği, eski inanç biçimleri ile felsefi zihniyet arasındaki kavgadır. dinlerin yerini alabilecek yeni bir felsefe kurulamadı.

modern toplumun görevlerinden biri de mazinin siyasi müesseselerini temizlemeye çalışarak demokrasinin kurulmasını sağlamak, sosyal güçlerin ve iktisadî unsurların yeni baştan dağılımını gerçekleştirmek. demokrasi son şeklini alamadı henüz. toplum, tam bir dengeye kavuşamadı. sermaye ile emek hâlâ iki düşman kardeş. amaç: onları barıştırmak.

"devlet, içtimai huzuru sağladığı ölçüde değer taşır." (quadri)

her büyük kültür tektir ve her alanda kendi dilini konuşur, başka kültürlerin anlayamayacağı bir dil. cihanşümul bir felsefeden söz edilemez. bütün büyük kültürlerin aynı şekilde kabul ettiği, aynı tarzda anladığı, aynı yönde yorumladığı hiçbir inanç veya değer yoktur. hiçbir kültür bütünüyle iktibas edilemez. bir kültürün unsurları başka bir kültür için ancak malzeme olarak kullanılabilir. yaşayan her kültür, yabancı kültürlere kapalıdır. yalnız kendi kendini anlayabilir, yalnız kendi insanları tarafından anlaşılabilir.

galland: büyük teşebbüslerin çoğunu bekleyen hazin bir kader var.

yalnız gönülden gelen ilhamlar hakiki ilhamlardır. çünkü kâinatın iç yüzü, gerekçesi ve manivelasıdır bu hakikatler. onlar olmadan, ruhun ne ilkelerine akıl erdirebiliriz ne de tecellilerine.

"kadınların aklı amelî bir akıl. belli bir amaca erişmek için lazım gelen yolları ustaca bulurlar. ama amacı bulamazlar bir türlü." (j. j. rousseau)

"bir davranışı bir çok sebeplerle izaha kalkarız da asıl saiki söylemeden geçeriz çok defa. (jones)

tek dinin tarihi daima dar, daima batıl, daima yanlış olmaya mahkumdur. hakiki olan, yalnız insanlığın din tarihidir. bu zirveden nazar edince bütün dünyayı dolaşan akımları hissedersiniz.

"akıl, eşyanın hikmetini kavrama kabiliyetidir." diyor cournot.

oryantalizmler cömert bir tecessüsün insan düşüncesine kazandırdığı fetihler değil, çok defa, kapitalizmin emellerini gerçekleştirmeye yarayan birer keşif koludurlar. champollion veya anquetil cihangir bir içtimai sınıfın emrinde şuurlu veya şuursuz birer misyonerdir. kapitalizm, sömürmek için tanır.

niyazi berkes: politik doktrinde vahye dayanan devlet düzenini ideal devlet düzeni saymaktan kendini kurtaramayan bir düşünürün bugün sosyalizme vereceği bir şey yoktur.

14.12.2009

binbir gece masalları

antoine galland

düşün de yasaları vardır.

sihirbazlar talihsizlik ve aksiliklere o kadar alışkındırlar ki olmayacak düşlerin, boş hayallerin peşinde koşmaktan yaşadıkları sürece geri durmazlar.

bir güzelliğin hakkını vermede kullanılan birkaç sözcük, güzelliğin bizzat kendisiyle aynı etkiyi yaratmaz.

hiç abartmadan, iki zaman olduğunu belirtebiliriz. biri, içinde yazgımızın dokunduğu tarihsel zaman. diğeri, binbir gece zamanı. o, her daim katkımızı bekler. talihsizliklere ve kaderin cilvelerine, dönüşümlere ve iblislere rağmen, şehrazat'ın bitmez tükenmez zamanı, bize, kitaplarda olduğu kadar yaşamda da çok nadir bulunabilecek bir tat bırakır: erincin tadı. kısa ve methiyelerle doludur ama ahlaki bütünlüğü bağlayıcı değildir; vahşet ve cinsellikle doludur ama bir aynadaki tamamlanmış biçimlerin masumiyeti vardır içlerinde.

özgün başlık 1000 geceden söz eder, çift sayıların verdiği batıl korku ise derleyicileri buna 1 gece daha eklemeye götürür ve bu da bir sonsuzluk hissi uyandırmaya yeter.