vladimir makanin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vladimir makanin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.09.2022

uzun lafın kısası

murathan mungan:
herkesin namusu yakalanana kadardır.

cesare pavese: bir şiirin herhangi bir şeyi değiştirdiği görülmemiştir.

fernando pessoa: en yücelerimizin tek üstünlüğü, her şeyin boş ve kaypak olduğunu daha iyi biliyor olmalarıdır.

jean jaures: kapitalist toplumda işçiler ister devlet için isterse özel kurumlar için çalışsınlar, hepsi aynı kapıya çıkar. patron devlet adını alır ve aynı sömürü, aynı kulluk, aynı yoksulluk sürüp gider.

paul auster: insanın sonsuzluk duygusuna en yaklaştığı an bugünü yaşamaktır.

sigmund freud: birçok kadındaki tartışmasız entelektüel gerilik, cinsel baskının gerektirdiği düşünce ketlemesine bağlanabilir.

vasili grossman: iyi insanlara bu dünyada rahat, huzur yoktur.

vladimir makanin: hepimiz toprakta olacağız. tabut ya da kutularda. ölüler susar. çürüme ve küldür payımıza düşen.

pascal bruckner: eğer kendisine partner bolluğu ve aşk malzemesi yenileme konusunda güvence verilmiş olsa tek eşliliğin yavan çorbasından anında vazgeçmeyecek sevecen bir koca, iffetli bir hanım yoktur.

shakespeare: unutma; gençlik, dayanıksız bir kumaştır. 

iris murdoch: bir yazarın öğrenmesi gereken en önemli şey, yazmış olduğu bir şeyi yırtabilmektir.

septimus severus: her şey idim, hiçbir şeye değmezmiş.

31.08.2017

uzun lafın kısası

stefan zweig: üç beş budala siyasetçinin yıktığını onarmak için on yıllar yetmez.

chinua achebe: bir kralın ağzına bakınca annesinin memesini hiç emmediğini düşünürsün.

giacomo leopardi: dünyadaki bütün iyi şeyler elde edilir edilmez, maloldukları kaygılara ve çabalara değmez görülürler.

eduardo galeano: mutlu azınlığın doyması için yığınların açlıktan ölmesi gerekir.

romain gary: en güzel sevgililerin yeri, duyulmamış bir yeteneğe sahip olduğu söylenen uzaklardaki bir soytarıdan sonra gelir.

henri frederic amiel: kendi insafsızlıklarımızı meşru kılmak istediğimizde tanrı'yı suç ortağımız haline getiriyoruz. her katliam bir ilahi eşliğinde kutsal hale getiriliyor.

menandros: eziyet çekmemiş insan eğitilemez.

vladimir makanin: insanlar tasasızlardır, insanlar unuturlar. televizyon ekranı, küçücük böceğin üzerine sarkmış dev bir büyüteç gibidir.

victor hugo: değerli bir bilgeyi ziyaret etmek için vakit asla geç değildir.

paul valery: modern çağ, birbirine en uzak fikirlerin hep birlikte serbestçe varlığını sürdürür göründüğü, yaşamak ve öğrenmek için sabit bir referansın kalmadığı bir çağdır.

mary wollstonecraft: aşkta hayal kırıklığına uğramak hiç aşık olmamaktan iyidir.

thomas more: servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zul sayar. buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.

24.10.2015

perspektif

vladimir makanin

"ruh, istediği yerde soluk alır." (incil)

insanın içindeki ruhsal yaşantı her yerde ve her koşulda sürer -ya da hiçbir yerde. tartışabilir ve hatta kabul edebiliriz onu; ama onunla yaşayamayız. heyhat. heyhat, perspektife ihtiyaç duyarız biz: bir yem, bir ödül, bir amaç, tünelin ucunda bir ışık ve olabildiğince çabuk. yaşamımız bununla açıklanır, başka bir şeyle değil. bizim doğulu olmayan özümüzdür bu: geleceği versinler bize! bu yüzden de maleviç'in siyah karesi dahiyanedir, bir stop'tur o; tam da biz ve bizim aceleci ruhlarımız içindir, bir darbe ve muazzam bir frenlemedir.

grubuna bağımlı. bu insanı istediğin kadar çöllere sür ve yer değiştiren kum tepeleri üzerinde uzun uzun oturup sıkılmasını emret, tanrı'dan söz etmez artık. bir din yaratmaz. ağzını kumla doldurur ve onlar için, "kendi için bağırırmış gibi" bağırır, kendi için tersyüz olurmuş gibi tersyüz olur onlar için. ve ne kadar safça, ne kadar iliklerine işlercesine bağırırsa o kadar çabuk duyarlar onu, inanır, bağışlarlar. onlar için yaşıyordur artık ve uzun zaman yaşayacaktır daha, kendi için yaşar gibi, gökyüzü için yaşar gibi değil. nörolepsi ilaçları vardır -peygamberler yoktur. bunun için uydurulmuştur zaten. insan ne kadar gerekirse acı çeker; ama içinden taşırıp da bir söz çıkarmaz artık.

23.03.2015

underground

vladimir makanin

çehov, tımarhaneyi bizzat görmüş rus yazarların sonuncusudur. diğerleri, onun samimi bilgisini tükürükleyip tekrarladılar yalnızca.

belki de o eski acı uğruna başlar insan öyküler yazmaya. o acıdan ötürü. ve bu hal, acıyı uzaklaştırır, şeklini değiştirir; ama bir türlü geçirmezken, insanı, olacağı şey ve kişiye dönüştürür.

yazan insanın ruhu, metne kiralanmış bir gemi gibidir.

insan ilkeldir ve başlangıçtan ihtiyatlı bir yapıya sahiptir. bizi böyle örseleyen de bu gerçekleşmeyen pişmanlıktır.

münzevi, bir iç mülteci gibidir. münzeviler devri biter bitmez hemen mülteciler devri başlar zaten.

insanlar tasasızlardır, insanlar unuturlar. televizyon ekranı, küçücük böceğin üzerine sarkmış dev bir büyüteç gibidir.

anlaşılma arzusu özel bir sarhoşluk türüdür.

kehanet, homurdanmanın yüksek bir seviyesi gibidir.

durumu karmaşıklaştıran, bir dünyalının en samimi olduğunda bile pek nadir yüzde yüz pişman oluşudur.

yaşam, kendi yapışkan çimentosuna sahiptir.

5.02.2015

koridor

vladimir makanin

dünyanın bütün erkekleri, ben de dahil olmak üzere, koridorlarda kaybolmuşlar, koşturmuşlar, yollarını şaşırmışlardır; sonsuza kadar sevecekleri bir kadın bulmaya güçleri yetmeyerek. koridorlar kuşatıyor etrafı, koridorlar orada ve burada.

kendisi ne derse desin, bir erkek, ona daha gençliğinde yutturulmuş olan rastlantısal bir deneyimle yaşar. erkek, heyhat, yeni bir şey almaz. erkek, kendisinden öncekinin imgesini giymektedir. oyunun da kendince bir ikiliği, bir koridor benzerliği vardır, tüm kapılar dışarıdan bakıldığında benzeşirler. ve hiçbir şeyden hoşnut kalmaz erkek, zavallıcık.

kadınlar, bilindiği üzere solar, gündelikleşir ve hayal kırıklığına uğratırlar. metresler yalan söylerler. ihtiyar kadınlar ölümü anımsatırlar. çocuklar da gerçekte yoktur; çocuklar ölür, istasyonlarda kaybolarak, vagon dilencilerinin ellerine düşüp düşüp ya da öylesine yetişkinleşip yabancılaşarak, koparak -onlar alacalı bir kitle, miting kitlesidir. erkek ise kendi başınadır ve bundan ötürü daha güçlü bir şekilde kavrar, sürüp giden kurt arayışı içinde hiç mi hiç değişmediğini. ne yapsın erkek de, yürür ve yürür gece koridorunda, daire numaralarına bakarak, donuk pirinç parıltılı rakamlara -kapıların yanıltıcı kilitliliğine. savaşlar da olmasa neye yararız ki biz, sormak gerek.

erkeğin hoşnut olduğuna seyrek rastlanır. kapı kapıdır sonuçta; oysa o sinirlenir, asabileşir, köpürür. körün göz lekesi gibidir adeta, öfkeyle dolmuş ve görmekte kararlı. kapıyı çaldığında, zile bastığında, omuz attığında ya da hatta hiddetle tekmelediğinde, yanıt olarak "uyuyoruuuuuz!"u işiteceğine hiç inanmak istemez. dünyanın basitliğini ve kendisi için başka bir kapı daha bulunmadığını, öyle bir kapının var olmadığını, bir gerçek olarak kabullenmeye cesaret edemez, istemez bunu. bütün bu kapı aralıklarının içinde o kapının bulunmadığını ve donuk pirinç rakamlar arasında da numarasının..

13.06.2012

yuva

vladimir makanin

bir ayyaş, nereye yuva kuracağını bilir.

bizler her şeye ve herkese acırız. hastanedeki çocuklara. ihtiyarlara. öldüresiye dövülen hayvanlara. ben bazen, söylemesi komik ama, ayaklarımın altındaki kırılmış ot sapına acıyorum. ne tarafa baksam canım yanıyor.

en ufak bir yönelimin bile bir sivri ucu vardır.

bir entelektüel, vakti geldiğinde polisin eline rüşvet tutuşturmayı bilmeye mecburdur.

her insan günün birinde bir tanıma şekli olarak şu ya da bu değerlendirmenin anlamsızlığını kavrar. değerlendirmeler dünyası varlığını noktalamıştır. bir aydınlık gelir. bayram edilir. insan ruhu birden şarkılar söylemeye başlar.

tehdit, eylemin kendisinden daha korkutucudur.

hepimiz toprakta olacağız. tabut ya da kutularda. ölüler susar. çürüme ve küldür payımıza düşen.

30.04.2008

uzun lafın kısası

voltaire:
 gelecek kuşaklar ayrıntılara tümüyle kördür.


emerson: bir ulus ne zaman yurtseverlik çığlıkları atmaya başlar; hemen aklıma ellerinin temizliğini, ruhunun aklığını araştırmak gelir.

georges bataille: hakikatin bizim üzerimizde hakları vardır. hatta üzerimizde tüm haklara sahiptir.

karl marx: insanların yaşayışını belirleyen bilinçleri değil, tam tersine, bilinçlerini belirleyen toplumsal yaşama biçimleridir.

hakan günday: yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez.

mario vargas llosa: öğrendiğim bir şey varsa o da insanoğlundan daha kan dökücü bir canavarın var olmadığıdır.

alain de botton: erdemli duygular, acının bereketli topraklarında kendiliğinden gelişir. 

nilüfer kuyaş: yaratıcılığımızı uyandıran herkes, içimizde çeşitli şekillerde yaşamaya devam eder. dünyadaki en önemli ölümsüzlük budur.

wilhelm reich: halkın cinsel mutluluğu genel toplumsal güvenliğin en iyi güvencesidir.

spinoza: devlet, insanın doğasına aykırı gelen biçimlerde hareket ediyorsa onu yıkmak o kadar da kötü bir şey değildir.

jose saramago: okumak her zaman azınlık içindi, her zaman da öyle olacak.

vladimir makanin: hepimiz toprakta olacağız. tabut ya da kutularda. ölüler susar. çürüme ve küldür payımıza düşen.

28.02.2008

uzun lafın kısası

samuel beckett: 
hep denedin. hep yenildin. olsun. yine dene. yine yenil. daha iyi yenil.

terentius: insanım, insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir.

dave eggers: iyi bir sıçış, kötü bir sevişmeden daha iyidir.

a.l. kennedy: insanlar para ödemedikleri şeyin değerini bilmezler.

margaret atwood: evlilik aşınmış bir kurumdur. evliliğin sevgiyle ilgisi yoktur. sevgi vermektir, evlilik ise alım satım. sevgiyi kontratla bağlayamazsın.

paul auster: her şeye hazırlıklı olmazsan hiçbir şeye hazırlıklı değilsin demektir.

kay redfield jamison: yoğun ve sürekli aşk yalnızca biraz fırtınalı tutkuların yer aldığı iklimlerde gerçekleşebilir.

oğuz atay: kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.

vladimir makanin: lazım olmasalar sürüyle gelirler. akın ederler. lazım olunca bir can bulamazsın.

j.d. salinger: sakın kimseye bir şey anlatmayın. herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.