anne frank: gökyüzüne gözlerini korkusuzca kaldırabildiğin, içinin temiz olduğuna inandığın sürece mutluluk yitirilmiş değildir.
boris vian: insanlar aklın alamayacağı kadar dar kafalıdır.
clive bell: bilgiyle donanmamış bir akıl, ön yargıların ve kör inançların tutsağı olur; duygular ise tekdüze ve yamyamca bir oburluğun bulantısına uğrarlar.
theodor adorno: yanlış bir hayat doğru yaşanmaz.
fakir baykurt: hey benim tanrım, dünyayı yarattın, iyi güzel, çok teşekkür ederiz, binlerce şükür sana; ya bu akılsız kulları neye yarattın?
robert m. pirsig: kimse, nereye gittiğini bilmeyen kişi kadar yükseklere çıkamaz.
henry david thoreau: insanın yaşamını bilinçli bir çabayla yüceltme konusundaki tartışmasız yeteneğinden daha umut verici bir durum yoktur.
la rochefoucauld: bir dahi bile, kendisini uygunsuz durumlarda gören uşağı için büyük adam değildir.
michel foucault: bir insanı, onu fiilen hasta kılmış olan yaşam tarzını değiştirmeksizin iyileştirmek olanaksızdır.
paul auster: eğer çelikten yapılmamışsanız, para bulmak için göstereceğiniz yıpratıcı çaba ruhunuzu yok edebilir.
alain: bütün korkulara ve bütün zorba düşüncelere karşı ilaç aynıdır: doğruca üstüne yürümeli ve ne olduğunu görmelidir.
samuel beckett: günün birinde sağır olacağız. günün birinde doğduk, günün birinde öleceğiz. bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gecedir.
clive bell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
clive bell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31.10.2013
31.05.2013
uzun lafın kısası
anton çehov: kadınlar başarısızlığı bağışlamazlar.
alain: yeryüzünde can sıkıntısı çeken bir adamdan daha korkunç bir varlık yoktur.
clive bell: anlayışlı insanların hâlâ acısını çektikleri ya da başkalarına acısını çektirdikleri günah duygusu, gerçekte, barbarlığın bir parçasından başka bir şey değildir.
miguel de unamuno: iyi kalpli, duygusal ve iyi bir insan eğer delirmezse, tam bir budala demektir. deli olmayan ya aptaldır ya da namussuzdur.
la rochefoucauld: etkilerinin çoğuna bakarak yargıda bulunursak aşk dostluktan çok nefrete benzer.
sandor marai: yaşamın bazı anları, inancımıza ve iyi niyetimize güç veren ve çoğu zaman beklenmedik, kendiliğinden gelen bir hediyedir.
johannes mario simmel: rahat bir vicdan yumuşak bir yastığa benzer.
thomas bernhard: insanları hesaba katmak hatadır. herhangi bir insanı hesaba katmak büyük bir hatadır.
buket uzuner: çoğu kez insanlar aslında birlikte yaramazlık yapacak, beraber ortak bir dil geliştirecek, yan yana eğlenecek, dinlenecek ve haz alarak sevişecekleri "o biri"ne hiç rastlayamadan ölüp gidiyorlar.
latife tekin: dünyada, parayı görünce kendini tanıyamayan çok insan vardır.
henry miller: insanı en çok rahatsız eden, yaşama egemen olanın ne para, ne dil, ne görenek olduğunu kesinlikle şaşmaz biçimde bilmektir. yaşama egemen olan, hep boğazlamaya çalıştığın ama gerçekte senin boğazını sıkan bir şeydir.
paul eluard: yanlışlarla, güzel kokularla yaşayın.
alain: yeryüzünde can sıkıntısı çeken bir adamdan daha korkunç bir varlık yoktur.
clive bell: anlayışlı insanların hâlâ acısını çektikleri ya da başkalarına acısını çektirdikleri günah duygusu, gerçekte, barbarlığın bir parçasından başka bir şey değildir.
miguel de unamuno: iyi kalpli, duygusal ve iyi bir insan eğer delirmezse, tam bir budala demektir. deli olmayan ya aptaldır ya da namussuzdur.
la rochefoucauld: etkilerinin çoğuna bakarak yargıda bulunursak aşk dostluktan çok nefrete benzer.
sandor marai: yaşamın bazı anları, inancımıza ve iyi niyetimize güç veren ve çoğu zaman beklenmedik, kendiliğinden gelen bir hediyedir.
johannes mario simmel: rahat bir vicdan yumuşak bir yastığa benzer.
thomas bernhard: insanları hesaba katmak hatadır. herhangi bir insanı hesaba katmak büyük bir hatadır.
buket uzuner: çoğu kez insanlar aslında birlikte yaramazlık yapacak, beraber ortak bir dil geliştirecek, yan yana eğlenecek, dinlenecek ve haz alarak sevişecekleri "o biri"ne hiç rastlayamadan ölüp gidiyorlar.
latife tekin: dünyada, parayı görünce kendini tanıyamayan çok insan vardır.
henry miller: insanı en çok rahatsız eden, yaşama egemen olanın ne para, ne dil, ne görenek olduğunu kesinlikle şaşmaz biçimde bilmektir. yaşama egemen olan, hep boğazlamaya çalıştığın ama gerçekte senin boğazını sıkan bir şeydir.
paul eluard: yanlışlarla, güzel kokularla yaşayın.
12.04.2013
uygarlık
clive bell
vahşilerin tanrıtanımaz oldukları pek görülmüş şey değildir. tıpkı bizler gibi, onların da "dünya ötesi umutları" vardır.
politik kurumlar, uygarlığa götüren bir yol olabilirler ya da olamazlar; ama onun özünden gelmiş değildirler.
rahat yaşamak adına, zarif ve seçkin hazlardan uygarca vazgeçmezlik, değer duygusunun kaçınılmaz sonucudur.
sanatın amacı, estetik coşkunlukların kendine özgü durumunu eksiksiz bir yetkinlikle anlatmak ya da belirli bir biçim yaratmaktır.
uygar kişilere özgü olan şey, ilk önce bilginin değerini seçkin bir akıl durumunun aracı olarak tanımaları, sonra da bilginin değerini dolaylı birtakım faydacı erdemlerden üstün tutarak ona saygı duymuş olmalarıdır.
bilgiyle donanmamış bir akıl, ön yargıların ve kör inançların tutsağı olur; duygular ise tekdüze ve yamyamca bir oburluğun bulantısına uğrarlar.
devlet, kendi başına bir amaç olamaz; seçkin kişiler için devlet, bir araçtan başka bir şey değildir.
vahşilerin tanrıtanımaz oldukları pek görülmüş şey değildir. tıpkı bizler gibi, onların da "dünya ötesi umutları" vardır.politik kurumlar, uygarlığa götüren bir yol olabilirler ya da olamazlar; ama onun özünden gelmiş değildirler.
rahat yaşamak adına, zarif ve seçkin hazlardan uygarca vazgeçmezlik, değer duygusunun kaçınılmaz sonucudur.
sanatın amacı, estetik coşkunlukların kendine özgü durumunu eksiksiz bir yetkinlikle anlatmak ya da belirli bir biçim yaratmaktır.
uygar kişilere özgü olan şey, ilk önce bilginin değerini seçkin bir akıl durumunun aracı olarak tanımaları, sonra da bilginin değerini dolaylı birtakım faydacı erdemlerden üstün tutarak ona saygı duymuş olmalarıdır.
bilgiyle donanmamış bir akıl, ön yargıların ve kör inançların tutsağı olur; duygular ise tekdüze ve yamyamca bir oburluğun bulantısına uğrarlar.
devlet, kendi başına bir amaç olamaz; seçkin kişiler için devlet, bir araçtan başka bir şey değildir.

