mehmed uzun
"kim bugün doğru dürüst hikayeler anlatabilen birilerine rastlıyor? bugün ölmekte olanların ağzından, kuşaktan kuşağa bir yüzük gibi dolaşan sapasağlam sözlerin çıktığı var mı? bir atasözü bugün kimin yardımına koşuyor?" (walter benjamin)
ancak edebiyat durmadan kirlenen vicdan ve yürekleri temizleyebilir; insan ve kültür sevgisini verebilir.
sürgün, hüzünlü, zor bir şeydir ama, bir yazar için de o kadar yaratıcıdır.
italo calvino: kentler vardır, yıllarla ve değişerek arzuları biçimlemeyi sürdürürler; kentler vardır, ya arzularca silinir ya da arzuları siler, yok ederler.
czeslaw milosz: edebiyat ve şiirin görevi insan olduğumuzu bize hatırlatmaktır.
bilinmezliğiyle bana heyecan veren her yeni kapı, bildiğim ve nasıl davranacağıma ilişkin emin olduğum eski bir kapıyı kapattı.
erasmus: insanlar, kendileri için onca gerekli olan birliğe, tüm diğerlerinden daha yatkın olmaları gereken insanlar, başka yerlerde onca güçlü ve etkili olan doğanın sesine sağır kalır.
kızaran nara benzersin, dalın tepesinde
en yüksek dalında unutulmuş, bir ağacın
hayır, unutulmuş değil, yetişilememiş (sappho)
bir hüzün olan ayrılık zenginleştirici, yenileyici olabilir. hüzün, tüm insanlığa sunulan bir coşkulu yaratıcılığın kaynağı da olabilir. insanları, kültürleri, dilleri, deneyleri yakınlaştırıcı, birleştirici de olabilir. hepimizin kendi alışkanlıklarımızla, tat ve renklerimizle içinde yer aldığımız heyecanlı, coşkulu bir insanlık "agora"sı da olabilir.
"sürgün bir mezarlıktır." (witold gombrowicz)
kürtlerin ülkesi tarihi olarak bir kültürler ve medeniyetler durağıdır.
albert camus: yazar kendini haklı ve canlı bir topluluk içinde duyabilir; bu da, yazarın elinden geldiğince, sanatının büyüklüğünü yapan şu iki görevi yüklenmesiyle olur: gerçeği ve özgürlüğü. sanatçının işi en büyük sayıda insanı toplamak olduğu için, yalanla ve kölelikle uzlaşamaz.
dünyada en tehlikeli ve hüzün verici ruh hali, çaresizlik ve acizliğin ruh halidir. diyalog yerine şiddetle çaresiz ve aciz hale getirilmiş insanın ruh hali hem çok trajik hem de çok tehlikelidir.
bir insanın ismini değiştirmek, köyünün ismini değiştirmek, dilini ve kültürünü yok etmek, zorla gelenek ve göreneklerinden uzaklaştırmaya çalışmak bir insanlık suçudur, büyük bir ayıptır.
"kan kanla yıkanmaz." (kürt atasözü)
yaşar kemal: ben aydınlığın yazarıyım. sevincin türkücüsüyüm.
türkiye gibi insani güzellikleri kendi eliyle katletmiş bir ülkede güzellikler bulmak, hele onlarla yaşamak büyük bir hüner ister.
hiçbir şey kendiliğinden başlamaz. her şey emekle, çabayla öğrenilir, daha önce var olanın üzerine kurulur.
czeslaw milosz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
czeslaw milosz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28.10.2017
31.08.2013
uzun lafın kısası
diderot: sık ağaçlarla kaplı bir ormanın karanlığında, bana sadece ufak, titrek bir ışık rehberlik ediyor. sonra bir din adamı geliyor ve onu da söndürüyor.
czeslaw milosz: edebiyat ve şiirin görevi insan olduğumuzu bize hatırlatmaktır.
felicien challaye: her ulusal dinin yarattığı "sürü gururu"nu, kolektif biçimde kendine hayranlığı kabul etmek olanaksızdır.
semih gümüş: okuduklarımızdır bizim kim olduğumuzu gösteren.
lenin: din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir.
bourdieu/darbel: mağaza, yoksulun müzesidir.
tagore: senin kendi gerçeğini keşfettiğin tapınakta ben ibadet edersem kendi yaşamımın amacını yitiririm. herkes kendine bir yol seçmeli.
sun tzu: olabildiğince gizlen; öyle ki görünmez ol. olabildiğince gizemli ol; öyle ki sesin bile işitilmesin. o zaman düşmanının kaderi senin elindedir.
paul nizan: yirmi yaşındayım. kimse bana hayatın en güzel dönemi olduğunu söylemesin.
sevgi soysal: düzenle bütün bağlarını koparabildiğin zaman, ki bu cesaret ister, bu cesareti gösterebildikten sonra karanlıktan korkmayan biri olursun.
thomas bernhard: insanlar yalnız değillermiş gibi yapıyorlar; çünkü her zaman yalnızlar.
alain: kişinin etrafındakilere ve kendisine karşı iyi olması, yaşamaları için onlara ve kendisine yardım etmesi, işte gerçek iyilik budur. iyilik neşedir. aşk neşedir.
czeslaw milosz: edebiyat ve şiirin görevi insan olduğumuzu bize hatırlatmaktır.
felicien challaye: her ulusal dinin yarattığı "sürü gururu"nu, kolektif biçimde kendine hayranlığı kabul etmek olanaksızdır.
semih gümüş: okuduklarımızdır bizim kim olduğumuzu gösteren.
lenin: din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir.
bourdieu/darbel: mağaza, yoksulun müzesidir.
tagore: senin kendi gerçeğini keşfettiğin tapınakta ben ibadet edersem kendi yaşamımın amacını yitiririm. herkes kendine bir yol seçmeli.
sun tzu: olabildiğince gizlen; öyle ki görünmez ol. olabildiğince gizemli ol; öyle ki sesin bile işitilmesin. o zaman düşmanının kaderi senin elindedir.
paul nizan: yirmi yaşındayım. kimse bana hayatın en güzel dönemi olduğunu söylemesin.
sevgi soysal: düzenle bütün bağlarını koparabildiğin zaman, ki bu cesaret ister, bu cesareti gösterebildikten sonra karanlıktan korkmayan biri olursun.
thomas bernhard: insanlar yalnız değillermiş gibi yapıyorlar; çünkü her zaman yalnızlar.
alain: kişinin etrafındakilere ve kendisine karşı iyi olması, yaşamaları için onlara ve kendisine yardım etmesi, işte gerçek iyilik budur. iyilik neşedir. aşk neşedir.

