choderlos de laclos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
choderlos de laclos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.09.2017

mutluluk

andrey platonov: mutluluk yararlıdır.

boethius: ölümlü yaratıkların tek bir endişesi vardır. bunun için olağanüstü gayret sarf edip türlü türlü işlerin peşine düşer, farklı yollardan ilerler; ama yine de mutluluğun yegane amacına ulaşmak içindir tek çabaları.

charles dickens: zaman olur, cehalet saadettir.

demir özlü: nedir ki mutluluk? hayatta bir şeylerin gelip bulması seni, ummadığın şeylerin olması ya da saplantıların kendi kendini onarması. başka ne olabilir ki?

choderlos de laclos: bir gönülde uyandırılan mutluluk, bağların en güçlüsüdür; gerçekten bağlayabilen bir o vardır.

javier marias: insanların çoğu hazzı elde ettikleri zaman nasıl keyfini süreceklerini bilemezler.

wittgenstein: mutlunun dünyası, mutsuzunkinden başka bir dünyadır.

viktor emil frankl: mutluluk sadece kişinin kendi aşkınlığını yaşamasının, kendini hizmet edilecek bir davaya veya sevilecek bir insana adamasının bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.

daniel defoe: hor kullanılmış bir mutluluk, çoğunlukla en büyük yıkımlara yol açar.

walter benjamin: mutlu olmak demek ürküntü duymadan kendinin farkına varabilmektir.

31.08.2016

uzun lafın kısası

alexandre dumas: bazı insanlarda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.

amin maalouf: gerçek, çok şey isteyen bir sevgilidir. hiçbir ihaneti kabul etmez, bütün inancın ona yönelik, yaşamının bütün anları ona aittir.

choderlos de laclos: insan ciltler dolusu yazar da bir çeyrek saatlik konuşmanın aydınlatıvereceği bir şeyi bir türlü anlatamaz.

epikuros: insanın ruhuyla ilgilenmesi için hiçbir zaman çok erken ya da çok geç değildir.

william s. burroughs: başarı kazanacağın bir yaşam biçimi hakkında yazılacak bir şey varsa şudur: bavulunu daima hazır tut ve yolculuğa hazır ol.

gustave flaubert: büyük yaradılışlar her şeyden önce müsrif insanlardır; kendilerini kolay harcarlar.

james baldwin: kadınlar erkekleri, erkeklerin görülmek istedikleri gibi görmezler. bütün zayıf noktaları, kanayabilecek yerleri bilirler.

wittgenstein: şu aşkın zırıltıları keselim; zira her şey insanın çenesine atılmış bir yumruk kadar açık.

klaus schröter: sanatsal üretimin anlamı ve değeri konusunda şüphe duymak entelektüel bir dürüstlüktür.

mehmet eroğlu: bir keresinde kendimi değerli hissetmiştim, yazabildiğimi sandığım gece. ama sabah beş para etmez birisi olarak uyandım.

oscar lewis: hayat bir güldürü, dünya bir tiyatro, bizler de oyuncuyuz.

sabahattin ali: şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?

31.03.2016

uzun lafın kısası

harper lee: her zaman daha küçük bir ev istemişimdir, daha büyük bir bahçem olsun diye.

erich fromm: bizim yaşamımız kardeşçe, mutlu, erinçli bir yaşam değil; çılgınlık durumuna tehlikeli bir biçimde yaklaşan manevi karmaşanın ve aymazlığın damgasını taşıyan bir yaşamdır.

jaroslav hasek: insanoğlu en korkunç yıkımların bile üstesinden gelebilir; yeter ki doğruluk ve erdem yüreğinden eksik olmasın.

william faulkner: dört gündür bir tabutun içinde yatan ölü bir kadına saygı göstermenin tek yolu, tez elden toprağa vermektir onu.

andersen: dedikodu küçük bir tüyü beş tavuk yapabilir.

william m. thackeray: bir kadın için en büyük kompliman kendi cinsi tarafından hor görülmesidir.

kierkegaard: kendimizi kandırmaktan ancak hayatlarımızı seçme yeteneğimiz üzerine inşa etmekle kurtulabiliriz.

alexandre dumas: ilkel halkların yasası, kısasa kısas yasasıdır.

choderlos de laclos: bir gönülde uyandırılan mutluluk, bağların en güçlüsüdür; gerçekten bağlayabilen bir o vardır.

orson welles: aklınız fikriniz çok para kazanmakta olduktan sonra çok para kazanmak marifet değildir.

sabahattin ali: dünyada en tahammül edilemeyecek şey, artık aşık olmadığımız birisiyle beraber yaşamak mecburiyetidir. şu halde aşık olduğumuz birisiyle hayatımızı birleştirmek, en hafif tabiriyle, düşüncesizliktir.

şevket rado: her şey geçer, her şey gider. insan her şeyi unutur. bu dünya öyle çatık kaşla dolaşmaya, şunun bunun kalbini kırmaya değer bir dünya değildir.

29.02.2016

uzun lafın kısası

bertolt brecht: dünyayı kurtarmaya bir tek iyi insan yeter.

erich fromm: bir özgürlük eğilimi olarak başkaldırma eylemi mantığın başlangıcıdır.

hakan günday: dengesizlik, gerçek duygusunun ve gerçeğin tek kapısıdır. dengeyle hiçbir yere varılmaz. ancak düşmeyi bilenler köprüden karşıya yüzülerek de geçilebileceğini öğrenir.

jaroslav hasek: büyük dönemler, büyük insanlar yaratır.

alexandre dumas: idam sehpasının ilk basamağında ölüm tüm yaşam boyunca taşıdığınız maskeyi atar ve gerçek yüzünüz ortaya çıkar.

kierkegaard: kadın doğası kendini direniş biçiminde gösteren bir teslimiyettir.

andre malraux: şeytan, meclislerden çok, cemaatlerden hoşlanır.

choderlos de laclos: açılıp bilinmesini istemediği bir sırrı olmayan tek bir insan yoktur.

maya angelou: insanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur; ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz.

orson welles: bazı insanlar yaralarını saklamaya çalışır, bazıları da göstermeye meraklıdır.

sabahattin ali: bu ölü toprakların üstünde hiçbir şey ölmek ve öldürmek kadar kolay değildir.

voltairine de cleyre: ifade özgürlüğü, başkalarının duymak istemediklerini söyleme özgürlüğü anlamına gelmiyorsa hiçbir şey ifade etmez.

31.01.2016

uzun lafın kısası

alexandre dumas: iyi nedenler kadar hiçbir şey insana cesaret veremez.

andre breton: en yalın gerçeküstü edim, elde tabanca sokağa fırlamak ve kalabalığa, gücünün yettiğince, gelişigüzel ateş etmektir.

bertolt brecht: ihtiyacımız olan şey kahramanlar değil, kahramanlara ihtiyaç duymayan bir toplum olmalı.

choderlos de laclos: erkekler böyledir işte; hepsi de alçakça şeyler kurar, kurduklarını yapmakta bir beceriksizlik, bir korku gösterdiler mi adına ahlak temizliği, namus derler.

william blake: hapishaneler kanunun taşlarıyla yapılır, genelevler dinin tuğlalarıyla.

erich fromm: esenlik, insanın insana ve doğruya duyguyla bağlı olması demektir; ayrılıktan, bölüklükten, kopukluktan, yabancılaşmadan kendini kurtarıp var olan her şeyle bir olduğunu bir yaşantı durumuna getirmek demektir.

jaroslav hasek: insanları boğazlamanın ilk hazırlıkları, her zaman, ya tanrı adına ya da insanoğlunun kendi kafasında yarattığı yüce bir varlık adına yapılmıştır.

kierkegaard: tüm ruhunla umutsuzluğa kapıl; umutsuzluğa kapılan, sonsuz insanı bulur.

mehmed uzun: bireyin dilini, dinini ve kimliğini yasaklamak ya da yok etmek için çalışmak bölücülüktür. sadece bölücülük değil bir insanlık suçudur da.

orson welles: kabil'den bu yana binlerce yıl geçti ve cinayet hala genellikle amatörlerin elinde olan bir iş.

sabahattin eyüboğlu: en büyük ahlaksızlık ahlak adına yapılandır.

yasunari kawabata: belki de doğrudur, bir insan o kadar doğru olamaz; öteyi beriyi düşünmek zorundadır çünkü.

31.12.2015

uzun lafın kısası

andre luguet: hayatta en karanlık saat bile altmış dakikadan fazla sürmez.

boccaccio: en süslü, en cicili, en alacalı giysiyi sırtına geçiren, herkesten daha çok saygınlık kazandığını sanıyor. bilmiyor ki, bu giysiler pekala bir eşeğe yaraşır; ama saygınlık kazandırmaz eşeğe.

halil cibran: aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.

ernesto sabato: dünyayı asla sevemedim ve insanlardan hep tiksindim; özellikle de insan kalabalıklarından. yazları plajlar en katlanamadığım yerlerdir.

jean baudrillard: her hayvanda sizi küçümseyen bir insan saklıdır; her bilgisayarda canı sıkılan bir insan saklı olduğu gibi.

konstantin fedin: şaka ve gülme asla boşa gitmez; bunlar dünyanın en iyi eğitimcileridir.

algernon sydney: hiçbir yasa, ortaya çıkabilecek her duruma tam uyacak kadar mükemmel değildir.

melih cevdet anday: yaşamaktan soğumamak için tek çare, daha güzel bir dünya düşünmektir. o dünyayı özlemek ve o dünya için savaşmaktır.

pascal: hayatımızı seve seve feda ederiz; yeter ki başkaları bundan bahsetsinler.

choderlos de laclos: para insanı mutlu etmez; ama kabul etmeli ki mutlu olmasını çok kolaylaştırır.

salman rushdie: insanlarda zevk diye bir şey yoksa, her şeyin en iyisi bile boşuna.

şevket rado: soğuğa dayanmanın en emin çaresi soğuğu sevmektir, derler. hayatın güçlüklerine katlanmanın en sağlam yolu da hayatı sevmektir.

31.10.2015

uzun lafın kısası

jean baudrillard: anısı yüreğinizi daraltınca hoş olanın yüceliği anlaşılır.

andre gorz: hiçbir iş adanmayı hak etmez.

erik orsenna: bütün yabani hayvanlardan kaçabilirsin; kaderini taşıyanın dışında.

walter benjamin: bir aşkta çoğu insan ebedi yurdunu arar. ama başkaları, çok azı, ebedi yolculuğu. bu sonuncular aşkta toprak anayla temasa gelmekten korkan melankoliklerdir. sıla hasretini onlardan uzak tutacak kişiyi ararlar. o kişiye sadık kalırlar.

klaus schröter: her yerde yararlı olmaya çalışın, siz her yerde evinizdesiniz.

william blake: eğer algının kapıları temizlenseydi her şey insana olduğu gibi görünürdü: sonsuz. çünkü insan kendisini kapattı; ta ki tüm şeyleri mağarasındaki dar çatlaklardan görene dek.

alexandre dumas: kendini savunmayı bilmeyenlerin intikamını almak, adaletin görevidir.

hakan günday: medeniyetten daha kötü bir şey varsa o da medeni olmaya çalışan bir medeniyetsizliktir.

mehmed uzun: her zaman böyledir; karanlık, çaresiz ve dar günlerde dostlar azalır.

choderlos de laclos: her anlamlı kişide en azından üç temel nitelik vardır: önce insanda bir amaç kavramı, sonra buna ulaşma istenci, daha sonra da bu istencin dizgeleştirilmesi.

oscar lewis: bir erkekle yatan orospu için en keyifli an, parayı avucunda hissettiği andır.

william james: çoğu insan fiziksel, entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsayan dar bir çemberde yaşar. hepimiz içinden hayal bile etmediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz.

12.11.2014

tehlikeli ilişkiler

choderlos de laclos

insan ciltler dolusu yazar da bir çeyrek saatlik konuşmanın aydınlatıvereceği bir şeyi bir türlü anlatamaz.

bir gönülde uyandırılan mutluluk, bağların en güçlüsüdür; gerçekten bağlayabilen bir o vardır.

her anlamlı kişide en azından üç temel nitelik vardır: önce insanda bir amaç kavramı, sonra buna ulaşma istenci, daha sonra da bu istencin dizgeleştirilmesi.

ahlaksız bir erkekle ahbaplığı kabul eden her kadın er geç onun kurbanı olur.

kibir mutluluğun düşmanıdır.

en hoşuma giden şeylerden biri, şöyle yolunca yordamınca, çabuk olmakla birlikte her şeyin sırasını bilen, amansız bir saldırıya uğramaktır.

başıboş ceylanı, izinsiz avlanan adsız şansız adam vurur; gerçek avcı hayvanı zorlamak ister.

bugünün trajedisi politikadır.

o namus budalası kadınlar haz verir mi insana? gerçekten namuslu olanları demek istiyorum; onlar zevk anında bile çekinir, kavuşmayı bir yarı buluşmaya dönüştürürler. kendilerini tümden bırakmayı, sevdanın çılgınlık haline gelip de zevkin son sınıra varmakla pekiştiği anları, aşkın o zenginliklerini bilemez onlar.

bizim o soğuk, o kolay uzlaşmalarımızdan, esenlik dediğimiz şey, pek öyle bir zevk bile değildir.

insanoğlu hiçbir şeyde ta sona eremez; ne iyilikte ne kötülükte. ahlaklı insanların bazı zayıf yanları, alçakların da iyi yönleri vardır.

para insanı mutlu etmez; ama kabul etmeli ki mutlu olmasını çok kolaylaştırır.

aslında pek kolay olması gereken nice şeyler vardır ki insan yapayım deyince bir türlü yolunu bulup beceremez.

kafa bir rahata kavuşmadıkça bedenin iyileşmesi de çok zordur.

bir kadının en güzel anı, boyuna söylenip de binde bir duyulan o ruh sarhoşluğunu verdiği biricik an, bizi sevdiğini anlayıp lütfuna ereceğimizden daha emin olmadığımız andır.

çektiğim acıların kaynağı odur; ama dermanı da odur.

duygusuzluktan gelen o iç rahatı, ruhun o ölümü andıran uykusu esenliğe götüremez insanı; ancak işleyen büyük duygular götürür.

açılıp bilinmesini istemediği bir sırrı olmayan tek bir insan yoktur.

kuşkulu, kuruntulu kimselerin kuşkularını da kuruntularını da yenmenin asıl yolu, ellerinde kaybedilecek bir şey bırakmamaktır.

suda asıl yüzmeyi bilenler boğulur.

erkekler böyledir işte; hepsi de alçakça şeyler kurar, kurduklarını yapmakta bir beceriksizlik, bir korku gösterdiler mi adına ahlak temizliği, namus derler.