elfriede jelinek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elfriede jelinek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.12.2021

uzun lafın kısası

alain:
hayatı ne kadar yoğun yaşarsak onu kaybetmekten o kadar az korkarız.

ayn rand: dünyada tek kutsal değer insan aklıdır. insanın ihlal edilmez aklıdır.

balzac: zaman çılgınlıklarımızı sorgulayabilir ama mutluluk bizi hoş görecektir.

elfriede jelinek: insan her zaman en azından ilk üç içinde olmalı; arkadan gelenlerin yeri her zaman çöp tenekesidir.

irvin yalom: hayat birbiri ardına gelen kahrolası kayıplardan oluşur.

jiddu krishnamurti: özgür bir insan kendini belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez asla. özgürlük her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

jodi picoult: kanunları yapanlar eşcinsellere ve lezbiyenlere medeni haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

john fowles: teknolojideki bütün büyük başarılarımıza karşın bizler, dar profesyonel alanlarımızın dışında, zihinsel olarak şimdiye değin var olmuş en tembel ve en koyunsu kuşaklardan bir tanesiyiz.

kierkegaard: benim özlemim sonsuz bir sabırsızlıktır.

cenap şahabettin: mantık, düşünceye ilişkin konularda pek az değerlidir. yaşam sorunlarında on para etmez.

goethe: her yerde yararlı olmanın yolunu arayın, hiçbir yerde yabancı olmazsınız.

halil cibran: kötü yanımın hiçbir zaman bana zarar vermemiş olması ama içimdeki erdemin bana zarardan başka bir şey getirmemesi ne gariptir!

31.08.2021

uzun lafın kısası

a. l. kennedy:
insanlar kiliseye gitmemeli; bir iyilik yapmak istiyorsanız onları deniz kenarına gönderin.

andre gide: hiçbir başyapıt bir iş birliği ürünü değildir.

charles baudelaire: hemen hemen bütün yaşamımızı sersemce meraklar uğruna harcarız. buna karşılık öyle şeyler vardır ki insanların meraklarını en yüksek düzeyde kamçılaması gerekirdi; oysa yaşayışlarına bakınca bu şeylerden hiç mi hiç esinlenmediklerini görürüz.

elfriede jelinek: bütün satıcılar bilir: önemli olan ambalajdır.

hakan günday: yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez.

jiddu krishnamurti: dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler olacaktır.

kierkegaard: insanlar genellikle dünyayı nehirler, dağlar, yeni yıldızlar, gösterişli kuşlar, tuhaf balıklar ve gülünç insan türleri görmek için dolaşır. varoluşun karşısında ağızları açık kalıp hayvansal bir sersemliğe düşerler ve bir şey gördüklerini sanırlar.

mehmet eroğlu: kentlerin günahlarını orospularla çocuklar öder; dünyanın günahlarını ise filozoflar.

nâzım hikmet: kapitalizm, gelişerek öyle bir merhaleye varır ki, yalnız maddi eşyalar değil, manevi değerler de mal olur, alınıp satılır.

cenap şahabettin: yaşamak çok kişi için yiyip içerek ölümü beklemektir.

goethe: mükemmel olan her şey kendiliğinden klasiktir, hangi türe ait olursa olsun.

halil cibran: yaşamın özüne ulaştığında her şeyde güzellik bulursun; hatta güzelliği görmezden gelen gözlerde bile.

29.12.2020

kültürel barbarlık

elfriede jelinek

sürü içgüdüsü vasat olana çok değer verir. yere göğe koyamaz vasatı. vasatlar çoğunluğu oluşturduğu için güçlü olduklarını zanneder. orta tabakanın herhangi bir korkusu, üzüntüsü yoktur. bu tabakanın mensupları, var olduğunu sandıkları sıcaklık uğruna birbirlerine sokulurlar. orta tabaka sizin yalnız kalmanıza izin vermez, hele kendinizle hiç. ve bundan büyük hoşnutluk duyar. onların varoluşlarında hiçbir şey suçlama nedeni değildir ve hiç kimse onlara varlıklarından hareketle bir suçlama yapamaz.

kültürel barbarlığın hüküm sürdüğü bir ülkede tıka basa doymuş barbarlar bunlar. gazetelere bir kez daha göz atın. gazeteler, haber diye verdikleri olay kahramanlarından daha barbarlar. karısını ve çocuklarını özenle parçalara ayırıp daha sonra midesine indirmek için buzdolabında saklayan adam, bunu haber olarak yazan gazeteden daha fazla barbar değil.

insanlar yalnız yürürken de dururken de zorlanır; sanki tek başlarına olunca dünya üzerinde ağır bir yük oluşturuyormuşçasına, insanlar sürüler halinde dolaşır. omurgası olmayan, şekilsiz, kabuksuz sümüklü böcekler ve hiçbir şeyden haberleri yok. hiçbir büyü, hiçbir müzik büyüsü elini sürmez bunlara ve etkisi altına almaz. hiçbir esinti yaratmayan derileriyle birbirlerine yapışmış haldeler çünkü.

4.06.2019

ambalaj

elfriede jelinek

bütün satıcılar bilir: önemli olan ambalajdır.

insan her zaman en azından ilk üç içinde olmalı; arkadan gelenlerin yeri her zaman çöp tenekesidir.

sanatın kriteri ölçülemez olan, tartılamaz olandır.

insan ancak gerçekliğin yakasını bırakıp yolunu zevk imparatorluğuna düşürdüğünde en yüksek değere ulaşır.

modern vagonlara bir kez binmişsen eğer, bir sonraki durağa kadar içerde kalmak zorundasın.

insan elde ettiğini elinde tutmalı. elde edeceğinin kalite açısından bekleneni verip veremeyeceğini kim bilebilir?

sanatçı gerçeğin acı veren yolunu izler, kuralların yoluna sapmaz.

cinselliğin aşağılamaları yerine sanatın zirvesi tercih edilmeli. sanatçının, genelde dizginlenmesi imkansız diye bilinen cinselliği unutması gerekir. eğer bunu yapamıyorsa sıradan bir insan demektir; ama sanatçı sıradan insan olamaz. yoksa kutsallık katına erişemez. ne yazık ki sanatçıların yaşamöyküleri -ki en önemli şeydir bu- çoğu kez başrol oyuncularının cinsel arzu ve hileleriyle doludur. bunlar, sanki katıksız ahengin, ancak cinselliğin gübre yığını içinde yetiştiği yönünde yanlış bir izlenim verir.

11.05.2017

sanat

elfriede jelinek

sadece sanat, varlığını daha uzun sürdürebilir.

sanatın, bir sürü şeyin yanı sıra, iyi bir teselli edici güce sahip olduğu söylenir; oysa bazen acının davetçisidir sanat.

çoğunluğun hiçbir zaman ulaşamayacağı zirvede, dünyaca ünlü olmak vardır. zirvede soğuk rüzgarlar eser durmaksızın ve sanatçı yalnızdır; bu onun ebedi yalnızlığını da ifade eder.

sanatın tatili yoktur; sanat sürekli peşinizdedir ve sanatçı da bundan hiç şikayetçi olmaz.

insanda en küçük bir öğrenme isteği varsa en az şeyden bile öğrenciye kalan bir şey olurmuş. ancak ilerleyebilmek için bunu hemen aşmak gerekiyor. öğrenci en küçük olanda, en az olanda ısrar etmemeli; böyle olursa üstleri onun öğrenme sürecine hemen müdahale eder.

hiçbir sanatçı, eserinde tamamlanmamışlığa, yarım kalmışlığa tahammül edemez. sadece bazen eser, sanatçı öldüğü için yarım kalır.

sanattan uzak kalmanın tek geçerli nedeni ölüm olabilir. profesyonel sanat dostunun bundan başka bir nedeni anlaşılır bulması mümkün değil.

çoğunluğun gözünde sanatın başlıca çekiciliği, bildiklerine inandıkları bir şeyi yeniden fark etmektir.

4.02.2017

sevda kadınları

elfriede jelinek

gerçeklerin kendine özgü bir dili vardır.

en iyi olan, her zaman daha iyi olandan daha iyidir.

önemli olan, doğru insan tarafından seçilmektir.

eğer birisinin kaderi varsa o erkektir; eğer birisi, birisine kader veriyorsa o kadındır.

eğer bir insanın bugünü yoksa, geleceği için bir şeyler yapmak zorundadır.

mutluluk bir rastlantıdır; yasaların veya mantıksal davranışların bir sıralanışı değildir mutluluk.

ilk önce hayatın tadını çıkarmalı. iş her şey değildir; çünkü sevgidir her şey olan.

insanlar bir kere sahip oldukları bir şeyi hep ellerinde tutmak isterler.

bir erkek hayatı boyunca birçok kadının tadına bakmak ister.

bazı insanların ışıldaması için güneş ışığı yeter; fakat bazı insanların ışıldayabilmesi için bir sürü spot bile yeterli olmaz.

mutlu insanlar mutsuz insanlara nazaran daha çok üretir.

iyi olan, mutluluğu kendi içinde değil, başkasının içinde görebilmektir.

insanoğlu her zaman verdiğinin daha fazlasını ister.

kadınlar her ne kadar aptal olursa olsunlar, her zaman bir o kadar da tatlıdırlar.

sevgi bir mutluluktur, dinlenmedir.

karar vermek çok önemlidir; çünkü kararlılık, her şeyin insanın kendi etrafında döndüğü izlenimini yaratır.

aşk acısı denen o acı, acıların hiyerarşik düzeninde en az olandır.

insanın başına gelebilecek en kötü şeydir çalışmak.

sevgi bir buzdolabı getiremez.

isteğin olduğu her yerde bir yol vardır.

eğer hiçbir zaman bir mülkünüz olmadıysa, günün birinde sahip olacağınız mülke özen göstermek istersiniz.

mutlu ve şefkat dolu bir yuva için dört duvar gereklidir.

doğa her şeyden çok daha güçlüdür.

bütün kalpleriyle dikiş diken kadınlar, en iyileri değildir.

hiçbir şeyden netice itibariyle hiçbir şey doğar.

20.05.2016

piyanist

elfriede jelinek

istemeyen, sahiptir zaten.

önlem almak pişman olmaktan daha iyidir.

neden her zaman bu kadar ciddi? spor yapmalı; spor kahkahaya fırsat yaratır ve insan üzerinde genellikle olumlu etkisi olur.

her çocuk, eğer engellenmezse, içgüdüsel olarak pisliğe ve boka eğilimlidir.

tasarruf taksiye binmemekle başlar, ev alınmasıyla biter.

bedava olan sadece ölümdür, o da hayata mal olur.

acının kendisi zevk, yıkma, yok etme arzusunun sonucudur ve en yüksek biçimiyle zevkin bir türüdür.

duygu ve tutku, bir ruh kazandırmanın yedek güçlerinden başka bir şey değildir.

tek başına güzel bir yüz, çabuk tüketir kendisini.

eğer yetkisiz kişiler tarafından ele geçirilmişse bütün duygular her zaman gülünçtür.

tutku, prensip olarak daimi başarısızlığa duyulan aşktır.

aşk ancak sevilen varlık kıskanıldığında sevinir.

güven iyidir, kontrolse ondan daha iyi.

aşk her zaman kadının bütününü ele geçirir.

çok az kadın kendisi için doğru olanı sonuna kadar bekler; çoğu ilk geleni, çok azıysa iyi olanı alır.

bütün başlangıçlar zordur.

aşık olanlar birbirlerinin en derin bölgelerine girebildiklerini, açıklanabilecek sırlarının kalmadığını sanırlar.

bütün mülk sahiplerinin, ilk önce ve acılar içinde kıvranarak öğrendikleri şey şudur: güvenmek iyidir; fakat kontrolü elden bırakmamakta her zaman fayda vardır.

insan, sahip oldukları kadardır.

karşı cinsler aslında her zaman karşıt şeyler ister.

insanın kendisini başkasından gelen talebe göre değerlendirmesi sevginin ön koşullarından biridir.

keçiyle karşılaşmadan önce kurdun en iyi arkadaşı kendisidir.

aşk her zaman kadının bütününü ele geçirir. aşkı tamamen harcamak ve kalan bozuk parayı tezgahın üzerinde bırakmak kadının dürtüsüdür.

çabalarımız için hep ödül bekleriz; ama başkalarının çabalarının ödüllendirilmesine gerek olmadığına inanırız nedense; onları daha ucuza elde etmeyi umarız her zaman.

kadın gitti, erkek de gitti; yeryüzüyle gökyüzü, bir an gevşettikleri ellerini karanlıkta yine sıkıca tuttular.

1.03.2013

arzu

elfriede jelinek

herkes bir gün karısının kıçıyla yetinmek zorunda kalacaktır.

cinsellik de doğa gibidir; girintileri çıkıntıları olmadan hiçbir şeye benzemez.

insanlar büyük bir zevkle yapay cennetler oluşturur. ve kadınlara cennet sözü verilir; eğer yeryüzünde kocalarına ve çocuklarına cenneti yaşatabilir ve tabii bütün bunları doğru baharatlandırabilirlerse. hiçbir molanın onlara işkence çektirmesine izin verilmez. çünkü oralarda çalılıklar kıvılcım saçmaktadır.

birçok adam otomobilinin biyografisini, kadınlarının otobiyografilerinden çok daha iyi tanır.

sonlar yaklaştığında insan bedeni yitmeye başlar, geriye fazla bir şey kalmaz. doğa, parkta ve birahanedeki müzik eşliğinde ne kadar da güzeldir!

fakir insanların kıyıya ulaşabilmeleri için birçok ödün vermesi gerekir.

kadınlar umutlarla doludur ve hatıralarıyla yaşarlar; oysa erkekler anlarla ve özellikle geniş bir zaman dilimine yayılan anlarla hayatlarına devam ederler.

hayatta en önemli şey dayanıklılıktır ve eğer yeryüzünde cennet kendisini gösterecek olursa, bu bir tepe şeklinde olur ve insan her ne pahasına olursa olsun bu tepenin üstüne çıkmak zorundadır.

işsizler ucuz romanları örnek almasalardı, böyle bir dünyada nasıl yaşayabilirlerdi ki?

insan yediklerinin bütünüdür. tabii ta ki işi onu kirli bir yığına, erimeye yüz tutmuş bir kardanadama dönüştürünceye kadar. bu, geçmişin kamçı izleri kaybolmayıncaya ve insanın içine girebileceği ufak bir delik bile kalmayıncaya kadar devam edecektir. evet, insanlar, en nihayetinde sorguya alınana ve kendileri hakkındaki gerçekleri öğreninceye kadar.

erkeklerin sevgi dedikleri uzaklardadır ama ellerinin altındakileri de kullanmadan edemezler.

haysiyetsizler önemli ve misafirperverdir; sadece bir gün için, kendilerini öğütürken. ama sadece bir yıl sonra evdeki eşyaları ve otomobilleri yüzünden içeriye tıkılırlar. eğer taksitleri ödeyemediyseler daha büyük cezalara maruz kalırlar. hatta onlar hayvani bir şekilde yuvarlandıkları yataklarının bile hala taksitlerini ödemeye çalışmaktadırlar! ama biz her gün en uygunsuz zamana uyanmak zorunda olanlardanızdır. biz yabancı ve uzaktayızdır ve görüş mesafemiz ufak sokağımızın sonuyla sınırlıdır.

tuvaletler insanların aynalarıdır. bu yüzden tuvaletlerinize kendinize davranılmasını istediğiniz gibi davranın.

herkes başka bir şey hisseder ve bazılarıysa hiçbir şey; yine de içimizdeki son kırıntıyı da hazırlayıp bir diğerine sunma konusunda hemfikirizdir. bir oda yangını gibi içimizdeki ufak fırınlardan son ateşimizi dışarı salarız. isteklerimizin peşinden çok hızlı bir şekilde gider ve onlara yetişmeye çalışırız; güneş sıcaktır ve üstüne üstlük yaşama tutkumuzun barındığı ruhumuz bile ısınmaktadır. kıvılcımdan ısınmış her şeyimiz sıcak ve canlıdır; herkes görebilsin diye. ama en nihayetinde bir kez olsun düşeriz; çünkü aşık olur ve ayağımızın altındaki yeri kaybederiz. nasıl da mutluyuzdur, garip yaratıklar gibi dağlarda tepinmekten.

çiftlerin rüyaları hiçbir zaman bitmemeli.

kadınların, çok sürmeden tükenen seyrek yaşam sızıntıları, birlikte akabilecekleri ikinci bir su birikintisi arayışı içindedir. bir dizi muhteşem sevgi işareti, yere koyulmuş bayraklar gibi; ve can alıcı, hayvanların dillerini içine soktukları ya da kendi sıvılarını bile aldatan elektrik akımları.

bir kadın ısırılmak ve koparılmak için vardır.

kadınlarda birçok farklılık saptanabilir; hiçbiri bir diğeri gibi değildir; ancak erkekler için bu hiç de önemli değildir. çünkü o aynaya baktığında kendisini tanrı olarak görür; derin sularda dolaşan ve balık tutan, hiç sorun yaşamadan içine girebileceği ve dövebileceği birini bulan bir tanrı olarak. teknoloji değildir insanı güçlü yapan.

kadınlar her şeyden vazgeçebilirler; ancak asla fakirlerin yemi olan duygu üretiminden vazgeçemezler. 

bardakta en uslu duran alkol herhalde şaraptır.

kadınların duyguları bir kez olsun kamçılandıktan sonra, emin olabilirsiniz, her türlü pisliğe karışırlar.

hepimiz taşıyabileceğimiz kadarını kazanırız.

alev almaya hazır yerlere geri dönmeyi her zaman isteriz. buralarda hediye paketimizi açabilir ve eski olanları yeniymiş gibi gösterebiliriz. ve alçalan yıldızımız bize yine hiçbir şey öğretememiştir.

kadınlar sevdikleri için kendilerini bile yalanlayabilirler.

insanlar bir evin yanına bir diğerini kurmaktan çok büyük zevk alırlar; hayır, komşularını korumak için değil, onlara acı çektirmek için.

kimse yeryüzünün yasalarından kurtulmuş değildir; ağır olan her zaman aşağıya düşecektir.

31.01.2010

uzun lafın kısası

elfriede jelinek: herkes bir gün karısının kıçıyla yetinmek zorunda kalacaktır.

gandhi: haksızlığa sapıp bütün insanlar tarafından takip edileceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.

juvenalis: insanların delik pelerinleriyle söylemeye cesaret edemeyeceği pek çok şey vardır.

margaret mead: kendini adamış, bilinçli, küçük bir grup insanın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe etmeyiniz. aslına bakarsanız, şimdiye kadar bunu başarmış olan yalnızca onlardır.

napolyon: insanlar faziletlerinden ziyade ahlaksızlıklarıyla daha kolay yönetilirler.

ingeborg bachmann: yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten ve özgürlükten korkuyoruz; insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse insanlar onunla bozuşmuştur.

augustinus: yaratılan her şey akıp gider; onlarda ruhun dinleneceği bir sığınak yoktur.

luigi pirandello: yaşantıların mutlu düzenliliği içinde yaşayanlar, tüm kuralların dışında yaşayan biri için hangi şeylerin gerçek ya da gerçeğe benzer olabileceğini tasarlayamazlar.

platon: devletler ancak krallar filozof ya da filozoflar kral olunca mutlu olabilirler.

madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.

karl wrichs: doğaya aykırı aşk diye bir şey yoktur. gerçek aşk neredeyse doğa da oradadır.

j.g. ballard: biz, ayak değirmenine bağlı yaratıklarız: tekdüzelik ve geleneksellik her şeyi yönetiyor. tamamen aklı başında bir toplumda delilik tek özgürlüktür.