~boardwalk empire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
~boardwalk empire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.09.2020

iki öykü

~boardwalk empire

bir zamanlar bir adam vardı. adını anımsayamıyorum, sık sık şehirdeki bilardo salonuna giderdi. özellikle bilardo topu gibi belli maddeleri yutabileceğine dair iddiaya girerek epey para kaldırmıştı. topu alır, gırtlağına kadar sokar, sonra geri çıkarırdı. bir gün, onunla benim seçeceğim bir bilardo topuyla aynı şeyi yapması için 10.000 dolarına bahse girmeye karar verdim. onu defalarca, o hareketi yaparken gördüğümü biliyordu; o yüzden tahminimce benim tam bir aptal olduğumu düşündü. paraları ortaya koyduk ve ona beyaz topu uzattım. topu yuttu. top gırtlağına oturdu. ve adam oracıkta boğularak öldü. benim bilip onun farkında olmadığı şeyse beyaz topun diğerlerine göre 1/16 oranında daha büyük olmasıydı. yutmak için fazla geldi.

bir zamanlar adamın biri cennet ve cehenneme davet edilmiş. ilk önce cehenneme gitmiş; işkencedeki ruhlar yiyecek dolu masalarda oturuyorlarmış ama açlıktan kıvranarak uluyorlarmış. her ruhun elinde bir kaşık varmış ama kaşıklar çok uzunmuş; bu yüzden ağızlarına götüremiyorlarmış. bu düş kırıklığı onların işkencesiymiş. peki ya cennette? cennette ise şaşkınlık içinde aynı yiyecek dolu masalarda karınları doymuş ve mutlu halde oturan kutsanmış ruhları görmüş. her birinde uzunlukları yine cehennemdekilerle aynı olan kaşıklar varmış. ama istediklerini yiyebiliyorlarmış; çünkü onlar birbirlerini besliyorlarmış.

7.04.2015

horoz

~boardwalk empire

"irlanda'da genç bir kızken pejmürde bir adam her bahar yanında bir horozla gelirdi. horoza göğsüne asılı piyanoda gagasıyla 'the mountains of mourne' çalmayı öğretmişti. geldiği ilk yıl hepimiz, bütün kızlar, bunu büyülü bir şey olarak görüyorduk. ikinci sene ellerimiz belimizde gülüp eğlendik. üçüncü sene gitmedik bile. çünkü 'the mountains of mourne'u artık bütün horozlar çalabilirdi."

"anlatmak istediğin ne?"

"belki de amcığın düşündüğün kadar çekici değildir artık."

2.11.2014

boardwalk empire

en az çaba sarf ettiren şey en iyi seçimdir.

itibar, hayat boyunca kazanılır ama bir anda yok olur.

gerçekler gibi görünüşler de önemlidir.

kaderin kendine has bir çalışma sistemi vardır.

adamın biri boğuluyor, tanrı'ya, yardım için dua ediyor. cankurtaran yüzüp gelir, boğulan adam der ki: ''zahmet etmeyin, tanrı beni kurtaracak.'' birkaç dakika sonra bir tekne gelir: ''zahmet etmeyin, tanrı beni kurtaracak.'' sonra buhar gemisi gelir: ''zahmet etmeyin, tanrı beni kurtaracak.'' sonunda boğulur ve cennete gider. ''tanrım, beni neden kurtarmadın?'' der. tanrı der ki: ''her şey ortadaydı; sana iki gemi bir de cankurtaran yolladım. daha ne bekliyordun ki?''

hiçbir şey duygusallıktan daha ucuz değildir.

ortalama bir el hiç yoktan iyidir.

her kızın kendine has yöntemleri vardır.

sevişirken karına nasıl çığlık attırırsın?
"ona telefon açıp anlatarak."

her burun çekişle dünyanın sonu bir adım daha yaklaşır.

25.11.2013

boardwalk empire

ucuz avukat, hapiste daha fazla yatmak demektir.

adam eve gelir, karısını bir adamla yatakta basar. "siz ne yapıyorsunuz?" diye sorar. kadın yataktakine döner: "sana aptal olduğunu söylemiştim."

bazı kurbanlar katillerinden daha kötü olabiliyor.

sana olduğunda, asla unutamayacağını düşünüyorsun. sona erdiğindeyse, neredeyse hatırlayamıyorsun bile.

"ölmek için doğduk; nedendir bilmeyiz."

resimmiş, sanatmış, şiirmiş... siperde 2 hafta geçirdikten sonra hepsi unutuluyor. medeni dünyada güzel olan ne varsa.

kimse yalnız başına ölmeyi hak etmez.

siyasetin ilk kuralı evlat: güzel bir hikayeyi gerçeklerle bozma.

bu dünya o çocuk kitaplarındaki fantezi dünyalarına benzemez. gerçek insanların olduğu gerçek bir dünyadayız. ve bazen işlerin yürümesi için insanlara duymak istedikleri şeyleri söylemek zorunda kalırız.

ülkeleri uğruna kim ölür biliyor musun? siktiğimin avanakları ölür.

bir ülkeyi tek seferde fethedemezsin. her seferinde bir parçasını al. iyi davran, pay almak için pazarlık yap. birkaç aya işlerin genişler. sonra bir bakmışsın tüm bölgeyi kontrolün altına almışsın.

13.05.2011

boardwalk empire

vakti geldiğinde herkes yoldan çıkar.

bazen dünyada sadece kendimiz ve derdimiz olduğunu zannederiz.

iyi bir bar ve iyi bir kadının ortak özelliği nedir?
"ön tarafta içki, arka tarafta poker vardır."

gerçek, isteklerini gerçekleştirme gücü olanlarındır.

insan, hayatı boyunca burnunun dibindeki şeyleri göremiyor. 

hayatın bir noktasında, arkanda ne bıraktığının daha önemli olduğunu fark ediyorsun. bütün hayatını dünyayı gezerek geçiriyorsun; ama öyle bir yer olmadığı için ait olduğun yeri bulamıyorsun.

eğer karar veremiyorsan yazı tura at; para havadayken düşmesini istediğin taraf doğru karardır.

başardığın şey yüzünden yargılanırsın evlat, teşebbüs ettiğinle değil.

dürüstlüğün kendine has meziyetleri vardır.

her ayakkabı satıcısı, yeni bir çift ayakkabıya ihtiyacın olduğunu söyler.

her aşağılama bir cevap gerektirmez.

başarının birçok babası vardır; başarısızlık ise bir yetimdir. 

belki göklerde karşısındakini yargılayan bir şey vardır. hepimiz eninde sonunda öğreneceğiz. ama o her ne ise onunla olan ilişkimin kurallara ihtiyacı yok.

7.03.2011

boardwalk empire

yozlaşmış bir kurumun içinde yozlaşmaktan başka bir çare var mı?

uyanırsın, yüzünü yıkarsın, elbiselerini giyersin; işine gider, el sıkışır, gülücük dağıtırsın, paranı sayarsın. bir sırrın vardır. kimseye söyleyemezsin. sabahtan akşama kadar yanında taşırsın. ertesi gün yine yanına alır, devam eder gidersin. hayat bir hiç değildir.

kazanmak pahalıya geliyor ama kaybetmek kadar pahalıya değil.

hayata öyle can havliyle tutunuyoruz ki..

kim para mutluluğu satın alamaz diyorsa nereden alışveriş yapacağını bilmiyor demektir.

gelecekteki davranışların en iyi göstergesi geçmişteki davranışlardır.

onunla kart oynamadan birini gerçekten tanıyamazsın.

pascal: insanlığın bütün sorunları, kişinin tek başına bir odada sessizce oturamamasından kaynaklanır.

parfümlü kapkara bir gecede en çok parlayan mücevherler en karanlık olanlardır.

karışmış bir şey zayıftır. her bir karışım ile ruh uçup gider; ta ki özgün bir şey kalmayana dek.

eğitim ve çalışma insanları yükseltmek için bir araçtır. ama çalışma zeka ile yönlendirilmelidir. eğitim de yaşamayı öğretmelidir. insan düşünce ve kültür ile eğitilmelidir. yaşadığı yerde fiziksel, düşünsel ve ahlaki düşünceye yer vermeyen insan çok uzun süre mükafatsız kalır.

27.01.2011

boardwalk empire

sadece krallar birbirini anlar.

bazı adamlara bir rozet, bir silah bir de hazinedarlık verirsen gücün kendilerinde olduğunu zannederler.

eğer gerçekten bir tanrı olsaydı bana bu suratı verir miydi?

pantolonuna çamur bulaşınca -ya da at pisliği- silmene gerek yok. kurumasını beklersin. bir süre geçmesini. kuruyunca süpürüp çıkarması çok daha kolay olur.

hepimizin taşıdığı yükler vardır.

dilekler at olsaydı dilenciler onlara binerlerdi.

komik olan ne biliyor musun? gücü kimse alamaz. birilerinin ona bunu vermesi gerekir.

uzak ihtimali kimse bir kumarbaz kadar sevemez.

adam kondom almak için eczaneye girer.
eczacı sorar: "poşet de ister misin?"
adam der ki: "hayır sağol, o kadar çirkin değil."

bir kraliçeye orospu gibi; bir orospuya kraliçe gibi davranacaksın.

"sadaka, alanı küçük düşürür; dağıtanı da yükseltir." (george sand)

hayatımın büyük kısmını kumarbazlıkla geçirdim. bazı günler 20 bahis yaparım; bazı günler hiç yapmam. harekete geçmek için haftalar belki aylar var; bir gün bahis yapmazsam sadece yapacak bir şeyim olmadığı içindir. yani beklerim, planlarım, kaynaklarımı düzenlerim. ve sonunda bahis yapmak için bir fırsat gördüğümde ise paramın hepsini yatırırım.