charlie chaplin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
charlie chaplin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.02.2022

sevgisiz

şükrü erbaş


ayrılık bir kuyu suyuydu henüz. üstündeki tüllerden çıplak bir sesle döndün: 

"hayatın gecesi, lambasını da beraberinde getirir."
(charlie chaplin)

kirpiklerinden dudaklarına, uzak ıssız yollar düşüyordu. bunu çok erken biliyordum ben. sevgisiz kadınlardan, soğumuş erkeklerden, evler ölüsü çocuklardan biliyordum. gülümseyen bir acıyla tutundum soluğuna.

29.07.2017

albüm

adam fawer: edison puştun tekiydi.

v.s. naipaul: gandhi düşünceyle sezginin karışımıydı. her şeyin ötesinde, düşünce. o gerçek bir devrimciydi.

felicien challaye: konfüçyüs'ün öğretisi insandaki akla hitap eder. bu öğretide hiçbir gizemcilik, doğaüstü güçlere hiçbir çağrı yoktur. ölümünden az önce müritlerinden biri dua etme önerisinde bulunur. üstat, şu yanıtı verir: "benim duam, yaşamımdır."

memet fuat: derler ki yaşar kemal ince memed'i bir gazete patronuna götürmüş, para kazanmak amacıyla, kolay okunacak bir roman yazdığını, takma adla tefrika etmek istediğini söylemiş. sonucu öğrenmeye gittiğinde ise gazete patronu ona romanının çok güzel olduğunu bildirerek akılsızlık etmeyip kendi adıyla yayımlamasını öğütlemiş.

paul auster: james joyce 1920'lerde paris'teyken bir partiye katılmış, yanına bir kadın yaklaşıp "ulysses'i yazmış olan elinizi sıkabilir miyim?" diye rica etmiş. joyce sağ elini kadına uzatmak yerine havaya kaldırmış, birkaç saniye inceledikten sonra, "size şunu hatırlatayım madam; bu el başka işlere de yaramıştır." demiş.

saul bellow: tolstoy, "krallar tarihin köleleridir." demişti. insan güç merdiveninde ne kadar yüksekteyse eylemleri de o kadar dış koşulların kontrolündedir. tolstoy'a göre özgürlük tamamen kişiseldir. yalın ve dürüst -yani gerçek- bir yaşantısı olan insan özgürdür. özgür olmak, tarihsel sınırlamadan kurtulmak demektir.

oğuz atay: derler ki meşhur fizikçi einstein, bir toplantıda şarlo'ya "siz büyük bir adamsınız." demiş, "herkes sizi anlıyor, herkes size hayran." şarlo, " siz daha büyüksünüz." diye itiraz etmiş, "size herkes, hiç anlamadığı halde hayran."

29.09.2016

uzun lafın kısası

amin maalouf: yalnızsın, yoksulsun, seninkiler tarafından yadsındın ve evreni fethe gidiyorsun. gerçek başlangıçlar böyle belli olur.

sylvia plath: basılmamış bir yazı yığını kadar kokuşmuş bir şey olamaz.

charles chaplin: kötü günleri görmezseniz mutlu günlerin değerini anlayamazsınız.

benjamin franklin: ufak bir ihmal büyük zararlar doğurabilir. çividen yoksunsa nal elden gider, naldan yoksunsa at elden gider, attan yoksunsa binici elden gider.

epikuros: mutlu ve ölümsüz yaratığın hiçbir işi yoktur, hiç kimseye de bir iş çıkarmaz.

gustave flaubert: her şeyi tanrıya bırakmak faziletlerin en kötüsüdür.

jane austen: akıl soranlar ancak yanlış karar verecekleri zaman, vicdanlarının sesini susturmakta yardımcı aradıkları için sorarlar.

kierkegaard: bir kız ilk bakışta ideali uyandıracak kadar derin bir izlenim bırakmıyorsa onun gerçeği de pek arzulanacak bir şey değil demektir.

alexandre dumas: bir babanın ya da bir annenin yüreğinin hiçbir zaman anlayamayacağı şeyler vardır.

maurice duverger: ezilen sınıflara, ölümden sonraki sonsuz yaşamda, hak edenlerin eşit olacağını vaat ederek, bu dünyadaki kaderlerine razı olmalarını telkin eden din, aslında egemen sınıfın hizmetindedir.

orhan pamuk: bütün katiller, sanıldığının aksine, inançsızlardan değil, fazla inananlardan çıkar.

rollo may: insan, en büyük iflası içinde tekrar bir şey yapabilecek duruma gelene kadar kişiliğini koruyan bir mucizedir.

11.12.2011

tanrı

virginia woolf: bir hayaleti öldürmek, gerçek bir şeyi öldürmekten daha zordur.

pierre laplace: tanrı gereksiz bir varsayımdır.

thomas jefferson: anlaşılmaz teoriler karşısında kullanılabilecek tek silah dalga geçmektir.

jack kevorkian: benim tanrım bach. en azından ben kendiminkini uydurmadım.

mihail bakunin: tanrı fikri insanın mantığını ve muhakeme yetisini yok eder. insanın özgürlüğünü yadsımanın en etkili yöntemidir.

stanley kubrick: tanrı fikri bütünüyle mantıksızdır.

gene roddenberry: kusurlu insanlar yaratıp onları kendi hataları yüzünden suçlayan, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir tanrı'nın hikayesinin ne kadar mantıklı olduğunu sorgulamamız gerekir.

charles chaplin: aklım başımda olduğu için tanrı'ya inanmıyorum.

vladimir nabokov: özgür insanın tanrı'ya ihtiyacı yoktur.

nietzsche: sonsuz bir hiçlikteymiş gibi yolumuzu kaybetmedik mi? boş uzayın esintisini hissetmiyor muyuz? etraf soğumadı mı? tanrı öldü. tanrı ölü kalacak. ve biz onu öldürdük.

4.03.2010

bir bilimadamının romanı

oğuz atay

"iyi bir hayat hikayesi yazmak, bir hayat yaşamak kadar zordur."

newton: başkalarından daha ilerisini görebiliyorsam, bunu, devlerin sırtına çıkmama borçluyum.

"düşünmek, en çok enerji kullanılmasını gerektiren fiziksel bir olaydır. bu enerjiyi bulamadığı için veya kullanma külfetine doğuştan istekli olmayan insan yavrusu ise, böyle bir işe karşı daima tembellik içindedir. her fırsatta ondan kaçmanın yolunu bulur. onun için, düşünme sporu ile bu işe alıştırılması ve düşünme sanatını öğrenmesi gereklidir."

"herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikayet eder; fakat asla zekasından yakınmaz. bilmez ki hafıza, zekanın bir unsurudur."

"belirli problemleri çözebilmek için elbette belirli bilgileri öğrenmek gereklidir; fakat bence önemli olan, asıl güçlük, problemleri kurmaktır. çoğumuz, problemleri yanlış kurduğumuz için, daha baştan çözümsüzlükle karşılaşırız."

"basit ve açık fikir, daima muğlak ve karışık fikre galip gelmiştir. basit çözümler aynı zamanda güzeldir."

henry ford: düşünmeye mecbur kalmak bir kimse için en büyük cezadır.

derler ki meşhur fizikçi einstein, bir toplantıda şarlo'ya "siz büyük bir adamsınız." demiş, "herkes sizi anlıyor, herkes size hayran." şarlo, " siz daha büyüksünüz." diye itiraz etmiş, "size herkes, hiç anlamadığı halde hayran."

belirli bir düzeyi aşan insanların içe dönük olduğuna inanıyorum ben. fakat onların çoğu, iç dünyalarını başkalarından tecrit etmek isterler, bu dünyalarını adeta başkalarından kıskanırlar. bu nedenle, dışa dönük bir elbise giyerler.

önce "yabancı ülkelerin ülkemizdeki okulları" denilen garip yaratığın binbir özenle yetiştirdiği gençlere için gider, onlar bu kadar puanı nasıl tutturdu diye hüzünlenirsin. sonra özel dersanelerin yetiştirdiği yarış atlarını izlersin, aman ne hızlı koşuyorlar diye üzülürsün. dünya bir yarıştır oğlum diyerek acele felsefeye başlarsın.yarışa bir tur, iki tur, çok tur geriden başlayan yalınayak bir koşucunun telaşını yaşarsın. antrenmansız bacaklarının yorgunluğunu duyarsın.

herkese kendini beğendirmek de pek makbul değildir.

"çok ağrı çektim, çok parasızlık çektim ve hiç halimden şikayetçi olmadım. güçsüzlüğüm yüzünden hiç spor yapamadım ve kendimi bildim bileli para sıkıntısı çektiğim için ve kendimi bildim bileli onun bunun derdine koşmakla, onu bunu çalıştırmakla uğraştığım için, belki de bilimle gönlümce uğraşamadım."

13.10.2009

the great dictator

charlie chaplin

üzgünüm ama ben bir imparator olmak istemiyorum. bu benim işim değil. kimseyi yönetmek ya da fethetmek de istemiyorum. herkese yardım etmek istiyorum: yahudi, yahudi olmayan, zenci, beyaz. hepimiz başkalarına yardım etmeliyiz. insanlık böyle başlar. biz birbirimizin mutluluğu için yaşamayı isteriz, kötülüğü için değil. bir başkasından nefret etmeyi istememeliyiz.

yeryüzü zengindir ve bunu herkes paylaşabilir. yaşam tarzımız özgürlük ve güzellik olmalıdır. ama biz yolumuzu kaybettik. açgözlülük insan ruhunu zehirledi, dünyayı nefretle kuşattı, bazıları bizi üzüntü içinde bıraktı. hızlı geliştik ama bu sırada kendimize de zarar verdik. istediklerimizi elde etmek için makineleri kullandık. bilgimizi olumsuz, zekamızı sert ve kaba kullandık. çok fazla düşündük ama çok az hissettik. makinelerden çok, insanlığa ihtiyacımız var. zekadan çok şefkat ve kibarlığa ihtiyacımız var. bunlar olmadan yaşam şiddet dolu olur ve her şeyi kaybederiz.

uçaklar ve radyo bizi yakınlaştırıyor. bu icatlar insanlığın erdemlerini etkileyecek ve insanlar arasındaki kardeşliği ve birliği gerçekleştirebilecek. şu anda bile sesim milyonlarca insana, milyonlarca umutsuz erkek, kadın ve çocuğa erişiyor. sistemin kurbanlarına ve işkence çeken kişilere ve hapisteki masum insanlara. beni duyanlara şunu söyleyeceğim: umutsuzluğa kapılmayın. umutsuzluk şu an üzerimizde ama bunu da atlatacağız. insanlığın ilerlemesinden korkanlar ezilip gidecekler. insanlığın nefreti geçecek, diktatörler ölecek ve onların gücü insanlığa geri dönecektir. son insan ölene kadar özgürlük asla yok olmayacaktır.

askerler, kendinizi bu zebanilere teslim etmeyin. sizi küçümseyen, sizleri köle yapan, yaşamlarınızı sistematikleştiren, ne düşüneceğinizi söyleyen, sizi terbiye eden, size sığır gibi davranıp savaşa gönderen bu insanlara. kendinizi makine kalpli, makine düşünceli bu makine insanlara teslim etmeyin. sizler makine değilsiniz, sizler sığır değilsiniz, sizler insansınız. kalbinizde insanlık sevgisine sahipsiniz. sevgisiz ve nefret dolu olmayın.

askerler, kölelik için savaşmayın, özgürlük için savaşın! aziz luke der ki, "tanrının krallığı insanın içindedir." sadece bir kişi veya zümrenin değil, bütün insanların. senin de. makineleri yaratma gücüne sahipsin, mutluluk yaratma gücüne de. bu yaşamı özgürleştirip güzelleştirme, yaşamı harika bir macera yapma gücüne sahipsin. demokrasi adına bu gücümüzü kullanalım. birleşelim, yeni bir dünya için savaşalım. insana çalışma şansının verileceği, gençlere gelecek, yaşlılara güvence verilecek bir dünya.

zalimler yükselirken parlak vaatler verirler. ama onlar yalancıdır! sözlerini tutmazlar. asla tutmazlar. diktatörlerin kendileri özgürdür ama onlar insanları köle yapar. şimdi bu sözleri tutmak için savaşalım. özgür dünya için, ulusal engelleri kaldırmak için savaşalım. açgözlülüğü, nefreti ve hoşgörüsüzlüğü kaldırmak için. bilimin ve ilerlemenin bize mutluluk getirdiği bir dünya için savaşalım. askerler, demokrasi adına birleşelim.

bulutlar dağılıyor. güneş aralarından ortaya çıkıyor. karanlıktan kurtuluyoruz. yeni bir dünyaya, müşfik bir dünyaya, insanlığın nefretlerin, acımasızlıkların ve hırsların üstüne çıktığı bir yere doğru gidiyoruz. insanlığın ruhu kanatlanmış. gökkuşağına, umut ışığına, geleceğe doğru uçuyor. sana, bana, hepimize ait olan görkemli bir geleceğe doğru.

4.09.2009

şimdiki çocuklar harika

aziz nesin

ebul'ala ma'ari: ben, terbiyeyi, terbiyesizlerden öğrendim.

walt disney: charlie chaplin, "dinle beni walt, çocukları akıllı uslu, büyükleri de çocuk olarak al." derdi.

ister kadın, ister erkek olalım, kendi kendimizden memnunsak, şanslıyız demektir.

bir gün kardeşim, babama bir şey sormuştu. babam:
- sen daha anlamazsın, büyü de öyle, deyince, kardeşim:
- sen anlatmaya çalış, ben anlarım.. demişti.

bir gün bir komşu kadın, anneme, çocuğunun bir buçuk yaşında yürümeye başladığını, buna pek şaştığını söyleyince içimden, "bir buçuk yaşında çocuk yürümez de ne yapar, yoksa uçacak mıydı?" diye geçirmiştim. çocuk ne yapsa harika oluyor. konuşsa harika. çocuk bu, konuşur elbet, havlayacak değil ya..

öğretmenimiz:
- cumhuriyet kurulduktan sonra, kadınla erkek artık eşit olmuştur. kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur.
hiçbir fark olmamasını erkekliğine yediremeyen yaşar:
- hiç mi yok öğretmenim?
- yok.
- küçücük bir fark da yok mu?
öğretmen sert:
- yok!
yaşar:
- evet ama öğretmenim, dedi, "kadın haklarını koruma derneği" var; oysa erkekler böyle bir dernek kurmamışlar. annem, kadın haklarını koruma derneği'ne üye..
neşe, yaşar'ın sözünü keserek:
- hayvanları koruma derneği de var..

eşeğin konuşması, insanın yük taşıması normal değildir. ama bazı insanlar, eşeğin konuşmasına hayranlık duyarlar. oysa eşeğin yük taşıması, insanın da konuşması doğru olandır.

dünyada en çok doğuran şey yalandır.

kazanmamak, kaybetmek demek değildir.

yaşlarınız küçük diye hiçbir gerçeğin sizlerden saklı kalmasından yana değilim. çocukların anlayamayacakları sorun yoktur. olsa olsa, dinleyenlerin yaşlarına göre, konuların anlatılış biçimi değişebilir.

todor dinov: mizah, dünyamızı gülünç olmaktan kurtarır.

6.01.2008

monsieur verdoux

charlie chaplin

hayat, kolaylıkla kötü ve acımasız bir hale dönüşebiliyor. onu güzel ve saygın tutmak için çaba göstermeliyiz.

bu dünyada hiçbir şey kalıcı değil, sorunlarımız bile.

kadınlar gerçekçidirler; onları fiziksel özellikler yönlendirir. bir kadın bir erkeğe ihanet ettiğinde onu küçük görür. ne kadar iyi biri olursa olsun, bir erkekten kolaylıkla vazgeçebilir ve söz gelimi, daha çekici bir erkeğe kapılabilirler.

aşk gerçek ve çok derin bir kavramdır.

yıpratıcı ve hüzünlü bir dünyada yaşıyoruz; ama güzellikler onu anlamlı kılıyor.

insanın içinden cenazelerde gülmek, düğünlerde ise ağlamak gelir.

herkesin aşka ihtiyacı vardır.

daima mücadele edilecek bir şey vardır. umutsuzluk uyuşturucu gibidir. hayat, mantığın ötesindedir. bu yüzden devam etmelisiniz. kaderinize boyun eğseniz bile.

aklımı tam 35 yıl dürüstçe kullandım. sonra kimse aklıma ihtiyaç duymadı. kendi işimi kurmaya zorlandım. dünya da beni bir seri katil olma yolunda cesaretlendirdi. bu dünya toplu katliamlar için silah imal etmiyor mu? onlar da masum kadınları ve küçük çocukları öldürmüyorlar mı? üstelik çok bilimsel çalışıyorlar. bir seri katil olarak ben, onların yanında acemi kalırım.

bir konuda başarılı olmak için iyi planlama gerekir.

iyi ve kötü zıt güçlerdir. ikisinin de fazlası hepimizi ortadan kaldırır.

savaşlar, çatışmalar, hepsi iş gereği. rakamlar görecelidir. bir cinayet seni katil yapar, milyonlarcası ise bir kahraman.