duygu asena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygu asena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.09.2020

manifesto

duygu asena

mutlu bir sabah, ne istediğimi biliyorum. kendime inanıyorum. kendimi seviyorum. yaşayacağım, daha çok şey öğreneceğim, savaşacağım. aykırı mı, peki, aykırı olacağım. kendime ihanet etmeyeceğim, onlara uymayacağım, onlar kim, kim öğretmiş onlara bu kuralları, kim karar vermiş bizi etiketlemeye, kim bizi, onların altında yaşamaya mahkum etmiş, onlar için, onların kuralları doğrultusunda, aşksa yaşamımın ilkesi, aşk için yaşayacağım; heyecansa yaşamımın çekirdeği, heyecansız kalmayacağım; ünse ünlü olacağım; işse, işimde en yüksek yere geleceğim; paraysa zengin olacağım; boyun eğmemekse, eğmeyeceğim; tümü birdense tümünü yapacağım; onlar kendi çıkarlarına uygun kalıplarına sokamayacaklar beni, kendi diledikleri etiketi yapıştıramayacaklar üzerime; onların koruması altına girmeyeceğim; benim onlardan hiçbir eksiğim yok; bunu onlara kanıtlayacağım; hiç kimsenin muavini olmayacağım ben.

10.06.2020

mutluluk

charles dickens: kanayan bir kalple gülümsemek kolay değildir.

boethius: iyi olan her şeyle dolup taşmak, başkasına gerek duymadan sadece kendi kendine yetmek, mutluluğu gerçekleştirecek tek şeydir.

andrey platonov: sıradan, basit bir iş için bile insanın iç mutluluğa ihtiyacı vardır.

irene nemirovsky: mutluluk. onun peşinden sürüklenirsin, onu ararsın, bu çabayla kendini tüketirsin; oysaki şuracıktadır; artık hiçbir şey beklemediğin, hiçbir şey ummadığın, hiçbir şeyden şüphelenmediğin anda ortaya çıkar.

charles baudelaire: bir yığın küçük sevinçtir mutluluğu oluşturan.

connie palmen: ancak kendine ait bir yaşamı olan insanlar, her bir anın tiksinç farklılığında bütünlüğü algılayabilen insanlar, yaşam gerçekten neyse onun içinde bir hikaye görebilirler; ancak böyle insanlar mutlu olabilirler.

shakespeare: mutluluğun en güzel ifadesi susmaktır. ne kadar mutlu olduğunu anlatıp duran insan çok da mutlu olamaz.

konfüçyüs: yiyecek pirincim, içecek suyum ve kolumu dayayacak bir yastığım var. bunlarla ben mutluyum. zenginlik, şan, onur doğru olmayan bir yolda elde edilirse, bunlar benim için uçan bulutlar gibidir.

duygu asena: mutluluk, zamanı geldiğinde bırakıp gidebilmektir.

margaret atwood: mutluluk camdan duvarları olan bir bahçe: ne girebilirsiniz ne de çıkabilirsiniz. cennette hikayeler yoktur; çünkü yolculuk yoktur. hayatın dolambaçlı yollarında hikayeyi sürdüren şey kaybetmek, pişman olmak, acı çekmek ve yitirdiklerini özlemektir.

6.02.2017

aynada aşk vardı

duygu asena

insanlar yaşamı kendilerine zehir etmeyi çok iyi bilirler.

her an büyük yalanlar içinde yaşıyoruz, gerçek düşüncelerimizi asla söylemiyoruz; hepsi içimizde kalıp çöreklenerek oturuyor.

alkol ve uyuşturucuyla farklı keyifler yaşamak isteyenler güçsüz, zayıf kişilikli insanlardır. kişiliği oluşmuş birinin bu tür şeylere asla gereksinimi yoktur. bunların verdiği keyifler geçici ve yanıltıcıdır.

yaşamın bazı gerçekleri insana oyun gibi gelir.

ah bu kadınlar, bu salak kadınlar, en akıllısı bile en aptal erkeğin karşısında neden böylesine özverili ve kişiliksiz davranır?

şu 16 yaş berbat bir yaş. ne büyükler arasındasın, ne küçükler. hiçbir özgürlüğün yoktur, her şeyine ailen karar verir; ama kafan en az 18'indeki kadar çalışmaktadır. bedenin ise aynı bir büyüğünki gibi. memelerin çıkmış, boyun iyice uzamış, kalçaların, belin son şeklini almış. erkekler sana bakıp iç geçiriyor ve sen küçük olduğun halde derli toplu giyinip derli toplu oturmak zorundasın. çocuk doğurabilirsin, sevişebilirsin, orgazm olabilirsin. ama bunların hiçbirini yapman uygun görülmez; sen küçüksündür. ama aslında sen büyüksündür de; çünkü sokaklarda oynaman doğru değildir, bacaklarını açarak oturamazsın, lunaparklarda eğlenmene bile garip bakılabilir.

karın kadının en büyük kusurudur.

sevilmek, karşılık görmek, ilgilenilmek yaşamak kadar önemlidir kadınlar için. bir erkeğin söylediği en basit, en sıradan, en anlamsız sözcük bile kadınların içinde büyür, büyür, olağanüstü anlamlar kazanır.

gerçekleri tüm acımasızlıklarıyla, olduğu gibi kabul edince gerginlikler bitiyor. insanın kendini aldatması kadar yıpratıcı bir gerilim yok. onaylamadığın bir şeyi mi yapıyorsun, neden kendi kendini aldatarak iknaya çalışıyorsun? evet, bu doğru değil diye diye yap. sonunda kurtulması daha kolay olur, hem de daha az yara alır insan. en azından kendini aldatmış olmanın verdiği yıpranmayı yaşamaz.

neden insanlar mutsuz evliliklerin bitmesi için birbirlerine yardım edeceklerine, sürmesi için çabalıyorlar?

insan, yaşamı boyunca durmadan senaryo yazar. kendisinin sürekli başrolde olduğu, öteki rolleri yine kendisinin dağıttığı senaryolar yazar. ama ne yazık ki çok enderdir yazdığı senaryoların gerçekleştiği, hele bire bir gerçeklik, bu mümkün değildir. ve yaşananlar, yazılan senaryodan ne denli saparsa o denli mutsuz olur, bunalıma girer insan.

bir erkek her şeyini ona göre ayarladığını anladığı anda sana olan heyecanını yitirir.

delilik aptallıktan her zaman daha iyidir.

insanlar her devirde, her zaman, her koşulda aynı. onlar çok aptal ve özünde vahşi. hiçbir şey değişmeyecek, dünya hiçbir zaman bizim istediğimiz gibi olamayacak. işte hala öldürmek alkışlanıyor, çözüm savaşta; işte hala ırkçılar şurada burada, içimizde, ayrı görüşteki insanlar birbirlerini yok etme peşinde.

insanı terk etmeyecek hiç kimse yoktur. herkes her şeyden vazgeçebilir.

hiçbir an sürekli değildir, her an bir başka an'a atlar ve o yeni anda ne olacağını hiç bilemezsin. bir dakika önceki an bitmiştir, bir dakika sonrası gelmektedir. çok güzel ya da çok acı şeyler yaşanabilir; ama hiçbir sürmez, bitmez de. aslında o bir bitiş değildir, sırasını savmıştır ve sırada bekleyen yeni anlar vardır. aslında biten bir şey yoktur, yalnızca yaşanılır. en güzeli geriye gülümsenerek düşünülen anıların kalmasıdır.

dürüstçe yaşa, doğruluklardan hiç ayrılma ve özgürlüğünden sakın ödün verme.

insana en fazla acı veren şey, uğradığı haksızlık olsa gerek.

hepimiz öleceğimizi bile bile, sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi, küçük küçük şeyleri büyütüp üzüleceğiz. belki de insanlığın en ağır bunalımı, bir gün öleceğini bilmek ve unutmuş gibi yaparak yaşamak.

24.05.2014

mutluluk

duygu asena

mutlu bir sabah; ne istediğimi biliyorum. kendime inanıyorum. kendimi seviyorum. yaşayacağım, daha çok şey öğreneceğim, savaşacağım. aykırı mı, peki, aykırı olacağım. kendime ihanet etmeyeceğim, onlara uymayacağım; onlar kim, kim öğretmiş onlara bu kuralları, kim karar vermiş bizi etiketlemeye; kim bizi, onların altında yaşamaya mahkum etmiş; onlar için, onların kuralları doğrultusunda, aşksa yaşamımın ilkesi, aşk için yaşayacağım; heyecansa yaşamımın çekirdeği, heyecansız kalmayacağım; ünse ünlü olacağım; işse, işimde en yüksek yere geleceğim; paraysa zengin olacağım; boyun eğmemekse, eğmeyeceğim; tümü birdense tümünü yapacağım; onlar kendi çıkarlarına uygun kalıplarına sokamayacaklar beni, kendi diledikleri etiketi yapıştıramayacaklar üzerime; onların koruması altına girmeyeceğim; benim onlardan hiçbir eksiğim yok; bunu onlara kanıtlayacağım; hiç kimsenin muavini olmayacağım ben.

incineceksiniz, inciteceksiniz. durmadan özveride bulunmak mutluluk sağlamıyor, ne bulunan için ne de bulunulan için.

31.08.2011

uzun lafın kısası

muriel barbery: tek bir dostunuz olsun; ama onu da iyi seçin.

hermann hesse: yüksek düzeyde bir mizah yeteneğine kavuşmanın başlıca koşulu, kendini bundan böyle ciddiye almamaktır.

marcel proust: kaygısızca kabullenilemeyecek kadar büyük bir utanç yoktur.

pierre assouline: insanın başkalarıyla rastlaşmak için her gün sadece bir avuç saati vardır, fazla değil. bazen birkaç saniye de yeterli olur. geri kalan zaman, insan yapayalnızdır.

jorge luis borges: şiir kitabı çıkarmak, kuyuya bir gül atıp yankısını beklemek gibidir.

albrecht von wallenstein: yüz bin kişilik düzenli bir orduyu yönetmek, on iki binlik milis gücünü yönetmekten daha kolaydır.

franz kafka: insan boş yere kafasını yoruyor. kurtuluş yolu diye bir şey yok.

duygu asena: bütün kadınlar evlenmek için programlanmışlardır. bir erkek onlarla evlenmek lütfunda bulunduğu zaman zevkten ölürler. evlenme teklifi aldıkları gün yaşamlarının en büyük günüdür.

david b. resnik: aldatma, dürüstlüğe oranla daha karlıysa, o zaman neden dürüst olalım ki?

carson mccullers: halk için tek çözüm yolu bilmektir. bir kere gerçeği öğrenir öğrenmez baskı altına alınamazlar artık. yarısı bile bilse gerçeği, tüm savaş kazanılmış demektir.

dave eggers: seyahat ve bebekler var şu dünyada. geri kalan her şey ya angarya ya ölüm.

arthur rimbaud: benden uzak olsun artık bu boş inançlar, bu eski bedenler, bu eşler ve bu yaşanmış yıllar; karaya vurmuş bir çağdır bu çağ!

31.07.2011

uzun lafın kısası

lucretius: zeka bocalar, dil sürçer, zihin tökezler.

alberto moravia: insan dediğin ciğeri beş para etmez bir yaratıktır.

carson mccullers: en vasat insan bile, çılgın, ölçüsüz ve bataklığın zehirli laleleri kadar güzel bir aşkın nesnesi olabilir.

duygu asena: insan, yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor.

franz kafka: hiç kimse cehennemin dibindekiler kadar temiz şarkı söyleyemez; meleklerin söylediğini sandığımız şarkı, aslında onlarınkidir.

trevanian: işin doğru yapılmasını istiyorsan onu en meşgul adama yaptır.

hermann hesse: nasıl ki delilik yüksek bir anlamda tüm bilgeliğin başlangıcıysa, şizofreni de tüm sanatın, tüm düşlerin başlangıcıdır.

danilo kis: düş, geceleri yaşamın kaynağına doğru kaçan ruhun susuzluğunu giderdiği yerdir.

montaigne: doğanın ne kadar azla yetindiğini görmek harikulade bir şeydir.

paulo freire: demokrasiyi yüceltirken halkı susturmak yüzsüzlüktür; hümanizmden dem vururken insanı hor görmek, bir yalandır.

sigmund freud: doyurulduğu zaman sönmesi, tensel sevginin kaderidir.

arthur koestler: idam sehpası yalnızca bir ölüm makinesi değil, aynı zamanda sadece insana özgü olan kendi ahlaki yıkımını isteme eğiliminin de en eski ve en müstehcen simgesidir.

31.01.2011

uzun lafın kısası

franz kafka: uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam.

douglas adams: umutlarla dolu bir hayat, taşıması zor bir hayattır. meyvesi üzüntü ve hayal kırıklığıdır. bu anın neşesiyle yaşamayı öğren.

duygu asena: mutluluk, zamanı geldiğinde bırakıp gidebilmektir.

dino buzzati: yeryüzünde bir yasa vardır: her şeyin bedeli ödenir. sanat en yüksek bedelin ödendiği bir lükstür. şiir ise bütün sanatlardan daha pahalıdır.

peyami safa: büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.

adam fawer: hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi ön yargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleriz. dolayısıyla, gerçekten bilebileceğiniz tek şey kendinizsinizdir.

jose ortega y gasset: tarih, insan gerçeğini anlamanın tek yoludur.

edwin fuller torrey: öğrenim ve eğitim üzerindeki tartışmaların bugüne kadar kanıtladığı tek şey, bunlarla uğraşanların bilgisizlikleridir.

sigmund freud: uygarlığımız içgüdülerin bastırılması temeli üzerine kurulmuştur.

david foster wallace: her birimiz kendi minik, kafatası büyüklüğündeki krallıklarımızın efendisiyiz, etrafımızdaki dünyanın tam ortasında ve yalnız.

turgenyev: gerçek dünyaya, eski ustalara ve klasiklere baktım; sonra, kendi zırvamı kırıp attım.

arturo perez-reverte: zamanla kıymetini yitirmeyen bazı değerleri korumak gerek. ötesi anlık modalar, geçici ve değişken şeyler. tek kelimeyle, ıvır zıvır.

19.12.2010

16 yaş

duygu asena

şu 16 yaş berbat bir yaş. ne büyükler arasındasın, ne küçükler. hiçbir özgürlüğün yoktur, her şeyine ailen karar verir; ama kafan en az 18'indeki kadar çalışmaktadır. bedenin ise aynı bir büyüğünki gibi. memelerin çıkmış, boyun iyice uzamış, kalçaların, belin son şeklini almış. erkekler sana bakıp iç geçiriyor ve sen küçük olduğun halde derli toplu giyinip derli toplu oturmak zorundasın. çocuk doğurabilirsin, sevişebilirsin, orgazm olabilirsin. ama bunların hiçbirini yapman uygun görülmez; sen küçüksündür. ama aslında sen büyüksündür de; çünkü sokaklarda oynaman doğru değildir, bacaklarını açarak oturamazsın, lunaparklarda eğlenmene bile garip bakılabilir.

7.11.2010

savaş

duygu asena

idealizm sözcüğünün içinde kasıtlı olarak bir ahlak kavramı vardır ve bu, materyalizm düşmanlarının kurduğu bir tuzaktır. materyalizm düşmanları dünyayı maddeyle değil, bir ruhla açıkladıkları için, gerçekte, yalnız onların bir fikre, bir ideale sahip olabileceklerine herkesi inandırmak isterler. bu bir safsatadır. felsefi idealizm, gerektiğinde en iğrenç işlere kılıf görevini de görür. ideal üstüne söylenen şatafatlı sözler, kabul ettirilmeye çalışılan sömürünün üzerini asla örtemeyecektir. yani materyalizm ile idealizm kesin olarak birbirleriyle bağdaşamazlar; materyalizmin her ilerlemesi, idealizme indirilen bir darbedir. bu, karşıtların birliğidir ve materyalizm ile idealizm arasındaki savaş kaçınılmazdır.

17.10.2010

kadın

duygu asena

ah bu kadınlar, bu salak kadınlar, en akıllısı bile en aptal erkeğin karşısında neden böylesine özverili ve kişiliksiz davranır?

sevilmek, karşılık görmek, ilgilenilmek yaşamak kadar önemlidir kadınlar için. bir erkeğin söylediği en basit, en sıradan, en anlamsız sözcük bile kadınların içinde büyür, büyür, olağanüstü anlamlar kazanır.

bir erkek, her şeyini ona göre ayarladığını anladığı anda sana olan heyecanını yitirir.

neden onlar büyüdüler diye sünnet düğünü yapıyorlar, hediyeler alıyorlar; biz büyüyünce neden kimse bilmiyor, hediye getirilmiyor? ben adet filan olmayacağım. olursam da büyüdüğümü herkese ilan edeceğim. bütün arkadaşlarımı çağırıp pasta yiyeceğim. hediyeler alacağım. yetti artık be, yetti artık. ayıpsa neden kanıyoruz? kanamak kadın olmaksa neden ayıp? pipimiz yok diye mi bütün bunlar? bir pipimiz olsaydı biz de mi tören yapacaktık? neden onlarınki ayıp değil de bizim kanamamız ayıp? yetti artık anne, yetti artık.

karın kadının en büyük kusurudur.

bilmiyorlar kardeşim, bilmiyorlar, ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar; ne kendilerini ne bizi tanıyorlar. kendileri beceremedikleri zaman bizi suçluyorlar, artık onları heyecanlandırmıyoruz diye; biz doyuma ulaşamazsak, yine bizi suçluyorlar; soğuk kadınız, cahil kadınız diye.

6.06.2009

kadının adı yok

duygu asena

mutluluk, zamanı geldiğinde bırakıp gidebilmektir.

bütün kadınlar evlenmek için programlanmışlardır. bir erkek onlarla evlenmek lütfunda bulunduğu zaman, zevkten ölürler. evlenme teklifi aldıkları gün yaşamlarının en büyük günüdür. nikah günü, bekaretin bozulması günü, ana oldukları gün gibi üç beş tane daha büyük günleri vardır. ve bu büyük üç beş günün yaratıcıları da doğal olarak erkeklerdir. onlarsız, büyük günler hiç yoktur.

birini zorlarsan, en doğal isteklerine karşı çıkarsan, "hayır" dersen, o iş o birisi için çok büyük önem kazanıyor. "yapacağım" diye sonuna kadar gidiyor.

neden onlar büyüdüler diye [sünnet] düğün yapıyorlar, hediyeler alıyorlar; biz büyüyünce neden kimse bilmiyor, hediye getirilmiyor? anne, ben adet filan olmayacağım. olursam da büyüdüğümü herkese ilan edeceğim. bütün arkadaşlarımı çağırıp pasta yiyeceğim. hediyeler alacağım. yetti artık be, yetti artık. ayıpsa neden kanıyoruz? kanamak kadın olmaksa neden ayıp? pipimiz yok diye mi bütün bunlar? bir pipimiz olsaydı biz de mi tören yapacaktık? neden onlarınki ayıp değil de bizim kanamamız ayıp? yetti artık anne, yetti artık.

insan, yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor.

bilmiyorlar kardeşim, bilmiyorlar, ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar; ne kendilerini ne bizi tanıyorlar. kendileri beceremedikleri zaman bizi suçluyorlar, artık onları heyecanlandırmıyoruz diye; biz doyuma ulaşamazsak, yine bizi suçluyorlar; soğuk kadınız, cahil kadınız diye.

bu insanlar böyle; yargılamayı çok iyi bilirler ama düşünmeyi hiç.

idealizm sözcüğünün içinde kasıtlı olarak bir ahlak kavramı vardır ve bu, materyalizm düşmanlarının kurduğu bir tuzaktır. materyalizm düşmanları dünyayı maddeyle değil, bir ruhla açıkladıkları için, gerçekte, yalnız onların bir fikre, bir ideale sahip olabileceklerine herkesi inandırmak isterler. bu bir safsatadır. felsefi idealizm, gerektiğinde en iğrenç işlere kılıf görevini de görür. ideal üstüne söylenen şatafatlı sözler, kabul ettirilmeye çalışılan sömürünün üzerini asla örtemeyecektir. yani materyalizm ile idealizm kesin olarak birbirleriyle bağdaşamazlar, materyalizmin her ilerlemesi, idealizme indirilen bir darbedir. bu, karşıtların birliğidir ve materyalizm ile idealizm arasındaki savaş kaçınılmazdır.

dostluk da saygı da eşitlikle olur; eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.

artık "öl desem ölecek" türündeki beraberliklere inanmayacak kadar yaşlıyım. insanlar birbirlerine "öl" dememeli ve "öl" deyince de kimse ölmemeli. kimse, "öl desem ölür" diye gurur duymamalı. kimse kimseden bir şeyler istememeli, beklememeli. hele hele değişmesini hiç. bilmiyor musun ki, ben değişirsem, senin sevdiğin ben değilimdir artık ve sonra beni sevmezsin.

mutlu olmadığın ortamdan kaç git. bunun için de güçlü ol, kendi kendine yet.

incineceksiniz, inciteceksiniz. durmadan özveride bulunmak mutluluk sağlamıyor, ne bulunan için ne de bulunulan için.