liam o'flaherty etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liam o'flaherty etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.08.2017

devrim ve özgürlük

liam o'flaherty: soylu ve güzel ne varsa özgür ve katıksız bir hayat sürdürme arayışından doğar.

hans habe: özgürlükten başka mutluluk yoktur.

nikos kazancakis: özgürlük için çarpışan her zaman küçük bir topluluktur, her zaman da büyük yığınları yenilgiye uğratır.

ivo andric: özgürlük içinde doğan, adalete dayanan bir devlet, tanrısal düşüncenin yeryüzünde gerçekleşen bir damlası gibidir.

şükrü erbaş: hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez. eşitlik özgürlük ister.

ingeborg bachmann: yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten korkuyoruz, özgürlükten korkuyoruz. insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse insanlar onunla bozuşmuştur.

erich fromm: bir özgürlük eğilimi olarak başkaldırma eylemi mantığın başlangıcıdır.

arturo perez-reverte: ülkesini satan bir fanatik olmayı, hayatımı "yaşasın zincirler!" diye bağırarak geçirmeye tercih ederim.

thomas more: servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zul sayar. buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.

nazım hikmet: hiç kimse esir doğmuş olduğundan dolayı kabahatli değildir. fakat esaretini haklı bulan, onu yaldızlayan esir, yeryüzünün en aşağılık mahlukudur.

ursula k. le guin: insanların nasıl hür olunacağını öğrenmeleri lazım. köle olmak kolaydır. hür bir insan olmak için kafanı kullanman lazım.

liam o'flaherty: pis bir çukurda koyunlar gibi ölmektense göğsünü kurşunlara siper ederek ölmek yeğdir.

12.06.2013

kıtlık

liam o'flaherty

göt kısmetten kesilince uçkur dokuz yerden çözülür.

yoksullar kuşlara benzer. yavrularına yiyecek toplamak için şafakla birlikte yola düşerler.

aşırı yoksulluğun düşkünlüğü karşısında hiç kimse, o yoksulluğun içinde doğmuş bir ana babanın çocuğu kadar tiksinti duymaz.

pis bir çukurda koyunlar gibi ölmektense göğsünü kurşunlara siper ederek ölmek yeğdir.

yoksulların tek yapacakları, oturup bol bol dua etmek ve tanrının bütün o gönlübolluğuyla kendilerini işitmesini umut etmektir.

yetkinlik uğruna mücadele etmek uygar insanın amacıdır.

özgürlük uğruna, seni doğuran toprağın özgürlüğü uğruna, seni sevenlerin mutluluğu ve iyiliği uğruna savaşmaktan ve bu yolda ölmekten daha kutsal bir şey yoktur.

hiçbir zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir.

köylü, zorbalık karşısında öteki bütün sınıflardan daha fazla sabır gösterir; ama başkaldırma zamanı bir kere geldi mi, kendisini harekete geçirecek hiçbir dış güce ihtiyaç duymaz. onun isyanı içgüdüseldir.

öfkeyi yok etmenin en iyi yolu nezakettir.

soylu ve güzel ne varsa, özgür ve katıksız bir hayat sürdürme arayışından doğar.

31.12.2011

uzun lafın kısası

carlos fuentes: gerçek güç, her zaman başkaldırandan doğar.

edip cansever: bizlere dadanan her yakıcı umutsuzluk, her küstah acı; bir güzelliğe, bir yaşama direncine dönmek zorundadır. anlam da bizde, anlamsızlık da.

süheyla acar: şehirlerin yüzü, içinde yaşayan insanların yüzlerine benzer.

hermann hesse: bir çiçeğin yaprağı ya da yol üzerindeki küçük bir solucan bir kitaplıktaki kitapların tümünden daha çok şey söyler insana, kendisinde daha büyük bir hazine barındırır.

albert memmi: insan koşulsuz biçimde kendi yakınlarıyla dayanışma içindeyse, adalete ihanet eder; koşulsuz biçimde adalete saygı duyarsa, er geç kendi yakınlarına ihanet eder.

liam o'flaherty: soylu ve güzel ne varsa, özgür ve katıksız bir hayat sürdürme arayışından doğar.

arundhati roy: her şey bir günde değişebilir. herkesin başına her şey gelebilir. en iyisi hazırlıklı olmaktır.

montaigne: şiirin orta hallisi ya da kötüsü için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir; ama iyisi, yükseği, olağanüstüsü aklın kurallarını aşar.

paulo coelho: her zaman yeni bir başlangıç yapmak mümkündür.

tomris uyar: türkiye'de ne iyi ne kötü bir şey yapılıyor. her şey ortalama. onun için de yüzleşme ihtiyacı vermiyor insana. çünkü zaten kötü değil, zaten iyi değil.

shakespeare: kendini övüp de akıllı olan kişi yirmide bir çıkmaz.

thomas mcguane: salakça şeyler yaparak insanların dikkatini çekmenizin mesleki açıdan uzun vadede tehlikesi, eninde sonunda kendinizin de bir bilet almak zorunda kalmanızdır.

31.07.2009

uzun lafın kısası

jorge semprun:
 bilgeliğin doruğu, peşlerinden koşarken gözden kaybetmeyecek kadar büyük düşlere sahip olmaktır.

vasili grossman: faşizmin en büyük düşmanı insandır.

chamfort: hiçbir değerli insan yoktur ki kırk yaşından sonra biraz olsun insanlardan nefret etmeye başlamasın.

gandhi: insanın kendi meşru ihtiyaçlarının çok ötesinde servet sahibi olması hırsızlıktır.

liam o'flaherty: yoksullar kuşlara benzer. yavrularına yiyecek toplamak için şafakla birlikte yola düşerler.

jeremy clarkson: suyun üzerinde yürümeye çalışırsanız batarsınız. öldüğünüzde ise yeniden dünyaya gelemezsiniz. her şey bu kadar basittir.

marquis de condorcet: filozofların aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar aldatır.

margaret atwood: hepimiz zaman içinde sıkışıp kalmışız, kehribara hapsedilmiş sineklerden çok -o denli sert ve berrak bir hapishane değil bizimkisi- şeker pekmezine yapışıp kalmış fareler gibiyiz.

louis aragon: insanın günü gününe uymaz; bugün zenginlikler içinde yüzer, yarın sefaletin koynundadır.

balzac: acılarını belirtmelerine engel olan bir utanç vardır soylu ruhlarda. bunları haz dolu bir acımayla sevdiklerinden gururla gizlerler.

lou andreas-salome: inan bana, dünya sana armağanlar sunacak değildir; yaşanacak bir hayatın olsun istiyorsan bu hayatı çalacaksın.

nilgün marmara: hayatın neresinden dönülse kârdır.