madam du deffand etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
madam du deffand etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.12.2017

üç şey

madam du deffand: asla kendimden memnun olmadım. kendimden ölesiye nefret ediyorum.

oscar wilde: arkadaşlık aşktan daha trajiktir; çünkü daha uzun sürer.

william faulkner: bir kadının bilmesi gereken üç şey vardır sadece: gerçeği söylemek, ata binmek ve çek imzalamak.

vladimir nabokov: nitelikli sanat ve saf bilim için ayrıntı her şeydir.

isak dinesen: sanatta gizem yoktur. görebildiğin şeyleri yap; onlar sana göremediklerini gösterecekler.

r.l. stevenson: insan bir kez evlendi mi, artık hiçbir şeyi kalmaz, intihar hakkı bile; tek yapabileceği şey iyi olmaktır.

madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.

vernon lee: insanları onlar için her şeyi yapabilecek kadar sevmek bana dayanılmaz geliyor. derimi yüzmeleri pahasına kimseyi sevemem ben. insanlar olmadan da idare edebilirim. hatta kimsenin olmaması çok daha rahat.

28.07.2017

hayat

ingeborg bachmann: ruhun güzel yarınıdır, o hiçbir zaman gelmeyen.

hildegard knef: hayat bazen yabancı bir kentte geçirilen pazar günlerine benzer. insan kime danışacağını, kime sığınacağını bilemez.

irene nemirovsky: beni teselli eden ne kitap ne de bir sanat eseridir, bu yaşlı ve kusurlu evreni seyre dalmaktır.

juli zeh: hayat, ne yapalım ki gücünün zirvesinde başlar ve bu noktadan itibaren sürekli aşağı inerek sonuna ulaşır. kötü bir dramaturji hatası.

jean rhys: kuşkusuz, yaşam haktan yana değildir. gerçekten lanet olası haksızlıklarla doludur. herkes bilir bunu.

gabriela adameşteanu: hayatta gerçekten kendini inanılmaz mutlu hissettiğin anlar kalıyor aklında, bunu sonra hatırlıyorsun. sonradan da aslında o mutluluk ve sükunet anlarının kısa bir süre sonra gelecek olan büyük sorunların habercisi olduğunu anlıyorsun; yine de o anlardan güzel bir hatıra kalıyor aklında.

katherine mansfield: kimi anlar vardır, korkunç anlar vardır hayatta; insanın sığınağından çıkıp dışarı baktığı anlar ve berbattır bu. insan bu anlara boyun eğmemelidir.

madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.

clarissa p. estes: bir hayat çok fazla kontrollü olduğu zaman, kontrol edilemeyecek kadar az hayat kalır.

jhumpa lahiri: daha gençsin. özgürsün. kendine bir iyilik yap. çok geç olmadan, çok fazla durup düşünmeden, sırtına yastığınla yorganını yükleyip dünyanın görebildiğin kadar çok yerini gör. pişman olmazsın. bir gün bunu yapman için çok geç olacak.

12.12.2016

yazınsal yaşamlar

javier marias

insanların çoğu hazzı elde ettikleri zaman nasıl keyfini süreceklerini bilemezler.

r.l. stevenson: şarap ve tütünün olmadığı bir yaşamda yapılabilecek tek şey ulumak, tepinmek ve kaçıp gitmektir.

oscar wilde: bu sabah bir virgülü sildim, akşamüzeri yeniden koydum.

isak dinesen: yaşlandıkça maskeler takıyoruz, yaşımıza göre maskeler ve gençler göründüğümüz gibi olduğumuzu sanıyorlar ama bu doğru değil.

her gerçek şövalye hayatında en az bir defa ödleklik etmiştir.

madam du deffand: hepimiz kusursuz aptallarız ama kendimize göre bir tarzımız var.

thomas mann: soyut ve yapıtı önceleyen hırstan, yapıttan bağımsız hırsın kendisinden, ben'in solgun hırsından daha yanlış bir şey yoktur. bu duygularla hareket eden birisi hasta bir kartalı andırır.

başkalarının istediğiniz şeye inanmalarını sağlamak için, ona önce sizin tüm yüreğinizle inanmış olmanız gerekir.

vladimir nabokov: ben bir dahi gibi düşünüyor, saygıdeğer bir yazar gibi yazıyor ve bir çocuk gibi konuşuyorum.

madam du deffand: yaşamı sevmeden yaşamak sonunun gelmesini arzulamak anlamına gelmemeli; ayrıca bu durum onu kaybetme korkusunu da azaltmıyor.

oscar wilde: hayat her şeyi fena halde pahalıya satıyor; bizler de en uğursuz, ruhsuz sırlarına korkunç ve sonsuz bir bedel ödüyoruz.

her erken ürün veren yazar, arthur rimbaud'ya kıyasla yine de gecikmiş sayılır.

madam du deffand: bana kalırsa herkes nefretlik. çevremiz düşmanlarla ve silahlarla sarılı, arkadaş dediklerimizse bizi öldürmelerinden korkmadıklarımız; bu işi katillere yaptırırlar.

31.01.2010

uzun lafın kısası

elfriede jelinek: herkes bir gün karısının kıçıyla yetinmek zorunda kalacaktır.

gandhi: haksızlığa sapıp bütün insanlar tarafından takip edileceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.

juvenalis: insanların delik pelerinleriyle söylemeye cesaret edemeyeceği pek çok şey vardır.

margaret mead: kendini adamış, bilinçli, küçük bir grup insanın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe etmeyiniz. aslına bakarsanız, şimdiye kadar bunu başarmış olan yalnızca onlardır.

napolyon: insanlar faziletlerinden ziyade ahlaksızlıklarıyla daha kolay yönetilirler.

ingeborg bachmann: yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten ve özgürlükten korkuyoruz; insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse insanlar onunla bozuşmuştur.

augustinus: yaratılan her şey akıp gider; onlarda ruhun dinleneceği bir sığınak yoktur.

luigi pirandello: yaşantıların mutlu düzenliliği içinde yaşayanlar, tüm kuralların dışında yaşayan biri için hangi şeylerin gerçek ya da gerçeğe benzer olabileceğini tasarlayamazlar.

platon: devletler ancak krallar filozof ya da filozoflar kral olunca mutlu olabilirler.

madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.

karl wrichs: doğaya aykırı aşk diye bir şey yoktur. gerçek aşk neredeyse doğa da oradadır.

j.g. ballard: biz, ayak değirmenine bağlı yaratıklarız: tekdüzelik ve geleneksellik her şeyi yönetiyor. tamamen aklı başında bir toplumda delilik tek özgürlüktür.