demokritos: bir şeyin nedenini öğrenmeyi kral olmaya yeğlerim.
hippokrates: insanlar sara hastalığının nedenini tanrılara bağlıyor; çünkü ne olduğunu anlayamıyorlar. fakat anlamadıkları her şeyin nedenini tanrıya bağlarlarsa tanrısal işlerin sonu gelmez.
christiaan huygens: dünya benim ülkem ve bilim benim dinimdir.
pascal: mekan olarak evren, dört bir yanımı çevreleyip beni bir atom zerreciği gibi yutuyor; ama ben zihinsel düşüncemle dünyayı kavrıyorum.
thomas henry huxley: bilinende sınır vardır, bilinmeyende yoktur. insan aklı anlaşılmazlığın engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. her kuşağa düşen iş, bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak onu büyütmektir.
anaksimenes: önümde ölüm ve sürekli kölelik bulunduğuna göre, yıldızların gizlerini araştırma zahmetine neden gireyim?
chuang tzu: ölü bir çocuktan daha uzun yaşamış kimse yoktur.
demokritos: yaşamın tümü anlayarak ve eğlenerek geçirilmelidir. anlamak ve eğlenmek aynı şeylerdir. eğlencesiz bir yaşam, meyhaneye rastlamadan uzun uzadıya gidilen yola benzer.
jinasena: bazı akılsızlar dünyanın bir yaratıcının elinden çıktığını söylüyorlar. dünyanın yaratıldığı görüşü yanlıştır, reddedilmelidir. dünyayı tanrı yarattıysa, yaratılıştan önce neredeydi? şunu bil ki dünya yaratılmış değildir. zaman gibi dünya da yaratılmamıştır. bir başlangıcı ve sonu yoktur ve kurallara bağlıdır.
demokritos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demokritos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10.10.2017
epigraflar
Kategori:
.kolaj,
#bilim,
#din,
#ölüm,
anaksimenes,
christiaan huygens,
chuang tzu,
demokritos,
hippokrates,
jinasena,
pascal,
thomas henry huxley
8.07.2015
ünlü filozofların yaşamları ve öğretileri
diogenes laertios
pyrrhon'a göre ne güzel ne çirkin vardır, ne doğru ne eğri vardır; gene aynı şekilde her durumda gerçekte hiçbir şey yoktur. insanlar her şeyi uylaşım ve alışkanlıkla yaparlar; çünkü her bir şey şu olmaktan çok bu değildir.
ksenophanes şöyle diyor: "kesin olanı kimse bilmez, ileride de bilemeyecektir."
zenon, "devinen şey ne bulunduğu yerde devinir ne de bulunmadığı yerde." derken, devinimi ortadan kaldırır.
demokritos da "sıcak ve soğuk uylaşım sonucu var, gerçekte var olan ise atomlar ve boşluktur." derken, niteliği kaldırıp atar. ve gene: "aslında hiçbir şey bilmiyoruz; çünkü gerçek, uçurumun dibindedir."
platon da gerçeği tanrılarla tanrı çocuklarına bırakıp olası açıklamaları bulmaya çalışır.
euripides şöyle diyor: "kim biliyor, yaşamın ölüm, ölümün de yaşam sayılmadığını ölümlülerin gözünde?"
empedokles: "böylece insanlar bu işleri ne gözleriyle, ne kulaklarıyla, ne de zihinleriyle kavrayamazlar."
ve bundan önce: "herkes yalnızca kendi deneyimlerine inanır."
pyrrhon'a göre ne güzel ne çirkin vardır, ne doğru ne eğri vardır; gene aynı şekilde her durumda gerçekte hiçbir şey yoktur. insanlar her şeyi uylaşım ve alışkanlıkla yaparlar; çünkü her bir şey şu olmaktan çok bu değildir.ksenophanes şöyle diyor: "kesin olanı kimse bilmez, ileride de bilemeyecektir."
zenon, "devinen şey ne bulunduğu yerde devinir ne de bulunmadığı yerde." derken, devinimi ortadan kaldırır.
demokritos da "sıcak ve soğuk uylaşım sonucu var, gerçekte var olan ise atomlar ve boşluktur." derken, niteliği kaldırıp atar. ve gene: "aslında hiçbir şey bilmiyoruz; çünkü gerçek, uçurumun dibindedir."
platon da gerçeği tanrılarla tanrı çocuklarına bırakıp olası açıklamaları bulmaya çalışır.
euripides şöyle diyor: "kim biliyor, yaşamın ölüm, ölümün de yaşam sayılmadığını ölümlülerin gözünde?"
empedokles: "böylece insanlar bu işleri ne gözleriyle, ne kulaklarıyla, ne de zihinleriyle kavrayamazlar."
ve bundan önce: "herkes yalnızca kendi deneyimlerine inanır."
Kategori:
.kitap,
#felsefe,
#gerçek,
demokritos,
diogenes laertios,
empedokles,
euripides,
ksenophanes,
platon,
pyrrhon,
zenon
7.10.2013
din
lord byron: din hakkında hiçbir şey bilmiyorum, en azından onun lehine olan hiçbir şey.
anthony burgess: sapkın yaradılışlı birini her şey tahrik edebilir. herhangi bir kitap, büyük bir edebi eser bile pornografik bir unsur olarak kullanılabilir.
samuel butler: tanrı bizim bir şey yapmamızı istiyorsa bu isteğini açıkça belirtmesi gerekir. aklı başında insanlar, o bunu yapıncaya dek ona aldırış etmeyeceklerdir.
albert camus: hayata karşı işlenebilecek bir günah varsa, bu muhtemelen başka bir hayatın da var olduğu ümidiyle ondan ümidi kesmek ve onun amansız ihtişamını gözardı etmektir.
arthur c. clarke: yetişkin yaratılış taraftarlarının yerine getirdikleri zihinsel sapkınlıkla dolu uygulamalarını evlerinde sürdürme özgürlüklerini destekliyorum; fakat genç ve masumları korumamız gerekiyor.
goethe: bu hayat bittikten sonra başka bir yaşamla ödüllendirilseydim bu beni çok mutlu ederdi; fakat buna buradayken inanan kişilerin bana orada da eşlik etmemesi için yalvarırdım.
demokritos: atomlar ve boşluk dışında hiçbir şey yoktur; geri kalan her şey fikirden ibarettir.
richard feynman: yanlış olabilecek yanıtlara sahip olmaktansa bilmeyerek yaşamanın çok daha ilginç olduğunu düşünüyorum.
anthony burgess: sapkın yaradılışlı birini her şey tahrik edebilir. herhangi bir kitap, büyük bir edebi eser bile pornografik bir unsur olarak kullanılabilir.
samuel butler: tanrı bizim bir şey yapmamızı istiyorsa bu isteğini açıkça belirtmesi gerekir. aklı başında insanlar, o bunu yapıncaya dek ona aldırış etmeyeceklerdir.
albert camus: hayata karşı işlenebilecek bir günah varsa, bu muhtemelen başka bir hayatın da var olduğu ümidiyle ondan ümidi kesmek ve onun amansız ihtişamını gözardı etmektir.
arthur c. clarke: yetişkin yaratılış taraftarlarının yerine getirdikleri zihinsel sapkınlıkla dolu uygulamalarını evlerinde sürdürme özgürlüklerini destekliyorum; fakat genç ve masumları korumamız gerekiyor.
goethe: bu hayat bittikten sonra başka bir yaşamla ödüllendirilseydim bu beni çok mutlu ederdi; fakat buna buradayken inanan kişilerin bana orada da eşlik etmemesi için yalvarırdım.
demokritos: atomlar ve boşluk dışında hiçbir şey yoktur; geri kalan her şey fikirden ibarettir.
richard feynman: yanlış olabilecek yanıtlara sahip olmaktansa bilmeyerek yaşamanın çok daha ilginç olduğunu düşünüyorum.
Kategori:
.kolaj,
#din,
albert camus,
anthony burgess,
arthur c. clarke,
demokritos,
goethe,
lord byron,
richard feynman,
samuel butler
31.08.2012
uzun lafın kısası
albert camus: kimdir başkaldıran insan? "hayır" diyen biri.
sevgi soysal: bir kadının yaşamında bir napolyon'la rusya dönüşü olmalı.
demokritos: akıllı bir kişi için bütün ülkelerin kapıları ardına kadar açıktır; iyi yürekli aydın kişinin anayurdu tüm yeryüzüdür.
herakleitos: halk yasayı kentin surlarını savunur gibi mücadele ederek korumalıdır.
server tanilli: devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.
francis bacon: insanın, pek az şeyin yokluğunu çekerken, pek çok şeyden korkması yürekler acısı bir durumdur.
carl gustav jung: insan anlamsız bir hayata katlanamaz.
john steinbeck: bu dünyada emin olduğum bir şey varsa, o da kimsenin başkasının yaşamına karışmaya hakkı olmadığıdır.
lawrence durrell: kumarbazlarla aşıklar gerçekten kaybetmek için oynarlar.
mine söğüt: yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. kimi zaman bir arpa boyu da olsa, insan gerçeğe baktığında hep ilerler.
paul nizan: bir erkek, kendisine ancak bir kadınla başlar tekrar. ya da savaşla, devrimle.
thomas paine: yahudi, hristiyan veya müslüman olsun tüm ulusal din kurumları, insanlığı korkutarak esir eden, gücü ve kazancı tekelleştirme amacı güden insan icatlarından başka bir şey değildir.
sevgi soysal: bir kadının yaşamında bir napolyon'la rusya dönüşü olmalı.
demokritos: akıllı bir kişi için bütün ülkelerin kapıları ardına kadar açıktır; iyi yürekli aydın kişinin anayurdu tüm yeryüzüdür.
herakleitos: halk yasayı kentin surlarını savunur gibi mücadele ederek korumalıdır.
server tanilli: devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.
francis bacon: insanın, pek az şeyin yokluğunu çekerken, pek çok şeyden korkması yürekler acısı bir durumdur.
carl gustav jung: insan anlamsız bir hayata katlanamaz.
john steinbeck: bu dünyada emin olduğum bir şey varsa, o da kimsenin başkasının yaşamına karışmaya hakkı olmadığıdır.
lawrence durrell: kumarbazlarla aşıklar gerçekten kaybetmek için oynarlar.
mine söğüt: yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. kimi zaman bir arpa boyu da olsa, insan gerçeğe baktığında hep ilerler.
paul nizan: bir erkek, kendisine ancak bir kadınla başlar tekrar. ya da savaşla, devrimle.
thomas paine: yahudi, hristiyan veya müslüman olsun tüm ulusal din kurumları, insanlığı korkutarak esir eden, gücü ve kazancı tekelleştirme amacı güden insan icatlarından başka bir şey değildir.
16.11.2008
30 şubat
şebnem şenyener
insan tehlike hissedince küçük beyincik bir tehlike olduğu sinyalini verir; ahenksizliği ya da tutarsızlığı ölçen ön kuşak helezonu, "merak etme, endişe edilecek bir şey yok, her şey yolunda" tepkisi gösterir; gülmenin sosyal gruplardaki fonksiyonu gruptaki diğerlerini, kendi soyundan olanları sezilen anormalliğin endişe verici olmadığı yolunda uyarmaktır. yani gülenlerden endişe edilecek bir şey yoktur. bir tehlike sezinlemekte iseler bile gülerek bize endişe edilecek bir durum olmadığını bildirmektedirler.
gülmenin nefes almayı zorlaştıran etkisini, sevişmenin nefes almayı zorlaştıran etkisine benzetenler, gülmeyi, sevecen davranışla aynı kaslara hitap eden bir beyinsel faaliyet olarak değerlendiriyorlar. hayvanlarda gülme durumu çoğu kez av ya da yiyecek karşısında ortaya çıkıyor; mesela, sırtlanın önüne yiyecek koyup sonra çekmeye kalkarsanız gülmeye başlayacaktır. insanların üstünlük ve yiyebileceğini gözüne kestirdiği şeyi görünce gülmesi de sırtlana benzemesindendir.
kumarda en önemli avantaj hiç oynamamaktır.
demokritos, insanların salaklığına çok sinirlenip sürekli alaya aldığı için seneca gibilerinin haksız saldırısına uğramıştır; halbuki insanoğlu tam da demokritos'un işaret ettiği gibi tahammülü imkansız bir dili salaklık üretmeden edemez. bu salaklıklarla alay edilmesi her aklı başında sorumlu entelektüelin boynunun borcudur.
gülmenin zihinsel sebebi ise kişinin kötülükten incinmeyeceğini anlaması, değersizliğinin farkına varması, şaşırmasıdır. gülme, beğeni, sevinç ile aynı gruba dahildir. tiksinme, kızgınlık ve şok da bu grup içindedir. bağırsaklarda düzenli olarak yer değiştiren bir basınç diyaframa vurunca ciğerleri etkiler, hızla değişen aralıklarda hava girişi ve değişimi sağlıklı bir gelişmeye neden olur. hayal edildiği sırada heyecan ve rahatlama arasındaki gidiş gelişler, adale ve sinir sistemi hareketinin düzensiz kasılmaları gülmenin fiziksel nedenidir. koestler'e göre, bir düşünce akışı içinde çıkan beklenmedik gelişme ile bir başka alakasız düşünce arasında ilişki kurulur; bu ani atlama eşit olmayan yerleşik iki matriksin karşılaştırılmasına neden olur; sonuç kendini gülme eylemi olarak ifade eder. ısrar ve aynılığa dayandığından, ifadenin içerdiği duygusal birikimin transferi mümkün olmayınca, enerji, direncin en düşük olduğu kanalları kullanarak dışarı çıkma yolunu bulur. ani ve tümden rahatlama, enerji veren adrenalin maddesini hızla kana boşaltır; gülem ile beyne kan akışı artar, bu nedenle düşünce sürekliliğinde kırılmalar olur, heyecan yaratarak karamsar düşünmeyi engeller.
gecenin ilk rüyası en kısa rüyasıdır. yaklaşık 10 dakika sürer. sekiz saatlik bir uyku sırasında insan bazen kırk beş dakikadan bir saate kadar varan rüyalar görebilir. normal insanlarda rüya tekrarı her 90 dakikaya tekabül eder. fakat genellikle uyanmaya yakın olan rüyalar hafızada kalır. güzel rüya görebilmek için bir rüya günlüğü tutmak gerekir. hayata güvenmiyorsanız, rüyalarınıza güvenin; hayatta cevabını aradığınız sorunlarınızın cevabı rüyalarınızdadır.
müsaade edilen arzular, müsaade edilmeyenler kadar eğlenceli olamaz asla.
kupa kızı gibi evlenirsin, birbirini sevmeyi sürdürürsün bir süre; sonra hayat ağır basar, yorgunluk çöker ilişkiye. söylenecek sözler tükenir. ya da eskiden söylenmesi gerekmeyen söze gerek olur, açıklamalar başlar, sevginin ihtiyaç duymadığı açıklamalar, uzun uzun. ışık söner yavaş yavaş. sonra sevgiyi üfleyen nefes daralır. falan filan..
susmak bilmeyen gürültülü bir kalbin en büyük özlemi sevdiğini sürekli ve farkında olarak sahiplenmekse, bunda başarısızlığa uğradığı zaman yapabileceği tek şey, özellikle de araya yokluk girerse, yeniden birbirlerine kavuşacakları ana dek onu rüyasız bir uykuya sevk etmektir.
hristiyan takvimi, dünyanın güneş etrafındaki hareketine dayanan miladi takvimi kullanır, ayla bir ilgisi yoktur. halbuki hicri takvim adından anlaşılacağı gibi ayın hareketine dayanır. güneşle bir ilgisi yoktur. yahudi takvimi bu iki takvimi birbirine bağlar. ikisini de kullanır. bu açıdan yahudi takviminin ayları ayın hareketine bağlıdır. eski takvim ayla belirlenen 13 aydan oluşuyordu. kadınların regl süresi olan 28 gün, ay takvimiyle özdeştir. hristiyan takviminin 12 ayının bununla bir ilgisi yoktur. 12 iyi peri ve 13. kötü peri, kadınların regl takvimindeki "ölümcül lanetin" simgesidir.
gülüyoruz, gülüyoruz; gülmek bilinçaltını sahiplenmek, savunmak olduğundan, yasaklı bilincimize karşı gülüyoruz.
insan tehlike hissedince küçük beyincik bir tehlike olduğu sinyalini verir; ahenksizliği ya da tutarsızlığı ölçen ön kuşak helezonu, "merak etme, endişe edilecek bir şey yok, her şey yolunda" tepkisi gösterir; gülmenin sosyal gruplardaki fonksiyonu gruptaki diğerlerini, kendi soyundan olanları sezilen anormalliğin endişe verici olmadığı yolunda uyarmaktır. yani gülenlerden endişe edilecek bir şey yoktur. bir tehlike sezinlemekte iseler bile gülerek bize endişe edilecek bir durum olmadığını bildirmektedirler.gülmenin nefes almayı zorlaştıran etkisini, sevişmenin nefes almayı zorlaştıran etkisine benzetenler, gülmeyi, sevecen davranışla aynı kaslara hitap eden bir beyinsel faaliyet olarak değerlendiriyorlar. hayvanlarda gülme durumu çoğu kez av ya da yiyecek karşısında ortaya çıkıyor; mesela, sırtlanın önüne yiyecek koyup sonra çekmeye kalkarsanız gülmeye başlayacaktır. insanların üstünlük ve yiyebileceğini gözüne kestirdiği şeyi görünce gülmesi de sırtlana benzemesindendir.
kumarda en önemli avantaj hiç oynamamaktır.
demokritos, insanların salaklığına çok sinirlenip sürekli alaya aldığı için seneca gibilerinin haksız saldırısına uğramıştır; halbuki insanoğlu tam da demokritos'un işaret ettiği gibi tahammülü imkansız bir dili salaklık üretmeden edemez. bu salaklıklarla alay edilmesi her aklı başında sorumlu entelektüelin boynunun borcudur.
gülmenin zihinsel sebebi ise kişinin kötülükten incinmeyeceğini anlaması, değersizliğinin farkına varması, şaşırmasıdır. gülme, beğeni, sevinç ile aynı gruba dahildir. tiksinme, kızgınlık ve şok da bu grup içindedir. bağırsaklarda düzenli olarak yer değiştiren bir basınç diyaframa vurunca ciğerleri etkiler, hızla değişen aralıklarda hava girişi ve değişimi sağlıklı bir gelişmeye neden olur. hayal edildiği sırada heyecan ve rahatlama arasındaki gidiş gelişler, adale ve sinir sistemi hareketinin düzensiz kasılmaları gülmenin fiziksel nedenidir. koestler'e göre, bir düşünce akışı içinde çıkan beklenmedik gelişme ile bir başka alakasız düşünce arasında ilişki kurulur; bu ani atlama eşit olmayan yerleşik iki matriksin karşılaştırılmasına neden olur; sonuç kendini gülme eylemi olarak ifade eder. ısrar ve aynılığa dayandığından, ifadenin içerdiği duygusal birikimin transferi mümkün olmayınca, enerji, direncin en düşük olduğu kanalları kullanarak dışarı çıkma yolunu bulur. ani ve tümden rahatlama, enerji veren adrenalin maddesini hızla kana boşaltır; gülem ile beyne kan akışı artar, bu nedenle düşünce sürekliliğinde kırılmalar olur, heyecan yaratarak karamsar düşünmeyi engeller.
gecenin ilk rüyası en kısa rüyasıdır. yaklaşık 10 dakika sürer. sekiz saatlik bir uyku sırasında insan bazen kırk beş dakikadan bir saate kadar varan rüyalar görebilir. normal insanlarda rüya tekrarı her 90 dakikaya tekabül eder. fakat genellikle uyanmaya yakın olan rüyalar hafızada kalır. güzel rüya görebilmek için bir rüya günlüğü tutmak gerekir. hayata güvenmiyorsanız, rüyalarınıza güvenin; hayatta cevabını aradığınız sorunlarınızın cevabı rüyalarınızdadır.
müsaade edilen arzular, müsaade edilmeyenler kadar eğlenceli olamaz asla.
kupa kızı gibi evlenirsin, birbirini sevmeyi sürdürürsün bir süre; sonra hayat ağır basar, yorgunluk çöker ilişkiye. söylenecek sözler tükenir. ya da eskiden söylenmesi gerekmeyen söze gerek olur, açıklamalar başlar, sevginin ihtiyaç duymadığı açıklamalar, uzun uzun. ışık söner yavaş yavaş. sonra sevgiyi üfleyen nefes daralır. falan filan..
susmak bilmeyen gürültülü bir kalbin en büyük özlemi sevdiğini sürekli ve farkında olarak sahiplenmekse, bunda başarısızlığa uğradığı zaman yapabileceği tek şey, özellikle de araya yokluk girerse, yeniden birbirlerine kavuşacakları ana dek onu rüyasız bir uykuya sevk etmektir.
hristiyan takvimi, dünyanın güneş etrafındaki hareketine dayanan miladi takvimi kullanır, ayla bir ilgisi yoktur. halbuki hicri takvim adından anlaşılacağı gibi ayın hareketine dayanır. güneşle bir ilgisi yoktur. yahudi takvimi bu iki takvimi birbirine bağlar. ikisini de kullanır. bu açıdan yahudi takviminin ayları ayın hareketine bağlıdır. eski takvim ayla belirlenen 13 aydan oluşuyordu. kadınların regl süresi olan 28 gün, ay takvimiyle özdeştir. hristiyan takviminin 12 ayının bununla bir ilgisi yoktur. 12 iyi peri ve 13. kötü peri, kadınların regl takvimindeki "ölümcül lanetin" simgesidir.
gülüyoruz, gülüyoruz; gülmek bilinçaltını sahiplenmek, savunmak olduğundan, yasaklı bilincimize karşı gülüyoruz.


