carlos fuentes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
carlos fuentes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.09.2022

günah

carlos fuentes

bilge kişi cennetini, arafını ve cehennemini içinde taşır. ruhu özgür olan insan günahı bilmez. her şeyi alın, siz günah saymazsanız hiçbir şey günah değildir. benimle ve kör babamla birlikte masumiyet mevkisine dönün. çıkaralım elbiselerimizi, hepimiz el ele tutuşalım, diz çökelim, sadece özgür ruha bağlı kalacağımıza yemin edelim. tüm diğer yeminleri bozun, evlilik, bekâret, rahiplik.. tanrı özgürdür, bu yüzden yaratılan her şey paylaşılmalıdır. özgürce, herkesçe, gözün görebildiği ya da arzuladığı her şey. elinizi uzatın ve alın, hanlara gidin, para vermeyi reddedin, sizden ücret isteyeni dövün, hayırsever olun ama size hayırseverlik gösterilmezse zorla alın, kadın, yemek, para..

15.09.2022

söz

carlos fuentes

fikirler hiçbir zaman tam olarak gerçekleşemez. zaman zaman geri çekilirler, bazı hayvanların yaptığı gibi kış uykusuna yatarlar, tekrar ortaya çıkmak için uygun anı kollarlar. düşünce uygun zamanı bekler bir zaman ölü görünen bir fikir başka bir zaman yeniden doğar. ruh taşınır, çoğalır, bazen yerini başkası alır; kaybolur, kişi onun öldüğünü sanır, yeniden ortaya çıkar. aslında, söylediğimiz her kelimede kendisini belli eder. unutuluşla ve hatıralarla örülmemiş tek bir kelime bile yoktur, her kelime hayallerle ve başarısızlıklarla renklenmiştir. yine de, yakındaki bir yeniliğin taşıyıcısı olmayan tek bir kelime yoktur. söylediğimiz her söz aynı anda bilmediğimiz bir kelimeyi bildirir; çünkü biz onu unutmuşuzdur. çünkü onu arzulamışızdır. aynısı bedenler için de geçerlidir, yani madde için. her madde daha önceki varlık biçiminin ve yok olduğu zaman alacağı sonraki varlık biçiminin ruhunu taşır içinde.

7.09.2022

adem'in hazzı

carlos fuentes

dünyamızdan daha kötü bir yer olamayacağına göre araf ve cehennem gerçek değildir. insan doğuştan günahkâr olduğu ve bu lekeyi dünyada edindiği için günahlar burada temizlenmelidir. insan şehvet yüzünden kovuldu cennetten, onun için cinsel aşırılıklar içinde cehennem hızıyla kendini tüketmeli ve bu hayvani eğilimin bıraktığı her türlü izden arınmalıdır. böylece temizlenmiş olacaktır ve öldüğü zaman yaradan'la bir olacaktır. işte bu yüzden isa mesih'in ve havarilerinin kıyamet zamanı gelip iyilerin ruhunu kurtaracağını reddediyoruz; çünkü ıstırap çekmek hayatın ta kendisidir ve hiçbir ruh en ağır ıstırapları çekmeden bu dünyayı terk etmez. bizim inancımıza göre, hiçbir ruh hayattayken sevdiği şeylerin bilincini ya da anısını dünyada çekilen ıstırapları telafi etmek için yanında götürmez.

dünyanın ilk hükümdarı adem'di. krallığına ilk geldiğinde kaderi kulağına fısıldandı. adem dininin birinci buyruğu budur: bedenin bugün günah işlesin ki yarın ruhun arınsın ve ölümü yenebilesin. bedenin yeniden diriltilmeyecek ama zevk yoluyla bedenini temizlersen, arınmış ruhun tanrı'nın ruhuyla bir olacak, sen tanrı olacaksın, tıpkı tanrı gibi senin ruhun da dünyada yaşadığın döneme ait tüm hatıraları unutacak. ama eğer zina etmezsen kendi cehennemini boylayacaksın, bir hayvan olarak dirilecek ve insan aklına sahipken yenemediğin şeyi hayvani içgüdülerle tüketene kadar da öyle kalacaksın.

lyon'dan provence'a, provence'tan flandre'a kadar insan gövdeleri hakikatle tutuştu. ne ordun ne de zaferlerin onların üstesinden gelebilir. biz vaizlerin nesli sizin prensler soyunuzdan daha eskidir. bizans'tan geldik biz, trakya'da ve bulgaristan'da oradan oraya sürüldük, bilinmeyen yollarla ispanya'ya, akitanya ve toulouse'a ulaştık; senin atan katolik pedro evlerimizi yaktırdı ve halk dilinde yazılmış dua kitaplarımızı yok etti, bizim yoksulluk seferimize katılan zenginlerin şatolarına el koydu. senin atan fatih don jaime bizi katalan ve aragonlu engizisyoncuların işkencelerine ve zulümlerine terk etti, harap edilen provence'ımızda ozanların söyleyebileceği tek bir şarkı kaldı:

"seni şimdi gören daha önce de bir kez görmüştü!" 

bugün son kez yendiğini sanıyorsun bizi. ama senin ölümünden sonra da yaşayacağımızı bil. senin gücünün erişemeyeceği orman kuytularında, buz gibi ay ışığının altında bedenler çiftleşiyor, göksel âleme günahsız varmak için zevk duygusundan arınıyor. ne zindan ne işkence, ne savaşlar ne kazığa oturtma iki bedenin doğal birleşimini önleyebilir. sunağın önüne bak ve ordularının kaderini gör: bok. gözlerimin içine bak ve benim kaderimi gör: cennet. bedenin zevklerini ve mistik yücelişi birleştiren dünyevi bir cennetin sevincini silemezsin. ebeveynimiz âdem ile havva'nın yaptığı gibi cinsel birleşmenin hazzını yaşarken hissettiğimiz vecdi yenemezsin. sevişmek günahtan önceydi; bizim sırımız budur.

insani kaderimizi sonuna dek yaşıyoruz ki sorumluluklarımızdan sonsuza dek kurtulalım, böylece yeryüzünü umursamayan bir göğün ruhları olacağız. bunu yaparken aynı zamanda ilahi alın yazımıza uyuyoruz. senin paralı orduların bizi yenemez. sen ölümü temsil ediyorsun, biz üreyip çoğalmayı. sen cesetleri üst üste yığıyorsun, biz ruhları. görelim bakalım bugünden sonra hangisi daha hızlı çoğalacak: senin ölülerin mi yoksa bizim canlarımız mı? hiçbir şey yapamazsın. bizim özgür ruhlarımız gecenin diğer kıyısında yaşayacak ve orada günah denilenin aslında aciz bir fikrin unutulmuş ismi olduğunu, masumiyetin de ölümlü olduğunu fark ettiği andan beri dünyadaki alın yazısını izlerken âdem'in hissettiği haz olduğunu haykıracak.

6.06.2022

terra nostra

carlos fuentes

akıl sır ermez kendinden başka bir hayvan hayal eden ilk hayvana.

gerçeklik kötü bir düştür.

dumanla çevrelenen kişi hep kendi bedeninin çevresinde temiz hava kaldığına inanır. sisin içine dalan hiç kimse sisin onu yuttuğunu hissetmez.

bu yoksulluklar ülkesinde en sefil dilenciye küçücük bir lütufta bulunursan, o an kibirli ve gösterişli bir soylu gibi davranmaya başlar. onlara itibar etme oğlum, bakışınla bile yapma bunu. hiçbiri itibara layık değildir.

tarihsiz bir halk zamandan azade değildir çünkü tarih zamansız anlardan ibarettir.

samimi ve cüretkâr bir av hayvanı yerine ürkek bir geyiğin peşine düşmüşseniz çok daha sıkı önlemler almak gerekir. günahsız hareketler, tedirgin bir korkaklık. yüzü kapüşonun koruyucu gölgesi altında, atını ileri sürerken, "korku iyi bir zırhtır." dedi kendi kendine.

özgür bir ruh ne önceyi ne de sonrayı bilir.

başka kişilerin sırları genellikle bizim anlamadığımız ve paylaşmadığımız ıstıraplardan başka bir şey değildir.

fikirler birden parlar, sonra hemen söner; hatıralar yitirilir, umutlar asla gerçekleşmez, duygular vefasız çıkar. koku alma, dokunma, duyma, görme, tatma duyulan kendi varlığımızın ve dünyanın zihnimizde yansıyan gerçekliğinin en sağlam kanıtıdır.

iyi bir avcı asla havaya güvenmez.

gelenekleriyle mahrum bırakıldıklarımızı bulmak için terk ettiğimiz zaman ortaya çıkar evimizin bereketi. sürgün olmak, kökenlerimize saygı göstermenin en hayret verici şeklidir.

yalnızca hiçbir şey hatırlamayanlar ve hiçbir şeyi hayal etmeyi bilmeyenler zamanı ölçebilir.

ölümün anlamsızlığına dayanan bir gücü hiçbir şey yok edemez. çünkü ölümün yok edici kesinliği yalnız erkeklere bir şey ifade edebilir ve ancak olanaksız bir ölümsüzlüğün büyüsüne kapılmaya delilik denebilir.

gerçek bir hediyenin karşılığını ödemek mümkün değildir. yürekten verilen bir şeyin ne dengi olabilir ne de ona paha biçilebilir.

nereye bakması gerektiğini bilenler için daima servet edinmeye giden bir yol vardır.

büyük bir kral daima dünyanın harikalarına sahip olmayı ister.

hepimiz geçmişte verdiğimiz yanlış bir kararı düzeltmenin hayalini kurmuşuzdur ama tanrı bile olmuş olanı değiştiremez.

efendilerin her şeye sahip olduğu ve serflerin hiçbir şeye sahip olmadığı bir dünyada düşleriniz gerçekleşemez.

umursanan isyanlar büyür, umursanmayanlar silinip yok olur.

bir kocayla karısı arasında aşk olmadığını herkes bilir.

iki erkeği birbirine yaklaştırmak ve geçmişteki anlaşmazlıklarını unutmalarını sağlamak için dayanışma gerektiren işlerden, birlikte bir tehlikeyle yüzleşip üstesinden gelmekten daha iyi bir şey yoktur. böyle zamanlarda anlaşılır insanların isteklerinden doğan anlaşmazlıkların ne kadar aptalca olduğu. çünkü hiçbir şey doğanın kötülükleriyle yarışamaz; doğanın iradesi olmayabilir ama yok etmek için çılgınca bir içgüdüye sahip olması fazlasıyla kapatır bu açığını. bu anlamda doğa ve kadın birbirlerine benzerler ve en büyük tehlikeleri de güzellikleriyle bizi silahsız, savunmasız bırakmalarındadır.

bu dünyada onur ve şan'ın yerini tutabilecek hiçbir zenginlik yoktur.

sapkınlık bizim imanımızın her türlü zengin ve çeşitli ruhani saiklerini kendi içinde toplar ve tekrarlar, imanı asla reddetmez, aksine çoğaltır, var olmak ve ikna etmek için muhteşem fırsatlara sahiptir.

büyük düzensizlikler büyük düzenleri doğurur.

yalnızca kendi gücüne dayanan bir kişi daha baştan mağlup olmuş demektir. bir kez sahip olup harcadığı şeyi aramakla geçirir hayatını, bulduğu zaman ise yeniden arayışın içinde tüketir kendini.

yeniden yaratma gücü tüketme gücünden çok daha engindir. çünkü ölen her şeyin yerine üç tane yenisi doğar.

iki insanın karşı karşıya gelişiyle ilgili meselelerde, ihtirasın iradesi ya da iradenin ihtirası yanında kaderin ve geleneklerin rolleri pek bir şey ifade etmez. bu yüzden de akıl yoluyla elde edilmiş kusursuz simetriler asla hayal gücünün ideallerine baskın çıkmaz, aksine tehlikeli akılsızlığın hızla genişleyen istilasına teslim olurlar. insanın mükemmelliğe ulaşması için iki kişi olması gerekir ama çok geçmeden rastlantısal bir üçüncü çıkar, ikili dengede yer edinmek ister ki tek amacı o dengeyi yok etmektir.

fakat kusursuz düzen kusursuz dehşetin belirtisidir. doğa bu düzeni reddeder, özgürlük güvencesinin çoklu düzensizliğiyle yürümeyi tercih eder.

bırakalım diğerleri açık seçik görünen tarihsel olayları yazsınlar: savaşlar ve barışlar, miras kavgaları, iktidarın tek elde toplanması ya da dağılması, devletler arası ihtilaf; bizi insanlıktan çıkaran toprak hırsı; sen, masalların dostu, sen tutkuların tarihini yazmalısın çünkü o olmadan paranın, emeğin ve iktidarın tarihi anlaşılamaz.

vahşet güçten doğar, güç zevki getirir, zevk biçimlere döner, biçimler nihayet sertleşir, soğur, bozulur ve ölür. ölüm de çemberi yeniden başlatan vahşettir.

görünür bir baş olmadan gövde dağılıp gitmeye mahkumdur.

başvurulabilecek daha üst bir makam olmazsa köpekler gibi birbirimize düşeriz.

insan dünyanın şanı şerefi, alaya alınışı ve muammasıdır. dünya ise ya insanın şanının ya da alaya alınışının çözülemez muammasıdır.

yaşamı boyunca sessizlik nedir bilmemiş olan insan sessizlikten korkar. gecenin dehşeti, karanlığından çok sessizliğinde yatar. esiri mutsuz eden zindan değil, özgürlüğün çınlayan ritminin eksikliğidir.

yaşlı adamlar yararsızdır. hep yerler ama hiç çalışmazlar. yılanları bile zor yakalarlar. mümkün olduğunca çabuk ölmeleri gerekir. yaşlı bir adam ölümün gölgesidir ve bu dünya için gereksizdir.

asıl dehşet gecenin kalbinde yatar.

hayat ve ölüm arasında bellek dışında bir yazgı yoktur. dünyanın yazgısını bellek örer. insanlar yok olur, güneşler güneşleri izler. şehirler düşer. güç elden ele geçer. hükümdarlar düşer, ateş, kasırga ve saldırgan ormanın öfkesi altında yıkılan saraylarının taşları altında kalır. bir zaman biter ve diğeri başlar. yalnız bellek ölümü canlı tutar, ölmek zorunda olanlar bunu bilir.

belleğin sonu aslında dünyanın sonu demektir.

talihsizliklerle dolu uzun yıllar boyunca çabalayan, şurada burada yalnızca birkaç saatlik mutluluklar yakalamaya çalışan insanların hayatları çekilmezdir. ölümün ne zaman ya da nasıl geleceğini bilmeden yaşamak korkunç bir şeydir. ne de olsa ölüm kaçınılmazdır, ne zaman geleceğini bilemezler; bu yüzden öfke ve korkuyla yaşarlar.

mucizevi olan istisnai olandır. korunması gerekir. yalnızca eşsiz bir anın kusursuzluğu koruyabilir onu. o kusursuzluk ölümdür.

hiçbir şey ölmez, hiçbir şey tamamen yok olmaz, ne ruh ne de madde.

cicero: basiret hem iyi hem kötü olanın ve ne iyi ne kötü olanın bilgisidir. şu kısımlardan oluşur: bellek, akıl, öngörü ya da önsezi. zihin bellek kabiliyeti sayesinde ne olduğunu hatırlar akıl olanı doğrular. öngörü ya da önsezi bir şey olmadan önce zihnin onu bilmesini sağlar.

aquino'lu aziz thomas: nihil potest homo intelligere sine phantasmate. imgeler olmadan insan hiçbir şey anlayamaz. ve görüntüler hayaletlerdir.

hayat bir şeyle başka bir şey arasında sonsuz sayıda seçimlerden ibarettir, hiç bitmeyen bir seçim ama biz öyle olduğuna inansak bile asla özgürce karar veremeyiz. seçimlerimiz bize başkalarının, yani tanrıların, hakimlerin, hükümdarların, kölelerin, babaların, anaların, çocukların dayattığı koşullarla belirlenir.

soylu bir efendinin serüvenlerine başarı, alt tabakadan bir adamın serüvenlerine günah derler.

eğer ruhuna dokunamazlarsa tüm dünya bile yaralayamaz seni çünkü yalnız kendi ruhu tarafından yaralanabilir insan.

inayet paylaşılan bilgidir. kimse onu kendisine saklayamaz. gerçek yaratı paylaşılan bilgidir, daima kırılgandır, pek çok arzu, hata, neşe, korku, beklenmedik kayıp ve ani keşifler tarafından muhafaza edilir.

akıl -ki ne ağır işler ne de üşengeçtir- bize der ki olağanüstü şeyler sırf tekrar ettikleri için olağanlaşabilir, gayet alışıldık ve sıradan olduğu düşünülen şeyler ise kısa süreliğine bile terk edilip yeniden başlasa kıyamet alameti sayılabilir: yerde sürünmek, posta güvercinleri uçurmak, çiğ geyik eti yemek, akbabalar beslenirken temizleme işlevlerini yerine getirsin de doğal döngüyü tamamlasın diye tapınak tepelerine insan ölüleri bırakmak.

küçük adamlar darağaçlarının, teşhir direklerinin, gergilerin, zulüm görenlerin gözyaşlarından doğarlar.

tarih kendini tekrarlar; budur tarihin hem komedisi, hem de suçu. insan hiçbir şey öğrenmez. zaman değişir, mekân değişir, isimler değişir ama tutkular aynı kalır.

insanlar hayal etmeyi, hatırlamayı, yazmayı bıraktığı zaman dünya eriyip gider. zaman insanın icadıdır. örümcek, şahin ya da dişi kurt için zaman yoktur.

artık hatırlamıyordum; biliyordum; bir yandan da şükrediyordum insanların kendilerini bekleyen tek kesin sonun özgürlüklerini ya da hayatlarını kaybetmek olduğunu içten içe bilmelerine rağmen yaşayıp gitmelerini sağlayan cehalete. eninde sonunda başımıza geleceklerin ne olduğunu biliriz. tek bilmediğimiz şey hangi koşullarda ya da ne zaman onlarla yüzleşeceğimizdir. acı verici kaderimizin bize çektirdiklerini bu yolla hafiflettiği için tanrı'ya övgüler olsun.

10.09.2021

sevgi

carlos fuentes

bütün yaptıklarından sonra, hâlâ sevgiyi hak ettiğine inanabiliyor musun? yaşam kuralının değişebileceğini ve sahip olduğun her şeyin yanı sıra bir de sevgiye sahip olabileceğini mi sanıyorsun? saflığını bir dünyada yitirmişsin, bir başka dünyada onu yeniden elde etmeyi bekleyemezsin.

belki içinde sevginin yeşerdiği bir bahçen vardı bir zamanlar. benim de vardı, minik cennetimdi o benim. ama artık ikimiz de yitirdik. o bahçeyi anımsamaya çalış; çünkü kendi yaptıkların yüzünden bir daha bulmamak üzere yitirdiğin şeyi bende hiç bulamayacaksın.

nereden geldiğini ya da ne yaptığını bilmiyorum. bildiğim tek şey, sonradan senin bende yok ettiğin şeyleri, yani düşleri, saflığı, senin de beni tanımadan önce yitirmiş olduğundur. bir daha ikimiz de eskisi gibi olamayız.

22.02.2016

bellek

carlos fuentes

belleğimiz olmasa hepimiz katil olabiliriz. bellek bize hatırlatıyor: kabil. yuatepec kaplanı. caryl chessman. dr. crippen. goyito cardenas. ama sırf bellek yüzünden seni kendime yar edemem diyemezsiniz cürme.

insanların doğru olduğunu düşündüğü şeyleri değil, kendi istediğim şeyleri yapsam bile kimsenin beni şerefsizliğime ya da erdemlerime göre yargılamaya hakkı yok diyebilmesini isterim angel'in.

doğru olanın doğru olanı değil, istediğimizi yapmak olduğu bir dünya isterim; o zaman istediğimizi yapmak doğru olur.

12.03.2013

kutsal bölge

carlos fuentes

dünyanın gizemi, görünmeyen değil, görünendir.

aptallık, güzelliği daima muhafaza eder. kırışıklıkları önler; salaklık, idollerimizi düşüncenin hasarlarından koruyan ilahi bir kozmetiktir.

hayal edilen, yaşanandan her zaman daha iyidir.

korkunun, mutluluğumuzun doruk noktası olabilen bir teslimiyete dönüştüğü an, baş edecek hiçbir şey kalmamıştır.

her şey göründüğünden daha fazla olmalı; yoksa hayat hiç eğlenceli olmazdı.

jean-luc godard: bir yüzün resmini çekmek bir ruhun resmini çekmektir.

bir kitap bizi bir anlama götürmez; bir kitap vardır. bir kitap, içinde kendimizi görmemiz için yapılmaz. sadece bir kitaptır, bize son derece kayıtsız. asla daha fazlasını bilmeyeceğim. dünyanın gizemi görünendir.

samimiyet, ikiyüzlülüğün en az açık halidir.

bugün yok olmaya başlamak için var. dün dayanılabilir ve baştan çıkarıcıydı: bir sır. bugün dayanılmaz ve iğrenç: bir gerçek.

bir köpek şaşırmadan ölmeyi bilir.

dünyada insan bin tane farklı şey olabilir. kişi bir insan olmayı bırakıp yeni bir bilgiye açılabilir. bir insanın, çok kısa bir zamanda, sadece tuhaf ve geçmiş bir niyet olabileceğini bilmek. bomarzo'nun hala bir hiç olan yaratıkları, her şeye rağmen bizi bekleyen diğer gerçeklerin bulanık, kusurlu, yorgun bir ilanıdır. siyahlar giymiş, kolumdan sarkan bir şemsiyeyle, hayalet olmak isteyerek yürüyorum.

bizi bir araya getiren her şey öldürür bizi. bizi ayıran her şey yaşatır bizi: aşk mesafe ve ayrılıktır.

adını söyleyen acı, acı olmaktan çıkar.

insan her şeye alışıyor. yalnızlığa. aşka. ölüme. kayıtsızlığa. bütün yaptığımız bizi hayatta tutan tek şeyden şikayet etmek: alışkanlık, hüsran. kendimize yeterli değiliz. neredeyse hiç kimse. neredeyse.

29.11.2012

uzun lafın kısası

antonio gramsci: eskinin çürüyüp yok olduğu, yeninin ise bir türlü ortaya çıkamadığı bir değersizleşme, bir çürüme, bir nihilizm dönemi yaşıyoruz.

mine söğüt: hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur.

carlos fuentes: eğitim olmadan ne ilerleme ne de mutluluk olur; onun olmadığı yerde çürüme, barbarlık ve utanç vardır.

dragan babic: bir kızla bir arada olduğunda, kız yalnızca senin onun vücuduyla ilgili şeyler zırvalamanı tercih eder.

francesco sorti/rita monaldi: en korkunç düşman iki kulağımızın arasında uyuyandır.

herakleitos: insan ruhu bir uzak ülkedir ki ulaşılmaz, keşfe çıkılamaz.

john fowles: toplumun şansı kontrol altına almak için kullandığı yollardan biri de -kölelerinin seçme özgürlüğünü önlemek adına- geçmişin şimdiden daha asil olduğunu söylemektir.

lawrence durrell: din, tanınmayacak derecede yozlaştırılmış sanattan başka bir şey değildir.

paul lafargue: çağımız, çalışma yüzyılıdır, diyorlar; aslında acının, yoksulluğun, kokuşmuşluğun yüzyılıdır.

albert camus: hepimiz zindanlarımızı, cinayetlerimizi, yıkımlarımızı kendi içimizde taşırız.

seneca: hiç kimse bir maskeyi uzun süre taşıyamaz. rol yapma, çok geçmeden asıl doğasına döner.

thomas more: bazen yapacak bir şey kalmadığında zorunluluk sizi cesur kılar.

31.05.2012

uzun lafın kısası

albert camus: terör, kin dolu yalnızların insan kardeşliğine sundukları saygıdır.

moliere: bol yemekli sofralar birer cinayet sofrasıdır.

carlos fuentes: bir insanın dikkatleri kendisine çekmesinin en iyi yolu, yokluğuna dikkat çekmektir.

diogenes laertios: bayağı insanların tanrılarına inanmamak kutsala saygısızlık değil; tanrıları, bayağı insanların düşünceleriyle nitelemek kutsala saygısızlıktır.

francis bacon: talih bir pazara benzer. insan biraz beklemeyi bilirse, çoğunlukla fiyatlar düşer.

sokrates: ruhunun iyi olup olmadığını anlamak isteyen bir adamda bulunması gereken üç özellik vardır: bilgi, iyi niyet ve açıksözlülük.

lenin: sonunda devlet gücünü artırmamış bir devrim örneği yoktur.

herbert spencer: bütün tartışmalara karşı kanıt olan ve insanı sonsuz cehalette bırakmaktan vazgeçmeyen, tüm bilgilere engel oluşturan bir prensip vardır. bu, araştırmadan önceki yargıdır.

jorge amado: bir filozof için bir hayat kadınının evinden daha iyi yaşanacak yer var mı?

simone weil: kaba kuvvetle ilişkiye maruz bırakılan her şey alçalır. darbeyi indiren de darbeyi yiyen de aynı kirlenmeyi yaşar.

pauline melville: gerçek benlik yalnızca ölümde kendini gösterir.

tolstoy: eylemlerimizin kaynağı kim ne derse desin, kişisel mutluluğumuzdur. bizi harekete geçiren kişisel mutluluğumuzdur.

4.04.2012

artemio cruz'un ölümü

carlos fuentes

gerçek güç, her zaman başkaldırandan doğar.

stendhal: ne yapabileceğimi ben, sadece ben bilirim. başkaları için ise ancak bir belkiyim.

kan dökülmedikçe ve ölüm olmadıkça umutsuzluğa düşüyoruz; sanki ancak idam mangaları ve ölümle kuşatıldığımız zaman yaşadığımızı anlıyoruz.

bizim yaşamımızı uzatan başkalarının ölümüdür.

montaigne: ölümü önceden tasarlamak, özgürlüğü önceden tasarlamaktır.

alınyazısı her zaman meleklerin gölgesinde yazılmaz.

acıyı bilmek gücümüzü kırar; bizim farkımıza bile varmayan acının farkına vardığımız anda onun kurbanı oluruz.

hepimizin kendi yaşamımızı sürdürebilmek için yaşamımızı gören ve bilen birine ihtiyacı vardır.

zenginliklere sahip oldu mu her şeye sahip olduğunu sanan insanı anısı ne acıdır!

bütün yaptıklarından sonra, hala sevgiyi hak ettiğine inanabiliyor musun? yaşam kuralının değişebileceğini ve sahip olduğun her şeyin yanı sıra bir de sevgiye sahip olabileceğini mi sanıyorsun? saflığını bir dünyada yitirmişsin, bir başka dünyada onu yeniden elde etmeyi bekleyemezsin. belki içinde sevginin yeşerdiği bir bahçen vardı bir zamanlar. benim de vardı, minik cennetimdi o benim. ama artık ikimiz de yitirdik. o bahçeyi anımsamaya çalış; çünkü kendi yaptıkların yüzünden bir daha bulmamak üzere yitirdiğin şeyi bende hiç bulamayacaksın. nereden geldiğini ya da ne yaptığını bilmiyorum. bildiğim tek şey, sonradan senin bende yok ettiğin şeyleri, yani düşleri, saflığı, senin de beni tanımadan önce yitirmiş olduğundur. bir daha ikimiz de eskisi gibi olamayız.

insan ancak bir başkasının bakışını ve okşayışını kabullenebildiği oranda kendisini bırakabilir, kendi bedeninden uzaklaşabilir.

ey ömürsüz güzellik, yirmi yıl sonra senden geriye ne kalacak?

31.01.2012

uzun lafın kısası

carlos fuentes: bütün devrimler bireysel bilinçte başlar. bütün öteki şeyler oradan kaynaklanır.

aristoteles: felsefede, politikada, edebiyatta ya da sanatlarda olağanüstü olan tüm insanlar melankoliktirler.

thomas hardy: kadınları yola getirmek için esaretten, sağır bir işkence ustasından iyi ilaç yoktur.

herman melville: her tür ölüm saçan aletin icadında gösterdiğimiz şeytani beceri, savaşırken gösterdiğimiz kin duygusu ve bunların peşinden gelen sefalet ve yıkım bile, kendi başlarına medeni beyaz adamı yeryüzündeki en yırtıcı hayvan yapmaya yeter.

leyla erbil: insan anasının karanlık karnından bile mücadele ile kurtulur.

jorge amado: tutukevleri ve polisler bütün düzenlerde aynıdır ve hiç ayrımsız, hepsi aynı derecede rezildir. üniformalar sadece müzelik bir nesne oldukları zaman dünya gerçekten uygarlaşmış olacaktır.

montaigne: bir aileyi idare etmek bir devleti idare etmekten hiç de daha kolay değildir.

franz kafka: bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. işte varılması gereken yer o noktadır.

thomas carlyle: bilgin arttığı oranda, inanç yok olur.

thomas jefferson: suçlu bir insanın yasalara uyulmadan cezalandırılması, o suçlunun kaçmasından bile daha tehlikelidir.

doris lessing: yaşamın temelinde adaletsizlik ve acımasızlık vardır.

thales: akıllı düşünceyi gösteren çok konuşmak değildir, bir tek bilgeliği ara, bir tek onuru seç; böylece geveze insanların kesilmek bilmeyen seslerini kısacaksın.

31.12.2011

uzun lafın kısası

carlos fuentes: gerçek güç, her zaman başkaldırandan doğar.

edip cansever: bizlere dadanan her yakıcı umutsuzluk, her küstah acı; bir güzelliğe, bir yaşama direncine dönmek zorundadır. anlam da bizde, anlamsızlık da.

süheyla acar: şehirlerin yüzü, içinde yaşayan insanların yüzlerine benzer.

hermann hesse: bir çiçeğin yaprağı ya da yol üzerindeki küçük bir solucan bir kitaplıktaki kitapların tümünden daha çok şey söyler insana, kendisinde daha büyük bir hazine barındırır.

albert memmi: insan koşulsuz biçimde kendi yakınlarıyla dayanışma içindeyse, adalete ihanet eder; koşulsuz biçimde adalete saygı duyarsa, er geç kendi yakınlarına ihanet eder.

liam o'flaherty: soylu ve güzel ne varsa, özgür ve katıksız bir hayat sürdürme arayışından doğar.

arundhati roy: her şey bir günde değişebilir. herkesin başına her şey gelebilir. en iyisi hazırlıklı olmaktır.

montaigne: şiirin orta hallisi ya da kötüsü için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir; ama iyisi, yükseği, olağanüstüsü aklın kurallarını aşar.

paulo coelho: her zaman yeni bir başlangıç yapmak mümkündür.

tomris uyar: türkiye'de ne iyi ne kötü bir şey yapılıyor. her şey ortalama. onun için de yüzleşme ihtiyacı vermiyor insana. çünkü zaten kötü değil, zaten iyi değil.

shakespeare: kendini övüp de akıllı olan kişi yirmide bir çıkmaz.

thomas mcguane: salakça şeyler yaparak insanların dikkatini çekmenizin mesleki açıdan uzun vadede tehlikesi, eninde sonunda kendinizin de bir bilet almak zorunda kalmanızdır.

31.10.2011

uzun lafın kısası

carlos fuentes: kapitalizm varsa çürüme de vardır.

montaigne: dünyanın en yüksek tahtına da çıksak, yine kendi kıçımızla oturacağız.

hermann hesse: haz denilen şey sürüp gitmez, seni yine çöl ortasında bırakıverir.

arthur cravan: çok yakında sokaklarda sadece sanatçıları göreceğiz ve artık sıradan insan bulmakta güçlük çekeceğiz.

talat sait halman: müziği baştacı etmeyen toplumlar, yaygaraya mahkum kalır.

lucretius: tüm dinler aynı ölçüde, cahiller için görkemli, siyasetçiler için kullanışlı ve filozoflar için gülünçtür.

paulo freire: mücadele, insanların, başkalarınca mahvedilmiş olduklarını görmeleriyle başlar.

sigmund freud: bazı bilinmeyen sinir sistemi bozukluklarının histerik semptomlara yol açması durumunda olay her zaman cinsel bir şeydir. her zaman.. her zaman..

alberto moravia: herkes kendi cennetini başkalarının cehennemine koyar.

tarık buğra: iyi yetişmemiş insanların ülkesinde düzen bir bozuldu mu, mağara devri, taş devri hortluyor.

thrasymakhos: doğru olmayan doğru olandan daha iyi yaşar.

dragan babic: insan, bir mahkumun başını soktuğu bir barınak olarak kabul ettiği ve dışarıya oranla daha rahat ettiği hücresine bağlandığı gibi, neden hayata bağlanır ki?

29.09.2011

uzun lafın kısası

alberto manguel: okumak, yaratıcı etkinliklerin en insani olanıdır.

carlos fuentes: iyilikler oturduğu yerde oturur, kötülük dünyayı dolaşır.

franz kafka: gerçek söz konusuysa, yüce ruhlu insan nezaketi bir kenara bırakır.

dragan babic: herkes paraya, güce, benzer bir görünüme, düşünce konformizmine, sözün kısası, taşıması son derece kolay olan tam bir standartlaşmaya yönelmiş. benzer olanın demokrasisine.

hermann hesse: ermişlik mertebesine götüren en kestirme yollardan biri de günahkarlıktır.

şükrü erbaş: dağıstan'da avarlar, hayatını istediği gibi yaşayamamış insanların mezar taşlarına "100 yaşına kadar yaşadı ama dünyaya gelmedi." diye yazarlarmış.

st. simon: ebediyete giden yol tımarhaneden geçer.

louis lavelle: başkasının kişisel yaşamı, ancak o kişiyi sevmeye başladığımızda bize kendini gösterir.

montaigne: nazlı bir hava, birini kırma korkusu, dostluğa rahat nefes aldırmaz.

paulo coelho: olağanüstü deneyimler yaşarız ve aradan daha iki saat geçmeden bunların sadece hayal ürünü olduğuna kendimizi inandırmaya çalışırız.

trevanian: aşk dediğin şeyin yeri insanın kalbi değil, kasıklarıdır.

sigmund freud: başka hiçbir zaman sevdiğimiz zamanki kadar acıya karşı savunmasız olmayız; başka hiçbir zaman sevdiğimiz nesneyi veya sevgisini kaybettiğimiz zamanki kadar çaresizce mutsuz olmayız.

14.09.2010

doğmamış kristof

carlos fuentes

eğitim olmadan ne ilerleme ne de mutluluk olur; onun olmadığı yerde çürüme, barbarlık ve utanç vardır.

yas insanın dışına kuşandığı bir şeydir.

ben kendimin heykeltıraşıyım; canlı, ıslak, kolay şekillenen malzemelerle kendimi içeriden şekillendiriyorum, çekiçlerimin ve keskilerimin sahip olduğu desenin mükemmelliği daha önce hangi sanatçıya nasip olmuş? asla tekrarlanmayacağım.

iyilikler oturduğu yerde oturur, kötülük dünyayı dolaşır.

bu ülkedeki tek deha hayatta kalmaktır.

herkes tamı tamına senin benim istediğim şeyleri ister: güç, seks, para. ama aynı ölçüde değil.

karl marx: bütün geçmiş nesillerin gelenekleri bir karabasan gibi şimdi yaşamakta olanların beyinlerine çöker.

simgenin mantığı deneyi açıklamaz; deneyin ta kendisidir. dil olgudur ve olgunun incelenmesi doğasını değiştirir.

kapitalizm varsa çürüme de vardır.

kadercilik bile özgür olmanın bir yoludur. bazen irademiz yeterli olmaz, bazı işlerin yok yere sarpa sarabileceğini bilmek lazım. yoksa özgür olamayız. aldanmış oluruz.

şevk acının tohumudur; çünkü acı şevkin tohumudur.

meksika'da her şeyi yapabilirsiniz; yeter ki suçu başkasına atın.

seyahat ufuk açıcıdır ama insanı kabız eder.

denis diderot: her şey daimi bir akıntıdır. evrenin görüntüsü sadece geçici bir geometri sunar, anlık bir düzen.

şehir tutkunun ve hareketin şiiridir; sükunet bu şiirin bir parçasıdır; nadiren görülür, kesindir, ondan korkmakla kılık değiştirmiş ölümden korkarız.

kollarım bacaklarımdan daha uzun; aslında dokunmak, okşamak, sarılmak istiyorum; koşmak istemiyorum: nereye giderim? buradan daha iyi bir yer olabilir mi? dışarısı hakkında öğrendiklerimin hangisi buradan iyi? ne de olsa insanın evi kendisini astığı yerdir.

babam ölmek ne kadar zor diyor.
annem özgür olmak ne kadar zor diyor.

belleğimiz olmasa hepimiz katil olabiliriz. bellek bize hatırlatıyor: kabil. yuatepec kaplanı. caryl chessman. dr. crippen. goyito cardenas. ama sırf bellek yüzünden seni kendime yar edemem diyemezsiniz cürme. insanların doğru olduğunu düşündüğü şeyleri değil, kendi istediğim şeyleri yapsam bile kimsenin beni şerefsizliğime ya da erdemlerime göre yargılamaya hakkı yok diyebilmesini isterim angel'in. doğru olanın doğru olanı değil, istediğimizi yapmak olduğu bir dünya isterim; o zaman istediğimizi yapmak doğru olur.

altmış dördüne basınca
yine sarılacak mısın
yine bakacak mısın bana (paul mccartney)

kamu hizmeti iktidarı elinde bulundurmayı haklı çıkaran tek şeydir.

seks gibi iktidar da sadece haklı çıkarmak gerekmediğinde zevk verir.

şairin dediği gibi, bazıları yokluk içinde sürünürken bazılarının aşırı serveti olmamalıdır.

meksika'nın tepesine çıkabilmek için benim kurallarımı dinle. bir, en büyük tutkun mutlaka para olmalı. diğerleri özel tutkulardır, kişisel hayatın da seni ilgilendirir. en iyi ve zekileri kullan. ama onlara asla onları ne için kullandığını söyleme. fazla konuşma. çok düşün. unutma, güce sahip olan sadece o gücü istiyorsa büyüktür. ama büyük olmak zengin olmanı engelliyorsa o zaman zengin olmayı büyük olmaya tercih etmelisin. esas mesele hem parayı hem gücü elinde bulundurmaktır, yine de paran olmayıp da gücünün olmasındansa gücün olmayıp da paranın olması daha iyidir; çünkü para güçtür; daha fazlasına ihtiyaç duymazsın. meksika'da sahtekar olmak kötü bir şey değildir; kötü olan, yeterince büyük bir sahtekar olamamaktır. aklının bir köşesine yaz, kamu fonlarının yönetiminde ahlaksızlığa izin verilemeyeceğini rapor etmişsen senden önceki yönetimden birkaç salağı mutlaka kodese gönder. bu ülkede senden öncekilerinin günahlarından istifade etmek için mesainin yarısını harcayabilirsin. öteki yarısında suçlamalara karşı hazırlanman gerekir.

sadece hatalar mucizeleri olanaklı kılar.

en iyisi ensest; ama aileden dışarı sızdırmamak lazım.

kendi görüş alanımızı tamamlamak için başkalarının görüş alanına muhtacız; tek göz, yarım ağız, yarım yüz, yarım beyiniz; öteki ben'dir; çünkü beni tamamlıyor.

melodram mizahsız komedidir.

kader her türlü mantıktan daha inanılmazdır, talihin kendisinden daha pezevenktir, her bireysel hayattan daha geniştir.

neden bulmak zorundayım ki seni
hiç kaybetmemişken (gabriel garcia marquez)

gözlemci sistemde istikrarsızlık yaratır; çünkü kendini belli bir bakış açısından soyutlayamaz; bu yüzden de gözlemci ve bakış açısı sistemin bir parçasıdır; yine bu yüzden hiçbir ideal sistem yoktur; çünkü gözlemci sayısı kadar bakış açısı vardır ve her biri değişik bir şey görür; gerçek kısmidir; çünkü bilinç kısmidir; görelilik dışında evrensel bir şey yoktur, dünya henüz bitmemiştir; çünkü onu gözlemleyen insanlar bitmemiştir ve zapt edilmez; uçucu, sürekli hareket halindeki hakikat, bu dünyadaki bütün keyfi duruşları ve her bireyin göreli hareketlerini dikkate alan hakikattir.

insanın kendini tamamlama arzusu ötekini fetheder, onu değiştirir, onu kendisinin yapar.

bir çakal ezilenler kadar ezenlere de saldırabilir. dayak yerine müzikle eğitin yeter. dağların ardında, kimsenin göremeyeceği yerlerde gizlenen insanlara böyle söylüyor, onlara yemek verin, sizden korkmasınlar, onlara otomatik pikaplık yapın, böylece sizden korkmazlar, sonra onları kasabaya götürün arabalara da alışsınlar, limanın sesine alıştırın onları, turistlerin kokusuna, sonra günün birinde bir otel lobisine salıverin birini, bakın bakalım neler oluyor..

henri bergson: beden kendi temsilimizin sürekli olarak yeniden doğan parçasıdır.

meksika vatandaşları: sanayileşin! daha uzun yaşamasanız bile daha iyi yaşarsınız.

insanlar birbirleri üzerinde tahakküm kurmadan birbirlerini sevebilirler mi? birbirlerinin anasını bellemeden sevişemezler mi? babamın aşkı olduğu ve inandığı şeyin sınırları içinde: annemi istediği bir şeyin bir parçası olarak seviyor: bir düzenin. hiçbir düzenin bütünüyle yeterli olmayacağını da biliyor. öte yandan annem aşk aşık; ama aşkın sadece aşkı aramak olduğunu gayet iyi biliyor. birbirlerini nasıl anlayabilirler? annem ona haklı olduğunu kanıtlıyor; eğer erdem aşksa ve aşk da aşkı aramaksa hiçbir düzen yeterli değildir. babam ona kendisinin haklı olduğunu kanıtlıyor; aşk kurulu bir düzenin parçası olamaz, düzeni sorgular, düzeni aşar ve dudakların dudaklara her değişinde, bir elin sanki kendisininmiş gibi bir başkasının cinsiyetine her uzanışında düzeni dönüştürür; tahakküm başlamıştır, siz kadınların suçu üretmesi kaçınılmazdır, bizi mahkum edersiniz, biz de kendimizi suçlu hissederiz, orospular bizim suçu kabul ettiğimizi görmeden rahat etmezler, işte bu yüzden bugün suçu üzerine almanı istemiyorum, böylece kendimi asla suçlu hissettirmeyeceksin bana, böyle sürsün, sevgilim, tarihteki ilk mutlu çift olalım.

10.01.2009

sefer

carlos fuentes

bir insanın dikkatleri kendisine çekmesinin en iyi yolu yokluğuna dikkat çekmektir.

insanlar özgür doğarlar; ama her yerde zincire vurulurlar.

bütün devrimler bireysel bilinçte başlar. bütün öteki şeyler oradan kaynaklanır.

özgür bir insanın sorumluluk duygusu, özgürlüğe inanmayan kişilerle işbirliği yapmasına izin vermez.

yeryüzünde kendimi yabancı bir gezegendeymiş gibi hissediyorum.

hiçbir şey eskisi gibi olamaz. biz köleler düne göre bugün daha çok köleyiz, daha yoksuluz, daha çok horlanıyoruz. efendiler daha küstah, daha acımasız, daha duyarsız.

adaletin amacı evrensel mutluluk değildir. ödüllendirilen işi mutlu olsun diye cezalandırılan kişi acı çeker. kural budur.

tek bir kötü kullanıma, ayrıcalığa son vermiş olmak bile devrimi haklı çıkarmaya yeter.

barış zamanı oğullar babaları gömer, savaş zamanı babalar oğulları.

insan ya gerçekten aptaldır ya da gerçekten akıllı.

düşüncelerini sınamak ve güçlendirmek için seninle çelişen şeyi destekle.

zaman mucizeler yaratıyor.

voltaire: aklın ışığı derece derece azalır.

ayrıcalık nessos'un gömleği gibidir; o gömleği parçalarken altındaki eti de parçalarsınız.

başkalarının ileri sürebileceği görüşleri dikkate almamak onları çok gücendiren bir şeydir.

yenilik adına yenilik çağdışılıktır.

değiştirmek istediğin toplum sana gerek kalmayacak kadar kusursuzlaştığı zaman kendini özgür hissedersin ancak.

karşılıksız aşk, aşkların en yoğunudur.

yeni dünyalar keşfetmek aşka yeni çiçekler sunmaktır.

birtakım şeyleri, sırası geldiğinde söylemek ya da yapmak üzere, hiç bilmeden bir kıyıda saklarız. onlar hep oradadırlar; ama bir bilmiyoruzdur ve şaşırırız.

tanrıya inanmak insanın hiç kaybetmeyeceği bir bahistir. tanrı varsa ben kazanırım. yoksa, zaten önemi yok.

senin özgürlüğünün içinde benim eşitliğimin yeri yoksa senin özgürlüğünden bana ne?

eşitlik olmadan bütün haklar bir masaldır.

yazılı olan gerçektir, biz de onun yazarlarıyız.

insan kişiliğindeki çelişkiler beni her zaman şaşırtacak.

biliyor musun, benim yaşadığım kasabada kör bir dilenci var, hep köpeğiyle dolaşırdı. bir gün köpek kaçtı ve adam görme gücüne kavuştu.

kötülük aklımızın sakladığı, düşünmek istemediği şeydir.

asıl günah, duyumsanan dünyayı manevi dünyadan ayırmaktır.

her şey yararsız, haince, gözdağı verici bir duruma geldiği zaman bizi birbirimize bağlayan tek şey sözdür. söz isa'nın son gerçekliğidir, aramızdaki uyanıklığıdır, bize gurura kapılmadan, "ben de o'nun gibiyim." deme olanağını veren şey..