polly toynbee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polly toynbee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.05.2022

din

ernest renan: deneyimler, mucizelerin istisnasız olarak, onlara inanılan dönemlerde, ülkelerde ve onlara inanmaya istekli insanların karşısında meydana geldiğini göstermektedir.

polly toynbee: iyi olan tek din can çekişen bir dindir. din sadece çokkültürlü, laik bir toplumun içinde, dünyevi gücünü tamamen yitirirse medeni bir hal alır. inançlılar sadece zayıf olduklarında hoşgörülü ve barışçıl insanlara dönüşürler. sadece o zaman din kültürel geleneklerin nazik bir tılsımına, tarih öncesi mucizelere ya da uzun süre önce ölmüş savaş kahramanlarına çok az bir inanç besleyerek gerçekleştirilen bir meditasyon biçimine dönüşür.

carl sagan: yaşam bu soluk kesici evrenin mucizelerine bir anlık bakıştan başka bir şey değildir ve bu kadar fazla insanın onun spiritüel fantezilerle boşa harcadığını görmek oldukça üzücü.

gustave flaubert: krallığım evren kadar büyük ve isteklerimin hiçbir sınırı yok. her zaman ileriye doğru giderek korku, şefkat, sevgi ve tanrı olmaksızın ruhları özgürleştirir ve dünyaları tartarım. benim adım, bilim.

robert g. ingersoll: bilimin umudu, insan ırkının mükemmelliğe ulaşmasıdır. dinin umudu ise birkaç kişinin kurtuluşu ve neredeyse herkesin lanetlenmesidir.

dan barker: gerçek, inanç gerektirmez. bilim adamları her pazar el ele tutuşup "evet, yer çekimi gerçek! inanacağım! güçlü olacağım! yukarı çıkan her şeyin aşağıya da ineceğine tüm kalbimle inanıyorum. amin!" diye şarkı söylemezler.

8.06.2018

din ve kadın

james frazer: erkekler tanrıları yaratır; kadınlar ise onlara tapınırlar.

h.l. mencken: katolik bir kadının matematiğe başvurarak gebe kalmayı önlemesi kurallarla pek bağdaşmasa da, fizik ve kimyaya başvurması yasaklanmıştır.

polly toynbee: kalemler keskinleştiriliyor: islam korkusu! böyle bir şey yok. ilkel orta doğu dinleri -ve diğerlerinin çoğu- birbirleriyle aynı. islam, hristiyanlık ve musevilik, kendilerini kadın bedenine duydukları tiksintiyle ifade ediyorlar.

wendell watters: cinsellik konusunda, kilisenin varlığını sürdürmesini garanti altına alan bir kural icat etmek amacıyla, ilk kurucular, kadın rahmini hristiyan bebekler dünyaya getiren bir fabrikaya dönüştürmek için ellerinden geleni yapmışlardır. bu yüzden mastürbasyona karşı da özel bir kınama geliştirmişlerdir. batı'daki hristiyan toplumu, mastürbasyonun tamamen yasaklandığı tek toplumdur. 

margaret sanger: eğer hristiyanlık genel ilerlemenin saatini bir yıl geriye aldıysa, kadınlar söz konusu olduğunda iki bin yıl geriye almıştır. 

amanda donohoe: çağlar boyunca kadın cinselliğine zulmetmiş bir erkek tanrıyı kucaklayamam. 

mark twain: incil, cadıların yaşamalarına izin verilmemesi gerektiğini emretmiştir. bu yüzden kilise, idam iplerini, işkence aletlerini ve meşalelerini bir araya getirmiş ve kutsal görevini hakkıyla yerine getirmeye koyulmuştur. dokuz yüzyıl boyunca gecesini gündüzünü bu işe harcamış ve cadı ordusundan oluşan kalabalığı hapsetmiş, onlara işkence etmiş, onları asmış ve yakmıştır. sonradan cadı diye bir şeyin var olmadığı ve hiç var olmamış olduğu keşfedilmiştir. insan bu duruma gülse mi ağlasa mı bilemez.

27.02.2010

uzun lafın kısası

cervantes: her şey satılır ve her şey satın alınır.

remarque: tam zamanında içilecek bir sigara, dünyanın bütün ideallerinden daha iyidir.

ivan illich: en iyi öğretmenler bile öğrencilerini okullaşmanın seremoni ve ritüelinin oluşturduğu gizli müfredattan koruyamazlar.

juli zeh: insan, oturduğu yerde değil, anlaşıldığı yerde evinde hisseder kendini.

polly toynbee: din iyi değildir, öldürür. insanların gerçekten ona inandığı yerde zehirleyici bir etkisi vardır. tanrı vergisi mutlak küstahlık ortaya çıktığında kan akar ve kadınlar zincire vurulur.

saint-exupery: sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.

peter atkins: hem entelektüel yönden dürüst davranıp hem de tanrılara inanabilmek mümkün değildir. tanrılara inanan birinin gerçek bir bilim adamı olması imkansızdır.

robert l. stevenson: şarap ve tütünün olmadığı bir yaşamda yapılabilecek tek şey ulumak, tepinmek ve kaçıp gitmektir.

gabriel garcia marquez: londra kilise meclisinin yirmi yedi yasasının yirmi yedisinin de içine sıçayım.

pythagoras: en iyiyi seç; alışkanlıkla hem kolay hem de sevimli duruma gelecektir.

ahmet hamdi tanpınar: insan neyi anlatabilir? insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? yıldızlar birbiriyle konuşabilir; insan insanla konuşamaz.

rana dasgupta: kendimizi kandırmayalım; iğrenç bir dünyada yaşıyoruz, her şey yalan.

7.12.2008

din

kenneth v. lanning: şeytan adına yapılanlardan çok daha fazla kanunsuzluk ve çocuk istismarı, tanrı'nın, isa'nın ve muhammed'in adına, dindar kişiler tarafından yapılmaktadır.

george eliot: çocukluğum derin acılar çekerek geçti -kolik, boğmaca öksürükleri; hayaletlerden, cehennemden ve şeytandan korkmak ve gökyüzündeki, çok fazla kuru üzümlü kek yediğimde bana sinirlenen bir tanrı.

harvey fierstein: katolik kilisesi, sadece taciz edilen çocukların ailelerine sus payı ödemek adına örtülü ödenekten para ayıran, kayıtlara geçmiş tek kurumdur.

george moore: kadınlar asla bir din icat etmemiştir; onlar bu çılgınlıkla lekelenmemişlerdir ve ahlakçı değillerdir.

polly toynbee: din iyi değildir, öldürür. insanların gerçekten ona inandığı yerde zehirleyici bir etkisi vardır. tanrı vergisi mutlak küstahlık ortaya çıktığında kan akar ve kadınlar zincire vurulur.

peter atkins: hem entelektüel yönden dürüst davranıp hem de tanrılara inanabilmek mümkün değildir. tanrılara inanan birinin gerçek bir bilim adamı olması imkansızdır.

adonis: dini kurumlar ve devletin uzun zaman önce birbirlerinden ayrıldığı ve cinsiyetler arası eşitliğin tamamen kabul edildiği ülkelerdeki kadınları hala başörtüsü takmak zorunda bırakan dini uygulamalar, sadece başörtüsü takan kadınların sahip olduğu zihniyeti açığa vurmakla kalmayıp erkeklerin, toplumun, hayatın bütününün gizlendiğini, mantığın ta kendisinin başörtüsüyle silikleştirildiğini gözler önüne serer.